HOME
FORUM
Account
Untitled Document
info   
  
Ziyaretci
38.107.179.242
Nickiniz:

Şifre:



Üyelikler:
Bügün: 0
Dün: 0
Bu Ay: 0
Bu Sene: 21
Tolam Üyeler: 387
Yeni Üyeler:
Online Üyeler:
  Ziyaretciler: 6
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx

  Toplam Üyeler: 6
Site Saati:
May 20, 2012
09:19 pm EEST
Untitled Document
Gazete Başlıkları   
  
Gazete Başlıkları
Untitled Document
TEREKEME ALBÜM   
" /> " /> " /> " /> " /> Garapapag.Com :: - Aşıq Elesger - Hayati ve Eserleri
Main  •  FAQ  •  Search  •  User Groups  •  Profile  •  Members List  •  Private Messages
Arcade  •  Attachments  •  Buddy List  •  Ranks  •  Rules  •  Smilies List  •  Statistics  •  Staff


 
En Son Konu Ve Cevaplar   Next 6 >>  
 Forum   Yazar   Cevap   Son Mesaj 
Sitemiz Açılmıştır Hayırlı Olsun Duyurular ve Yardım admin 16 Sal Eyl 07, 2010 6:48 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Türklerle Yapılan Îlk Savaş İslam Tarihi ATAMAN 0 Sal Nis 03, 2012 10:32 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Hz Muhammet ve Siması İSLAM ATAMAN 10 Per Mar 29, 2012 11:23 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Casus Yazılım Bilim-Teknoloji-Bilgisayar ATAMAN 3 Pzr Oca 29, 2012 12:56 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Fransa'nın Cezayir ve Ruanda katliamları Kanlı Sayfalar ve İsyanlar ATAMAN 1 Per Arl 22, 2011 8:22 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Türk Pramitleri Gizemli Tarih ATAMAN 1 Per Ekm 20, 2011 12:07 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar

Aşıq Elesger - Hayati ve Eserleri

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   Yazdırılabilir Sayfa    UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa -> OZAN & AŞIK
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 754
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Cmt Mar 29, 2008 4:20 pm Mesaj konusu: Aşıq Elesger - Hayati ve Eserleri Alıntıyla Cevap Gönder

    XIX yy. Azerbaycan (Terekeme) saz şe'rinin en Önemli temsilcisi, Azerbaycan aşık edebiyatının klasiklerinden biridir. 1821 yılında şimdi Ermenistan topraklarına katılmış eski bir Türk yurdunda, Basarkeçer'in Ağ-kilse köyünde aşıq şiirinin ve sazın vurgunu olan Elimemmedin ailesinde dünyaya geldi. Elesger 14-15 yaşlarında köyün zenginlerinden Kerbelayı Qurban'a hizmetçi olarak verildi. Onun kızı güzel Sehinbanı'yı sevdi: kızdan sevgisine karşılık aldı. Lakin Kerbelayi Qurban'm kardeşi Pullu Meherrem onların kovuşmasına imkan vermedi, Sehinbanı'yı oğlu Mustafa'ya aldı.
Bu olaydan sarsılan Elesger saz çalmağa, söz koşmaya başladı. Atası onu 16 yaşında tanınmış el senetkân, Qizılvenk'li Aşıq Ali'ye uşak verdi. Eles-ger aşıklık sanatının sırlarını üstadı Ali'den öğrendi. Azerbaycan aşık şe'rinin araşdırıcılarmdan Hümmet Elizade, onların ustad-çırak münasibetleri konusunda şunları yazar: "Aşıq Elesger, üstadı Aşıq Alı ile toy, nişan meclislerine gidende be'zen onun dediklerine kulak asmaz, kendi şiirlerini okurmuş. Elesger'in bu hereketi üstadının hoşuna getmezmiş, bu hereketten vazgeçmesi için ona nasihatler edermiş. Bir gün yine büyük bir toy meclisinde üstadla çırak arasında söz olur. Aşıq Ali'nin sözü Elesger'e dokunur, Elesger öfkelenir. Üstadı ile atışmayı kafaya koyar. garapapag.com    Meclis iki tarafa ayrılır: Bir teref Aşıq Ali'yi, o biri teref Elesger'i müdafaa eder. Ustad-çırak biri biri ile deyişir, aralarından çok herbe-zorbalar, üstadnameler, divaniler, teenisler ve dudakdeymezler gelip keçer. Nihayet Elesger açıkça ve şimdiye kadar hiç bir aşık terefinden karşılığı söylenemeyen "A yağa-yağa" teenisini söyler. Aşiq Ah, Aşıq Elesger'e cavab verebilmez; meclisi bırakıb gider. Bu hadiseden sonra Elesger, üstadından ayrılır, müstakil bir sanatkâr gibi aşıqhğa başlar. Elesger, üstadını bağlaması neticesinde geniş kitle arasında daha böyük şöhret kazanır. Onun yanına yakın-uzak yerlerden çıraklar gelir".
XIX yy. ortalarına doğru artık Âşıq Elesger bütün Kafkasya'da tanınan bir âşık idi. Tiflis'de Rusça yayınlanan "Kavkaz" gazetesi 1851 yılında ondan, olağanüstü sesi, saz çalma mahareti ve söz koşma kabiliyeti olan bir senetkâr olarak söz açar. Sevgilisi Sehinbanı'dan zorla ayrı salındıktan sonra, Aşıq Elesger 40 yaşma kadar bekâr kalmış, 1862 yılında, Kelbecer'in Yanşaq köyünden olan Anahanım'la evlenmişdi. Elesger'in oğlu Aşıq Talib de üstad bir aşık olarak tanınmıştır.
Elesger, aşık şiirinin bütün türlerini kapsayan zengin bir miras bırakıp gitmişdir. Hayatta olduğu donemde hiç bir kitabı yayınlanmadığından, şiirlerinin büyük bir kısmı kaybolmuştur. Şiirlerinin ekseriyeti sözlü gelenekte devam ettiği için onlar da yazıya alınmamış, zaman geçdikçe unutulmuş, hafızalardan silinmiştir.
1918 yılında Ermenistan'da iktidara gelen Taşnaklar, Azerbaycan Türkleri'ne karşı bir soykırıma başlayınca, Aşıq Elesger, ailesi ile birlikde göçüp Azerbaycan'ın Terter bölgesine yerleşmişdi. O, burada bir müddet değirmencilik etmiş ve ihtiyar çağlarında yazdığı şiirlerinin birinde kendi durumundan acı acı şikayetlenerek şöyle demişdi:

Dad senin elinden çerx-i kecmedar,
Üreyimdeyüz dermansız yaram var,
Âşıq deyirmançı, ağa çarvadar,
Serraf gelsin bu bazarı dolaşırı.

Çağdaşlarının hatıralarına göre Aşıq Elesger, uzun boylu, alnı açık, iri yapılı, bedence çok sağlam ve kuvvetli bir adam imiş. Kara gözleri, kalın, kara çatma kaşları, dolgun yüzü varmış. Sırtına uzun etekli arxalıq, üstünden çuha, ayağına mest giyer, başına Buhara kalpağı koyarmış. Daima başını tıraş ettirir, seyrek bir sakal bırakirmış.
Aşiq Elesger 1921 yılında durumu nisbeten düzelince yeniden doğduğu köye, Ağkilse'ye dönmüş. Lâkin, kocalık ve hastalık yüzünden artık saz çalıb söz koşamamıştir. 1926 yılı mart ayının 7 sinde tahminen 106 yaşında Ağkilse köyünde Hakk'm rahmetine kovuşmuş, burada da dem olunmuşdur. 1988 yılında Basarkeçer bölgesi Türk halkının Ermeniler tarafından göçe zorlanması ile buradaki Türkler yeniden topraklarını terketmişlerdir.
Âşiq Elesger'in Ağkilse köyündeki mezarına da hakaret eden Ermeniler buradaki bir çok Türk-müslüman abidesi gibi, bu mezarı da yok etmişlerdir.


DÜNYA

İleri gel xeber alım,
Süleyman'dan qalan dünya.
Çoxları aldatdm getdin,
Axırmda yalan dünya.

Cel görem kim qalıbsan,
Dersini kimden ahpsan,
Sekseninde boşalıpsan,
Doqsanmda dolan dünya.

Yüce yüce dağlar gördüm,
Yeni yeten bağlar gördüm,
Her geleni ağlar gördüm,
Hani sende gülen dünya.

Elesger göçek çar naçar1,
Her adam ektiğin biçer,
Gelen qonar, qonan göçer,
Hani sende gülen dünya.

1. ister istemez


KEÇDİ

Pencereden qefil baxdım,
Qarşimdan bir sona keçdi.
Bir ox atdı, qaş oynatdı,
Müjganlan qana keçdi.

Ala gözlerini gördüm,
Tezelendi1 köhne derdim,
Yolunda can qurban verdim,
Baxmadi qurbana keçdi.

Serv boylu melekzade2,
Camahndan içelim bada3,
Elesger'i saldı oda,
Qoydu yana yana keçdi.

1. yenilendi 2. melek asıllı, melek soylu 3. bade


GÖRENDE

Köhne derdim tezelendi,
Alagöz yarı görende.
Canım odlara qalandı,
Nazlı nigan görende,

Qarşı geîdi qalem qaşdı,
Ay qabaqlı1, siyah saçlı,
Huş2 dağıldı, ağlım çaşdı3,
Çeşm-i xuman4 görende.

Görceyin gözel leylini,
Beyendim şirin dilini,
Aşqa bülendim, meylini,
Bil, bize sarı görende.

Hüsnü teki yox tamaşa,
Çekdim men elinden haşa,
Ferhad aşqı vurdu başa,
Çeşm-i xuman görende.

Qurbamyam bu dilberim,
İnce bel, gümüş kemerin,
Könlü güldü Elesger'in,
Dürüst ilqan5 görende.

1. yüz 2. akıl 3. şaştı 4. kızarmış gözü 5. sözünde durma


XOŞ GELDİN

Qedem' qoyub asta asta2,
Sen bu diyara, xoş geldin.
Süzdürüb ala gözleri,
Qaşlara qara, xoş geldin.

Oğrun3 durub qıya baxdın*,
Müjganm sineme çahdm,
Cismimi yandınb yaxdm,
Salıban nara5, xoş geldin.

Qaynayib pey manim*1 dolub,
Saralıb gül rengim solub,
Hesretim çekmekden olub,
Sinem sedpara7, xoş geldin.

Dostun vefasını gördüm,
Seçib, sevib konul verdim,
Tezdendi köhne8 derdim,
Derdime çara, xoş geldin.

Sinemdi eşqin defteri,
Sensen dilimin ezberi,
Yaziq Aşıq Elesger'i,
Çekmeye dara9, xoş geldin.

1. ayak 2. yavaş yavaş, usulca, ağır 3. gizli 4. yan baktın 5. ateşe 6. söz verme, alici etme, yemin 7. yüz parça 8- eski 9. damgacına
 


En son ATAMAN tarafından Cum Oca 29, 2010 11:33 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 754
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Çar Eyl 24, 2008 5:41 am Mesaj konusu: Re: Aşıq Elesger - Hayati ve Eserleri Alıntıyla Cevap Gönder






DASTANLAR
Aşıq Alasgarla Görüş
Ustadname
Bir ele kişinin tut eteyinden
Bir sene imdadı ol eyler-eyler
Zerece üstünde olsa nezeri
Yerden daş götürsen le’l eyler-eyler

Böhtan deme, böhtan tutar adamı
Qül eyler bazarda satar adamı
Cehennem odundan beter adamı
Yoxsulluq yandırıb kül eyler-eyler

Aqil insan demez her gördüyünü
Daldalar düşmenden vay derdiyini
Görmezsen nakesin pay verdiyini
Versede töhmeti bol eyler-eyler

Hesta qasım deyer sözün bu başdan
Pay umma qohumdan, yandan, yoldaşdan
Özün emek çeksen çıxar daşdan
Erider dağları yol eyler-eyler

Ustadlar ustadnamemi bir demir, iki deyir, bir deyek iki olsun, iki cihanda üzünüz ağ olsun. Qulaq asanlar sağ olsun. Ustad götürüb deyir.

Yön çevirib bir meclisi varada
Ağır eyleş, sağa-sola danışma
Hercayı danışma pis adamlartek
Laf edilen güle-güle danışma
/14/
İgid gerek her meclisde sayılsın
Heqiqetden danış, ehsen deyilsin
Kelme çıxart şirin cana
Aşırıb sözünü zile danışma

Sözün tutma her azgının, axmagın
Hoşlanılmaz aralıqdan çıxmağın
Layıq deyil boşa qaxın. qaxmaqın
Öz eybini bile-bile danışma

Söyleynen derdini her derd biline
Aşıq olma her böhtana yalana
Sirrin verme her üzüne gülene
Tez düşecek dilden-dile danışma

Aşıq Hüseyn  ehdin yeter yerine
Çek sözünü heqiqete, derine
Açgınan metahın xiridarına
Sen her derdbilmeze, lala danışma

Ustadlar ustadnameni iki yox, üç deyir, köhne yurddan teze yurda köç deyir.

Arayıb axtarıb bir yar sevesen
Ağıl me’rifetden ustakar ola
Qohumla, qonşuyla bed dolanmaya
Mülayim kelmeli dil şeker ola

Evvel esil ola ana-atası
Ola gözeliyin her nişanesi
Eller temaşası, göller sonası
Gözeler içinde bir ülker ola


Nola qocalmayıb qalasan cavan
Çekesen dövranı bir neçe zaman
Yanaq gül gönçesi, üzü mehteban
Qudretden qaşları qelemkar ola

Necef, ele canı her ana doğmaz
İgidler ahınnan buludlar yağmaz
Adam varki derdi deftere sığmaz
Özü yaxşı ola, yar bekar ola

Qulluğunuza erz eyleyim keçen bir eyyamdan.
Ağalığın nökerliyin bir vaxtından. Günlerin bir gününde Aşıq Elesgerin kefinin durulmuş, daranmış vaxtında şagirdlerinden Aşıq Esedle Aşıq Necef yanına geldiler. Biraz ordan buradan söhbet elediler. Dağı arana, aranı dağa getirdiler. Sonra dediler. Elesger emi bu saat toymoy heç ne yoxdu icaze versen Şemşeddin mahalına gederik. O yerleri görmemişik. Adamları da çox qonaqperverdi deyirler. Hem ziyaret hem ticaret./15/
Elesger onların dediklerine diqqetle qulaq asdı, sonra xeyli fikirleşib dedi:
— Nolar ay bala üreğiniz isteyir geldi. Amma bir nesihetimi heç vaxt unutmuyun. Orda bir meşhur aşıq var. Aşıq Hüseyn Bozalqanlı. Yeqin eşitmemiş olmazsınız. Onun çox yaxşı söz demek qabiliyyeti var. Söz demek qabiliyyet yaxşı olan adamın öz qabiliyyeti de yaxşı olur. Heyf, ele görmemişem üzünü. Amma haqqında çox eşitmişem. Sözlerini çox deyibler. İndi ki gedirsiniz. Uğur olsun, gedin amma Aşıq Hüseyn toparsınız. Ondan icaze almamış sazlarınızı köynekden çıxartmayın. Onu çox temkinli ağıllı adam söyleyirler. Bilirem ki ele bele de olar. Öz qabiliyyetine göre size bir plan çekecek. Sizi kendlernen, mahallarnan tanış edecek. Çox yerlere apararaq. Ağır oturun, batman gelin, gözünüzü tox tutun. Onun sözüynen oturub sözüynen durun.
— Beli, Aşıq Eledgerin bu nesihetlerinden söz-söhbetlerinden iki gün sonra her ikisi xudafizleşib yola düşdüler. Yolu bir menzil edib gelib Tovuza çıxdılar. İndi ki rayan merkezinde bi draxdına girdiler. Oturdular buradakiler gördüler ki iki qeşeng oğlan aşıq patlarında üz-üze dayanıb çay içirler. Amma hiss etdiler ki qanaqdılar. Uzaq yerden gelibler. Draxdında adlı-sanlı bir adam-öhsüzlü Molla Hüseyn eylemişdi. Molla Hüseyn bu aşıqları tepeden dırnağa sözüb xeyli sonra dedi
— Aşıq qardaş, görünür uzaq yerden gelibsiniz. Xoş gelibsiniz, sefa getiribsiniz. Bizim adamlar sazla-sözle çox maraqlanır. Yaxşı olar ki sazlarınız köynekden çıxarıb bir-iki hava çalasınız. Sesinizi sözünüzü eşidek.
Aşıq Esed cavab verdi.
— Emi bizim gözümüz üste. Aşıq el anasıdı. Niye oxumuruq. Ne isteseniz biz xazırıq qulluğunuzda. Göyçe mahalından gelmişik. Amma bir şertimiz var. Ustadımız Aşıq Elesger deyib ki Bozalqanlı Aşıq Hüseyni görmemiş sazınızı köynekten çıxarıb tezene vurmayın ona göre gerek bağışlayasınız.
Molla Hüseyn dedi.
— Menimde adım Hüseyndi, onun da. Men sizin dediyinizle razılaşıram. Böyüyünki ele ehtiramını tutursunuz sağ olun. Men indi sizi oparıb. Bozalqanlı Aşıq Hüseynle görüşdürecem.
Belli Molla Hüseyn ve aşıqlar çay içib, çörek yeyib düşdüler yola. Kürün qırağında Torpaqqala deyilen yere geldiler. Orda Bozalqanlının xırman yerleri varıydı. Aşıq Hüseyninde bu xırmanın yanında bir deyesi vardı. Her /16/ payız taxılı burada döyülürdü. Hüseyn aşıqları hemin deyinin qapağına apardı.
Aşıqlar deyede eyleşdiler. Heber gekdi ki Aşıq Hüseyn evde yoxdu. Qonşuluqdadı, qonaqlıqdadı. Bir azdan dediler ki Aşıq Hüseyn, Molla Hüseynle iki cavan aşıq size qonaq gelib. Aşıq Hüseyn soruşdu.
— Qonaqları tanıdınız mı?
— Yox dediler.
Aşıq Hüseyn meclisden icaze alıb kamal-edeble eve teref yollandı. Qapıya çatanda gördü ki edeble eyleşmiş iki cavan aşıq paltarında bir de Molla Hüseyn burdadılar. Molla Hüseyn ayağa qalqıb dedi.
— Aşıq Hüseyn, qonaqlarını tanımazsan?
Aşıq Hüseyn dedi.
— Tanımaram a Molla Hüseyn. Tanış ele.
Molla Hüseyn dedi.
— Tanış olası adamlardı. Hemişe o te’rif elediyin göyçeli Ustad Aşıq Elesgerin şagirdleridi.
Aşıq Hüseyn bu sözü eşider-eşidmez ikisini de birden bağrına basdı.
— Ağrınızı alım, bizim bu tereflere xoş gelmişsiniz. Ne işiniz olsa menim bu gözlerim üste. Hamımız sizin qulluğunuzda hazırıq. Böyük üstadımız Elesger emi necedi-dedi.
Qonaqlar her ikisi bir birine baxıb razılıqlarını bildirdiler. Nolojoxdı, bir azdan erkek kesildi. Samavar qaynadı, demlenib stekah cemlenib, gelinler aranıb, darandı qulluq eylemeye başladılar.
Molla Hüseyn buradaki temterağa baxıb dedi:
— Aşıq qardaşlar bayaa sazları çıxartmırdınız, indi hahiş eyleyirem sazlarınızı köynekten çıxarın, cemaat sizi gözleyir.
Aşıq Esed bu sözden bir qeder utanmış kimi oldu. Aşıq Hüseynin üzüne baxdı. Aşıq Hüseyn arif adam idi.
Bilir ki onun öz ağzından icaze isteyir. Ona göre de dedi.
— Çalın, aşıq el anasıdı, gerek heç zaman utanmasın. Bildiyinden olub-qalanda desin. Buyrun, indi söz sizinki idi.
Aşıqlar sazlarını köynekten çıxartdılar. Bir-birinin üstünde zilini zil, bemini bem düzeldib meydana çıxdılar. Gebelerin kilimlerin üstünde adamlar diz-dize oturub qumru kimi öten aşıqları dinleyirdiler. Bir saatdan sonra aşıqlar daha da coşdular. Dolgun gözler, vurgun gözler, yorgun gözler Aşıq Necefin sesine sözüne heyran qolmışdılar. Qadınların ağzından yaşmaq düşmüşdü. Bayırda uşaqlar sığırçın kimi ağaçın başına dolmuşdu. Yolnan ötenlen bu sesler üçün ayaq saxlamışdılar. Esed bele bir söz oxudu./17/

Qarabağda quş durmaz, oy aman qurban
Yaz eyleşer durmaz, oy aman qurban
İki hesret bir otaqda
Bağlasan da dinç durmaz, oy aman qurban

Söz qurtaran kimi Necef gülümsedi, aldı görek ne dedi:

Güle deydi
Oxudum bülbüle deydi
Dost meni qonaq eyledi
O gece bir ile deydi

Her ikisi Qarabağ şikestesini ele oxudular ki az qaldı evin üst direğinden asılmış otuzluq lempe söne, kendin yaxınlığında yer sulayan sucular şalvarlarını dizlerine qeder çirmeleyib qaranefes özlerini yetirdiler. Soruştular ki bu ses nedi? Bu nece sesdi? Kimdi oxuyan? Ele bir yanımızda oxuyurdular.
Here bir ağızdan dedi:
— Gemlisiniz, görün ne oxumaqdı. Teze aşıqlar gelib Göyçe mahalından. Qıyamet oxuyurlar.
Suçular yerbeyer oldular. Boxt keçdi. Meclis aşıqlar üçün döyran yığmaq istedi. Amma Aşıq Hüseyn razı qalmadı dedi.
— Qanaq da menimdi, cemaat da. Özüm ne teher yola salajam, özüm bilirem. Bu menim öz qabiliyyetime göredi.
Gece oldu, meclis dağıldı. Otaqlar nizama salındı. Qonaqlar üçün ağaç taxtlarda yer saldılar. Yatmaq zamanı gelende Aşıq Hüseyn evde uşaqlara dedi:
— Ay bala qonaqların ayaqlarını yuyun. Uzaq yol gelibler, rahat yatsınlar.
Bele de oldu. Bir azdan aşıqların her ikisi rextexabe bülend oldu. Ye’ni ağ melefeli yerlerine girdiler.
Seher açıldı bütün seherler üzünüze heyirlikle açılsın. Pürrenk çay patnoslarda yene de cem oldu. Satolun üstüne düzüldü. Yemekden sonra Aşıq Hüseyn soruşdu.
— Sizin fikrinizi bilmek isteyirem meqsediniz nedi?
Necef dedi:
— Bizim ustadımız Aşıq Elesger ne demişdi, hamısını yerine getirdik. İndi ixtiyar sahibi sizsiniz. Gelmişikki el-oba ile adamlara tanış olaq.
Aşıq Hüseyn dedi:
— Men sizi heç cüre buraxa bilmirem. Hora getsek üçümüzde bir getmeliyik. Bir Elesgerin üstadın xatırıne.
Beli yaxın ellerin mahalları gezdiler. İstediyin qeder dövran yığdılar. Amma o da varki bütün yığılanların /18/ hamısı Aşıq Hüseynde cem olurdu. Eve gelirdiler. Tovuz, qazax, Şamxor mahalını qırx günden çox gezib dolaşdılar. Çoxlu toy meclisleri geçirdiler. Baxt boşa yetende Eset de Necef de dedi.
— Ustad biz getmeliyik. Yolumuzda yaman eziyyet çekdin.
Aşıq Hüseyn gülümsedi.
— Ay bala, lap bir ilde qalsanız gözümüz üstünde yeriniz var. İndi ki getmek isteyirsiniz, sizi yola salmaq da menim borcumdur.
Bir faytona binip her üçü yola çıxdılar. İndi ki qazax rayonunun çıxacağında Aşıq Hüseyn dedi.
— Di burada düşek faytoncu qayıtsın.
Düşdüler, bir ağacın altına geldiler. Aşıq Hüseyn cibindeki bağmanı çıxarıb ortaya qoydu. Bağlamanı açdı. İçindeki pulu qardaş malı kimi üç yere böldü. Bir payını Necefe verdi, bir payını Esede, bi payını da öz desmalına bağlayıb Necefe uzatdı.
Aşıqların her ikisi bir-birine baxdı. Esed üreyinde dedi: “Bu kişi neylediyini gören. Men Necefden pis aşığammı, pulun iki payını ona, bir payını mene.”
Aşıq Hüseyn Esedin baxışlarından onu başa düşdü.
— A Necef, bax, bu da menim haqqımdı, al. Başqa söz demeyib pulu ona uzatdı.
Necefin rengi deyişdi.
— A kişi, sen ay yarımdı biznen gezirsen, ele de şey mi olar, niye özün götürmürsen? Bu ne demekdi?
Esed üreyinde yene fikirleşdi. “Yaxşı oldu, yolda onu da bölerik.”
— Bunu sana vermirem, a Necef Desmal da menimdi. Pulu senin ustadın Aşıq Elesgere gönderirem.
Esed istedi desin ki, a kişi. Elesgerin pulu mu yoxdu. Qoy ele bunu da biz yarı bölek. Necefin üzüne baxdı. Heç ne demedi.
Necef dillendi:
— Ay ustad, bu günlerde senden heç doymamışıq. Dünya fanidi. Seni kim bilir. Bir de haçan göreceyik. İndi ki beledi. Elin xar olsun. Pulları Elesgere vereceyem. Amma bir şertim de var.
Aşıq Hüseyn dedi:
— Buyur, ne desen gözüm üste.
— Men gelende arxadım boyluydu. Eger oğlum olsa onun kirvesisen. Yox qızım olsa qonaqlığa de’vet eyliyeceyem.
— Hüseyn şaqqanaq çekdi.
— A Necef— dedi her ikisine men hazıram. Yine de gözlerim üste./19/
— Ustad kağız yazajam. Ne qeder ki, isteyen, seven var hamısını da özünle Birge gözleyirem.
Bir azdan Necefle Esed göyçe mahalına yola düşdüler. Aşıq Hüseyn de çox memnun xalda bir faytonla Tovuza qayıtdı. Bu boxtdan ay ötdü. İl keçdi. Baharın ikinci çağı çatdı. Aşıq Hüseyn güllü-çiçekli yaylağa köçdü. Günlerin bir gününde qasid Aşıq Hüseyne mektub getirdi. Qohun-qomşu Hüseynin başına yığıldılar. Mektubla her terefin tanış oldular. Heyli götür-qoy elediler. Düşündüler, daşındılar. Nehayet gün qabaq Aşıq Hüseyn en yaxın adamlarına bir-bir xeber eledi. Düz 19 nefer cem oldular. Sonra Göyçeye gedecek adamların doqquzunun adı me’lum oldu ki, Hüseyndi. Mansırrıdan Molla Hüseyn, Cilovdarlıdan Çopur Hüseyn, Yekcallardan Draxdın Hüseyn ne bilim uzun Hüseyn, Qara Hüseyn, kim… kim Ne is hamısı Aşıq Hüseynin özü tanıyıb bildikleri adamlar idi.
Vazt geldi, veda başa çatanda sefere çıxanlar yene de bir yerde cem oldular. Bozalqnlıdan Kolvayı Esed, Telli Esed, Bevet Mehemmed de burada idiler. Yaraxlanıb, yasaxlandılar. Atları Bozalqanlı Mansır yeherledi. Biz azdan atlılar yola varid oldular. Kalvayı Esed eline bir qotazlı heyve götürdü. İçi dolu qızıl idi. Dedi ki, Göyçe mahalının kirveliyi çox möhkemdi. Birden bizi utandırıb eyliyerler. Gerek ele gedek ki ele hazırlıqlı olaq ki, utanmıyaq. Sonra bizi sındırarlar.
Yola düşdüler, dağlar dereler keçdiler. Dürlü-dürlü bulaqlardan aşdılar. Gelib Düz Şişqaya deyilen yere çatanda möhkem bir çalpay başladı. Boranın, yağışın altında gelib göyçenin altındaki Daşkende çatdılar. Daşkend Necefin yaşadığı kend idi. Hamı kirveni hecretlikle, müntezir gözleyirdi. Amma, Necef Aşıq Hüseynde böyük şücaet görmüşdü. Geleceyini bilirdi.
Heyetdekiler sağ terefden çıxan atlıları görüb ireli yeridiler.
Üç dest zurnacı atlılara teref çala-çala gelmeye başladı. Bildiler ki kirvelerdi.
Aşıq Hüseyn bu vaxdı elini cibine saldı. Doqquz dene qızıl onluq çıxartdı. Heresinin alnına bir qızıl yapışdırdı. Zurnaçılar hele ömürlerinde bele şey görmemişdiler. Göyçenin addım atanı, oğlı, keseni buraya yığılmışdı. Hamı bu işe meettel qalmışdı. Göyçe nahalı gördü ki zurnaçıların alınları işım-işım işıldayır. Necef yaxınlaşıb, Aşıq Hüseynin qolundan tutub bir az meydana oynatdıkı çamaat görsün. Kalvayı Esed elini cibine salıb bir avuç qızıl onluq çıxarıb Aşıq Hüseynin, Necefin başlarından aşağı tökdü. Bir azdan /20/ kirvelerin atlarını hörüklemeye apardılar. Qonaqları içeri de’vet elediler. Onu nda deyek ki Göyçenin addı-sannı adamları eyleşmişdiler. Meclisde meşhur Semedaga da burdaydı. Amma kirveleri heç kim tanımırdı. Aşıq Hüseyn gördü ki meclisin düz baş terefinde bir adam eyleşib. Eyni Türk çuxalı, beli gümüş toqqalı. Düşündü ki vallah Elesger bu olajax.
Elesger Aşıq Hüseyni görmemişdi. Aşıq Hüseyn Aşıq Elesgeri. Bir başa Hüseyn qabağa gelib iki elin ireli uzatdı:
— Elesger emi, xoş-gördük-dedi.
Elesgerin ellerinden sıxıb gözlerinin üstüne qoydu. Sonra öpdü. Elesger de Hüseynin gözlerinden öpüb gülümsedi:
— Aşıq Hüseyn seni de xoş gördük. Xoş gelmisiniz.
Aşıq Elesger Aşıq Hüseyni dizinin dibinde eyleşdirib. Aşıq Musa ise Elesgerin solunda oturdu.
Amma o da var ki Necefle Esed, Şemşeddini mahalından gelende Elesger sorumuşdu.
— A bala, Aşıq Hüseyni gördünüz mü? Men deyen kimi mi elediniz?
Necef ona demişdi:
— Usta, sen deyen kimi eledik. Aşıq Hüseyni de özü bildiyi kimi eledi. Ay yarım bir yerde olduq. Bizi gezdirdi.
Aşıq Elesger de Hüseynden, onun içinden çox razı qalmışdı. Ona göre de Hüseyni sevmeye başlamışdı. Göyçe aşıqlarının ise bu işe çox paxıldığı tuturdu. Axı Musanın Şeyirdi Heyder ile bir aşıq da Tovuz mahalına gelmişdi. Niye Necefgil gelib, yaxşı pul getiribler. Özü de Necefle Esedden az sonra
Ezizlerimiz bir axşam Aşıq Hüseyni Tovuzun Xatınlı kendinde Niftalının öyünde qonaq qalmışdı. Şeyirdi ise başqa bir yerde. Bu vaxdı kendde toy olurdu. Adam geldi ki, ay Niftalı, seni toya de’vet edirler.
Niftalı dedi:
— Ay bala, men gede bilmerem, evimde qonaq-qara var.
Qasid dedi:
— Niftalı emi, toy sahibleri evinizde qonaq olduğunu bilirler. Dediler ki, xahiş edirik, qonağını da getirsin.
Beli, bir xeyliden sonra Aşıq Hüseyn Niftalı ile birlikte toy meclisine dahil oldu. Amma Aşıq Hüseyn yoldayken Niftalıya demişdi menim Aşıq Hüseyn olduğumu heç kime demesin. Hamı mene Kalvayı Hüseyn desin.
Niftalı lazımi adamlara bildirdi. Ve bütün toya gelenler Aşıq Hüseyni Kalvalı Hüseyn kimi tanıdı. Amma bundan qabaq meclise Kalvayı da gelmişdi, Hacı da Bey de heç /21/ kim ayağa qalxmamışdı. İndi Kalvayı Hüseyn gelende kimi hamı ayağa qalxdı.
— Kalvayı Hüseyn, buyur, Kalvayı Hüseyn xoç gelibsen.
Kalvayı Hüseyn hörmetli adamların yanında, xudmanı bir yerde eyleşdi. Aşıqlar çalıb-oxuyurdular. Aşıq Hüseyn her söze, her ifadeye çox diqqetle qulaq asırdı. Bir azdan dedi:
— A bala siz kime qulluq edibsiniz.
Aşıq Ferxle dillendi:
— Men Göyçeli Aşıq Musanın şeyirdiyem.
Aşıq Hüseyn dedi:
— Ne eşitmişem. O çox yaxşı, qabil senetkardır. Mümkündise indi ondan-Aşıq Musadan bir divanı ya da bir tecnis oxu.
Aşıq baş üsde deyib sazı sinesine basdı. Aşıq Musadan bir tecnis oxumağa başladı. Aşıq Hüseyn gördü ki bunnar aşıq Musanın şe’nine yaraşmayan sözlerdi.
Dedi:
— Bala, Aşıq Musa seni bele öyredibse heç sözüm yoxdu. Yox eger özün bele öyrenibsense bele öyrenme. Sözü düzgün öyrenib, düzgün oxuyarlar. Yaxşı döyül.
Buradaca şeyirde bir balaca alındı. Bir neçe günden sonra eteyinde yalay Göyçe mahalına geldi. Hoy-haray soldı ki demesen mi Aşıq Hüseyn meni xar eledi. Aşıq Musanın da adına nalayıq sözler söyledi. Aşıq Musa bir yerde daha durub, dincelmedi tez gelib Elesgere dedi.
— Men Şemşeddin mahalına getmet isteyirem. Aşıq Hüseynle deyişmeye. Axı o, niye menim şeyirdimi utandırıb.
Elesger Musaya ağır eyleş, batman gel-dedi-eziyyet çekib getme, özü bura gelecek. Onda senin, menin söhbet ederik. Hem de qabını yoxlayarıq. Eger insan adamsa kirveliyimiz de möhkem olar. Yox gördük ki biz düşünen döyül, onda lop sazını da alıb yola solarıq.
Bu burada qalsın, qulluğunuza hardan er zeyliyim. Aşıq Hüseyn Elesgerin dizinin dibinde oturmuşdu. O biri terefde ise Aşıq Musa yerinde durub, dincelmirdi. Göz-qaş eyliyirdi. Musanında böyürde hemin çuğul seyirdi. Heyder oturmuşdu. Az qalıbdı sazı götürüb, meydana çıxsın. Elesger çox mehribanlıqla dedi.
— Aşıq Hüseyn bizim terefler xoşuna geldi mi?
Heyder dedi:
— Elesger emi çox yaxşıdı. Amma Şişqayadan keçende bizi yaman boran tutdu.
Çopur Hüseyn eyilib Aşıq Hüseyne dedi:
— Adiline düyün düşsün, başqa bir söz topmadın mı deyeydin. Aşıq Elesger arif adam idi. Bığaltı gülümsürdü. Bu işareni hamı boşa düşdü. Hüseyn de boşa düşdü ki kerkini daşa vurub.
/22/ Kimse yerinden qolxdı:
— Elesger emi iki neheng eyleşib meclisde, sizi hemişe dinleyirik. Yaxşı olar ki. Aşıq Hüseyn bir hava çalsın.
Bu Elesgerin üreyinden olurdu. Bir baş bilenin qolağına pıçıldayıb dedi ki, get eşiye, sonra meclise girib deyersen ki, Şemşeddinden bir bayatı gelib. Onu açın bele ne oldu. Hemin adam içeri girib dedi.
— Şemşeddinden bir nayatı gelib, bunu kim açar?
Elesger gülümseyib Aşıq Hüseynin üzüne baxdı. Aşıq Hüseyn de dedi bayatı geler, özü de zerf içinde. Bu ise ağızdan deyir. Bayatını hemin adam söyledi.

Ezizim kafir ayı
Budu geldi kafir ayı
Ayın lama düyün oldu
Ne qandı kafir atı

Aşıq Hüseyn dedi:
— Qulaq as! “Kafir ayı” – Keffare ayıdır, ye’ni ramazan ayı. “Açıqdı kafir ayı”— Ayı salavatdamax demekdi.
“Ayın lama düyün olması” – salavatdamax demekdi kafir ayı” da ki, Elesger emi aydındı ye’ni Elliye qailliye olmayan şexs hem kafirdi, hem ayı!
Aşıq Elesger Aşıq Hüseynin bu hazırcavablığını görende söhbeti deyişdi. Ve ters-ters Musanın üzüne baxdı. Baxışları ile dedi:
— Arana gedirdin. Di dur, cavab ver.
Bu vaxdı Semedağa ayağa qolxıb dedi:
— Elesger emi her şey yaxşıdı. Biz sizi gözleyirik. Her ikiniz elin neheng eşığısınız. Oturmayın ayağa qalxın. Aşıq Hüseynin de bir sesini eşidek, nefesini duyaq.
Elesger ayağa qalxıb Aşıq Hüseynin üzüne baxdı.
Aşıq Hüseyn gülümsedi.
— Elesger emi, biz buraya kirveliğe gelmişik. Başqa bir meqsedimiz yoxdur. Gel heç derinliye getmeyek.
Elesger dedi:
— Ay camaat, kirveler çox yornuxdu. Bir az men oxuyum, om-nlar dincelsinler.
Elesger sazını eline alıb ayağa qalxdı. Aşıq Hüseyn de dözmedi. O da sazla ayağa durdu. Elesger mehribanlıqla dillendi.
— Aşıq Hüseyn isteyirsen evvelce sen başla.
— Yox, Elesger emi sen ustadsan. Ustadların qabağına keçmek olmaz, evvelce sen buyur.
— Nolar-deye Aşıq Elesger aldı görek ne dedi.
/23/
Demedimmi içme eşqün camını
İçsen dünya sene dar olacaqdı
Ne dost olma ne zehmete incime
Dost yolunda boran-qar olacaqdı

Aşıq Hüseyn gördü ki Aşıq Musa Elesgeri gözünnen yeyir. Durub dincelmir. Aşıq Hüseyn çox arif adam idi. Quşu göyde vururdu. İşin ne yerde olduğunu çox yaxşı bilirdi. Başa düşdü ki burda nese qurma bir iş var.
Aldı görek ne dedi:

Demedim mi düşme şeytan teline
Hilyesi, fitnesi şer olacaqdı
Bu dünya bir bağdı, bağbanı iblis,
Alması, heyvası, nar olacaqdı

Elesger Hüseynin işi tez başa düşmesine yeeccüb eyledi. Sözü daha derine çekmeye başladı. Elesger onu da hiss etdi ki bu qetiyyen terpenesi kötük döyül. Odu ki aldı görek dal bendinin neçe dedi:

Teveccüh eyledim men bu hesava
Felek qurğusuna ehsen merhava
Nureste gözeler tapmasın hava
Qönce tek hemdemi xar olacaqdı

Aşıq Hüseyn gülümsedi:
— Elesger emi, çox doğru deyirsen. Amma burası da var. Gerek sözü yarımçıq qoymayasan. Aldı Hüseyn

Alma heqqen asdı tamı şirindi
Heyve deribadı, qandı, irindi
Nar seğir malıdı, hedsi derindi
Denesi cesede nar olacaqdı

Elesger gördü ki aye Hüseyn gülün teşbehi qarşısında başqa şey dedi götürüb dübare:

Bir gün soruşsalar günah, sevabı
Günahkarlar nece getirer tabı
Sırat sual mizan, qebir ezabı
Bu sual, qavaxda var olacaqdı

Hüseyn bir qeder de derinden fikirleşdi. Gördü ki aye, Elesger bu qıyamete çekir. Aldı cavabında

Nütveden pak olan siratden keçer
Çugul seyidbazdı, almazlar biçer
Sexavet ehlinin melekler seçer
Cennet-i rizvanda yer olacaqdı

Elesger yaxşı annıyır ki, Hüseyn doğrudan da terpenesi daş döyül. Onun dostluq insanlıq resmini yoqlamaq istetyir.
Aşıq cavabında:
/24/
Cehd ele emeyin getmsin zaya
Kesb eyle özüne halaldan maya
Haramxor zinakar keç yetmez baya
Dosta xain baxan qar olacaqdı

Aşıq Hüseyn görür ki Elesger bunu dağa daşa salır işler getdikce derinleşecek
Aldı Hüseyn:

Emel bit porçadı, melekler deriz
Derk eyle vacibi sünneti farzı
Nekrail hayxırıb çalanda gürzü
Rövşen gözün tire-tar olacaqdı

Aşıq Elesger gördü ki, Göyçede bütün sim terpedeni Hüseyn meydana çağırır. Amma herden de ters-ters Musanın onun şeyirdi. Heyderin üzüne baxır. Sanki demek isteyir ki verin cavabını. Elesger götürüb sözün son bendini:

Elesger axtarma qudretin sırrın
Zulmete işıq var, acıya şirin
Dilinde car eyle merdlerin pirin
Qorxma dar gününde yar olacaqdı

Aşıq Hüseyn görür ki, nedense Elesger nesihete keçdi. Bir balaca gülümseyib cavabnı deyir.

Hüseyn nefs zoğetil-motu yazanda
Şerm eyle, sal yanda fehmin azanda
Gün hereret edib yerler qızanda
Şahı-merdan şefakar olacaqdı

Aşıq Elesger gördü ki, Hüseyn bunarın hamısı sineden bedaheten sökür. Ele ona göre de onun ağlına, zekasına heyran qolır.
Elesger dedi:
— Aşıq Hüseyn zehnin artıq olsun, oğul, çox yaxşı deyirsen. Ele seni belede bilirdim. Men bir defa basarkeçere gedirdim. Şagirdlerim arxada söhbet eyleyirdi. Onda biri o birine dedi:
— Box indi menim nişanlımın yaylaq yurdundan keçeceyiz. Nola, keçende, görem ki, hamı köçüb, gedib. Nişanlım yurda tek qalıb. Gedem görüşem. Doğrudan da xeyli yol getdik. O hemin yerden keçende gördüm ki, şenlik hemin yurddan göçüb, nedense onun nişanlısı tek qalıb.
Onda men dedim.
— Oğul, odur ey, nişanlın tekdi, get görüş yene tezgel.
Cavab verib dedi:
— Elesger emi meni utandırma, gede bilmirem.
Dedim
— Oğul, getmesen senden küsejem.
/25/Oğlan qıza teref yönelende qız da gediye teref imrendi. Onlar bir-birine yetirhayetirde böyürdü. Bir neçe çobanı gördüler. Elleri bir-birine deymedi. Her ikisi çekilip geri döndüler. Onda bu halda bir tecnis demişem. Gör xoşuna gelir mi?
Aşıq Hüseyn dedi:
— Elesger emi nolar de görek.
Aldı Elesger:

El yeridi yalqız qaldı sehrada
Çek atını, çal çatığın çata-çat
Hercayılar seni soldı irağa
Hesret elinden yar eline çata-çat

Hüseyn görür ki, Elesger emisi onu lap derine çekir. Özü de dodaqdeymez tecnisden başlayıb.
— Elesger emi, isteyirem ki bu söz tek qolmasın, icaze ver birini de görüm men deye bileceyem mi?
Aldı Aşıq Hüseyn:

Hellac geler dağlar atar yayınan
Qayalardan senki salar çata-çat
Ya qangının deyilene ya inana
Xeyir şerin çekecekler çata-çat

Hüseyn sözü Musaya işare ile dedi. Elesger Musanın üzüne yene de ters-ters baxar. Üreyinde deyir: “Di dur, cavab ver, bekin qırılsın meni azara salıbsan.”
Aşıq Elesger:


Qışda dağlar ağ geyiner, yaz qara
Sağ destinle ağ qağıza yaz qara
Eser yeller, qehr eyliyer yaz qara
Daşar çaylar, daşar geler çata-çat

Aldı Hüseyn

Dilin deyse o narazı nara hey
Eseretde atacaqlar nara hey
Nar içinde ha çekirsen nara hey
Etin erir e’zan yanar çata-çat


Aldı Elesger

Gel Elesger xetdin çıxdı çal indi
Hey yeye, dalı reye çal indi
Hercayının kellesinden çal indi
Sal çengelin çek ciyerin çata-çat

Aldı Hüseyn

Yazıq Hüseyn yaşın yetdi daha, sen
Cehd elersen yekin yeter daha sen
Ne anlarsan ne qonarsan daha sen
Seksen ilde ders alarsan çata-çat

Musa Elesgeri gözüynen yeyib deyir ki, ay usta gör neynirsen. Elesger de öz üreyinden düşünür ki Hüseyni bir balaca da derine çekeyem. Görüm dalımca gelebilecek mi. Axı ne deyirem bu ele yekhayek cavab verir. Hüseyn de /26/ isteyir ki, bir defa qabağa keçsin. Amma fikirleşir ki göresen Elesger niye hemişe qabağa keçir. Niye bir yolda onun qabağa düşmeyine imkan vermir. Hüseyn de güçle qabağa keçmek fikriynen yaşamır. Ustadına hörmet eyleyir. Musanın gözleri Elesgerdeydi. Birden Elesger dedi:
— Ay bala, birini de deyecem, gör necedi xoşun gelir mi?
Aldı Elesger

İbtida xalq oldu külli kainat
İnsan naqe mindi, naqe ne mindi?
Gözlerin afeti alır canımı
Müjgan kirpiyinden ne qanam indi?

Aşıq Hüseyn heriflerin himleşmesini o saat başa düşür. Görür ki Elesger emisi çox üzden getdi. Hem de sözlerin beytleri arasında bir-birine heç uygunluq yoxdu. Gülüb Hüseyn aldı ne dedi:

İbtida xalq oldu cümle mexluqet
Onda yer ne mindi, yere mindi?
Hüsnünden qalmadı cismimde taqet
Ne arif ne mensur ne aram indi


Qonaolar pıçıldaşdı. Elesger dedi.
— Bu ne pıçıltıdı.
Hüseyn başını buluyub yene de yavaşca gülümsedi.
— Elesger emi bend olma. Meclisde bele şeyler çox olar. Sen üreyinden ne keçir esirgeme, de, çay gelsin. Deyesen meclisimiz getdikce isinir.
Aldı Elesger

Ne artıq gül, ne eksin din, ne danlan
Zeher olmır herceyaya neden nan
Seryaqıfdan, dil bilmezden, nadandan
Ezel ne qanmışam ne qanam indi

Elesger bu sözüynen işare edib deyir ki ay Hüseyn bele bu Musa kimilerinen ne qanmışam ki, bundan sonra ne qanam.
Aldı Hüseyn

Merd iyidin bu dünyada qala adı
Hercayılar cismim oda qaladı
Te’ne sözler sinem üste qaladı
Ne kese bilirem ne yaram indi

Aşıq Musanın rengi deyişdi. Sözün özüne vurulmasını annıyıf meclisden çıxdı. Bunnan Elesgerin qetiyyen xeberi olmadı.
Aldı Elesger

Elesgeri çekmeyinen yar ala
Layıq budu yar gönlünü yar ala
Sınmış derden ne yar lebin yarala
Emmek de istesen ne qan, em indi

/27/Aldı Hüseyn

Hüseyn ölse canan büker özü ağa
Şeyda bülbül sığınar mı o zağa
Men can dedim canan düşdü ozağa
Ne qelbim yaxındı, ne aram indi

Lap üreyimden xabar verirsen. Xetrin menden rencide olmasın. Bir dodaqdeymez şerxetayi divani de demek isteyirem.
Hüseyn dedi:
— Elesger emi, evvela biz qonağıq kirveliye gelmişik. Sonrasıda üreyin ne isteyir de. Lop bele bir ayda, iki ayda cavab vermeyi özüme bare bilirem. Amma icaze verirsen bu defa qabağa men düşürem.
Elesger xeyli fikirleşib dedi:
— Oğul, men ağsaqqalam.
Hüseyn gülümsedi.
— Nolar Elesger emi. Onda özün bilirsen ne isteyir sen oxu. Yerdekiler bir-birine baxıb pıçıldaşdılar.
Aldı Elesger

Nahaq yerde gizlisin sirri
Gizdedin xondan geda
Ah çekersen nale eder
Can geder, candan geda
Sidqi dilinen çağır
Ketsin şahlar şahını
Nahaq işdi dilek diler
İnsan insandan geda

Aldı Hüseyn

Aşığa ne layıqdı
Deye hedyandan geda
Danış sen heqiqetden
Yeddi erkandan geda
Yeddi yerden yeddi erşden
Yeddi sirden qan geda
Yeddi derden dersin alsın
Şiri yezdandan geda

Elesger meclise göz gezdirdi. Gördü aye Musa yoxdu.
Bu vaxtı Elesger xeber verdiler ki demezsen mi, Musa meclisden küsüb gedib. O saat Elesger götürüb dedi.


Al çetirin çıx sehraya
Sal serine saye gez
Qeza ki senle gezecek
İster gir deryaya gez
Sin içinde sakit eyleş
Heqiqetden aye, gez
Ağ eyle sinen aynasın
Şeri-şeytandan geda

/28/ Aldı Hüseyn

Aşıq gel heqiqeti
Dilinde izhar eyle
Şeytanın şer işinden
Serini kenar eyle
Secde kıl şahlar şahına
Serini insar eyle
Heşride xilas eyleyer
Nar-ı nirandan geda

Aldı Elesger

Elesgernen danışanda
Al eline saz danış
İncisende istiyennen
Ele erki-naz danış
Eyleşende ağır eyleş
Danışanda az danış
Sana her yandan geda

Aşıq Elesgerin bu son sözleri Aşıq Hüseynin qelbine toxundu. Sazı sinesine daha da sıxdı. Aldı görek dodaqdeymez divanının son bendini nece cemleşdirir, biz deyek, eşidenler şad olsun.

Hüseyn deyer eşq ehliler
Ateşe yana gerek
Şerieti şekiyyeti
Teqlidi qana gerek
Tencisi teriqeti
Sayıla sana gerek
Neseçer xiridarı
Qeyri qanandan geda

Söz tamama yetdi. Düşmenin ömrü tamama yetsin. Elesger Aşıq Hüseynin elini berk-berk sıxıb dedi.
— Aşıq Hüseyn çox sağol, çox sağol ki camaat çox razı qaldı. Sazınnan sözünnen. Amma isteyirem zarafatyana biz söz de oxuyam. Ona da cavab veresen.
Aşıq Hüseyn dedi:
— Elesger emi onsuzda götürdüyümü götürmüşem üreyin ne isteyir oxu lop isteyirsen bir ay, bir il deyek, oxuyaq.
Elesger başa düşdü ki, Hüseyn demek isteyir. Bele herbe-zorbaları çox görmüşem. Çox bele ağır dağlar götürmüşem. Elesger bu sirrin üsütnü açmayıb hikayetine başladı.
Bir defa toya getmişdim. Men toyda olduğum müddetde qonum-qonşular qarılar bizim arvadı tovluyur ki Elesger axşama qeder güzel-göyçek gelinlere şe’r deyir. Telli Xanım, Ballı Xanım, Güllü Xanım, Lale Xanım, Mine Xanım, xülase hamısına te’rif-te’rif dalınca sööz deyib heç gör sene biz söz deyib mi?
Toydan teri-terri geldim. Bayırda qapının arxasında dayandım. /29/ iteledim, qapı açılmadı. Ay arvad terriyem, qapını aç dedim. İçerden qışqırdı: — Get şe’ri kime yazırsan o da sana qapını açsın.
Dedim:
— Ay arvad, görem bir fikrin meqsedin nedir?
Neyse, arvad çox xahişten sonra qapını açdı.
— Arvad söyle görüm neylemişem? Qapını niye açmırsan? Dedim. Qaşqabağını salladı:
— Daha bundan arıq neylemek isteyirsen. Sözü camaatın arvadlarına-qızlarına deyirsen. Heç gör meni getirenden birce söz deyibsen mi?
— Arvad, geti çaydan. Zaddan qoy, yorğunum çıxsın sene de bir şe’r deyeremç
Arvad dedi:
— Qızına dünenden su getir demişdim. Hele getirmeyib. Seneyin ağzına hörümçek tor salıb. Bir avuç su yoxdu.
Men güldüm.
— Arvad, bir baş-gözünü sığalla, tumanını azca yığışdır. Cilveler qabağımda otur. Sene bir te’rif deyim ki, sesi-sorağı irandan, turandan gelsin.
Arvad ne qeder burasını orasını sığalladı özü de gördü ki, heç yaraşıq tutmur. Başladım demeye ki:
Ala gözlü nazlı dilber
Elinden xeberin var mı?
Dört yanında boxça söyüd,
Gülünden xeberin var mı?

O zaman ki geldim size
Mayıl oldum ala göze
Zibilin çıxıbdı dize
Gülünden xeberin var mı?

O zaman ki gelin oldun
Qabırqası qalın oldun
Gaynanaya zalım oldun
Dilinden xeberin var mı?
Neyse söz çoxdu. Arvad qaşqabağını daha da salladı. Halı perişan oldu. Tumanını balağını yığışdırıb atası evine getdi. Amma uşaxlarına sen deme deyibmiş ki dedeniz teze cavan bir qız sevib daha meni beyenmir.
Axşam uşaxlar eve glib, qaşqabaqlı dediler:
— Ay dede, mal damının orta direği qırılıb. Bir gedek sen de bax. Onu deyişmek lazımdı. Duzu men de inandım. Mal tövlesine giren kimi talıbla Beşir heresine eline bir ağac götürüb üstüme düşdüler.
Dedim:
— Ay bala, günahım nedi?
Gördüm keren göyde yox belimde sınır.
Beşir dedi:
— Ay dede, seni başaca yumşaldacağıq. Bir az ağılasan.
Dedim:
— A bala nolub, deli ha nöylem.
Talıb dillendi:
— Be bizim anamız deli ha döyül. Hanı evde yoxdu. Gözlerimde ol çoxdu. Dedim:
— Sabah gedib getirerem neyse onda bir söz demişem. Hemin sözü toylarda tez-tez sifariş verirler. İncimesen onu da oxuyaram.
Hüseyn gülümsedi. Bildi ki bu neyese işaredi.
— Elesger emi, üreyin ne istetyir de.
Aldı Elesger
Hercayının, dilbilmezin ucundan
Döne-döne men ziyana düşmüşem
Doymaq olmaz güzellerin mehdinden
Pervane tek yana-yana düşmüşem
Aşıq Hüseyn başını buladı
— Elesger emi, men de bele ziyanlara çox düşmüşem. Onun ancaq indi diyeceyim. Sözle evezini çıxmaq isteyirem.
Aldı Hüseyn

Qırxlar piri özü verib dersimi
Şair cergesinde sana düşmüşem
Arif meclisinde, alim yanında
Neçe defa imtihana düşmüşem

Hüseyn onu demek isteyirdi ki, Elesger emi, bele imtihanlardan çox çıkmışam. Bele nağıllar çox eşitmişem. Cavan olduğuma baxma. Sözü hara vurduğunu da yaxsşı bilirem.
Aldı Elesger

Dövletim çox oldu qıymadım pula
Kor oldu gözlerim yapıştım dula
Ne ölür ne itir, canım qurtula
Mecnun teki biyabana düşmüşem

Hüseyn dedi:
— Sağ ol Elesger emi, ele men de sen günnüyem. Qulaq aç gör de deyirem.
Aldı Hüseyn


Bir zaman elimde zil bem saz oldu
Gözeler menimle üzbeüz oldu
Soyum artıq geldi tozhatoz oldu
İndi de yumşalın una düşmüşem

/31/ Aldı Elesger

Elesger geçibdi namus-arından
Alem yata bilmez ahu-zarından
Boşasam qorxumdan oğlanlarımdan
Boşaya bilmirem qana düşmüşem

Aldı Hüseyn

Özüm aşıq olub gezirem elle
Qalır hesret gözüm ebrişim telle
Elesger danışan teşbih misaldi
Hüseyn deyir hemin dona düşmüşem

Telli Esed yerinden söz atdı.
— İkinizinde derdi-sirri birdi. Böyükdü sizin bu ozardan qurtarmaq lazımdır.
Meclise böyük bir gülüşme düşdü. Elesger gördü ki aye Hüseyn inadından heç dönmür hardan deyir, ordan yekhayek cavab verdi. Ona göre yene de dedi.
— Ay Hüseyn zehnin arıq olsun. Ele bele de bilirdim. Sen bele olmalısan. Talantına heç söz ola bilmez. Bir beytde deyeceyim. Mümkünse ona da cavab ver.
Hüseyn dedi:
— Elesger emi bacarsam vereceyim.
Aldı Elesger

Qevvas olub girsen eşqin behrine
Narın silkin, narın çolxan narın üz

Elesger bunu deyib dayandı. Diqqetle Hüseynin üzüne baxdı. Hüseyn arif adam idi. Elesgerin qulaqına eyilib yavaşca dedi.
— Elesger emi qulağına biz söz diyeceğem, açıq olmaz.
Elesger dedi:
— De görüm.
Hüseyn dedi:
— Elesger emi derziler paltarı maşınla mı tikir?
Elesger beli deyib başını terpetdi.
— Maşın tiken tikişin üst sapını tutub, alt sapını suyuranda o hası tefere sökülür?
Elesger dedi:
— Dala teref.
— Men de dala teref sökerem de.
Elesger meettel qaldı.
— Nece eyleyirsen?
Hüseyn azca qımılıq qulaq as, dedi. Bax sen deyirsen “Narın üz” men de deyirem “Üz narın”
Aldı Hüseyn
Ey nazenin ey rizvanım üz narın
Ketan narın, köynek narın, üz narın

/32/ Aşıq Elesger yavaşca Hüseyne daha besdi dedi. Söz meselesi qurtaraq bu burda qalsın.
Hüseyn dedi:
— Meslehet senindi, usta. Üreyin istiyir yene de oxuyaq.
Elesger dedi:
— İş ele deyil. Eger bunu. Alınçalı Meherrem eşitse qanadığımız açmaya qaymayacaq. Ona göre de meclisin ruhuna uygun yaxşı bir söz oxu. Hamımızın kefi bir az da durulsun.
Beli, menim ezizlerim, söz tamam yetişdi. Here bir yandan her ili aşığı alqışladı. Aşıq Elesger Aşıq Hüseynnen icaze alıb Aşıq Musanın dalınca eşiye çıxdı. Onu mezemmetleyib meclise getirdi. Aşıq Hüseynnen barışdırdı. Elesger yene de xahiş etdi ki, bu barışıqdan sonra meclisin ruhuna uygun bir gözelleme oxusun. Aşıq Hüseyn Elesgerin merdliyinden, medeniyyetinden insalığından çox razı qaldı. Baş üste deyib sazı yeniden sinesine basdı. Amma bir de göz gezdirende gördü ki gözel bir gelin ayaq üstündedir. Birce bu gözelin uçmağa qanadı yoxdu. Ele bir meleykedi. Aşıq görek ne dedi:

Hezerat yaxşı bavan
Qarşıda duran gözele
Ay qabaq lale yanaq
Qaşları qaman gözele
Huridi, ya peridi
Melekdi qılman gözele
Bu suretde bu camalda
Kim deyer insan gözele
Getirin arifleri
Fehm ile diqqet elesin
Sözümde xilaf varsa
Göstersin iskat elesin
Mümkünse ceza versin
İşin edelet elesin
Her kimin derdi varsa
Durub şikayet elesin
Zülfünnen dara çeken
Edalet divan gözele

Tovuz kimi cilvelenib
Çıxıb qabağa cilvelenib
Ağ libas ter endama
Başdan ayağa yaraşır
Ağızda mirvarı diş
Qaymaq dodağa yaraşır
Çay süzür padnos düzür
Getirir qonağa yaraşır
Zerefşan xalları var
Büllur buxağa yaraşır
Aferin sed aferin
Alıcı terlan gözele
/33/
Şems olub gözeliyi
Nuru qalxıb tecelleya
Melekler ehsen deyir
Eşrde durub temaşaya
Her kesin derdi olsa
Onlar gelir temennaya
Bu hüsnde vecehetde
Benzeri var züleyxaya


Daha gelmez kilisaya
Hüsnüne gönül verib
Getirir iman gözele

Dodağın südlü qaymaq
Şeker zülalından beter
Dil şirin dahan şirin
Tebrizin balından beter
Şox salıb ay qabağa
Hebesi walından beter
Çekilib qelem qaşı
Qudret hilalinden beter
Anlağı me’rifeti
Loğman kemalından beter
Aşıq Hüseynin xoşuna gelib
Dedi bir dastan gözele

Söz tamama yetişdi. Her terefden “Aferin”, “Aferin” sesleri ucaldı. Meclis yeniden nizamlandı. Qazanların ağzı açıldı. Xöreyin buğu göğe qalxdı. Xörek pilav meclise daşındı.
Geceyarısı oldu. Meclis şad, xürrem dağıldı. O gece qonaqlara Aşıq Elesger de bir yerde qalmalı oldular. Subh açıldı. Üzünüze aydınlıqla açılsın. Yeyib içenden sonra Aşıq Elesger qonaqları evine apardı. İki gün iki gece şadlıq oldu. Sonra Aşıq Hüseyni alnı açıq gülerüzle öz başının destesile Bozalqanlı kendine yola saldılar. Hamısı şad oldu. Siz de hemişe şad olun, hoşbext olun, kefde-damaqda olun!
/34/




www.garapapag.com


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:
Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder   Yazdırılabilir Sayfa UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa ->  OZAN & AŞIK Zaman Sizin Bilgisayar Zamanıylan Ayarlandı
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti gönderemezsiniz
Bu forumdan eklenti indiremezsiniz


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group

Nuke Evolution Conversion By: Evo-United.com
AOG_XTC Designed by ART OF GAMING Copyright of artofgaming.co.uk,

Art Of Gaming
Forums ©


Spambot Killer
Site Map

[News Feed] [Forums Feed] [Downloads Feed] [Web Links Feed] [Validate robots.txt]


Türkçeye Çeviri Ve Destek UserNuke.Com --*--PHP-Nuke Copyright © 2006 by Francisco Burzi.
All logos, trademarks and posts in this site are property of their respective owners, all the rest © 2006 by the site owner.
Powered by Nuke-Evolution.

[ Sayfa Üretimi: 0.37 Saniye | Memory Usage: 8.55 MB ]

.