HOME
FORUM
Account
Untitled Document
info   
  
Ziyaretci
38.107.179.243
Nickiniz:

Şifre:



Üyelikler:
Bügün: 0
Dün: 0
Bu Ay: 0
Bu Sene: 21
Tolam Üyeler: 387
Yeni Üyeler:
Online Üyeler:
  Ziyaretciler: 7
38.107.xxx.xxx
65.52.xxx.xx
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx

  Toplam Üyeler: 7
Site Saati:
May 20, 2012
09:24 pm EEST
Untitled Document
Gazete Başlıkları   
  
Gazete Başlıkları
Untitled Document
TEREKEME ALBÜM   
" /> " /> " /> " /> " /> " /> Garapapag.Com :: - Qaçaq Nebi Destanı
Main  •  FAQ  •  Search  •  User Groups  •  Profile  •  Members List  •  Private Messages
Arcade  •  Attachments  •  Buddy List  •  Ranks  •  Rules  •  Smilies List  •  Statistics  •  Staff


 
En Son Konu Ve Cevaplar   Next 6 >>  
 Forum   Yazar   Cevap   Son Mesaj 
Sitemiz Açılmıştır Hayırlı Olsun Duyurular ve Yardım admin 16 Sal Eyl 07, 2010 6:48 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Türklerle Yapılan Îlk Savaş İslam Tarihi ATAMAN 0 Sal Nis 03, 2012 10:32 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Hz Muhammet ve Siması İSLAM ATAMAN 10 Per Mar 29, 2012 11:23 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Casus Yazılım Bilim-Teknoloji-Bilgisayar ATAMAN 3 Pzr Oca 29, 2012 12:56 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Fransa'nın Cezayir ve Ruanda katliamları Kanlı Sayfalar ve İsyanlar ATAMAN 1 Per Arl 22, 2011 8:22 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Türk Pramitleri Gizemli Tarih ATAMAN 1 Per Ekm 20, 2011 12:07 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar

Qaçaq Nebi Destanı

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   Yazdırılabilir Sayfa    UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa -> FREE photo hosting by Garapapag.Com
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 754
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Pzr Ağu 24, 2008 5:26 pm Mesaj konusu: Qaçaq Nebi Destanı Alıntıyla Cevap Gönder

    Zengezur'un Mollu köyünde Rençper Alo'nun, karısı Gözel'den bir oğlu olur, adını Nebi koyarlar. Nebi on iki yaşına geldiğinde, komşu köyden Kerbelayî Mehemmed'in ya-nına çoban girer. Ancak, Kerbelayî onu oğlu gibi kabullenmekte ve ileride biricik kızı Gül-sabah'ı bu güzel çocukla evlendirmeyi dü-şünmektedir. Zaman geçer, kız da ergin yaşa gelir.
Bir gün, çevresiyle ziyaretgâha giden köyün zenginlerinden Mahmut hampa, Gül-sabah'ı da yanında götürür. Atını budağa bağ-lamışken, at ürker ve Gülsabah'a vurarak ölü-müne sebeb olur. Kerbelayî, " Ürkek atı budağa bağlamazlar" bunu bilmez misin, diye Mahmut hampaya kin tutar. Olaydan haberdar olan Nebi, Mahmut hampayı atından aşağı ala-rak döver, başını gözünü yarar.
Nebi, Kerbelayi'nin yanında kalmaya devam eder. Gel zaman, git zaman, Nebi, Xa-nah'nın kızı Hecer'e tutulur, Hecer de ona. Nebi Hecer'i istetir. Xanalı, beyler hampalar Nebi'den hoşlanmazlar, ona gün göstermezler diye vermezlenirse de, Kerbelayi Meh-memmed'i kuramaz ve razı olur. Ancak, ayni gün Mahmut hampa Hecer'i kardeşine is-temeye gelince, Xanlı korkusundan vazgeçer.
Nebi ile Hecer anlaşıp kaçarlar. Kerbelayi onlara toy yapar, Hecer'i babası ve kar-deşleriyle de başırtırır. Nebi, sert, dürüst, sö-
j
zünü sakınmayan ve zulme rıza göstermeyen bir delikanlıdır. Köylü onu sever, beyler, ham-palar çekinirler.
Mahmut hampa olanları unutmaz; bir gün Rus askerleri ile Alo'nun evine gelir. Alo has-tadır ve Xanalı ile kapıda oturmaktadır. İkisini de kırbaçlayarak kanlar içinde bırakır. Hecer karşı koyar, Nebi yetişir, Mahmut hampayı iyice döverler. Mahmut intikam için bekler, olur olmaz saldırır, beyleri, askerleri Nebi'nin üstüne sürer. Nebi bakar ki, burada rahat yok, Hecer'i alarak Mollu'dan uzaklaşmak ister. Kerbelayi Mehemmed'e düşüncesini açar ve "Ne qeder ömrüm var, bu haramzadelerle vu-ruşacağım" der. Kerbelayi onu, Boz atı ve ay-nalı tüfeğini vererek uğurlar. Hecer'le birlikte dağa çıkan Nebi bir mağarada yaşamaya baş-lar. Bir süre sonra ailelerini özleyerek, köy-lerine dönmeye karar verirler. Yolda ras-ladıkları köylülerden duyarlar ki, Mahmut hampanın adamlarından Eli bey, "Alo kişini meydanda ağaca bağlayıp, döğüp öldürdüler."
Nebi, Mahmut ve Eli beyi yakalayıp, ayni ağaca bağlar ve başlarına birer kurşun sıkar. Ambarlarını da boşaltıp fakirlere dağıtır. Bu olay üzerine Nebi'nin ünü yayılır, zulümden kaçanlar ona gelir, destesi büyür. Rus kuv-vetleri, beylerin güçleri de onu yakalamak üzere harekete geçerler. Nebi Hecer'le beraber dağa çıkmıştır.

Gazamatın1 Yandırılması
(Qacaq Nebi, Derleyen, Dr. Azad Nebiyev, Bakü-1989 , S.29-37)
Nöker-naip dağlara düşüp o tepe senin, bu dere menim Nebi'nin arxasmca gezip dolandıqça Nebi de gece-gündüz dağı-daşı gezir, kendlere çıxır, beylere, hampalara divan tutur, onların ta-xılını, otunu alıp kendlilere paylayırdı. Beyler Nebi'nin qorxusundan kendlilere deyip-toxunabilmirdi. Beylerle tokquşan, sözleşen ca-vanlar da yavaş yavaş dağlara çekilir, gelip Nebi'nin destesine qoşulurdular. Ayrı ayrı qaçaq desteleri de Nebi'nin başına toplaşmıştı. Nebi'nin sorağı yaxın uzak mahalları dolaşırdı.
Nebi qaçaq düşeni, Alo'nun ölümünden sonra bığ yeri yenice terlemiş balaca Mehdi'ni de iz-lemeye başladılar. Bir gün Mehdi de naçalnik? Ca-ferqulu beyle sözleşti3. İş toğmaq deyeneye çı-xanda Mehdi el attı naçalnikin tabancasına. Goburu ile qırıp qoydu cibine. Dedi indi iğitsense yaxm gel, beynim göye sovurum. Caferkulu xan da Nebi'nin qorxusundan Mehdi'ye söz deyebilmedi. Mahala hay düştü. Mehdi naçalniki terkisilâh edip. O günden Mehdi üçün derede, tepede, hendekde dezge* qurdular. Mehdi gördü yox, bele getse, bey-ler onu aradan götürecekler. Bir gün Nebi'ni ya-nma gelip dedi:
- Qardaş, daha men de sensiz Mollu'da qa-labilmirem. Gelim birbirimizi heyan olax. Bu bey-ler qanımıza ele susasıyplar ki, bele getse meni ara-nan götürecekler.
Beli, bele bele Nebi'nin destesi böyüyüp otuz qırx nefer oldu. Onların içerisinde Telli Qara, Tunç Veli, Şemmed Hesen Lele Gâvur, Basar Iğit, Qanlı Qoca el içerisinde ad çıxarmış qoçaqlardan idi. İndi onların Nebi'nin başına toplaşması da beylere bir derd olmuştu.
Goburnat5 Qaçaq Nebi'nin destesini qırmak üçün Zengezura iki yüz atlı göndermişti. Naçalnik Caferqulu bey başta olmaxla goburnat özü bu des-tenin üç aya qeder yox edilmesini, Qaçak Nebi'nin tutulup hökümete teslim edilmesini telep etmişti. Atlılar Görus naçalnikinin serencammda dağı-daşı elek-velek edir, ancak bir kes Nebi'ni gördüm demir.
Bir gün Qaçaq Nebi yene kendlere çıxmıştı. Camaatla görüşüp onların vaziyetinden hali olur-du. Nahçivan, Cebrayıl, Gorusun naçalnikleri de özlerinin yüz seçme atlısı ile Nebi'ni tutmak için Şotlanlı oylağmda pusquda durmuştu. Nebi geze-geze gelib Şotlanlı'ya çıxtı. Ama onu camaat ara-
1. hapisanenin 2. rusça müdür, komutan _ 3,-atışmak, sözdalaşı yapmak 4. tuzak 5. vali

sına çıxmağa qoymadılar. Düşmen atlılarının kend-de olduğunu bilen Nebi, uşaqları evlerde yeş-leştirib özü Qanlı Qoca ile Hekeri'ye yola düştü. Çünkü, üç gündü Mollu'ya yola salmıştı. Bir xeber-eter yox idi. Hecer ikicanlı olduğundan yaman ağrı çekirdi, Odur ki, Mehdi Hecer'i Gözel'in yanmda qoyup qayıtmalı idi. Vade tamam olmuştu, ama ne Hecer'den, ne de Mehdi'den xeber vardı. Nebi Şat-lanlı'dan yenice çıxmıştı ki, bir ekinciye rast geldi. Uzaxtan fikir verdiler gördüler ki, Gorus yolunun üstünde oturan ekinci neşe oxuyur. Sonra qulax verib gördüler yox, ekinci ağlayır. Özü de herden neşe zümzüme edir. Qanlı Qoca bir az ireli yeriyip qulax verdi. Gördü ekinci oxuyur:
Goburnat, naçalnik gelib saymadı, Düşmenin qanından içti doymadı Zalımdan qısası aldı, qoymadı Ağlaram haline ay Qaçaq Nebi,
Arvadı özünden ay qoçaq Nebi. Yağılar elinden düşüptü qaçaq Kardaşı Mehdi'dir özünden qoçaq Ağalar elinden oluptu naçar
Ağlaram haline ay Qaçaq Nebi Arvadı özünden ay qoçaq Nebi. Dağ çektin koxaya, hampaya, xana Derdine analar ağlaya, yana
Cemi iğitlerin gire meydana Ağlaram haline ay Qaçaq Nebi Arvadı özünden ay qoçaq Nebi.
Qanlı Qoca bir göz kırpımmdan ekincinin ba-şının üstünü aldı. Soruştu ki, ay kişi, ne olup bele yanıqlı yanıqlı oxuyup ağlayırsan. Qoca dedi:
- Heç ne. Qerip oğlum yadıma düşüp. Men de ağlayıp üreyimi boşaldıram.
Qanlı Qoca gördü ekinci qorxur, odur ki, özünü nişan verdi:
- Gorxma, biz bey, naçalnik-zad deyilik, Nebi'nin adamlarındanık.
Bele deyende ele bir kişinin kirpiyi dirildi. Elini yere direq verip dik qaqtı, zenle Qanlı Qoca'ya baxtı. Ele ki arxaym oldu bunlar doğrudan da naçalnikin adamları deyil, dedi:
- Başınıza dönüm, İsmayil bey otuz atlı ile Nebi ile Hecer'i tutub Görus'a apardı. Yazık Hecer bir ağlayırdı ki, gel göresen. Strajynikler birbirine pıçıldayırdılar ki, Hecer ağrı çekir. Hiç Gorus'a özünü yetirmez, yolda yükünü yere qoyar. Zalim İsmayil bey ise ara-sıra, kırmana Hecer'in kü- reyine çekirdi. Bele nâkişilik heç yere-göye sığar, bele zülüm yerde qalar?
Nebi daha dözebilmedi. Geri gayıtmaq ol-mazdı. Düşman atlıları kendi üzük qaşı kimi döv-
l.pis-kötü 2. artık, daha 3. bebek 4. eğri kılıcını
reye almıştılar. Nebi Boz atı mehmizledi, üzünü Qanlı Qoca'ya dutup dedi:
- Men gettim Hecer'in dalınca. Sen de qa- çakları sağ-salamet bu kendlerden çıxar, sabah tez den Gorus'ta görüşek.
Beli Qanlı Qoca qaçakları axtarmaxta, Qaçaq Nebi Gorus'a getmekte olsun, görek Hecer nece oldu. Ekinci Mehdi ile Nebi'ni deyişik salmıştı. Ele bilmişti ki tutulan Nebi'yle Hecer'di.
Kende gelen günden Hecer'in hali xa-raplaşmıştı. Kendler de Nebi'ni aktaran it-qurtla dolu olduğundan Mehdi Hecer'i bir yana çı-xarabilmemişti. Gözelin evini günde üç-dört defa axtarır, yazık arvada min bir zülüm edirdiler. Odur ki Hecer iki gün Xanalı'mn evinde qalandan sonra Kerbelayi Mehemmed gile getmeyi qarara alır. Mehdi de gece firset iken Hecer'i Kerbelayi'nin evine çattırmak isterken yolda İsmayil beyin des-tesi ile rastlaşır. Aynalını çekir ki, düşmanın ala-yını dağıtsın, Hecer deyir sen Allah, gülle atma, halim pistiri, alçaqlık edip bizi tutsalar, qoy tut-sunlar.
Mehdi attan düşüb İsmayil beyin qarşısına gelib deyir ki; naçalnik, Hecer iki canlıdı, ağrı çekir, aparıram yaxm kendlerin birine ki, yükünü yere qoysun.
Bunu eşiden kimi İsmail bey emr edir:
- Her ikisinin el-qolunu bağlayın.
Gorus gazamatmm qapısı ağzında Hecer day2 dözebilmir. Yere yıxılır. Bir azdan çağa3 sesi eşi-dilir. Hecer'in bir oğlu olır. Gazamatta işleyen ha-dimeler tez uşağın göbeyini kesip cır-cmdıra bü-kürler. İsmayil bey gazamat naçalnikinin otağından çıxıp uşağı isteyir. Şaşkasmı4 çekip uşağı şaşkanm başına geçirir. Uşağın çığırtısı ismayil beyin şakkanağma karışır. Bey qeyzle deyir:
- Bax bunu goburnata gönderecem. Bu uşaq kimi Nebi'nin de başını vaxt geler şaşkaya geçirip Urus ete göndererem.
Hamı İsmayil beye nefret etti. Bey uşağın ce-nezesini kenara atıp evine getti. Lovqa lovqa dedi:
- Eyibi yox, indi Nebi herede olsa Hecer'in da lınca gelecek. Eğersiz min canı da olsa, elimden qurtarmayacaq.
Gazamat işçileri qorxudan çmqırmı çıxarmadı. Gece düştü, evine geden evine, işine geden işine yola düştü. Gazamat naçalniki Ter Grigoryan da qalmıştı ki, başına ne çare qılsm...
İndi Nebi gelmekte olsun, görek Hecer zin-danda ne eledi. Ele ki, Hecer'i zindana saldılar, sa-çını yoldu, yüz-gözünü cırıp zulum-zulum ağladı, ismayil beye bir qarqış töktü ki, sesine bütün dur-taxlar koşulub ağladılar.
İsmayil bey Hecer'e göz dağı çekmişti. Hecer "Nebi, Nebi" deyip feryad edir, sakitleşmek bil-mirdi. Nalesi gazamatı başına götürmüştü. Hecer Nebi'ni haraylamakta olsun, görek Nebi nece

Beli, Nebi gazamatm hendeverinei gelip atı yedeğine almıştı ki, ayağına neşe deydi. Eyilip baxtı, gördü körpe oğlan uşağıdı. Şaşkaya ge-çiripler. Uşağı götürüb bağrına bastı. Ele bil uşaq ona dil açıq "meni qucağma al" dedi. Nebi'nin üre-yine damdı ki, bu Hecer'in uşağıdı. Deyirler Nebi'ni heç kes ağlayan görmemişti. Aylı geceydi. Nebi, Boz atm başını buraxıp yere oturdu. Uşağa baxıp bir ağlamaq ağladı ki, dağlar, daşlar titredi. Hendeverde dolaşan bir qoca karı Nebi'ni tanıyıp uşağı ondan aldı, bütün hadiseni Nebi'ye danıştı:
- Ay oğul, olan olup, geçen geçip, günahdı, uşağın ruhunu incitme, qoy aparıp yuyum, qun- daxlayım.
Nebi bir söz deyebilmedi. Handan hana özüne gelib dedi:
- Nene, bir qundaxla, baxım görüm, balama qundax yaraşır mı?
Qarı gazamat işcisiydi. Nebi'ni başa saldı ki, ay oğul, burada çox görünmek olmaz. Dur özün de heyete geçek, gece keçsin, sonra da men seni ötü-rerem2, dalışını özün bilersen.
Nebi qarıya söz demeyib içeri geçti. Kan uşağı yudu, kefenledi. Nebi o ki var ağladı. Bir de qulak verip gördü ki, uzaktan bir feryat sesi gelir. Qarı ireli yeriyip pencereni açtı. "Hecer'dir, ay Nebi" -deye Nebi'ni sesledi:
Bülbülem gülümden düştüm irağa Can yoxtu canımda döze ferağa Yeteydin yeteydin barı sorağa Keçti şaşkalara körpem, ay Nebi, Hardasan hardasan, hay-haray Nebi.
Ay eller ah-nalem göye dayandı Söyleyin haq yolun, deyin hayandı, Al dilim ağzımda alıştı, yandı Keçti şaşkalara körpem ay Nebi Hardasan hardasan, hay-haray Nebi
Ne zalim üzün var, ay qoca dünya Zulmün arşa çıxtı, say qoca dünya
Tuttun fikirlere vay qoca dünya Keçti şaşakalara körpem, ay Nebi Hardasan, hardasan, hay-haray Nebi.
Nebi daha dözebilmedi. Qarıya dedi:
- Qarı nene, körpeni dalıma sar, yolu mene göster. İndi men bu köpeq uşaqlarına bir toy tutum, nenelerinin adı yadından çıxsm.
Beli, Nebi ele eşiye çıxmıştı ki, gördü Qanlı Qoca gazamatm kapısında var gel edir. Nebi'ni gören kimi yüyürdü qabağma ki, Hecer'den xe-berin var mı?
- Var, ay Qanlı Qoca, var. İndi bu gazamatm
daşının üstüne daş qoyan köpek uşağıdı. Deliler gelip mi?
- Gelibler, Nebi. Divan atlıları ile möhkem atış mamız oldu. Yedi-sekkiz hampa "strajnik" o dün yaya vasil oldu. Uşaqlarm hamisi sağ-sallamattır.
Nebi dedi:
- Telli Gara ile Tunç Veli desteleriyle keşik3 çeksinler, kalanlar arxamca.
Nebi gazamatm kapısını döydü. Handan hana gözetçinin yorgun sesi eşidildi.
- Kimdir bu gece vaxti?
- İsmayil beydir açm!
- Naçalnik, sen o dedenin görü, bax yazık in dice sakit olup. Ona yaman zülüm eledinİşin yoxtu, get yat seher gelesin.
- E, köpek uşağı, aç deyirem sene qapını!
- Vallah, İsmayil bey ağ eledin. Gerek uşağı şaşkaya geçirmeyeydin, dustaklar* üsyan eleyipler. Hecer'in de yaxm düşülesi hali yoxtu...
- Aç deyirem sene...
Gapıçı çaresiz qalıp qapmı açtı. Garşısında
Nebi'ni gören de özünü itirdi:
- Amandı, meni öldürme. Hecer'e hamıdan çox men ağlamışam. Çay vermişem, lap indi ar- vadım Xemır Xörek getirmişti, onu da aparıp ver mişem, ama yemeyip...
Nebi söz demedi. Gözetçi tez bir ip getirdi ki, bununla el ayağımı bağla.
Beli, gözetçüer açarları Nebi'ye gönüllü ver-diler. Hamisinin el-qolunu bağlayıp düzdüler yan-yana, insafen heç biri sesküy salmadı.
Nebi Hecer'i görende özünü saxlayabilmedi. İkisi de o ki var ağladılar. Hecer körpenin qun-dağını Nebi'nin dalından açıp qucağma aldı.
Nebi Mehdi'ni de azad eledi. Hecer üzünü Nebi'ye tutub dedi:
- Nebi, İsmayil bey meneç arpaz dağ çekip. Ancaq birden telesip ehdimi üreyimde qoyarsan. Onunla özüm danışacağam. İndi sen bütün dus- taklarıl buraq, gazamatı dağıt, od vur bura.
Nebi bütün dustakları azad etti. Özü de ha-mıya dedi ki, içerideki taxta-tuxtaya od vursunlar.
Nebi'yle danışan gözetçi ağzındaki yaylığı bir-teher çıxarıp dedi:
- Aşağıda anbarda nöyüt var
Dustaklar o saat nöyütü çıxarıp töktüler qapı bacaya, gözetçilerin de el-ayağmı açıp burakxılar. Dustaklarm bir çoxu Nebi'nin destesine qoşuldu.
Danyeri sökülende gazamat naçalniki pen-cereden baxıp gördü ki, alemi ışıq bürüyüb. Ga-zamatm yandığını başa düştü. Deyirler heç vaxt daşın torpağın bele yandığını gören olmamıştı. Ustad deyir gazamatı yandıran haman od, gö-nühsız körpenin, Hecer'in ahi imiş.
1. tarafına 2. yol gesteririm 3: gözetlesinler 4. mahpus



Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 754
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Pzr Ağu 24, 2008 5:31 pm Mesaj konusu: Re: Qaçaq Nebi Destanı Alıntıyla Cevap Gönder

Palantöken Vuruşu
      Ustad deyir ki, Nebi'nin şöhreti Zengezur'dan, Nahçivan'dan İrevan'dan başlayıb Tebriz'e, Görus'a, Reste, Erdebil'e qeder gedib çıxmıştı. Her yerde özüne çox tereftar toplayan Qaçaq Nebi xal-qm penahı idi. Kendlinii hampalar2 döyende eğer deseydi ki, eybi yox, bu zulmü Nebi'ye yetirerem, bu derde encam çeker, o deqiqe onu buraxardılar. Nebi naçalniklere, pristavlara, beylere bir divan tu-turdu ki, gel göresen.
Deyirler bir defe İsmayil bey bütün hampaları divana yığıp vergi vermeyen kendlileri atın quy-ruğuna bağlamağı emr edip. Özü de deyip ki, hangi hampa atın quyruğundaqi kendlini yaxşi sü-rüşe ona bexşiş vereceyem. Pristav Gaşo beyi de ta-maşaya çağırıb. Beli meclisin şirin yerinde bir atlı girip ortalığa ki, eller yuxarı! İsmayil bey, Gaşo pristav da ellerini qaldırıplar yuxarı. Onları ter-kisilâh edenden sonra üzünü hampalara tutup deyip:
- İndi düşün attan. Siz ise kendliler, binin at lara.
Sonra da atlı ağaları mecbur eledi ki kendlilere vergilerin verilmesi barede qebzler yazsınlar.
Ele ki, hampalar vergi qebzlerini kendlilere verdiler, eli silâhlı qaçaq dedi ki, bağlayın ham-paları atın kuyruğuna. Pristav Gaşo beyi de bir ağaca sandı, sonra da ona dedi:
- Gaşo bey, sen de dayan burada tamaşa ele.
Atlı İsmayil beyi öz eli ile atın quyruğunca bağladı. Üzünü bütün kendlilere tutup dedi:
- Bilin ve agah olun ki, men Hecer'em. Bu İs mayil bey menim bağrıma çalın-çarpaz dağ çekip. Betnimden yere qoyduğum körpeni şaşkanm ucuna geçirip, ezeple öldürüp. İndi men onu Boz atın kuyruğunda bütün Salvartı'nm, Zengezur'un şiş kayalıklarını gezdireceyem. Meni qmamayın, belke bununla ana qelbimin közü qaysaxlana. Siz ise özünüz bilin, hampaları ne qeder isteseniz, o qeder sürüyün. Amma, hereniz pristava bir kamçı çekmeyi unutmasın.
Ustad deyir, o gün ne pristavdan, ne de ham-palardan selamet qalanı olmadı. Coşmuş kendliler bütün divan idaresini dağıttı, atları da aşırıb Er-meni kendlerinde satıp evlerine dağılışmıştılar.
Nebi'nin qorxusundan pristavlar bu işin üs-tünü vurmadılar. Kendlilere gözün üstünde qaşın var deyen olmadı. Hamı İsmayil beyi qınadı. De-diler Nebi qanı qanla yuyup. Daha kimi tutup dama qoyabilerik. Ancaq Nebi'nin elinden çara şi-kayet etmeyi unutmadılar.
İllar geçtikçe Nebi'nin destesi böyüdü, davası da daha zehmli oldu. Nebi'nin delileri pristavlara, naçalniklere çox divan tuttu. Günahsız dövülen, torpağı elinden alman, muzdu verilmeyen çox kendlinin hakkını alıp özüne qaytardılar.
Deyirler, bir gün Qaçak Nebi, Hecer, başının
delileri ile yene kendleri gezirmişler. Bir de gö-rürler ki, goburnatm gazalağı3 gözetçi destesi ile gelir. Ta bayak ha deliler 777 aynalını tuşlayırlar gazalağa. Görünür içerideki axıllı adam idi. Straj-niklere deyir ki, gülle atmayın, ellerinizi qaldılrıp teslim olun. Strajnikler de bir söz demeyip silâhı tökürler yere. Hecer özünü qabağa verip Nebi'ye deyir:
- Goburnatı özüm karşılayacağam. Gaçaqlar elde silâh Hecer'i dövreye aldılar. Bir
de gördüler ki, gazalaktan bir Urus xanımı, bir de yaraşıqlı lası olan bir memur düştü. Hecer me-muru o deqiqa tanıdı. İsmayil bey onu dustak edende qollarının zencirini açtıran memur idi. Bir az yaşlamıştı. Deyesen çini de böyümüştü. Ancak nece vardı, elece de qalmıştı. Deyesen o da Hecer'i tanımıştı. Odur ki, şirin Azerbaycan lehçesinde dedi:
- Hecer Xanım, meni tanımadın mı? On yıl qabak hebis olunanda görmüştüm...
- Siz kapitan4 Grivanovski'siniz mi?
- Beli, beli, Xamm, görürsünüz mü, men indi generalam. Bu Xanım da menim arvadımdır.
- Çok yaxşi, cenap general. Generalin arvadı soruştu:
- Siz bele gözel qadın, ne üçün evde oturup uşaqlarmıza mürebbilik etmirsiniz? Guldurluks qa- dına yaraşır mı?
General bunları Hecer'e tercüme etti. Hecer dedi:
- Xanım! Oğlum betnimden düşen kimi, na- çalnik şaşkaya geçirip öldürdü, meni zindana saldı, dize qeder soyuk suda saxladı. Ondan sonra uşağım olmadı. Sizin bu general eriniz hemin veh- şiliyi yaxşi xatırlamalıdır.
General pert6 oldu. Hecer'in dediklerini ha-nıma tercüme etti. Urus Xanım Hecer'in faciasını eşitende elleri ile üzünü tuttu. Göz yaşları onu boğdu, gazalağa qayıdıp boyuk sesle erine dedi:
- Elbette, onlar indi bizi öldürmelidirler. General başını aşağı salıp xanımm sözlerini
yene Azerbaycaca'ya çevirdi. Sonra da meyuslukla dedi:
- Hecer Xanım, ricam budur ki, izin verin, Xa- nımım getsin, bizim üç qızımız var. Her ikimiz öl- dürülsek onlar başsız qalar. Mene ne divan is teseniz tutarsınız.
Hecer Nebi'ye, qaçaxlara baxtı. Nebi tüfengi qaldırdı. Hecer dedi:
- El saxla, Nebi! Bunlar her şeyi öz arşınları ile öçürler. - Sonra üzünü generala tutup sözüne devam etti:
- General, -deye Hecer esebileşti. Onun sesine bütün qaçaxlar sengerden çıxtı. Nebi "Aynalı"nı di- keltti. Hecer sözüne devam etti.
1. köylü 2, varlıklı, ağa 3, faytonu 4. yüzbaşı 5..eşkıyalık_6utanmak

- General men yaxşi bilirem ki, siz padişahın emri ile bizi qırmak üçün böyük qoşunla bura gel-mişiniz. Biz vuruşarık, kim kimi döyüşte mağlup elese, o da mağlup olar. Ancaq siz xanımınıza deyin ki, biz quldur deyiliq. Biz zülüm elinden ko-mamızdan qaçanlarık. O ki qaldı size, azadsınız. Siz menim qollarımı on yıl bundan qabak İsmayıl beye açtırdınız. Meni buraxmak istediniz. İsmayil bey qoymadı, onun üzüne tüpürüp gettiniz, İndi men de sizi azad edirem.
Hecer çevrilip Nebi'ye baxtı. Gördü Nebi gü-lümseyir, demek herşey qaydasmdadıri. Hecer yol-dan çekildi. "Aynalı'lar görünmez oldu. General ağır adımlarla gazalağa gayıdıp terpenmek emri verdi. General Xanımma ne ise deyir, o da uzak-laşıp ettikçe Hecer'e hey el eleyirdi.
Ustad deyir ki, doğrudan da general Gri-vanovski hususi gösterişle Zengezur'a gelipmiş. Hecer'in iğitliyinden sonra fikrini deyişip. Nebi'nin üstüne gönderilen bin atlını da özüyle götürüp geri gayıtmıştı.
Bundan sonra Nebi'ni aradan götürmek üçün pristavlar bir yere yığılıp tedbir gördüler. Üç bin atlı hazırlandı ki, nece olursa olsun Nebi'nin ya ölüsünü, ya dirisini divana tehvil versinler.
Bir defa Hayik'le Tunç Veli möhkem xes-telendiğinden Nebi onları Irevan'da Ayrapet ki-şinin yanında qoymuştu. Deliler bir xeyli burada qalıp yaxşıleştikten sonra yeniden desteye ga-yıttılar. Hamisini sağ-salamat gören Nebi Turş-su'da bir kef meclisi düzeltti.Yediler, içdiler, ta-cirlerden aldıkları ipeyi, parçanı camaata paylayıp kendleri, obaları dolaştılar. Axşam yeniden Kirş dağına qalxtılar ki, burada gecelesinler. Sen deme çuğul ölmüyüpmüş. Ele o günü xeber aparırlar ki, Nebi xezineni yarıp, bütün var-devleti camaata paylaya paylaya gezir, bes bu gün de mal-qaranı kendlilere paylayıp Palantöken'e qalxıp.
Beli, üç bin atlı üzük qaşı kimi Kirş dağını dövreye2 aldı.
Nebi'nin adamları möhkem yorulduğundan here bir terefte uzanıp dinçini alırdı. Nebi de başını Hecer'in dizi üste qoyup fikri İran'ı-Turan'ı gezip-dolaşmakta idi. Ele, belece de çimirs etdi. Bir az keçmişti ki, Hecer gördü Nebi özünde deyil. Yu-xuda dil-dudağım gemirir. Sonra da başladı öz-özüyle danışmağa, ne're çekmeye. Hecer ne qeder silkeledi, Nebi oyanmadı. İstedi yerinden qalxa, bir de onda gördü ki, Boz at gelip dayanıp Nebi'nin başı üstünde. Ayağı ile yeri esir, gözünden yaş axı-tır. Hecer'i lap vahime bastı. Tez qalxıp Mehdi'ni sesledi. Mehdi, Meherrem, Batman Eli, Kürd Musa, Tunç Veli dökülüşüp geldiler. Ne qeder elleştiler, Nebi oyanmadı ki oyanmadı. Onda gördüler ki, Boz at da Nebi'ye fenle baxır. Birden Boz at başladı kişnemeye. Yazıq heyvan bir kişneme kişnedi ki, dağlar, daşlar yerinden oynadı. Nebi askırıp gö-zünü açtı. Saz istedi, sazı olan yox idi. Onda aldı "Aynalı"nı sinesine, aldı görek ne dedi:
Nebi'nin bığları eşme-eşmedi,
Papağı gülleden deşme-deşmedi
Nebi'nin atını heç at keçmedi,
Qoy sene desinler ay nadan Nebi
Tüfenqi havada oynadan Nebi.
Boz at meni bu davadan kurtarsan Qanat açıp Salvartı'ya aparsan Qaçaxlar deyerler sene min ehsen Qoy sene desinler ay nadan Nebi Tüfenqi havada oynadan Nebi. ^
Boz at, seni ser tövlede bağlaram Yalını oxşayıp mexmer çullaram Qızıldan, gümüşten seni nallaram Qoy sene desinler ay nadan Nebi, Tüfenqi havada oynadan Nebi.
Sonra yerinden qalxıp üzünü delilere tutup dedi:
- Kirs'i düşman dövreye alıp, hamı sengere*. Yaman yerde axşamlamışıq. Gülle qurtarana qeder vuruşacağık. Ele ki gördünüz herenin beş güllesi qalıp, onda el saxlaym. Men enip gireceyem dağın başmdaki qalaya. Siz de gördünüz ki, düşmen qa- laçayas hücum edir, adama qalaçaya bir iki gülle atıp düşmem şaşırm. Hecer'i de götürüp aradan çıxm. Onu aparıp Kerbelayi Mehemmed'in evinde qoyduxtan sonra dağlara çekilip işinizde olun. Sal- vartı mağarasına toplaşm; heç nim ilde bir kez orada ziyin burnunuyu qanadabilmez. Sağ qalsam meni gözleyersiniz, ölsem, Mollu'da atamın qebri yanında defnedersiz.
Deliler yaman pert oldu. Hecer başladı yal-varmağa, ama Nebi çoxtan uzaxlaşmıştı. Birden atışma sesi geldi. Nebi döyüşe girmişti. Düşmeni denim denim.6 denleyirdi. Bunu gören Hecer ve de-liler de özlerini vurdular qoşun leşkere. Nebi'nin bir güllesi hedeften yaymmırdı. Bu minvalla qaş qaralana qeder. Nebi'nin destesi pristavlarm ko-şununu peren pereni eledi. Qırılan qırıldı, qı-rılmayan da qaçıp dağıldı.
Palantöken de ele bir gedik idi ki, bura çıxmaq her oğulun işi deyildi. Çoxlu hampa, strajnik,darga qırılmıştı. Kirs'in başından baxanda düşmen leşleri aydın görünürdü. Nebi'nin keyfi duruldu. Odur ki, aşığı çağırdı, dedi, "usta bir hava çal şadlanak". Usta "Cengi" çaldı, sonra Nebi'nin birdenbire halı deyişti, dedi Mehdi'ni bura çağırın. Mehdi gelende Nebi dedi:
- Ay qardaş, bu lenete gelmişler bizi dağa- daşa saldılar. Menim sineme evlat dağı çekdiler, menimki day qaldı8 kurtla qıyamete. Barı sen çıx get bu ölkeden. Seni Qars'a Erdebil'e ötürüm. Get özüne ev qur, aile qur, övladm olsun. Heç olmazsa men bu dünyadan üreği nisgillii9 getmeyim.
- Yox, ay qardaş, men senden nece ayrılım, el camaat bize ne deyer? Bir de ki, Qars da Erdebil de bu kökdedir. Yazık kendlinin güzaranı harda yax- şidir ki...
1. yolunda 2. çevirmek 3. uykuya girmek üzere 4. siper 5. kale 6. bir bir 7. parça parça etmek 8. daha kaldı 9. dertli
Nebi qemgin oldu. Aşığa dedi "Keremi" çal. Aşık bir Keremi çaldı, bir Keremi çaldı, gel gö-resen. Deyirler o "Keremiden" Kirs'in qurumuş bu-laqlarıi yeniden göz yaşı axıtmağa başladı. Nebi başını tazeden Hecer'in dizi üste qoyup yuxuya getti. Aşık ise hey oxuyurdu.
Nebi bir iğitti düşüptü qaçaq Qardaşi Mehdi'dir özünden qoçaq Qoburnat elinde oluptu nâçaq Mahalda deyirler qaçaqtır Nebi Arvadı özünden qoçaqtır Nebi.
Eller busat qursun havası gelsin Zurna, nağarası, qavalı gelsin Görüm ki, beylerin zavalı gelsin Mahalda deyirler qaçaqtır Nebi Arvadı özünden qoçaqtır Nebi
Qırdığı pristav geler mi sana Nebi baş eyer mi hampaya, xana Boz atın belinde girer meydana Mahalda deyirler qaçaqtır Nebi Arvadı özünden qoçaqtır Nebi.
Beli, aşıq çalıp çağırdı, deliler üç gün, üç gece kef çekip dinceldiler. El axışıp Nebi'nin görüşüne geldi.
Dördüncü gün atlandılar ki, getsinler. Nebi dedi, men bir daha o mundarların leşini görmek is-temirem. Gelin ele Kirs'i aşıp Qafan'a teref gedek. Oradan da Tebriz'e, Erdebü'e gederik. Bir müddet bu yerlerden yaymak, belke derdimiz dağıla.
Beli, Nebigil Qafan yolana tezece çıxmıştılar ki, bir de gördüler yaxmdan hıçqırıq gelir. Hecer dedi, qadm sesidi, kiminse başın kesirler. Nebi, Tunç Veli, Hecer ses gelen terefe yüyürüşdüler. Gördüler, doğrudan da bir nefer cavan bir gelinin el-kolunu bağlayıp başım kesmek isteyir.
Nebi kişinin üstüne qışqırdı:
- Eye, beri geç görek kimsen?
Kişi başladı yalvarmağa ki, Nebi bey bir qe-letti elemişim, geç günahımdan. Nebi baxıp gördü ki, bu tacir Ceferqulu'dur.
Gelinin el-qolunu açtılar. Hecer soruştu ki, bacı, bu ne işti senin başına getirirler? Gelin ağlaya ağlaya dedi:
- Men Ceferqulu'nun emişi uşağının öv- retiyem. Erim iki heftedı ki, Tuğ'a ekine gedip, bu zalim de meni aldadıp ki, bes erin Tuğ'da öl dürülüp. Men de o yanlara gedirem, gedek me- yidini getirek. Men de inanıp onun qafle-qatırına2 koşulup gelmişem. İndi gecenin bu vaxtı mene ya naşıp ki, erin ölüp elemeyip, özü de seni İsfahan'a aparıram. Orada evim var, qalıp mene arvad olar- san. Deyirem ay zalim, bele iş olmaz, evde üç aylık
körpemi qoymuşam, deyir yox onda başını kes-meliyem.
Hecer soruştu:
- Bes kafle-qatır haradadır? Gelin dedi:
- Budu ha, iki addımlıxta, .buradaki Horu de resinde.
. Nebi, Tunç Veli'ni Meherrem'le kervanın ar-xasmca görderdi. Sonra belinden qıhncmı çıxarıp geline uzattı:
- Bacı, indi al, onun başını Özün kes. Ceferqulu bey ne qeder yalvardı, Nebi dedi,
yox, sen bîqeyretsen. Bîqeyretler gerek dünyada yaşamasın.
Gelin de ağladı ki, can Nebi, men onun başını nece kesebilerem? Bir de bu lenete gelmiş meni el içinde rüsvay eledi, eşiden ne deyecek?
Nebi dedi:
- Yaxşi, bir halda ki, o qadınm başım kesmek isteyirdi, gerek onu qadın öldüre. Onda Hecer özü biler.
Hecer de ele bil, bu söze bend idi. Tuşladı "Ay-nalını Ceferqulu beyin tepesine.
Kervanı açıp gördüler hamisi pal-paltardı. Nebi delilerin eyin-başmı tezeledi. Nebi delilerin eyin-başmı tezeledi. Geline de çoxlu pal-paltar verdi. Kalanını da Telli Qara götürüp getti ki kend-lilere paylasın. Gelini tek buraxmadılır. Hecer, Mehdi, Meherrem onu aparıp evine qoydu.Nebi de Araz'ı adlayıp geçti o taya!
O qış Nebi'ni Salvartı'da, Zengezur'da gören olmadı. Telli Çara Salvartı mağarasına çekilip düz bir il Nebi'ni gözledi.
Her defe beyler şayia yayanda ki, Nebi öl-dürülüp, Telli Qara bir divarocanaya soxulur, na-çalnikten, piristavdan, birini boğazlayır, dustakları buraxır, vergi kağızlarmı kendlilere paylayıp çıxıp gedirdi.
Padişaha da beylerden, name ütünden name gedirdi ki, Nebi bizi qırdı. Kendliler dönüb quldur-qaçaq olup, burada yaşamaq mümkün olan iş deyil. Naçalnikler, piristavlar muma dönmüştüler. Kendlilerle danışanda ehtiyat edirdiler...
Bir gün Zengezur'a hay düşdü ki, bes padişah Nebi'nin başına qıymet qoyup. Doğrudan da bir hefte sonra qoburnatm mektubu naçalniklere, pris-tavlara gelib çıxtı. Yazırdılar ki, her kes Nebi'nin başını batırsa ona xezineden yüz qızıl, yaxşı de bir qulluq verilecek, lap ele naçalniklik.
Bunu eşiden beyler, hampalar birbirine deydi. Yığışıp tedbir töktüler. Ne qeder baş smdrrdılarsa da bir metlep hasil olmadı. Namerdler Nebi'ni öl-dürmek üçün başladılar qireve gözlemeye. İndi bunlar burada qalsın, görek Nebi neyledi.
1. pınarları 2. takım, kervan



Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 754
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Pzr Ağu 24, 2008 5:45 pm Mesaj konusu: Re: Qaçaq Nebi Destanı Alıntıyla Cevap Gönder

  Nebi'nin Öldürülmesi
     Beli, Nebi Araz'm o tayında bir üe yaxın qaldı. Burada Nebi demirci Ayrapet'in evine düşmüştü. Ayrapet qohum-tanışa demişti ki, bes qonağım nal-benddir. El camaattan da kimin atı nallanmak idise sürüdü Ayrapet'in qapısma.
Bir gün Nebi kefsizlemişti. Yadına Hecer, anası, qaçaq yoldaşları düşmüştü. Gurbette Nebi'nin kefi hemise aşağı olardı. İndi de uzun müddetli ayrılıq onu lap köyretmişdi. Ele bu vaxt Ayrapet geldi ki, Hemedenlı Azay bey qırk atlısı ile qapısmı kesip. Deyir atlarımızın nalları tökülüp, qonağma de, bizi yola salsın. Nebi Ayrapet'e dedi:
- Get de, sabah nal kesilmelidir, beye layiq nal yoxtur.
Bir az geçmiş Nebi gördü heyette qalmaqalı var. Dışarı çıxıp baxtı ki, beyin atlıları düşüpler yazık Ayrapet'in üstüne. Qatıplar kişini şallağı^ yabağma. Qan vurdu Nebi'nin beynine. sansür ya-sağını götürüp özünü verdi tövleye. Boz atm ter-kine qalxıb çıxtı düşmenin qabağma.
Azay, bele baxanda gördü, Nebi Boz atın be-linde özünü verip ireli atlılardan birini, ikisini o dünyaya vasil eledi. Azay bey özünü itirdi. İstedi aradan çıxsm. Eşitmişti ki, Nebi arxadan gülle atmır, ama Nebi kesti onun başının üstünü.
- Nebi bey, uşaqlar bir qeletti eleyipler, keçin günahımdan, -deye Azay bey başladı yalvarmağa.
Beyin adamları Nebi adını eşitcek, da bayak aradan çıxtılar. Azay bey sağa baxtı, sola baxtı, gördü etrafta heç kes yoxtur. Nebi "Aynalı"nı çiy-nine geçirip yapıştı Azay beyin xirtdeyinden. Bunu gören Ayrapet ireli gelip dedi:
- Can Nebi, bu iş ki, faş oldu, bu qurumsağı öl dürmemiş buralardan getme. Bu bey bizlere qenim olup. Bir kese göz açmağa macal vermir. Camaat acından qırılır, iki qata da olsan borca arpadan, buğdadan vermir. Gözleyir ki, qapısma sürüne sü rüne gedek, üç kat borca razı olak.
Nebi'ye de ele bu lâzım idi. Üzünü Ayrapet'e durup dedi:
- Xeber ele camaata, bu deqiqe onun taxılmı bütün açlara paylayacağam.
Sonra da Nebi arxada, Azay bey qabaxta düz geldiler beyin buğda quyularına. Ustad deyir ki, o gün Nebi düz qırx quyu taxılı yoxsullara payladı, iki quyunu da beye saxladı. Ayrılarken Nebi dedi:
- Bey, seni öldüreceydim, amma eyvandaqı ar- vadın-uşağm gözü qabağmda seni çekip attan yere salmağı kişiliyime sığıştırmaram. Ayrapet'e gözün üste qaşın var desen özün bil.
Nebi Boz atm yüyenini bıraxtı. Bir az getmişti ki, qulağmm dibinden bir gülle vıyıldayıp geçti. Geriye dönüp "Aynalı"nı çiyninden aşırdı, beyi se-ledi:
- Azay bey, men beylerin qeyretine beledem, ama menim sözüm sözdü. Arvad-uşaq yanında seni ğecil elemek istemirem. Eyvana bax, gör qızın
ağlayır. Ancaq, papağından muğayat ol. Azay bey eyilip eyvana boylananda bir de onu gördü ki, bir gülle vıyıltı ile papağım vurup saldı yere. Qor-xusundan başladı tir-tir esmeye. Nebi şaqqanat çekip3 güldü:
- Galx arvadmın leçeyini bağla başına. Salamat qal, Azay bey, ama arxamca bir gülle atsan, ecelini yetmiş bil.
Nebi Boz atın yüyenini boşalttı. Azay beyde teqet hardaydı ki, bir de eline tüfeng ala. Beyin ar-vadı vay-şiven kopartmıştı ki, ay kişi, o ne iş idi tuttun. Taxılı payladı getti, başqa qaçaqlar kimi arvad-uşağına toxunmadı, ev-eşiyini odlamadı, gülle nedir atırsan arxasmca. Anasının südü ona halal olsun ki, seni bize bağışladı.Mal yemezin ma-lını bele yeğerler. Bey nece ve'dedir,qapmın da-bamndan çrxardırlar ki, taxıl ver, bire üç almaq is-tiyenin malı, bire heç gider.
Beli, Nebi oradan atını birbaşa sürdü Araz qı-rağma. Get ha get, gelip çay kenarı kendlerden bi-rine çattı. Hem at elden düşmüştü, hem özü berk yorulmuştu. Gördü yolun kenarındaki evlerden bi-rinin çırağı hele sönmeyip. Ehmalca qapmı taq-qıldatdı. Gapıya qoca bir kişi çıxtı. Nebi qocayla selam-kelamdan sonra dedi:
- Ay emi, qeribem, bir gecelik qonaq saxlarsan mı?
Goca dedi:
- Bıy, başına dönüm, qonaq Allah konağıdır, niye saxlamıram. Ele evde qonaxlarım da var, buyur içeri. Ama bu yarağından yasavula ox- şayırsan, gel ele bunları da qoyaq tövleye. Gedek evvel atını rahatlayak.
Nebi istedi geri gayıtsm, ama qocanm meh-ribanlığmı görüp ireli keçti. Atı tövleye salanda bu-rada da iki at gördü. Qoca bu atların da qonaxlarm olduğunu söyledi. Nebi istedi yene geri gayıtsm. Ama bu özüne sığıştırmadı. Qoca bütün yaraqları samanlıxta gizledi. Uzünü qonağina tutup dedi:
- Bu qonaxlarım da yaraqlı adamlardır. Qoy seninkileri gizledek, silâhın olduğunu bilmesinler.
Nebi soruştu:
- Ay emi, qonaxlarm birden şere-şül4 adam olar ha!
Goca dedi:
- Yox, ay oğul, qaçaq mal dalınca gelenlerdi. Adama iki tüfengleri, bir de şaşkadıs. maşkadı nedir, ondan varlarıdı; onları da söykediler qa- pmın arxasma.
Şaşka deyende Nebi dayandı, ahi, şaşka hara, qaçaq hara, şaşkanı pristavlar taxır, birden...
Nebi yene istedi geri gayıtsm, ama qol-tuğundakı nağanı yoxluyup "Koy her kes olur-olsun" deye düştü qocanm qabağma. Qocada ele hey teze qonağmm bazburduna baxa baxa qal-mıştı.Nebi qocaya dedi:
- Ay emi, bu xurcunu da al, içerisinde bir so-
1. kargaşa 2. kırbaç 3. alkış, el çırpma 4. kötü 5. kargısoyutma quzu, bir de ele ayın oyun olmaldır. Onları da ver süfreye. Açlık mene lap kâr eleyir.
Qoca dinmeden xurcunu almaq istedi, amma xurcundan yapışması ile yere çökmesi bir oldu.
- Ay oğul, ne yaman ağırdır. Goy uşaqlardan çağrım el versinler, yoxsa belim qırılar.
Nebi "Lazım deyil, ay emi" deyip xurcuna el attı, qoca qabaxta, Nebi arxada eve geldiler. Qa-pıda qoca, Nebi'ye dedi ki, qonaxlara deyecem, bu kişi de menim qonağımdı, qomşu kenddendir. Ge-ceye düşüp; ismin nedir?
- Kerem'dir, emican, Kerem.
Beli, qoca, Kerem'i qonaqlarla tanış eledi. Or-taya süfre salındı. Süfreniz hemişe açıq olsun, qoca xurcunu getirib başladı boşaltmağa. Nebi baxıp gördü ki, Ayrapet xurcuna domuz etinden tutmuş, tavuk-cüceye, lavaşa qeder her şey qoyup. Öz-özüne kederlendi. Ayrapet'in atalık qaygısı onu lap köyreltti.QonaqlaT da döyüküb qalmıştılar; çuvar hara, bütün quzunun soyutması hara. Nebi qo-naxları yaxşi tanımıştı, biri Zengezur pristavı idi, biri de Nahçivan naçalniki. Libaslarını de-yişmiştiler. Xoşbaxtlikten heç biri Nebi'ni üzden ta-nımırdı, odur ki, Nebi geçti Ermeni lehçesine:
- Gonak, qonağu getirer, ele tarixten Ermeni ile müsürmanın süfresi bir olup, qardaşlar çörek kesin...
Qonaxlar baxıb gördüler ki, teze qonax Er-meni'di, kefleri duruldu. Nebi evvelce domuz pi-yini yiyende qonaxlarm qalan-qalmaz şüpheleri de dağıldı. Nebi başladı ki, bes bu Araz boyu kend-lerin camaatına qurban olum, bir arx su versen, adama min cürez hecalet verirler, düz üç gündür onların taxılmı suvarıram. Hurcunuma o qeder yükleyipler ki, darta bilmirdim. İndi siz mene fikir vermeyin, men üç günlük yemeyimi yiyeceyem.
Beyler evvelce özlerini o yere qoymadılar, ele bir iki tike yeyip gözlediler ki, Ermeni yiyip qur-tarsm, sonra onlar özleri şam elesinler. Gördüler yox, Ermeni piyin dalınca toyuqlar, toyuqlarm da-lınca kuzu soyutmasmı aşırır, süfreda bir şey qal-mır. Zengezur pristavı dâvam getirebilmedi:
- Ne heyvere yeyişin var, e, ismin nedir? - İsmin Kerem'dir, derdin alım.
- Ermeni'den de Kerem olar?
- Olar, olar, derdin alım, bu müsürman kend- lerinde Ermeni oldu, müsürman oldu, Kerem olur.
Beyler gördüler, Kerem heç ağzını boş qoy-mur,danışanda da yeyir. Bele getse süfrede bir şey qalmaz. Beylerden biri qocanı çağırıp dedi:
- Ay qoca, meyden-mezeden bir şeyin olmaz, vererek bu Ermeni çuvarınai bir az oxusun?
- Niye olmur, yaxşi dut arağım2 var, meyliniz çekse, bu saat!
Qoca dut arağını ortaya qoyup, özü de süfreye yaxm oturdu.
Qonaxlar yediler, içtiler, çuvara da bir satıl araq verdiler. Özleri yarım satıl içebilmediler, Emeni'ye mat qaldılar. bir satıl çeçe "suyu" onun heç halını da bozmadı. Qonaxlar yapıştılar çu-
vardan ki, gerek oxuyasan. Cuvar da dedi ki, oxu-mağma oxuyacam, ama siz o taydan gelirsiniz, bir danışın görek qardaşlarımız nece dolanırlar, arşın mali enip, yoxsa qalxıp, bazar necedir?
Çuvarın sözü qonaqları açtı. Başladılar dağ-dan dereden danışmağa. Sonra da çuvar soruştu ki, bes ne axtarırsız, ipek gereğinizdise bir kârvan ipek verim size aparm o tayda satın,
Bunu eşiden Zengezur pristavı dedi:
- E, ipek nedi, şal nedi? Sen çuvar adam- san,belke bize kömeyin deydi. Biz başka şey üçün gelmişik. Heremizin de üç yüz atlısı var.Nebi'ni ax- tarırıq. Bütün Zengezur dağlarında ne qeder qaçaq-maçaq var hamısmı yığıp doldurmuşuk Görüş gazamatına. Bele bığlını da, Nebi'nin qar- daşlarmı da, elqerez, hamısmı tutmuşuk, Gö- rusdadı. bir özü yoxtu, bir de Hecer. Bu gün eşit- mişik ki, Hecer Kerbelayi'nin evindedir.Indi bu gün, sabah burdan Nebi'ni KX tuttuq, sonra gör on lara ne meclis qurulacak.
İçkinin tesirinden haldan çıxmış pristav ci-binden bir kağız çucarıb elinde yelledi:
- Bak Nikolay'm3 mühürlü kağızıdır. Yazır ki, bu yaza qeder Nebi'nin destesi mehv edümelidir. Özü de onu tutan bilirsen ne qazanacak, qu- bernattan-zaddan, bizim kimi dil bilen olsa bütün ermeni, Gürcü, Müsürmana başçı olacaq. Devirler Nebi burada bir Ermeni'nin evinde qalıp at nal- layır.
Nebi başladı üreyini yemeğe. Fikirleşti ki, de-yesen uşaqlardan kim'se ele geçiripler, yoxsa bele arxaym danışmazlar, özü çuğuÜan. Odur ki, dedi indi görün sizin başmıza ne oyun açıram.
Ermeni lehçesinde sözüne devam etti:
- He, deyesen, bunu men de işitmişem, özü de o nalbende atımı nallatmışam. Ama Nebi ol duğunu bilmemişem, bilseydim bazburduna bir baxıb görerdim ne tövür insandır o.
Beyler dediler:
- Giderik tezeden baxarsan! Nebi dedi:
- Yox indi tezdi. Ancaq siz arxayın olun, bu gece Nebi'ni men size teslim edecem Ne qoşun la zımdı, ne de bir atlı. Qoy geceden geçsin, Arsak kişi menim bir sözümü iki elemez... Men bu Nebi'ni qolu bağlı size teslim etsem, mene ne verersiz?
Beyler, heresi bir torba gösterdiler, dediler bu gece Nebi'ni bize versen, iki torba qızılm ikisi de senindi. Beli, bele de şertleştiler. Pristav dedi, is-teyirsen Tebriz valisine deyim Nebi'ni özü tut-tursun. Nebi dedi yox onda size bir şey vermezler. Gedek men özüm tutup onu size verim. Beli, mec-lis tezeden qızıştı. Nebi beyleri yeniden içirip kef-lendirdi... Ele ki, gördü geceden xeyli geçip, vaxıtti, durup yola düştüler. Nebi serxoş beylerin silâhı, güllesi, nağanı, neyi vardı, hamısmı götürdü, öz-lerine de möhkem tapşırdı ki, dalımca çapın. Beli, naçalnikler de çapa-çapa Araz'ı geçip Görus'a üz qoydular. Sehere yaxın yolcular atlarının yü-yenlerini çektiler. Nebi onları attan düşürüp dedi:
1. çocuk 2. rakı 3. Rus çarı
- Muhterem pristav ve naçalnik, ellerinizi yu- xarı qaldırın, bilin ve agâh olun ki, tutmaq is tediğiniz Qaçak Nebi menem. Eğer dediklerime emel etmeseniz, o deqiqe beyninizi göye so- vuraram.
Bunu eşiden pristav ve naçalnik birbirine deydi. İstediler ellerini yuxarı kaldırsınlar, hirs-hikkeden ürekleri geçti, serildiler yere. Nebi onları silkeleyip özlerine getirdi. Pristav ve naçalnik baş-ladı yalvarmağa ki, bir qeletti elemişik, gü-nahımızdan geç, ne deyirsen gözümüz üste.
Nebi dedi:
- Bax, bura Görus gazamatıdı. İndi giririk içeri bütün dustakları azad edirik.
Pristavla naçalnik bir ağızdan "baş üste" de-diler. Beli, Nebi girdi gazamata, açarı alıp başladı qapıları açmağa. Evvelce dustaklar ele bildiler ki, onları öldürmeye aparırlar. Nebi Qanlı Qoca'nın bu sözünü eşitti ki, Mehdi, biz bayıra çıxan kimi aradan çıx. Deyesen bizi öldürmeye aparırlar. Nebi'ni tapıp başımıza gelenleri ona danış, de ki, qanımızı yerde qoymasm, çuğullarm başını öz eliy-le kessin.
Bunu eşiden Nebi döze bilmedi, - Sesine qur-ban, Qanlı Qoca, gelen ele Nebi'di, çuğul başını özün kesersen.
Gazamata bir hay düştü ki, gel göresen. "Nebi", "Can Nebi", "Nebi" sözleri alemi götürdü. Mehdi Nebi'nin boynuna sarılıp uşaq kimi ağladı... Bütün başlarına geleni Nebi'ye danıştı. Sen deme onları tutan pristavla naçalnik Goburnata vad edipler ki, Nebi'ni destesi ile birge asacağık. Na-çalnik te düz qırx gün onları falaqaya saldırıb döğ-dürmüş ki, Nebi'nin yerini nişan verin. Bir günde uşaqlara qan utturduğunu gören Mehdi deyir:
- Ay naçalnik, Nebi Araz'ı adlayıp o taya, ne hak-hesabm var, get onunla çek, day bize her gün qan uddurduğun beşti, işimizi ver divana. Divan ne ceza verse qebulumuzdu.
Beli, Nebi bütün bunları eşitenden sonra Qanlı Qoca'ya üzünü tutup dedi:
- Görus gazamatm iki defa xaraba qoyduk. Üçüncüden Allah saxlasm. İndi ki sizi bele qan ud- duruplar naçalnikle pristavı getirmişim hu zurunuza, ne cezanız varsa verin.
Mehdi ile Qanlı Qoca ele bil bu söze bend idi-ler. Uşaqlara göz elediler. Pristavla naçalniki bir göz kırpımında didim didim diddiler.
Nebi uşaqları da götürüp yeniden dağlara çe-kildi. Yolda Kerbelayi'nin evine baş çekti. Hecer'den ötrü burnunun ucu göyneyirdi.
Hecer'i görüp ne qeder sevindise Ker-belayi'nin ölüm yatağına düşmesi onu o qeder ke-derlendirdi. Nebi'nin heniriniı duyan Hecer özünü eyvandan Nebi'nin üstüne attı. Xoş-beşten sonra dedi:
- Can Nebi Kerbelayi iki gündür canbeser olup. Ele hey soruşur ki,Nebi gelmedi, deyirem yox. Deyir ki, indi gelecek gelende mene xeber eyle.Doğrudan da Kerbelayi, Nebi'nin ayak ses-lerini tanıdı, dik qalxıp oturdu. Nebi'ni görende ağ-ladı. Nebi ile Kerbelayi uzun illerin hasretlileri kimi qucaklaştılar. Kerbelayi özünü toplayıp dedi:
- Nebi, oğul, yadında mı demiştim, harda olsan gelip gözüme bir avuç torpak atarsan, meni elinle qebirde rahatlayıp gedersen... Nece vaxitti yolunu gözleyirdim. Meni öz çiyninde götür, qoyma it-qurt ruhumu hörmetsiz elesin.
Kerbelayi bunu deyip Nebi'ni doyunca süzdü ve gözlerini hemişelik yumdu.
Nebi geceni Kerbelayi'nin evinde qaldı. Yol-daşları meseleni bilip Baş Hekeri'ye2 doluştular. Sabah açılanda iyne atsaydm yere düşmezdi.
Divan atlıları Hekeri kendlerini geze geze gelip Baş Hekeri'ye çıxtılar. Strajniklerin kende gir-diyini eşitten Nebi emr eledi ki, hepisini terkisilâh edip huzuruna getirsinler.
Ele ki, hamisi Nebi'nin karşısında dayandı, Nebi üzünü strajnik basıya tutup dedi:
- Bax, sizin heç birinizle işimiz yoxtu. Bu gün atamı defn etmeyince kendden çıxtı yoxtu. Göz- leyirsiniz, kişini defn edirik, sonra çıxırıq kendden, silâhlarınızı gaytarıp verirem özünüze. Meyliniz çeker, iğit kimi vuruşarık, çekmez siz öz yolunuzla gedersiz, biz de öz yolumuzla.
Strajnikbaşmın sevindiyinden dili dolaşırdı:
- Can Nebi, baş üste, biz bele günde heç sene gülle atarık mı? Allah bu pristavla naçalnikin evini yıxsın, bizim senle ne işimiz var, meğer bilmirik stii nece iğit adamsan? Ağa deyir sür dereye, biz de sürürük, bizim de çöreğimiz buradan çıxır, yoxsa sene bir gülle atan nakişidir. Yadında mı can Nebi, Düldülüs'te seni biz özümüz aradan çı- xardıq, güdaya vermedik3. Heç naçalnik indi de bilmir ki, hardan geçip dağı aştın.
Nebi strajnikbaşı Stratsov'u indi tanıdı. Doğ-rudan da, Düldülüs'te Stravsov strajnikleri Nebi'yi gülle atmağa qoymamıştı. Papağı ile yolu gösterip, çıxıp yoldan kenarda dayanmıştı. Elqerez,- Strat-sov sözünün üstünde dayanmıştı. Kerbelayi'ni büyük tentene ile defn ettiler. Akşamçağı qebir üst-ten gayıdarken Stratsov Nebi'ye xeber gönderdi ki,naçalnikle pristavm öldürülmesini, Görus ga-zamatmm dağılmasını padişaha xeber veripler. Go-burnat özü böyük deste ile Görus'a yola düşüp. Buralarda çox lenqime tez, aradan çıx.
Söz Nebi'nin ağlına battı. Stratsov silâhları da götürmedi. Dedi:
- Silâhları götürsek, bize inanmazlar, hamımızı Sibirya'ya sürürler. Yaxşisi budur ki, deyerik Nebi bizi terksilâh eledi, ne qeder patronumuz da var, alm, ancaq atanda ağzmı biz tarafa tutmayın ha!
Nebi güldü, elini strajnikbaşmın çiynine vurup atlılara emr verdi. Onlar dağlara yetişende ürekleri tab getirmedi, hamı bir ağızdan oxumağa başladı.
Goburnat bütün pirstavları yığıp meşveret eledi. Gördü ki yox, heç kes day Nebi'ye baş qoş-maq istemir, kime deyir sen get pristav ol, el tutup
1. nefes 2. köy adı 3. Bu oyuna düşmedik.aman edir ki, meni balalarının başına çevir, is-temirem. Bir defe yene goburnat bütün başbilenleri yığdı. Yene tedbir töktü ki, yaxşi bes ne edek, bu Nebi'ni aradan götürek. Onda Koşa bey adlı bir na-merd özünü ireli verip dedi:
- Goburnat sağ olsun, isteyirsen ki, biz beylere, hampalara rahatlık olsun ,gerek Nebi'ni aradan gö- türesiz. Onu aradan götürmek de qoşun işi deyil. Bunun bir yolu var. O da Paşa beyin elindedir. Bi lirsiniz de Paşa beyin arvadınm bir bacısı Nebi'nin destesindeki Şahhüseyn'in arvadıdır. Burada arvad fe'li lazımdır.Bunun da ustası Paşa beydir. Paşa bey o qeder beylerin xanımanmı viran qoyup ki... Bu onun elinde su içmek kimi bir işti.
Söz goburnatm ağlına battı. Bütün adamları dağıttı. Koşa beye emr etti ki, bir heftenin ta-mamında Paşa beyle onun huzurunda hazır olsun.
Beli, vade vaxti Koşa beyle, Paşa bey özlerini yetirdiler goburnatm huzuruna. Çox götür-qoydan sonra qerere geldiler ki, Şahhüseyn arvadı va-sitesile ele keçirip Nebi'ni öldürsünler. Goburnat, Paşa beye kendler de vedetti, pirstavlık ta. Koşa beyin de gönlünü qırmadı. Onu da Nikolay'm or-deninii alacağına arxayın etti.
Beli, Paşa bey oradan geldi evine, arvadma o ki var dil töktü. Handan hana meseleni açtı ki, bes gerek bacını dile tutup Şahhüseyn'i ele geçiresen. Sonra da goburnatm verdiyi sandıkçadan on dene kızıl onluk çıxarıp qoydu arvadm qabağına.
- Bunları aparıp verersen bacına. Deyersen dünyada ne lazımdı bize, Şahhüseyn bundan sonra xan olacak. Kendi, obası olacak, özü de padişah onu qızıla tutacaq. Bu qızılları da padişah özü gön derip.
Beli, çox çek-çevirden sonra Paşa bey arvadm bacısıgile yola saldı. Bacı da bacıynan dil taptı. O günden arvad başladı Şahhüseyn'in beynini ye-meye ki, beşti qaçak oldun. Ev-eşikten uzaq düş-tüyün yeter, yığış gel eve, oğul-uşaq üzünü do-yunca görsün. Şahhüseyn'in de eli tüfengden soyudu. Arvad gördü kişinin zeyif damarını tutup. Odur ki, yavaş yavaş meseleni ona açmağa başladı. Dedi:
- İsteyirsen yoxsulluğun daşını atasan, bey xan yanında hürmetin olsun, onda Nebi'ni öldür, üze çık. Gör Nikolay padişah seni qızıla tutur, tutmur, seni pristav qoyur, qoymur?
Şahhüseyn'in dinmediyini görende arvad biz az da qızıştı:
- Beşti, bir bacımla düşmen oldum, sen Nebi kimilere yox, Paşa beye qısılsaydm, indi bey idin. Gel bu daşı tök eteyinden. Şahhüseyn'in sabrı tü kendi:
- Kes sesini leçer, deyirsen namertlik eleyim?!
O günden arvadla Şahhüseyn arasında bele sohbet tez-tez olurdu. Arvad yavaş yavaş erinin saqqızmı oğurlayırdı. Bir defe Nebi Araz'ın o ta-yında idi, qaçaklarm da çoxunu tutup salmıştılar Görus gazamatına. Şahhüseyn de eve gizli gelip-gedir, günlerle evde gizlenip camaat araşma çıxmırdı. Oğul-uşaq yemekten qıtlıq çekirdi. Arvad da oyunu ovlamak üçün meqam gözleyirdi.
İndi meqam da yaxşi düşmüştü. Evde bir ur-valık2 un yox idi. Şahhüseyn erki, çatan bir iki yere sipariş gönderdi, amma bir şey çıxmadı. Şah-hüseyn geceni dözmeyip özü evden çıxtı, xeyli sonra iki pud arpa unu ile geldi. Dedi Hecer ha-radansa tapıp, deyip bir iki gün dolanın, Nebi bu günlerde gelip çıxmalıdı.
Arpa ununu gören arvad başladı Nebi'ni Hecer'i qargımağa. Sonra da bir ovuç qızıl çıxarıp tökdü Şahhüseyn'in qabağına.
- Allah dadına çatmış Paşa bey gönderip. Deyir Şahhüseyn uşaqİarı acından qırmasm. Al get pazarlık ele, qırma bizi acından. İndi görürsen mi hangi yol bizim eve ışıq salar, bereket getirer?
Şahhüseyn bir söz demeden xeyli götür-qoy eledi. Arvadın te'nesi onu lap bezdirdi. Day dö-zebilmedi. Qızıl onluklardan bir neçesini götürüp, geceynen özünü verdi Ermeni pazarına.
Seheri eve bir aylık bazarlı qoyup dağlara çe-kildi. Beli, o günden yoldaşları Şahhüseyn'de bir soyukluk gördüler. Doğrudan da Hecer'in ha-vadan dediyi söz düz oldu. Nebi gelip çıxtı. Özü de Qörüs qazamat'nı ikinci defe dağıtıb iqitlerini qanadma alıb dağlara çekildi.
Kerbelayi'nin ölümü Nebi'ye yaman yer ele-mişti. Ele hey Hecer'e deyirdi ki, ele bilirem bir yanım yoxtu. Kerbelayi gerek bele tez bize ve-fasızlıq elemeyeydı. Ustad deyir ki,Kerbelayi vefat edende Nebi düz qırx gün bir gülle bile atmadı. Her cuma axşamı yeddi yoldaşı ile Kerbelayi'nin qebrini ziyaret eder, evine baş çekip cuma ax-şamısmı verer, yeniden meskenine qayıdardı. Ustad deyir ki, bir defa yas yerinden gayıdarken yolda pirstav Ceferqulu beyle karşılaşır. Bu, o Ce-ferqulu bey idi ki, Nebi'nin başına qıymet qoy-muştu. Car çekmişti ki, her kes Nebi'nin başını ge-tirse, ona iki yüz qızıl peşkeş verecek.
İndi o, birden Nebi ile qarşılaşanda özünü ye-tirdi. Günün günorta çağı pirstavm ağlına hardan geleydi ki, Nebi'yle karşılaşacaq. Pristav ellerini yuxarı kaldırıp başladı Nebi'ye yalvarmağa.
Nebi ne bir kelime danıştı, ne de dindi, elini atıp pristavın papağını götürüp Boz atm ayağı al-tına attı. sonra piristavm silâhlarını aldı. Kelime kesmeden başının adamlarıyla çıxıp getti. Ustad deyir, bir gün de Nebi, Tacirbaşı Nuhu beyle rast-laştı. Tacirbaşı öyle bildi, Nebi onu öldürecek. Odur ki, beş yaşlı balaca qızını qucağma alıp Nebi'nin huzuruna geldi. Yalvardı.
Nebi körpeye xeyli noğul-nabat verdi. Sonra üzünü Tacirbaşı'ya tutup dedi:
- Yaxşi, titreme, seni Kerbelayi'nin ruhuna ba- ğışlayıram, de görek bize satlıq neyin var? Pa- paxtan, yapmcıdan?3
Tacirbaşı dedi:
- Can Nebi, satlıq nedi, bütün kervan sene qur- bandı, yaxşi yapıncım da var, papağım da.
Nebi, Nuhu beyden özü ve yoldaşları üçün
1. madalya 2. bir avuç un 3. kepenek

papaq, yapma aldı. Hepisinin pulunu bire beş verip dağlara qalxtı.
Kerbelayi'nin qırxnı verdikten sonra Nebi bir nece gün heç yana çıxmadı. Goburnatm qoşunu da gelip Görus'ta dayanmıştı. Deyirler Nebi'ni tap-mamış bu qoşun leşker daha Zengezur'dan geri dönmeyecek.
Nebi içeriden şüphelenmeye başladı. Odur ki, hemin gün axşam bütün yoldaşlarını başına yığıp dedi ki, deyesen aramızda nâhelef var. Her kes çö-reyimizi tapdayırsa, qoy tapdasın, kim evine get-mek isteyirse, getsin. Sonra Şahhüseyn'e üzünü tutup:
- Gözüme son vaxt derdli görünürsen. Belke ev-eşik sarıdan nigâransan, seni bıraxıram, get, ne qeder isteyirsen evinde qal. Günün xoş geçer he- mişelik qalarsan. Yox gönlün bizi ister ha vaxt gel sen komamız ele senin öz komandır.
- Nece ki Nebi qardaş, yoxsa men seni bez- dirmişem?
- Yox, ay Şahhüseyn, senin gözlerin heç menim xoşuma gelmir. Ele bil gözlerini de- ğişmisen, Hecer de geceler rahat yatabilmir. Hey yuxuda diksinir ki,qoyma Şahhüseyn meni öl dürdü. Kendliler de hey sifariş edirler ki, Şah- hüseyn'in derisini boğazından çıxar. Amma seninle duz-çörek kesmeşik axı... Axır vaxtlar da tez tez Paşa beyle görüşürsen, evine gedip gelirsen. Amandı birce yoldaşlara xeyanet eleme, rüsvay olarıq.
Şahhüseyn gördü, Nebi meseleden emelli-başlı xeberdardı. El attı hiyleye. Gözünün yaşının sel kimi töktü. Dedi Allah'ıma kem baxaram, sene yox, Nebi, düşmen şözüdü, fe'le uyma, heç yana da geden deyilem. Öldüresen ele meni öz elinle öldür. Amma mene möhlet ver, gör deyilenler nece böhtandı. Her şeyi bir de yoxla, sonra meslehet se-nindi, istesen çıxıp gederem, bax bu uca qayaların birincisinden özümü ataram, görersen ki, Şah-hüseyn ne Şahhüseyn'di.
Nebi çox derine getmedi. Hecer de susurdu, Mehdi de. Hamı dağlara yayıldı. Şahhüseyn de öz qomasına getti. Ancaq ilan vuran yattı, Şahhüseyn yatmadı. Gecenin bir vaxtmda qalxtı ki, day bu-ralarda durmaq mene yaraşmaz. Baş götürüp get-mek lazımdır. Araz'ın o xeyli getmişti ki, gördü qabaxta bir qaraltı görünür. Aylı gece idi. Her yer süt kimi idi. Baxıp gördü ki, Nebi'dir, Boz atın ya-lını tumarlayır. Ele tüfengi çekmişti ki, Boz at bir kişneme kişnedi, dağlar daşlar lerzeye geldi.Gaçaxlar yerinden dik qalxtılar. Nebi dönüp qabağmda tüfengi ona hışlayan Şahhüseyn'i gördü; birce bunu deyebildi: "Ay namerd". Gülle sesi dağlarda aks-seda verdi. Boz at yerinden qal-xıp Şahhüseyn'e ele bir qaşa tepik vurdu ki, canı ele oradaca çıxtı. Yazık heyvan dağları daşları ha-rayladı. Şahhüseyn'i o qeder tapdaladı ki, nah sö-küldü. Sonra Nebi'nin yanma gelip insan kimi göz yaşı axıttı.
Mehdi Boz atın kişnertisine özünü yetirdi. Bozat tir tir titreyir, gözünden kanlı su tökürdü. Bele baxanda Nebi'ni al qan içerisinde gördü. Gaçaklar axışıp geldi, Hecer'e xeber apardılar ki, Nebi'ni öl-dürüpler. Sübh çağı onlar Gara Yurdda Nebi'nin cenazesi üste bir şiven qoparıplar ki, gel göresen...
Hecer özünü Nebi'nin üstüne atıp huşdan getti. Boz atın derdden bağrı çatladı. Nebi'ni ata yurduna getirdiler. Gözel arvad saçını yolup Nebi'nin üstüne attı. Ananın feryadı bütün kendi basma aldı
Bu dağlar ulu dağlar
Çevresi sulu dağlar
Qoynunda iğit öldü
Göy kişner, bulud ağlar. Hecer huşa gelip tezeden özünü Nebi'nin üstüne attı.
Goburnat qoşunun başçısına xeber verdiler ki, Nebi'nin meyidini Mollu'ya getirdiler, meqamdır, meyidi gerek divana aparak. Paşa bey bu taraftan özünü yetirdi ki, bes Nebi'ni öldürdüm, indi gedek cenazesini alıp divan qapısında darağacmdan asak. Padişaha da mektup yazak ki, Paşa bey senin em-rini yerine yetirdi. Qoburnat qoşunun başçısı ge-neral Zuboc, Paşa beye dedi ki, mektubu qoburnat yazmalıdı. Ancak gel biz daha Mollu'ya getmeyek, ölüp, demek tapşırık yerine yetirilip. Qoburnatm tapşırığını gözleyek. Paşa bey çem-xem eledi, ge-neral da qoşunu götürüp geldi düz Mollu'ya, Gö-zelin qapısına. Gördüler ki,burda iyne atsan yere düşmez.Paşa bey özünü verdi ireli.
Hecer yoldaşlarına tapşırmıştı ki, burada bir kese gülle atmayın. Strajniklerden gelen olsa meni çağırm. Beli, generalla, Paşa bey heyete girende gö- düler evden bir şiven qalxır adamın tükleri biz biz olur. Hecer de, Nebi'nin meyidi üste oturup saçını yolurdu:
Dağıttı qoymadı düşmenler oba Qara yurdu görüm qalsın xaraba Qoç Nebi gedipti ayrılmaz haba Darasm saçını teller ağlasm Nebi'nin üstünde eller ağlasm.
Nece baxım bu gadalı yehere Çekti namerd çarpaz dağı Hecer'e Ganlı köyneyini verim Gözel'e Darasm saçını teller ağlasm Nebi'nin üstünde eller ağlasın
Qoç Nebi'nin eller alsın qanmı Qırsın beyin, hampasmı, xanmı Dağıtsın evinin, xanimanmı
Darasm saçını teller ağlasın
Nebi'nin üstünde eller ağlasın ,
Töksün göz yaşını ellerim menim Gör nece soluhtu güllürim menim Tutulup, lâl olup dillerim menim Darasm saçını teller ağlasın Nebi'nin üstünde eller ağlasın.
1. tabanca.
fcS General soruştu ki, bes bu ağlayan oxuyan kimdi. Paşa bey dedi ki, bu Hecer'dir, indi onu da tutup divana aparmak lazımdır. Paşa beyin sözü generali lap esebileştirdi. O, "tfu" deyip dabanı üste geri döndü. Paşa bey ele bildi ki, general qo-şuna içeri doluşmağa emr vermek üçün geri döndü. Ama bir de onu gördü ki, general öz ga-zalağma minip, qoşunu da götürüp çıxıp getti. Paşa bey qaçaqlarm arasında teq qaldı, onu Hecer'in huzuruna getirdiler. Hecer dedi:
- Düşmeni iğit üste getirmeyin. Nebi'nin ya-rası qan verer. Onu it damına aparın.
Paşa beyi it damına getirdiler. Hecer nağanını çıxarıp "ohhay" deyip onun tepesine üç gülle çaxtı. Sonra Nebi'nin üstüne gayıttı.
Ustad deyir, Nebi'nin defni böyük el ma-temine çevrildi. Qoburnat qorxudan camaata bir söz deyebilmedi. Bütün Zengezur axışıp Mollu'ya geldi. Nebi'ni son menzile yola saldılar. Hecer Nebi'nin mezarı üstünde and içti:
- And içirem eziz Nebi, seninle kesdiyim duz-çöreye, ne qeder ki, sağam, senin düşmenlerine göz dağı çektireceyem.
Yeddi min yeddi yüz yetmiş yeddi iğit de Hecer'in sesine ses verdi. Ele oradan iğitler silâha sarılıp dağlara, derelere çekildiler.
Nebi öldüse de iğit Hecer onun qanını yerde qoymadı, beylere, xanlara, zalımlara göz verip, ışık vermedi. Düşmenden intiqam alındı.


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 754
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Pzr Ağu 24, 2008 6:16 pm Mesaj konusu: Re: Qaçaq Nebi Destanı Alıntıyla Cevap Gönder

Qacaq Nebi



Qacaq Nebi


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 754
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Pzr Ağu 24, 2008 9:00 pm Mesaj konusu: Re: Qaçaq Nebi Destanı Alıntıyla Cevap Gönder



Yöresi:Göle Kaynak. Ferman Baba

Camuşları vurdum kıra bayıra
Dövüşe dövüşe indi çayıra
Seslen Halil Bey'i gelsin ayıra

Ayıra ayıra Mevlam ayıra
Bizim camuşları Mevlam ayıra

Camuşları vurdum dereye düze
Dövüşe dövüşe çöktüler dize
Halil Bey diyor ki geldiler göze

Göze ha göze ha Mevlam ha göze
Bu bizim camuşlar geldiler göze

Camuşları vurdum dere boyuna
Dövüşerek indi Meram suyuna
Halil Bey Halil Bey geldik oyuna

Oyuna oyuna Mevlam oyuna
Halil Bey Halil Bey geldik oyuna

Camuşları vurdum yoldan aşağı
Seyrana çekilmiş elin uşağı
Halil Bey bağırdı atın kuşağı

Kuşağı kuşağı Mevlam kuşağı
Bizim camuşlara atın kuşağı

2
Kara Camuşları (Tatyan)

Yöresi: Erzurum Kaynak: Muharrem Akkuş

Kara camuşları saldım bayıra
Dövüşe dövüşe indi çayıra
Deyin güveye de gele ayıra
Güveyin işini Mevla’m kayıra

Gelin helallaşak kardaş giderem giderem
Dudu kumru gibi durmaz öterem öterem
Giderem giderem
Gelin helallaşak kardaş giderem giderem

Bir oda yaptırdım döşetemedim
Üç günlük ömrümü beş edemedim
Zalim felek ile baş edemedim
Bu kara bahtımla küsmüş giderem

Gelin helallaşak kardaş giderem giderem
Dudu kumru gibi durmaz öterem öterem
Giderem giderem
Gelin helallaşak kardaş giderem giderem


3
Ay Kaçak Nebi

Yöresi:Arpaçay Kaynak:Mürsel Sinan

Ay Nebim gelir Gazahlı’nın elinde
Aynalı tüfengi gama belinde
Gurtar meni bu saldatın elinde

Gelesen gelesen ay Gaçak Nebi
Hecer’in özüynen çok goçak Nebi

Nebi’min bığları eşmedi eşmedi
Papağı gülleden deşme deşmedi
Nabe’min atını heç at geçmedi

Gelesen gelesen ay Gaçak Nebi
Hecer’in özüynen çok goçak Nebi

Aynılıyı o direhten endirdim
Endirdim de kol üstüne mindirdim
On iki saldat bir neçenli ölderdim

Gelesen gelesen ay Gaçak Nebi
Hecer’in özüynen çok goçak Nebi

Gazame düştüm de uça bilmirem
Kollarım bağlıdı aça bilmirem
Önümde saldat var gaça bilmirem

Gelesen gelesen ay Gaçak Nebi
Hecer’in özüynen çok goçak Nebi

4
Gazamat İstidi (Hücre sıcağı)

Gazamat istidi yata bilmirem
Düşmenim güclüdü bata bilmirem
Ayağda gandalağ gaça bilmirem

Menim bu günüme gelesen Nebi
Gazamat dalını delesen Nebi

Gazamat istidi ağrıyer başım
Ahır gece gündüz ganlı göz yaşım
Olupdu daş duvar menim sırdaşım

Menim bu günüme gelesen Nebi
Gazamat dalını delesen Nebi

Men gelende şahmaranlar gülüdü
Dört yanımı atlı Gazah bürüdü
Yazıh canım gazamatda çürüdü

Menim bu günüme gelesen Nebi
Gazamat dalını delesen Nebi

5
Merd İyiddi

Nebin’nin birçeyi oyma oymadı
O Hacer’den Hecer ondan doymadı
Gırdı beyi, hanı birin goymadı

Deyirler iyiddi ay nadan Nebi
Tüfengi havada oynadan Nebi

Gaçağ Nebi ile Mehdi gardaşdı
Onların mekanı gayadı daşdı
İyidler içinde hamıdan başdı

Deyirler iyiddi ay nadan Nebi
Tüfengi havada oynadan Nebi

Nebi merd iyiddi goçağ oğlandı
Dosta yoldaşlara çoh mehribandı
Menim de canım ona gurbandı

Deyirler iyiddi ay nadan Nebi
Tüfengi havada oynadan Nebi

6
Meni (Halkın Canına)

Ne düşüpdüz fağır halgın canına
Rehminiz gelmiyer ahan ganına
Merd merdana doğub geldim yanına

Beyler üçün anam doğub merd meni
Bacarırsan indi özün tut meni

Merd oğulam beyden handan gaçağam
Düşmenin gözüne hızlı bıçağam
Yohsul üçün ipek kimi yumşağam

Sizin üçün anam doğub sert meni
Bacarırsan indi özün tutmeni

Gel Nebi’nin yahşı bah sen boyuna
Evini dönderer metam toyuna
Sizin kimi sürü sürü goyuna

Anam doğub hızlı dişli gurt meni
Bacarırsan indi özün tut meni

7
Bac Alar

Gümüş stekanlı gızıl tavalı
Uşağlara deyin döysün gavalı
Atlananda goburnatdan havalı

Yağıdı soltana bey hana Nebi
Bac alar bac vermez divana Nebi

Maltepede gend-i şeker ezdiler
Ganoyları yolun üste düzdüler
Nebi’nin adını gaçağ yazdılar

Yağıdı soltana bey hana Nebi
Bac alar bac vermez divana Nebi

Nebi’nin boz atı delidi deli
Çiyninde aynalı belinde eli
Nebi’nin kömeyi o Mevlam Eli

Yağıdı soltana bey hana Nebi
Bac alar bac vermez divana Nebi

On altı yaşında o gaçağ oldu
Düşmenin gözüne bir ***ağ oldu
İğidler içinde baş goçağ oldu

Yağıdı soltana bey hana Nebi
Bac alar bac vermez divana Nebi

8
Gısas Alıbdı

Nebi’nin bığları eşme eşmedi
Papağı gülleden deşme deşmedi
Nebi’nin atını heç at keçmedi

Beyleri gorhuya salıbdı Nebi
Goburnatdan gısas alıbdı Nebi

Boza atın ayağı aladı ala
Başına gelenler beladı bela
Bey hanlar elinden hey çekernala

Beyleri gorhuya salıbdı Nebi
Goburnatdan gısas alıpdı Nebi

Nebi çıhıbgızıl pulu toplayır
Aparıp yohsula aca paylayır
Nebi’nin dostları goağ sahlayır

Beyleri gorhuya salıbdı Nebi
Goburnatdan gısas alıpdı Nebi

9
Ay Gaçağ Nebi

Nebi’nin gözleri aladır ala
Goç Nebi olubdu düşmene bela
Nebi’nin meskeni uca bir gala

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

Dağların başları dumandı duman
Nebi’den çekirler zalımlar aman
Goç Koroğlu kimi Nebi gehreman

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

Nebi’nin gaşları garadı gara
Düşmen üreyine vurubdu yara
Beyleri hanları getirib zara

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

Gün çıhıbdı günortanın yerine
Hecer hanım galhıb atın beline
Eşref mirvarı düzüb teline

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

10
Besledi

Nebi bizim yerde bir can besledi
Kakili birçeyi deste destedi
Elinde aynalı atın üstedi

Goy desinler sana ay nadan Nebi
Divanı dalınca oynadan Nebi

Gazahlar geyibdi gırmızı tuman
Nebi’nin tutalı geldi bir duman
Ses ucaldı kömek et Allah aman

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

Araz gırağındabir gülle atdı
Otuz iki gazağı gol gola çatdı
Gömgöy çemenllide uzanıb yatdı

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

Göytepede gend-i şeker ezdiler
Ganoyları yol üstüne düzdüler
Nebi’nin adını gaçağ yazdılar

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

Nebi çıhıb Gorusunun gaşına
Dosun aşnasın yığıb başına
Aynalı tüfengi basıb döşüne

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

Her terfeden güclü goşun yürüdü
Nebi’nin bir deste gazah bürüdü
Hecer Hanım gazamatda çürüdü

Goy sana desinler ay Gaçağ Nebi
Hacer’i özünden ay goçağ Nebi

11
Günündü (Bozat)

Yöresi: Kars Kaynak: Mürsel Sinan

Gorus'un qaşmda yıxılıb yatdım
Ehtiyatı elden kenara atdım
Düzü xecaletden qan tere batdım

Boza qurtar meni aman günüdü
Yoldaşlarım darda yaman günüdü

Bozat seni ser tövlede bağlaram
And içirem seni meKmer çullaram
Eğer meni bu davadan qurtarsan
Qızıldan gümüşden seni nallaram

Bozat qurtar meni aman günüdü
Yoldaşlarım darda yaman günüdü

Gümüşden döydürrem senin nalını
Yüz gözele hördürerem yalını
Sen gel qoç Nebi'nin pozma halını

Bozat kurtar meni aman günüdü
Yoldaşlarım darda yaman günüdü



Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:
Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder   Yazdırılabilir Sayfa UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa ->  FREE photo hosting by Garapapag.Com Zaman Sizin Bilgisayar Zamanıylan Ayarlandı
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti gönderemezsiniz
Bu forumdan eklenti indiremezsiniz


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group

Nuke Evolution Conversion By: Evo-United.com
AOG_XTC Designed by ART OF GAMING Copyright of artofgaming.co.uk,

Art Of Gaming
Forums ©


Spambot Killer
Site Map

[News Feed] [Forums Feed] [Downloads Feed] [Web Links Feed] [Validate robots.txt]


Türkçeye Çeviri Ve Destek UserNuke.Com --*--PHP-Nuke Copyright © 2006 by Francisco Burzi.
All logos, trademarks and posts in this site are property of their respective owners, all the rest © 2006 by the site owner.
Powered by Nuke-Evolution.

[ Sayfa Üretimi: 0.97 Saniye | Memory Usage: 8.71 MB ]

.