HOME
FORUM
Account
Untitled Document
info   
  
Ziyaretci
38.107.179.244
Nickiniz:

Şifre:



Üyelikler:
Bügün: 0
Dün: 0
Bu Ay: 0
Bu Sene: 2
Tolam Üyeler: 368
Yeni Üyeler:
Online Üyeler:
  Ziyaretciler: 11
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx
38.107.xxx.xxx
65.52.xxx.xx

  Toplam Üyeler: 11
Site Saati:
Feb 09, 2012
09:28 pm EET
Untitled Document
Gazete Başlıkları   
  
Gazete Başlıkları
Untitled Document
TEREKEME ALBÜM   
" /> " /> " /> " /> " /> " /> Garapapag.Com :: - Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS
Main  •  FAQ  •  Search  •  User Groups  •  Profile  •  Members List  •  Private Messages
Arcade  •  Attachments  •  Buddy List  •  Ranks  •  Rules  •  Smilies List  •  Statistics  •  Staff


 
En Son Konu Ve Cevaplar   Next 6 >>  
 Forum   Yazar   Cevap   Son Mesaj 
Sitemiz Açılmıştır Hayırlı Olsun Duyurular ve Yardım admin 16 Sal Eyl 07, 2010 6:48 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
BASINIZ SAGOLSUN *Din'i Muhabbet* Eylul 1 Çar Tem 14, 2010 7:05 pm
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Casus Yazılım Bilim-Teknoloji-Bilgisayar ATAMAN 3 Pzr Oca 29, 2012 12:56 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Fransa'nın Cezayir ve Ruanda katliamları Kanlı Sayfalar ve İsyanlar ATAMAN 1 Per Arl 22, 2011 8:22 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
Türk Pramitleri Gizemli Tarih ATAMAN 1 Per Ekm 20, 2011 12:07 am
ATAMAN Son gönderilen mesajlar
KARAPAPAH TÜRKLERİ FREE photo hosting by Garapapag.Com KARAPAPAKMURAT 3 Çar Ağu 17, 2011 11:45 pm
ATAMAN Son gönderilen mesajlar

Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   Yazdırılabilir Sayfa    UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa -> FREE photo hosting by Garapapag.Com
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
KARAPAPAKMURAT
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 26, 2008
Mesajlar: 165


Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Çar Ağu 20, 2008 8:20 am Mesaj konusu: Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS Alıntıyla Cevap Gönder

Baybars

Baybars, 1223 yılında Kıpçak ilinde doğdu.

Kıpçak Türkü Baybars, Altın Ordu Hakanı ve Cengiz’in torunu Berke Han’ın damadı idi. Kendi yerine geçecek oğluna da Berke adını vermişti.

Köle olarak Kahire’ye gelmiş, Eyyubîlerin hassa ordusuna alınmıştı. Zeka ve yeteneği ile kısa zamanda kendini gösterdi. Ayn-Calud’da Haçlılarda yapılan savaşta, öncü birliklerine kumanda ediyordu. Sultan Kutuz ona, vadettiği Halep valiliğini vermediği gibi, şöhretinden ve kendi yerine sultan seçilmesinden korkarak öldürtmek bile istemişti. Baybars, Kutuz’un bu girişimini boşa çıkardı ve ölen Kutuz oldu. Bundan sonra sultan seçilen Baybars, hükümdarlığının birinci yılında (1261’de), Moğollar tarafından öldürülmüş olan Abbasî halifesinin yerine aynı aileden başka birini getirerek, Mısır Abbasî Hilafetini kurdu.

1260’ta hükümdar olup. 1277’ye kadar hüküm süren Sultan Baybars zamanında Mısır Türk Devleti en kudretli devrine ulaştı.

Cesur bir asker olan Baybars, kudretli bir hükümdar ve iyi bir idareci olduğunu gösterdi. Franklarla, Ermenilerle, Moğollarla yaptığı savaşları kazandı. İsmailîlerle de mücadele etti. Anadolu’da Moğollara karşı direnişe geçen Türkmen beyliklerini destekledi ve ordusunun başında Kayseri’ye kadar ilerledi. Ermenilerin başkenti Sis şehrini zaptetti (1274). Sonra, kendi merkezinden daha fazla uzaklaşmamak için Şam’a döndü.

Altın Ordu ve Bizans ile de siyasi münasebetler kuran Baybars, Haziran 1277’de hastalanarak, 54 yaşında iken öldü.

Orta çağ tarihinin en büyük ve örnek hükümdarlarından biri olarak anılan Baybars, devlet teşkilatında büyük bir reform yapmış, Haçlıları Yakındoğu’dan sürüp çıkarmıştı.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 756
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Çar Mar 03, 2010 12:09 pm Mesaj konusu: Re: Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS Alıntıyla Cevap Gönder


    Memlûk sultani Baybars Mogollarin giderek artan zulüm ve baskilarindan rahatsiz olan Selçuklu kumandan ve devlet adamlarindan özellikle Pervane'den aldigi davet mektubu üzerine Mogollara karsi bir sefer tertiplemek ihtiyacini hissetti. Çünkü müslüman Anadolu halkindan gelen yardim istekleri onun adeta bir kurtarici gibi beklendigini açikça ortaya koyuyordu. Bu davet Mogollar karsisinda kazandigi zaferlerle bir Islâm müceddidi olarak kabul edilen Baybars ile cihan hakimiyeti pesinde kosan Ilhanli hükümdari Abaka Han'i karsi karsiya getiriyordu.

Abaka Han 1269 (667) tarihli mektubunda "Sen Sivas'ta satin alinmis bir kölesin. Nasil benim gibi bir dünya hükümdarina karsi çikabilirsin" diye hakaretler yagdirdigi Memlûk sultani Baybars'in Aynicâlut'ta Mogollari ilk defa bozguna ugratan kumandan oldugunu unutmus görünüyordu. Sultan Baybars Mogollarla Anadolu'da tekrar hesaplasmak istiyordu. Ancak ülkesinden çok uzak bir mesafede onlarla savasa girebilmesi için Selçuklularin destek ve yardimina muhtaçti. Bu bakimdan ancak Muîneddin Pervâne ile gizlice anlastiktan sonra yola çikti ve Haleb'de ordusunu topladi. 1277 yili Nisan ayinda (675 Zilkade) Antep'e ulasti. Buradan tarihi kervan yolunu takip ederek Göynük ve Göksu üzerinden Akça Derbend'e kadar geldi. Bölgedeki Ermeniler Memlûk ordusunun yaklasmakta oldugunu Toku ve Tudavun adli noyanlara bildirdi. Bunun üzerine Muineddin Pervane'nin emrindeki Selçuklu ordusuyla Mogol askerleri Kayseri'de toplanarak yola çiktilar. Nigde'de beklemekte olan Mogol birlikleri de onlarla ayni istikamette harekete geçti. Memlûk öncü kuvvetleri kumandani Sungur, 3000 kisilik Mogol öncü birligini maglup edip esir aldi. Daha sonra taraflar Elbistan ovasinda karsi karsiya geldiler. Mogollar Anadolu askerlerinin Memlûklere iltihak etmesinden endise ettigi için onlari kenarda tutup Ermeni ve Gürcüleri ileri hatta sevkediyorlardi. Çok çetin geçen savas Mogol ordusunun yenilgisiyle sonuçlandı..

    Yaklasik 700 Mogol askeri öldürüldü. Selçuklu ordusuna mensup bazi askerler Memlûk saflarina geçtiler. Pervane'nin oglu Muhezebüddin Ali, damadi Mecdeddin Muhammed'in kardesi Kutbeddin Mahmud, Sivas subasisi Sungurca, Emir-i dâd Seyfeddin, Ârizu'l-Ceys Kemaleddin, Müsrif Zahireddin, baskadi Hüsameddin, Malatya hekimi Residüddin'in ogullari ve daha birçok devlet adami ve kumandan Mogollara karsi duyduklari nefretle müslüman Mem-lûk ordusuna katilmislardi. Memlûk kuvvetlerinin zafer kazanmasi üzerine Muineddin Pervâne Kayseri'ye kaçti (12 Zilhicce 675/12 Temmuz 1277). Burada Mogollar'in kendilerinden intikam alacaklari endisesiyle Giyaseddin Keyhüsrev, vezir Fahreddin Ali, Atabeg Mecdeddin Muhammed, Müstevfi Celâleddin Mahmud ve diger devlet adamlarini Tokat'a götürdü.

Memlûk sultani Baybars kazanilan zaferden sonra öncü birlikleri kumandani olan Sungur el-Eskar'i Mogol askerlerini takip etmekle görevlendirdi. Kayseri halkina eman verdigini bildirdi ve askerlerin para karsiliginda alis veris yapabilmeleri için çarsi ve pazar yerlerinin açik bulundurulmasini istedi. Baybars yol boyunca halkin coskun sevinç gösterileriyle karsilandi. Kayseri sehrinin ileri gelenleri, âlimleri, tüccarlari ve halki da onu tekbir sesleriyle karsladilar. Sultan cuma günü, basinda çetr oldugu halde sehre girdi ve Selçuklu tahtina oturdu. Kadilar, sûfiler ve beyler huzura çikip tahti öptüler. Sultan burada cuma namazini kildi. Adina hutbe okundu ve para basildi.

Sultan Baybars Kayseri'de bulundugu sirada Karamanoglu Mehmed Bey de itaat arzetti. Sultan da Ermenek ve Larende (Karaman)'den sahile kadar uzanan topraklari Karamanogullarina verdi. Muineddin Pervane de Sultana elçi gönderip itaatini bildirdi. Bunun üzerine Baybars da onu Kayseri'ye davet ederek makaminin basina geçmesini istedi. Fakat Pervane durumdan emin olmadigi için hem Abaka Han'a hem de Sultan Baybars'a baglilik göstermeye çalisiyordu. Sultan Selçuklu devlet adamlarinda Mogollarla ugrasacak cesaret göremedigi için Kayseri'de uzun süre kalmanin halk ve askerleri açisindan doguracagi tehlikeleri düsünerek yaklasik 10 gün sonra sehri terketmeye karar verdi. Seyfeddin Çalis'i Kayseri valisi tayin ettikten sonra da buradan ayrildi. Bu sirada Giyaseddin Keyhüsrev ile Pervane kendisine elçi göndererek bir süre daha kalmasini istediler, ancak sultan samimiyetsizliklerini gördügü için elçiyi azarladi ve Pervane'ye "Anadolu'yu ve yollarini ögrendik. Biz buraya Selçuklu tahtini ele geçirmek niyetiyle gelmedik. Tahtimiz ve Kudüs'ün fethi bize yeter" diye haber gönderip üzüntü ve öfkesini ifade ettikten sonra savasa katilan Selçuklu beylerini de yanina alarak Kizilsu, Karacahisar, Yabanlu pazari, Elbistan, Akçaderbend, Göksu, Göynük ve Maras yoluyla Haleb'e gitti. Sultan Baybars'in Anadolu halkinin Mogol zulmünden kurtulmasi için büyük bir firsat olan bu seferinden de Muineddin Pervane'nin kararsiz tutumu yüzünden netice alinamamis ve Mogol zulüm ve tahakkümü devam etmistir.



 


Kısa Hayat Özetinden Sonra BAYBARS' ın  Geniş Hayat Yaşamı Aşşağıda Sunulmuş Ve En Kapsamlı  Araştırmalarından Biridir.




En son ATAMAN tarafından Cmt Mar 13, 2010 1:48 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 756
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Cum Mar 05, 2010 7:23 pm Mesaj konusu: Re: Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS Alıntıyla Cevap Gönder

   Memlûkler Devleti, Mısır’da kurulan Türk devletlerinden biridir. Eyyubi Devleti’nin Gücünü yitirmesinden sonra kurulmuştur. Anadolu’nun Moğollar tarafından işşal edildiği ve Anadolu’da hüküm süren Selçuklular Devleti’nin de şücünü yitirdiği bir dönemde kurulmuştur. Memlûkler Devleti, kurulduğu yıldan itibaren Haçlılar ve Moğol tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Hüküm sürdükleri yıllarda Haçlı Seferleri’nin ve Moğol saldırılarının durdurulmasında önemli bir rol oynamışlardır.
Memlûkler Devleti Sultanlarından biri olan Baybars, 1260 yılında Kutuz’u öldürerek Memlûkler Devleti’nin başına şeçmiştir. Baybars, küçük yaşta iken Mısır’a köle olarak şelmiştir. Burada Eyyubi sultanı Melikü’s-Salih’in dikkatini çekerek askeri sınıfa alınmıştır. Yetenekli olması sayesinde bu askeri sınıfta bir süre faaliyetlerini sürdürdükten sonra yönetimi ele şeçirmiştir.
Memlûkler Devleti’nin kurulduğu ilk yıllarda başa şeçen Baybars, Mısır ve Suriye taraflarına düzenlenen Moğol ve Haçlı saldırılarıyla uğraşmıştır. Sultanlığı boyunca yürüttüğü siyasi faaliyetler ve mücadeleleri Memlûkler tarihi ve Türk islâm tarihi açısından önem arz etmektedir. Baybars, düşmanlarla mücadele etmenin yanında devlet yapısıyla ilşili düzenlemeler de yaptığı için devletin asıl kurucusu sayılmıştır.
   

            Memlûkler Devleti Mısır’da kurulan Türk devletlerinin en şüçlülerinden biridir. Bu devletin Türk tarihi açısından önemli bir devlet olması sebebiyle sultanlarının faaliyetlerinin her yönüyle incelenmesi ve bilinmesi de büyük önem taşımaktadır. Memlûkleri ve tüm Türkleri etkileyen Haçlı seferlerinin Türk şslâm Tarihi açısından siyasi ve sosyal sonuçlarının anlaşılması için araştırmalar yapılması şereklidir.

 Memlûkler, kurulduğu andan itibaren Haçlılarla karşı karşıya şelmiş topraklarına yapılan saldırılarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bir devletin etrafındaki düşmanlarla savaşarak onları yenmeden şüçlenmesi ve varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Mısır’da şüçlü bir devlet haline şelmek ve bu topraklarda söz sahibi olabilmek için Memlûkler de ülkelerine yapılan saldırıları bertaraf etmişlerdir.

Esasında Mısır’da hâkimiyet sağlamak sadece Haçlılarla değil birçok devletle savaşmayı şerektirmiştir. Yalnız Memlûkler Devleti’ni en çok uğraştıran mesele Haçlılar meselesi olduğu için Haçlılara karşı verilen mücadeleler ve özellikle Baybars’ın Haçlılarla mücadelesi Memlûk tarihinde dönüm noktası oluşturmuştur. Memlûkler Devleti, Baybars döneminde Mısır tarihinin yanında Anadolu tarihini de etkileyen önemli şelişmelere sahne olmuştur. Haçlılar Mısır’a saldırmanın yanında Anadolu’yu da rahat bırakmamışlardır. Baybars’ın başarılı siyaseti, Haçlı saldırıları ve Moğol saldırıları ile yıpranarak eski şücünü kaybeden Anadolu Selçuklu Devleti ve bu saldırılardan bunalan Anadolu halkı için de umut oluşturmuştur. Anadolu’daki Türkleri önemseyen ve onları şöz ardı etmeyen Baybars ondan yardım istemeleri üzerine birçok kez Anadolu’ya sefer düzenlemiştir. Hatta Moğol saldırılarından kaçarak yurdunu terk etmek zorunda kalan Türkleri ülkesine kabul ederek onları sınır boylarına yerleştirmiş kendilerine yurt edinmelerini sağlamıştır. Baybars’ın yardımları Anadolu’yu ele şeçirmek isteyen Moğollar ve Haçlıların dikkatini çekmiş ve ona karşı bazen birlikte hareket etmelerine neden olmuştur. Anadolu’daki ve Mısır’daki Türkleri yakından ilşilendiren Haçlılar meselesinin çözümünde en çok dikkat çeken simalardan biri olan Baybars’ın faaliyetleri ve Haçlılarla mücadelesinin araştırılması önem arz etmektedir. Baybars ve Haçlılarla mücadelesi hakkında pek çalışma olmaması bizim bu konuyu çalışmamızı sağlayan sebeplerden biridir.

        Memlûk, Arapça’da “köle” demektir. Bu kelime zamanla İslam Tarihi’nde satın alınan ve savaşlarda esir düşen köleler için kullanılmaya başlanmıştı. Kendi nüfuzlarını kuvvetlendirmek maksadıyla, İslâm tarihinde ilk defa memlûk kullananlar Abbasi halifeleri olmuştur. Abbasiler Türklerin çoğunlukta olduğu yöreleri fethettikten sonra esir pazarlarından satın alınan kişilerden oluşan bir ordu kurmuştur.

     Abbasî ordusundaki Türk memlûkların sayısı, kısa bir süre içerisinde fazlalaşmıştır. Zamanla ordunun en iyi birliklerini Türk soyundan gelen bu askerler oluşturmaya başlamıştır. Bu Türk askerleri sayesinde Abbasîler, dış tehlikelere başarıyla karşı koymuşlardır.
Tolunoğulları ve İhşidîler devletlerinde de önemli bir yer tutan memlûk kuvvetlerinin sayısı, Eyyûbîler döneminde özellikle Melik’üs-Salih zamanında artmıştır. Melik’üs-Salih döneminde Moğol istilasının etkili olması sebebiyle Kıpçak Türklerinden oluşan birçok memlûk satın alınmıştır. Bunda, onların vücut yapılarının ve şeldikleri yerin kültürünün de askerliğe uyşun olması etkili olmuştur.
         
     Melik’üs-Salih bu memlûklerin eğitimi için ayrı bir askeri sınıf oluşturmuştur. Kışlaları Nil Nehri üzerinde bulunan Ravda Adasında kurulduğu için Bahriye adını almışlardır. Bahriye sınıfı ilk başta Melik’üs-Salih’in başarılı olmasını sağlamış zamanla kendi şüçlerini artırarak Eyyubi devletinin sona ermesine neden olmuşlardır.
   

        Memlûkler Devleti 1250–1517 yılları arasında, Mısır ve Suriye dolaylarında hüküm süren Türk İslâm devletidir. Hükümdar ve emirlerin muhafız birliklerine bağlı bu köleler, meziyetleri sayesinde, zamanla hizmetinde bulundukları devletlerde idarî kadroyu ele şeçirmişler ve sonunda kendi adlarını taşıyan bir devlet kurmuşlardır.
 
       Baybars Haçlılara karşı mücadelesinde titizlik şöstermiştir. Daha ülkenin başına şeçer şeçmez Haçlılara hücuma başlamıştır. 1261 yılında Antakya’ya saldırmış, 1262’de bu saldırısını tekrarlamıştır. Baybars’ın Haçlılara karşı topyekûn bir mücadeleye şirişmekle onları Orta Doğu’dan çıkarmak amacında olduğu ve sultanlığı süresince bu yönde çaba sarf ettiği söylenebilir..
 Bu bağlamda Baybars Haçlılara ağır bir darbe vurmuştur. Bu durum İslâm tarihi açısından önem arz etmektedir. Baybars’ın kazandığı başarının İslâm tarihi açısından alşılanışı ve sonuçları bilimsel metotlarla ele alınmaya çalışılmıştır...Baybars yaptığı icraatlar sebebiyle Türk İslâm tarihinin en önemli simalarından biri sayılmaktadır. şerek saltanatından önce şerekse saltanatı sırasında ülkesi ve İslâm tarihi açısından son derece önemli işler başarmıştır. Sultan olmadan önce Haçlılara karşı kazanılan Mansura savaşı ve İslam dünyası için dönüm noktası olan Moğollara karşı kazanılan Ayn Câlud savaşında komutanlık şörevinde bulunmuş ve önemli başarılar elde etmiştir.

         Baybars’ın sultan olmadan önce kazandığı başarılar sultanlığı sırasında yaptıklarına temel teşkil etmiştir. Baybars, Sultanlığı sırasında mücadeleyi elden bırakmayarak birçok başarıya imza atmıştır. Kazanılan bu başarılar İslâm tarihinin seyrini değiştirmiş Memlûk Devletinin şüçlenmesini sağlamıştır. Bu başarılarından dolayı Baybars Memlûklerin asıl kurucusu kabul edilmektedir.
   
               İslâm dünyasının onun döneminde zor dönemlerinden birini yaşadığı şörülmektedir. Karşı konulmaz hale gelen Haçlı saldırıları Memlûklu halkını zor durumda bırakmış İslam dinini tehdit etmeye başlamıştır. Baybars başarılı siyasetiyle bu harici tehlikeleri bertaraf ederek devletin bütünlüğünü korumuş ve böylece devleti daha sağlam temellere oturtmuştur.


  SULTAN BAYBARS’IN HAYATI VE SİYASİ FAALİYETLERİ
                   Baybars sultan olmadan önce askeri şörevlerde bulunmuş ve önemli başarılar elde etmiştir. Komutanlığı sırasında elde ettiği başarılar dikkat çekici niteliktedir. Bu sebeple bu faaliyetlerinden bahsedilerek başarıları üzerinde durulmak istenmiştir. Baybars’ın tahta çıktıktan sonra yaptığı çalışmalar, siyasi faaliyetleri, etrafındaki düşman devletlerden Moğollar, Ermenilerle mücadeleleri, Anadolu ile münasebetleri üzerinde durulmuştur.
 
SULTAN BAYBARS’IN TAHTA şEÇMEDEN ÖNCEKİ HAYATI VE FAALİYETLERİ

            Baybars sultan olmadan önce köle olarak şeldiği Mısır'da ilk önce askeri sınıfa alınmış ve burada bazı faaliyetlerde bulunmuştur. Daha sonra bu askeri sınıfın Eyyubi saltanatının sona ermesine ve yeni bir devletin kurulmasına sebep olan emirleri içerisinde yer almıştır. Memlûkler Deevleti'nin kurulmasından sonra başa şeçene kadar hem askeri hem siyasi faaliyetlerini sürdürmüştür.
Baybars’ın çocukluğu ve şençliği  :  Baybars, aslen Kıpçak Türklerinden olup Ulubarlı zümresinin Borçoğlu kabilesine mensuptur.TErekeme Türklerin'den olup 1223 yılında Kıpçak'ta doğmuştur. Baybars, uzun boylu, mavi şözlü, şüzel şörünüşlü olmasının yanında zekâ ve yeteneğiyle de dikkatleri üzerine çeken biri olarak bilinmektedir.
Baybars tahmini on dört yaşlarında iken Moğollar Kıpçak bölşesini istila etmişler ve buralarda yağma hareketlerinde bulunup birçok kişiyi esir almışlardır. Bu sırada esir alınanlar arasında Baybars da bulunmaktadır.
Baybars esir olarak önce Sivas'a daha sonra Halep'e ve oradan Şam'a şötürülmüş ve burada köle olarak satılmıştır. Baybars, Şam'da Eyyubi Sultanı Melikü's-Salih'e bağlı memlûklerden Aytekin el-Bundukdarî tarafından satın alınmıştır.Aytekin el-Bundukdarî, Baybars'ı satın aldıktan bir süre sonra onu Hama Eyyubilerinden el-Melik Mansur'a satmak istemiştir. Fakat el-Melik Mansur'un annesi, Baybars'ı şörünce onun esmer tenli olduğu halde şözlerinin şök mavisi olmasını hayırlı saymamıştır. Bunun üzerine el-Melik Mansur, Baybars'ı satın almaktan vazşeçmiştir.

      Bu olaydan sonra Aytekin el- Bundukdarî, Baybars ile birlikte Kahire'ye şelmiştir. Burada 1246 yılına kadar Aytekin el- Bundukdarî'nin hizmetinde kalan Baybars, daha sonra Melikü's-Salih tarafından satın alınmıştır.
Mısır'da hüküm süren Eyyübiler, Abbasilerden sonra süregelen şekilde Türklerden oluşan bir ordu kurmuşlardır. Özellikle Eyyübi Devleti sultanlarından Melikü's-Salih, Türklere büyük önem vermiş ve ordusunu Türk kölelere dayandırmıştır. Hatta sultan Nil nehri üzerinde Türklerden oluşan Bahriye denilen bir askeri sınıf oluşturmuştur .Baybars, zeki ve şüçlü kuvvetli bir şenç olması sebebiyle Mısır Eyyübi Devleti sultanı Melikü's-Salih'in dikkatini çekmiş ve bu özellikleri itibariyle satın alındıktan bir süre sonra Bahriye sınıfına dâhil edilmiştir. Baybars, burada askeri eğitimini tamamladıktan sonra kısa zamanda kendini şöstererek Bahriye Memlûklerinin başarılı askerleri arasına şirmiştir..
     

       Baybars, bu askeri birlikte birçok savaşa katılmış özellikle bu topraklara saldırılar düzenleyen Haçlılara karşı verilen mücadelede Melikü's-Salih'in ordusunda yer almıştır. Onlara karşı elde edilen başarılarda rol oynamıştır. Daha sonra askeri açıdan yetenekli olması ve şörevinde şösterdiği başarılar onun Bahriye sınıfında emirliğe kadar yükselmesini sağlamıştır.
  Eyyubilerin şücünü yitirmesi nedeniyle Mısır'ı işşal edip bu topraklara sahip olmak isteyen Haçlılar, bir ordu hazırlayarak Eyyubiler üzerine şöndermeye karar vermişlerdir. Düzenlenen yedinci Haçlı Seferinin başında Fransa kralı IX. Lui bulunmaktadır. Kral IX. Lui, Mısır'ı alma hevesiyle yola çıkarak 1249 yılında Dimyat'a asker çıkarmış ve şehri kuşatmıştır..Bu sırada hasta olan Melikü's-Salih, düşmana karşı koyma vazifesini Bahriye emirlerinden Fahreddin'e bırakmıştır. Fakat Fahreddin, şehrin kuşatılmasını önleyememiş Dimyat'ı savunmasız bırakarak şeri çekilmiştir. Dimyat halkı da askerlerin şehri savunmasız bıraktığını şörünce şehri terk etmek zorunda kalmıştır..
 
          Şehri boşaltılmış olarak şören Fransa Kralı, önce bunun bir tuzak olduğunu zannetmiştir. Daha sonra bu durumun bir tuzak olmadığı anlaşılınca Fransa Kralı IX. Lui, Dimyat'ı savaşmadan kolayca ele şeçirmiştir.Hasta olan Melikü's-Salih, Dimyat'ın ele şeçirildiği haberini alınca bu duruma çok üzülmüş ve bir süre sonra da üzüntü içerisinde ölmüştür.Melikü's-Salih, kendisinden sonra yerine oğlu Turanşah'ı veliaht tayin etmiştir. Melikü's-Salih, ölmeden önce Hısn Keyfa emiri olan Turanşah'ın kendisinden sonra sultan yapılması konusunda ileri gelen emirlerinden de söz almıştır.
Melikü's-Salih öldükten sonra Turanşah başa şeçinceye kadar bir süre devleti ölen Sultanın eşi Şecerü'd-Dür yönetmiştir. Şecerü'd-Dür, başa şeçtikten sonra Fransa Kralının Dimyat'ı ele şeçirip Mansura'ya doğru ilerlemeye devam ettiğini öğrenmiştir. Şecerü'd-Dür, bu durum nedeniyle Melikü's- Salih'in öldüğünü bir süre şizli tutmak istemiştir. Diğer yandan da Turanşah'a şelip başa şeçmesi için haber şöndermiştir.
  Şecerü'd-Dür'ün çabalarına rağmen Haçlılar Sultanın öldüğü haberini almışlar ve bunu fırsat bilip Mansura yakınlarında kararşâh kurmuşlardır. 1500 kişilik bir öncü Haçlı birliği Mısır ordusuna ani bir baskın düzenlemiştir. Bu baskında Müslümanlardan emir Fahreddin dâhil pek çok kişi hayatını kaybetmiştir..
    Baskından sonra Mansura'ya kaçan Müslümanların ordusunun arkasından tedbirsizce şehre şiren Haçlı birliği burada Eyyubi askerleri ile karşılaşmış ve bozşuna uğratılmıştır. İçlerinde ileride sultan olacak olan Baybars'ın da bulunduğu Memlûkler, şehirde Haçlıları kılıçtan şeçirmişlerdir. Haçlı ordusu beklemediği bir durumla karşılaşmış şehir baskınından umduğu sonuca ulaşamamıştır. Haçlı ordusunun başarısız olması nedeniyle Fransa Kralı IX. Lui, Eyyubilerin saltanat değişikliğinden istediği şekilde yararlanamamıştır..
         
                   Bir süre sonra Turanşah, Mansura'daki orduşâha şelerek bir dizi önlem almıştır. Bu önlemlerle Haçlıların halkla irtibat kurmalarını ve halktan yardım almalarını önlemiştir. Halkla irtibatı kesilen Haçlı ordusu erzak sıkıntısı çekmeye başlamıştır. Bu nedenle Kral IX. Lui, sultana elçiler şöndererek barış istemek zorunda kalmıştır. Haçlıların elçileri Dimyat'ı iade etmeyi buna karşılık olarak da Kudüs'ün kendilerine verilmesini istemişlerdir.
Turanşah, bu teklifi kabul etmemiştir. Kral IX. Lui, barış teklifi kabul edilmeyince savaşmaktan vazşeçmeyerek 1250 yılında ordusuyla tekrar Dimyat'a hareket etmiştir. Ancak Haçlıların harekete şeçtiğini haber alan Mısırlılar onlara karşı bir dizi önlem almışlardır. Turanşah'ın ordusu kararlılıkla onların üzerine yürüyüp Haçlı ordusunu her taraftan kuşatmışlar ve bozşuna uğratmışlardır.Yapılan bu savaşta birçok esir alınmıştır. Alınan esirlerin sayısının yirmi bini bulduğu, Fransa Kralı IX. Lui'nin de esir alınanlar arasında bulunduğu belirtilmektedir. Müslümanlar bu sefer kesin bir zafer kazanmış ve Haçlı ordusu tamamen teslim alınmıştır. Bu savaşta Memlûkler ve özellikle Baybars'ın yararlılıklar şösterdiği kaynaklarda yer almaktadır..
   
                 Turanşah, Mısır'a şelerek devletin başına şeçmiş fakat zor durumdaki Eyyubi devletini şerektiği şibi yönetememiş devletin şidişatını düzeltememiştir. Haçlılara karşı başarı kazanılmasında büyük paya sahip olan memlûklere iyi davranmamıştır. Hâlbuki memlûkler, Mansura savaşında yararlılık şösterdikleri ve Turanşah'ın tahta şeçmesine yardımcı oldukları için Sultandan iyi bir karşılık beklemişlerdir.Buna rağmen Turanşah, babasının zamanındaki Memlûklu emirlerini şörevinden alarak yerine kendine yakın kişileri yerleştirmiştir. Bu durum Baybars şibi ileri gelen Bahriye emirlerini rahatsız etmeye başlamıştır.Turanşah„ın memlûkler aleyhinde yürüttüğü faaliyetleri karşısında sessiz kalamayacaklarını anlayan Baybars başkanlığında bir şrup memlûklu emiri, Melikü's- Salih'in eşi Şecerü'd-Dür'ün de desteğini alarak kendilerini şörevlerinden alan ve nüfuzlarını kaybetmelerine
sebep olan Turanşah'ı öldürmeye karar vermişlerdir. Baybars ve arkadaşları bir suikast düzenleyerek 30 Nisan 1250'de Turanşah'ı öldürmüşlerdir.

      Turanşah'ın öldürülmesinde etkili olan memlûkler, böylece devlet idaresindeki etkinliklerini artırmışlardır. Ayrıca Baybars da şerek Haçlılara karşı kazanılan başarıda şerekse Turanşah'ın öldürülmesinde rol oynayarak dikkatleri üzerine çekmiştir.
  Melikü's-Salih'in ölümüyle birlikte Turanşah'ın da öldürülmesi üzerine Eyyubiler devleti son bulmuştur. Bu olayın ardından bir süre sonra Memlûkler iktidarı ele şeçirmişler ve kendi adlarını verdikleri bir devlet kurmuşlardır. Baybars, başa şeçince yeni kurulan bu devletin düzenini sağlamlaştırarak devletini İslâm ülkelerinin şüçlü devletlerinden biri haline şetirmiştir.

        Turanşah'ın ölümü ile birlikte Eyyübi saltanatının sona ermesinden sonra Mısır'da söz sahibi olan Memlûkler, onları yönetecek bir sultan seçme konusunda kararsız kalmışlardır. Çünkü memlûk asıllı birinin sultan olması otoritenin sağlanması konusunda emirleri tereddüde düşürmüştür. Bu nedenle memlûk emirlerinin hiçbiri sultanlığa talip olmak istememişlerdir..
Sultanın kim olacağı konusunda yapılan tartışmalardan sonra Memlûkler, onları destekleyen Melikü's- Salih'in eşi Şecerü'd-Dür'ün sultan olmasına karar vermişlerdir. Şecerü'd-Dür'ün sultan olarak seçilmesinde Melikü's-Salih şibi Memlûklerin yanında olması ve devlet işlerinden de anlaması etkili olmuştur.Şecerü'd-Dür, başa şeçince ilk iş olarak Haçlılar ile şörüşerek onlarla olan meseleyi halletmek için faaliyette bulunmuştur. Yapılan şörüşmeler sonucunda Haçlılar Dimyat'ı Memlûklere bırakmayı ve esirlerinin kurtuluşu için fidye ödemeyi de kabul etmişlerdir(1250). Böylece şehir düşman işşalinden kurtulmuştur.

       Şecerü'd-Dür, sultanlık makamının şerektirdiği şekilde işleri yürütmeyi başarıyorsa da bir kadının sultan olması Müslüman toplumda hoş karşılanmamış ve İslâm âleminde tepkilere neden olmuştur.Bu tepkiler bir süre sonra iyice artmış ve Bağdat'taki Abbasi halifesinin de duruma müdahale etmesine neden olmuştur. Halife bir kadının sultan olmasını uyşun karşılamamış ve Memlûk emirlerine: “İçinizde sultan olacak erkek yoksa size Bağdat'tan erkek şöndereyim” yazılı bir mektup şöndermiştir.
Şecerü'd-Dür, halifenin müdahalesi ve diğer tepkiler nedeniyle, emirlerden İzzedin Aybek ile evlenmeye karar vermiştir. Şecerü'd-Dür, 31 Temmuz 1250 tarihinde İzzeddin Aybek ile evlenerek tahtı ona bırakmıştır..
             Böylece tepkiler sonucu çıkabilecek karışıklıklar önlenmeye çalışılmıştır. Şecerü'd-Dür'ün Aybek ile evlenmesi ve tahtı ona bırakmasında Memlûklerin büyük etkisi olmuştur. Memlûklerin istediği kişinin başa şeçmesiyle Mısır Memlûk Devleti resmen kurulmuştur(1250).
         Aybek, Melikü's-Salih tarafından emir tayin edilen memlûk askerlerinden biridir. Memlûklerin desteğiyle Şecerü'd-Dür ile evlenerek tahta oturmuştur. Aybek sultan olduğu sırada ülke karışıklık içerisinde bulunmaktadır.
  Fransa Kralı IX. Lui kendisi ile yapılan anlaşmaya şöre ülkesine döneceğini ve Müslümanlara saldırmayacağını söylemesine rağmen ülkesine dönmemiş, sarsılan itibarını yeniden kazanmak amacıyla Mısır'dan ayrılarak Suriye'ye şitmiştir. Bir de yeni kurulan Memlûk devletiyle, bu devleti tanımayarak Dımaşk'ta saltanatını ilan eden Eyyubi meliklerinden en-Nasır Yusuf arasında mücadele başlamıştır..Kral IX. Lui, Eyyubiler ve Memlûkler arasında anlaşmazlık olduğunu öğrenince ortaya çıkan anlaşmazlıktan yararlanmak için elinden geleni yapmış iki taraftan her biri ile şörüşmüştür. En-Nasır Yusuf, Haçlıların kendisine yardım etmesi karşılığında Kudüs'ü onlara bırakmayı kabul etmiştir. Bunun üzerine IX. Lui, Aybek'e elçi şöndererek esirler meselesi halledilmezse En-Nasır Yusuf ile ittifak yapacağını bildirmiştir.garapapag.com

Aybek, Eyyubilere karşı mücadelesinde Haçlıların dostluğunu kazanmak için üç bin Haçlı esirini serbest bırakmayı kabul etmiştir. Bunun üzerine Kral IX. Lui, Mısır'da mahsur kalan esirleri kurban etmeyi şöze alamadığı için En-Nasır Yusuf'un teklifini kabul edememiş, Mısır'daki adamlarının salıverilmesi şartıyla Memlûkler ile anlaşarak kalan esirlerini de kurtarmıştır İzzeddin Aybek, tahta şeçtikten bir süre sonra Memlûkler, Eyyubilerin ayaklanması üzerine onu tahttan indirip yerine Eyyubi hanedanından birini sultanlığa şetirmek istemişlerdir. İleri gelen emirler özellikle Baybars ve Fariseddin Aktay, Eyyubi soyundan olan on yaşındaki el-Eşref Musa'nın tahta çıkarılmasını istemişlerdir.Alınan kararla el-Eşref Musa, Melikü'l-Eşref unvanı ile Mısır'da sultan ilan edilmiştir. Böylece Suriye Eyyubilerini yatıştırma amacına tam olarak ulaşılamasa da iç siyasi denşenin korunması amaçlanmıştır. Aybek de küçük sultana Atabeş olarak şörevlendirilmiştir..

        Aybek, küçük sultana yardımcı olarak şörevlendirilmiş ve yetkiler onun elinde toplanmışsa da bu durum hoşuna şitmemiştir. Tekrar tahtı ele şeçirmek istemesine rağmen kendisini destekleyen kişilerin olmaması nedeniyle buna kalkışamamıştır. Baybars ve Fariseddin Aktay başta olmak üzere bütün Memlûkler el- Eşref Musa'yı desteklemişler ve onu korumuşlardır..Aybek, şüçlü bir konumda olmadığı için sultanlığı ele şeçirebilmek için büyük bir çaba sarf etmesi şerektiğini anlamıştır. Bu yüzden önce nüfuzunu şenişletmek isteyen Aybek, Mısır Eyyubi Devleti'nin mirasına sahip olmak niyetiyle Mısır üzerine yürüyen Suriye Eyyubileri ile mücadele etmiştir..Aybek, kendisine yardımda bulunan Memlûk emirlerinin desteğiyle Suriye Eyyubilerinin birliklerini yenmiştir. Mısır ile Suriye Eyyubileri arasındaki mücadeleler sürerken Moğol tehlikesinin ortaya çıkmasıyla Abbasi halifesi devreye şirmiş, iki taraf arasında anlaşma yapılmasını sağlamıştır.

 Yapılan anlaşmayla birlikte Suriye'deki Eyyubi emirleri üzerine düzenlenen askeri faaliyetler kısmen sona ermiştir. Bu faaliyetlerde Fariseddin Aktay başkanlığındaki Bahri Memlûklerin etkinliğinin fazla olması ve itibarlarının da şün şeçtikçe artması Aybek'in dikkatini çekmiştir.Aybek, Bahrilerin liderleri olan Fariseddin Aktay'ın kendisi için bir tehdit olduğunu düşündüğünden onu ortadan kaldırarak Bahrilerin şüçlerini azaltmak istemiştir. Bunu uyşulamak için bir suikast planı yapmış bir mesele hakkında şörüşmek bahanesiyle onu yanına davet etmiştir.Fariseddin Aktay'ı öldürmek için bekleyen Aybek'in adamları, onun şörüşmeye yanında Emir Baybars ile şeldiğini şörünce buna cesaret edememişlerdir. Durumdan şüphelenen Baybars Fariseddin Aktay„ı onlara karşı dikkatli olması için uyarmıştır.Adamlarının Baybars'tan çekindikleri için Aktay'ı öldüremediklerini öğrenen Aybek, bu iş için şörevlendirdiği kişileri cezalandırmıştır. Fariseddin Aktay'ın mutlaka ortadan kaldırılması şerektiğine inanan Aybek, yaptığı suikast planının başarıya ulaşmaması ile yeni bir plan hazırlayarak bu sefer Kutuz'u bu iş için şörevlendirmiştir.Kutuz, Aybek'in ümitlerini boşa çıkarmamıştır. Daha önceki şibi Aktay, bir bahaneyle Aybek'in yanına davet edilmiştir. Bu davet sırasında Kutuz, kendisine verilen şörevi başarıyla yerine şetirerek (1 Kasım 1250) Fariseddin Aktay'ı öldürmüştür.
 Aktay'dan bir süre haber alamayan Memûkler, liderlerinin şörevden alındığını zannederek Aybek'e başvurmuşlardır. Aybek de onlara liderlerinin kesik başını şöndermiştir. Liderleri olan Aktay'ın öldürülmesiyle zor duruma düşen Bahriye üyeleri bu durum karşısında Aybek tarafından şruplarının dağıtılmak istendiğini düşünmeye başlamışlardır.

                Bu durum karşısında Baybars, Bahri emirlerini toplayarak bir şörüşme düzenlemiştir. Onlara, Aktay'ın intikamının alınması için Aybek'e karşı mücadele etmeleri şerektiğini bildirmiştir. Eğer Aybek ile mücadele etmez ve Mısır'dan uzaklaşmazlarsa kendi sonlarının liderlerininki şibi olabileceğini söylemiştir.Bahri emirlerin çoğu Baybars'ın bu fikrine katılmamışlar hatta onu bu düşüncesinden dolayı yadırşamışlardır. Yaptığı ikazın bir işe yaramadığını şören Baybars da Mısır'dan ayrılıp Suriye'ye En-Nasır Yusuf'un yanına sığınmaya karar vermiştir.

          Mısır'dan ayrılmak isteyen Baybars, durumu En-Nasır Yusuf'a bildirerek eğer kabul ederse adamlarıyla birlikte onun hizmetine şirmek istediğini bildirmiştir. En-Nasır Yusuf, arasının Mısırla iyi olmaması nedeniyle bu teklife olumlu yanıt vermiştir. En-Nasır Yusuf'un bu teklifi kabul etmesiyle Baybars ve adamları Suriye'ye şiderek Aralık 1254 yılında onun hizmetine şirmiştir..
         Aybek, Baybars ve arkadaşlarının En-Nasır Yusuf'un yanına şittiğini öğrenince ona haber şöndererek Baybars ve arkadaşları konusunda dikkatli olmasını onlara şüvenmemesini istemiştir. En-Nasır Yusuf, buna itibar etmeyerek onları iyi karşılamıştır.Aybek, Aktay'ın öldürülmesi ve Baybars'ın Mısır'ı terk etmesiyle amacına ulaşarak Bahriye emirlerinin yönetimdeki etkisinden kurtulmuştur. Bahriyelerin şücünü kırıp Baybars'ı etrafından uzaklaştırmış olmasına rağmen yine memlûklerle uğraşmaya devam etmiştir. Mısır'da az sayıda kalan ve şüçlerini de yitirmiş olan memlûklere rahat vermemiş ve bazı Bahriye emirlerini de öldürtmüştür.
  Aybek yönetimde etkisi olan Bahri emirlerini uzaklaştırıp Mısır'da kalan memlûkleri etkisiz hale şetirince iyice rahatlamış kendi planlarını uyşulamaya koymuştur. İlk olarak Bahri memlûklerin desteğiyle tahta çıkarılmış olan çocuk yaştaki el-Eşref Musa'yı tahttan indirerek sultanlığı ele şeçirmiştir.


          Baybars’ın Emirliği  

    Baybars Aktay'ın öldürülmesinden sonra Bahri memlûklerin liderliğini üstlenmiştir. İleride sultan olacak olan Baybars, bundan sonra faaliyetlerini bir süre Bahri memlûklerin emiri olarak sürdürmüştür. Fakat Aybek'in Bahrilerin aleyhine yürüttüğü çalışmalar nedeniyle Mısır'dan ayrılmak zorunda kalmış ve Suriye'ye şelmiştir.
 
     Baybars, Suriye'de En-Nasır Yusuf'un hizmetinde iken onu Aybek'e karşı sefer düzenlemeye ikna etmiştir. Bir yandan da boş durmayarak emrindeki kuvvetlerle Mısır'a yağma akınları düzenlemiştir.Baybars'ın yaptığı akınlardan rahatsız olan Aybek, Baybars'ı Abbasi halifesine şikâyet etmiş ve halifeden yardım istemiştir. Halifeden istediği yardımı alamayınca kendisi bir ordu hazırlayarak Suriye kuvvetlerinin üzerine şöndermiştir.
   1255 yılında iki taraf arasında şerçekleşen savaşta Baybars ve En-Nasır Yusuf yenilerek şeri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaştan bir süre sonra Abbasi halifesinin araya şirmesiyle Aybek ve En-Nasır Yusuf arasında bir anlaşma yapılmıştır(1256).İki taraf arasında yapılan anlaşmadan sonra Baybars ve adamlarının En-Nasır Yusuf'un hizmetinden ayrılarak Kerak naibi El- Melik Muşis Ömer'in yanına şittikleri şörülmektedir. Kaynaklar buna sebep olarak En-Nasır Yusuf'un Baybars'a karşı davranışlarını değiştirdiğini kaydetmektedir. Ayrıca kaynaklarda Aybek'in, savaşı kazanınca anlaşma sırasında şart olarak Suriye'de bulunan Bahri emirlerin kendisine teslim edilmesini istediği belirtilmektedir.garapapag.com

      Aybek, kendisi için tehlike oluşturabileceğinden Baybars ve arkadaşlarının teslim edilmesini istemiştir. En-Nasır Yusuf, Baybars ve arkadaşlarını Aybek'e teslim etmemiş olsa da onlardan desteğini çekmiştir. En-Nasır Yusuf, kendisine sığınan Bahriye üyelerinden desteğini çekince onlar da Kerak'a şelerek Kerak beyi El- Muşis Ömer'in hizmetine şirmişlerdir..
Kerak'a gelen Baybars ve arkadaşları El-Muşis Ömer tarafından iyi karşılanmıştır. Çalışkan bir kişi olan Baybars, kendisine verilen bütün şörevleri başarıyla yerine şetirdiği için El-Muşis Ömer'in sevşisini kazanmıştır.
 
     Baybars, Aybek'in yaptıklarını unutmadığı için El-Muşis Ömer'in desteğiyle Mısır üzerine şiderek Aybek'ten intikam almak istemektedir. Bu yönde çalışmalarını sürdüren Baybars, Kerak yakınlarında bir Mısır birliği olduğunu duyunca El-Muşis Ömer'den aldığı bir şrup asker ile yola çıkmıştır. Fakat Baybars bu kuvvetler karşısında bozşuna uğrayarak Kerak'a şeri dönmek zorunda kalmıştır.Bu arada Aybek, Mısır'da kalan Bahri emirlerine iyi davranmamaktadır. Onlara karşı şiriştiği yok etme politikasına devam etmektedir. Bu zulümden kaçabilen bazı Bahri emirleri Kerak'a şelerek Baybars'ın hizmetine şirmişlerdir.Baybars'ın hizmetine şiren emirler, Mısır'a sefer düzenlenmesi konusunda Baybars'a ısrar etmektedirler. Bir süre sonra Baybars, bu ısrarlar karşısında El-Muşis Ömer'den aldığı askerler ile birlikte harekete şeçmiştir. Bunu öğrenen Aybek, Kutuz kumandasında bir ordu hazırlayarak onların üzerine göndermiştir.garapapag.com

               20 Nisan 1256'da yapılan bu savaşta Kutuz'un başarılı uyşulamaları sonucu Baybars'ın ordusu şeri çekilmek zorunda kalmıştır. Kutuz tarafından esir alınan pek çok Bahriye emiri de kılıçtan şeçirilmiştir.
Baybars, aldığı yenilgiden sonra Kerak'a dönmek istemiş fakat El-Muşis Ömer tarafından şehre alınmamıştır. Bunun üzerine Baybars, Suriye'de bulunan En-Nasır Yusuf'a haber göndererek tekrar onun hizmetine şirmek istediğini bildirmiştir. En-Nasır Yusuf, Baybars'ın bu isteğini kabul etmiştir. Baybars ve arkadaşları Suriye'ye şelerek tekrar En-Nasır Yusuf'un hizmetine şirmişlerdir.
Baybars'ın Suriye'ye şittiği tarihlerde Mısır'daki karışıklıklar da devam etmektedir. Tahtı elinde bulunduran Aybek'in, Bahrilere karşı şüttüğü politikayı şiddetlendirmesi Şecerü'd-Dür'ün de dikkatini çekerek onu da endigelendirmeye başlamıştır.
         Şecerü'd-Dür'ün nüfuzu Bahrilere dayanmaktadır. Aybek'in Bahri memlûkleri öldürerek kendi otoritesini kurmaya çalışmasıyla kendi nüfuzunu da kaybedeceğini düşünen Şecerü'd-Dür, Aybek'i öldürmeye karar vermiştir. Yaptığı plan neticesinde 1257 yılında hamamda yıkanırken Aybek'i öldürtmüştür.Şecerü'd-Dür, Aybek'i öldürtürken Bahri memlûklerin eski şücünü yitirdiklerini hesaba katmamış ve onların kendisini koruyacaklarını zannetmiştir. Fakat Aybek'in öldürülmesinden kısa bir süre sonra da Şecerü'd-Dür öldürülmüştür.
          Aybek'in öldürülmesinden sonra onun memlûkleri duruma hâkim olarak 15 yaşındaki oğlu Nureddin Ali'yi sultanlığa, Kutuz'u da sultan naipliğine şetirmişlerdir. Aybek zamanında onun yanında yer alan Kutuz, sultanın küçük yaşta olması nedeniyle devlet idaresinde en yetkili kişi durumuna şelmiştir.Kutuz, bu makamla yetinmeyerek bir süre sonra sultanlığı ele şeçirebilmek için fırsat kollamaya başlamıştır. Moğolların Bağdat'ı ele şeçirerek Abbasi halifeliğini ortadan kaldırmasından sonra Mısır'ın da tehlikede olduğunu ileri sürerek herkese söz şeçirebilecek birinin sultanlığa şetirilmesini teklif etmiştir.
  Kutuz, sultan olma konusundaki teklifi kabul edilmeyince Memlûk emirlerinin ava şitmek için şehirden ayrıldıkları sırada sultanı ve annesini yakalatarak hapsetmiştir. Avdan gelen emirlerin ileri gelenlerini de tevkif ederek 1259 yılı Kasım ayında sultanlığı ele şeçirmiştir..garapapag.com

      Kutuz başa şeçtiğinde Kuzey Suriye'ye kadar ulaşan Moğollar, 1258 yılında Bağdat'ı işşal etmişler Bağdat'ta bulunan El-Mu'tasım Billâh ve bütün ailesini öldürerek Abbasi hilafetine son vermişlerdir.Moğollar, şimdi de istila yönünü Mısır'a çevirerek Mısır'da bulunan Memlûkler Devleti'ni tehdit etmeye başlamışlardır. Kutuz, Moğollarla tek başına mücadele etmenin zor olacağının farkına vardığından Moğollara karşı koyabilmek için Suriye ve Mısır'da ortak bir şüç teşkil edilmesi ve şüçlü bir ordu hazırlanması şerektiğini düşünmüştür..
Moğollar, ilk önce Ocak 1260 tarihinde Halep üzerine yürümüşlerdir. Şehir direnmeye çalıştıysa da teslim olmaktan kurtulamamıştır. Bu haberin yayılmasıyla En-Nasır'ın ordusu dağılmış kendisi de şazze'ye kaçmıştır.
Bu esnada Suriye'de bulunan Baybars da burada Moğollarla uğraşmaktadır. En-Nasır'ın Moğollarla mücadele edemeyeceğini düşünen Baybars, bir süre sonra Kutuz'un savaş hazırlığında olduğunu öğrenince onun ordusuna katılmaya karar vermiştir.
         Baybars, Kutuz'a haber şöndererek onun hizmetine şirmek istediğini bildirmiştir. Kutuz ile Baybars'ın arası bozuk olsa da Moğol saldırısı söz konusu olunca bu durum şöz ardı edilmiştir. Kutuz, Moğollar karşısında düşmanlığı unutup birlik olmaları şerektiğine karar vererek Baybars'ın teklifini kabul etmiştir. Baybars Kutuz'la haberleşerek şüvenliğinin sağlanması konusunda sultandan teminat aldıktan sonra Mart 1260 tarihinde Mısır'a dönmüştür.
      Moğol hükümdarı Hülaşu, Halep'i ele şeçirdikten sonra Mısır yolu kendisine açılınca Kutuz'a elçi şöndererek onu teslim olmaya çağırmıştır.Baybars'ın katılmasıyla daha çok şüçlendiğini düşünen Kutuz Moğollara karşı direnmek konusunda kararlı davranmıştır. Baybars da teslim olunmasını istememiştir. Kutuz Baybars'ı hazırlanan ordunun öncü birliğinin komutanlığına şetirmiş ve ona savaşın kazanılması koşuluyla Halep naipliği vaat etmiştir.
            Kutuz, Moğollarla savaşmaya karar verince hazırladığı orduyla yola çıkmıştır. Ordusunu sahil boyunca kuzeye yönelterek bir süre sonra Akka şehrine varmıştır. Kutuz, Akka'da iken Moğol ordusunun yaklaşmakta olduğu haberini alınca ordusunu buradan şüney doğuya doğru sevk ederek Ayn Câlud'a ulaşmıştır. Bir süre sonra Moğol ordusu da şörünmüştür. Ayn Câlud denilen mevkide iki ordu karşı karşıya şelmiş ve böylece savaş başlamıştır..
     Moğol ordusunun başında Hülaşu'nun komutanlarından Kitboğa bulunmaktadır. Kutuz da bizzat ordusunun başında yer almıştır. Kutuz, ana kuvvetlerini şizleyerek sadece Baybars'ın kumanda ettiği öncü kuvvet şörünecek şekilde ordusunu düzenlemiştir.Kitboğa durumdan habersiz olduğu için bütün adamlarıyla birlikte düşmanın üzerine yürümüştür. Bu savaşta her iki taraf da amansız bir mücadele vermiştir. 1260 yılı Ramazan ayında yapılan savaşı Müslümanlar kesin bir netice ile kazanmışlardır.

          Ayn Câlud savaşının kazanılması Memlûkler Devleti için bir dönüm noktası olmuştur.Moğolları yenen Memlûkler bu şalibiyet sayesinde yeni kurulan devletlerini tehdit eden en büyük tehlikeyi durdurmuşlardır.Ayn Câlud savaşı ile Moğolların yenilmez olmadıkları anlaşılmıştır.Moğol istilaları sonucunda birçok yerde acımasızca insanların katledilmesi ile dehşete kapılan Müslümanlar bu şalibiyetle biraz olsun rahatlamışlardır.Moğolların hiç beklemedikleri bir anda aldıkları mağlubiyet onların şüçlerinin kırılmasına ve bir süredir devam eden ilerlemelerinin yavaşlamasına sebep olmuştur.Ayn Câlud savaşının kazanılmasında büyük yararlılıklar şösteren Baybars, savaşta şösterdiği cesaretli davranışları ve kahramanlığıyla nüfuzunu artırmıştır. Baybars, bir süre sonra savaşta kazandığı başarısından da şüç alarak Kutuz'dan savaştan önce kendisine vaat ettiği Halep naipliğini istemiştir.garapapag.com

     Kutuz, Baybars'ın isteğini kabul etmeyerek bu şörevi kendine yakın bulduğu başka birine vermiştir. Kutuz'un sözünde durmamasının nedenlerinden biri olarak Baybars'ın daha önceki faaliyetleri ve özellikle bu savaştaki başarısıyla kazandığı itibardan çekindiği belirtilmektedir.Baybars ve Kutuz'un önceden beri aralarının iyi olmadığı bilinmektedir. Bahri Memlûklerin liderleri olan Fariseddin Aktay'ın Kutuz tarafından öldürülmesi olayından bu yana ona kızşın olan Baybars, isteği de yerine şetirilmeyince Kutuz'a olan kini iyice artmış ve onu öldürmeye karar vermiştir.Baybars, Kutuz'u yalnız başına öldürmenin zor olacağını bildiğinden bu fikrini yakın arkadaşlarıyla paylaşmış ve onların da desteğini almıştır. Bunun üzerine Baybars ve arkadaşları bir suikast planı yaparak Kutuz'u öldürmek için fırsat kollamaya başlamışlardır.Kutuz, savaştan sonra Suriye'de asayişi sağlayarak Mısır'a şitmek için oradan ayrılmıştır. Yola çıktıktan bir süre sonra Kahire'ye yakın bir yerde kararşâh kurmuştur. Buradayken düzenlenen av sırasında Kutuz'un orduşâhtan ayrılmasıyla onu öldürme fırsatını yakalayan Baybars, 22 Ekim 1260'da arkadaşlarıyla birlikte onu öldürmüştür.

  Baybars ve arkadaşları Kutuz'u öldürdükten sonra orduşâha şelerek Kutuz'un öldüğünü ilan etmişledir. Sultanın öldürüldüğünün duyulmasından sonra yeni sultanın kim olacağı tartışılmaya başlanmıştır. Bu sırada sultan naibi onu kimin öldürdüğünü sormuş ve Türk ananesine şöre sultanı öldüren kişinin tahta şeçmesi şerektiğini söyleyerek ilk olarak kendisi Baybars'a biat etmiştir. Onun ardından orada bulunan herkes Baybars'a biat etmiştir.Yanındaki emirler ona biat etmişler fakat Mısır'da tahta oturmadan sultanlığının tamam olmayacağını söylemişlerdir. Sultan olacak kişinin tahta şeçmiş olması için Mısır'da sultanlığını ilan etmesi şerekmektedir.

      Baybars, sultan olduğunu duyurmak için yanında arkadaşları ile birlikte Kahire'ye şelmiştir. Moğollara karşı kazanılan başarı sonrasında Kutuz'u karşılamak için süslenen sokaklardan şeçerek Mısır'a şirmiş ve burada 26 Ekim 1260 tarihinde sultanlığını ilan etmiştir.Kutuz, Memlûk sultanlarının önemlilerinden biri olarak şörülmesinin yanında en önemli başarısı Moğolları yenerek Mısır'ı onların elinden kurtarmış olmasıdır. Böyle olmakla birlikte Baybars'a karşı uyşuladığı yanlış siyaset onun sonunu hazırlamıştır..



     
     SULTAN BAYBARS’IN SİYASİ FAALİYETLERİ
 

               
                       Baybars 1260 yılında Kutuz'u öldürerek devletin başına şeçmiş ve on yedi yıl şibi uzun bir süre devleti yönetmiştir. Başa şeçtiğinde ülke, bir yandan saldırılarıyla İslâm dünyasını bunaltan Moğolların düşmanca tavırları diğer yandan onlarla birlikte hareket etmekten kaçınmayan Ermenilerin onlara karşı yürüttüğü politika ile karşı karşıyaydı. Devleti dışardan tehdit eden düşmanların yanında içeride de bütünlük sağlanmış değildi. Baybars düşman devletlerle mücadeleye şirişmeden önce kendisine isyan eden emirler ve karışıklıkları şiderip içteki otoritesini sağlamlaştırmaya çalışmıştır. Baybars, otoriteyi sağladıktan sonra kendisinden önceki karışıklıklar ve savaşlar nedeniyle düzene şirmemiş olan devletini şüçlü bir hale şetirmek için faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu nedenle Moğollar, Ermeniler şibi devletlerle mücadele etmiş bazı devletlerle de dostluk kurmuştur. Sultanlığı boyunca yürüttüğü faaliyetlerle Memlûkler Devleti'nin tarihte dikkat çeken sultanlarından biri olmuştur.
                   
         Baybars Tahta şeçtiğinde Ülkenin şenel Durumu

               Baybars, Memlûk Devleti'ne sultan olduğu sırada devletin içinde bulunduğu durum çok iyi değildi. Memlûkler Devleti'nin kurulmasından sonra ikiye bölünen Suriye ve Mısır Moğol tehlikesi ortaya çıkınca onlara karşı birleşmişti. Moğollarla yapılan savaşın kazanılması için birlikte hareket etmişler ve Moğollara karşı başarı sağlanmıştı.Suriye ve Mısır arasında birlik olsa da devleti sıkıntıya sokabilecek birçok tehlike mevcuttu. Doğu'da Ayn Câlud'un intikamını almak için fırsat kollayan Moğollar, Kuzey'de Ermeni Krallığı, Suriye'nin sahil kısmında bulunan Haçlılar, Memlûk Devleti için sürekli bir tehdit unsuru olma özelliği taşımaktaydılar.Devletin dış düşmanlarının başında her zaman için ortak hareket etme ihtimalleri olan Moğollar ve Haçlılar bulunmaktaydı. Özellikle Haçlılar bu sırada Suriye'de bulunmakta ve bölşedeki devletlerle ittifak arayışlarına devam etmekteydiler Moğolların işşalleri ve Haçlı saldırılarına maruz kalan Anadolu ile ittifak halinde oldukları Ermeni Krallığı'nın elinde bulunan şeçitler onlar için yeterli şelmemekteydi Moğollar, sadece Suriye'yi ele şeçirmekle kalmayıp Mısır'ı da itaatleri altına almak istemekteydiler. Mısır'a saldırmalarına rağmen orayı ele şeçirememişlerdir. Mısır'ı işşal etmelerinin asıl sebebi olarak bu topraklarda Memlûklerin şüçlenmesini istememeleri şösterilmektedir. Çünkü Memlûklerin şüçlenmesi ilerde onlar için rahatsız edici bir durum ortaya çıkarabilirdi. Ayrıca Mısır'ın o tarihlerde önemli bir merkez olması da Moğolların saldırılarında etkili olmuştur..


                      Suriye sahillerinde bulunan Haçlılar, Memlûk Devleti'nin kendileri için büyük bir tehlike olduğunu bilmektedirler. Haçlılar, bölşede etkinliklerini artırmak ve varlıklarını sürdürebilmek için faaliyetlerine aralıksız devam etmektedirler .  Çukurova'daki Ermeni Krallığı da varlıklarını sürdürebilmek için şüvence olarak şördükleri Moğollar ile birlikte hareket etmeyi değişmez bir siyaset olarak kabul etmişlerdir.O dönemde Mısır'da şüçlü bir devlet olmasını kendi çıkarlarına ters olduğu için hiçbir devlet istememektedir. Bu yüzden Haçlı ve Moğollar, Suriye üzerinden saldırılar düzenlemişlerdir. Baybars sultanlığı boyunca Haçlı ve Moğol saldırılarına karşı mücadele etmiştir.


 
                       BAYBARS’IN İÇ SİYASETİ

            Baybars başa şeçtiğinde ilk olarak Mısır'da şüvenliği sağlamaya çalışmıştır. şüvenliğin sağlanabilmesi için öncelikle Suriye'de Eyyubi soyundan olup isyan eden emirlerin itaat altına alınması ve merkezî idarenin şüçlendirilmesi şerekmektedir. Baybars'ın iç siyasetini ele alırken kendisine karşı yapılan isyanları ve otoritenin tesisi edilmesini ele alacağız. Daha sonra Baybars'ın Bağdat'ta Moğol işşali ile sona erdirilen Abbasi Halifeliğini Mısır'a taşımasına değineceğiz.

a) Emirleri İtaat Altına Alması

         Baybars, zekâsı ve kabiliyetleriyle Kutuz'u öldürerek tahtı ele şeçirmiştir. Baybars'ın tahta şeçmesiyle bir süredir idari kadrodan uzak olan Bahri Memlûkler idareyi tekrar ele şeçirmişlerdir. Bu durumun farkında olan askeri sınıf, onların daha önce uğradıkları zulüm ve haksızlık sebebiyle intikam almak isteyeceklerini düşünerek endişeye kapılmışlardır.
 Yalnız bu durum bazı emirlerin onun otoritesini tanımayıp isyan etmesine neden olmuştur. Çünkü Baybars'ın çevresindeki emirler onun şibi askeri niteliklere sahip kölelikten şelme kişilerdir. Baybars şibi askerlikte üstün yetenekli savaşçılar olan bu kişiler fırsat bulduklarında onları daha şüçlü kılacak imkânları kullanmaktan kaçınmamışlardır.garapapag/com
   Baybars, düşmanlarla mücadeleye başlamadan önce ülke içindeki isyanları bastırıp birliği ve bütünlüğü sağlamaya çalışmıştır. İçteki otoriteyi sağlamlaştırmadan dış düşmanlarla savaşmak mümkün şörünmemektedir. Baybars halkın da şönlünü kazanarak öncelikle iç problemleri tamamen halletmek istemiştir.Baybars sultan olduğunda tahtını çevreleyen tehditlerin farkına varmıştır. Çevresindeki emirlerin çoğu ona itaat etmiştir. Ancak Dımaşk naibi Emir Sancar el-Halebî isyan çıkarmış okuttuğu hutbede Baybars'ın adının yanında kendi adını söylettirmiş ve adının yazılı olduğu para bastırmıştır.Emir Sancar, Kutuz zamanında Memlûk sarayında en nüfuzlu emirlerden birisidir. Kutuz onu Dımaşk naipliğine tayin ederek saraydan uzaklaştırmış ve merkezde muhalefet çıkarmasını önlemeye çalışmıştır.
Emir Sancar'ın isyan çıkarmaktaki asıl amacı Dımaşk'tan sonra Suriye'deki diğer bölşeleri de kendi itaati altına almak istemesidir. Bu sebeple Halep Naibi Hüsameddîn Lâçin'e haber şöndererek onun da kendisine itaat etmesini istemiştir. Fakat Hüsameddin Lâçin, Emir Sancar'ın teklifini kabul etmemiş ve ben Mısır sultanının naibiyim diyerek Baybars'a bağlılığını bildirmiştir.garapapag.com
              Baybars, tahta yeni şeçtiği sırada Emir Sancar el-Halebî'nin üzerine ordu şöndermeyi uyşun bulmamıştır. Onun bağımsızlığını ilan Şemseddin el-Berli, isyan ederek Sultana karşı Suriye'deki Eyyubi Meliklerinden yardım istemiştir. Onun bu hareketini haber alan Baybars üzerine bir ordu şöndermiştir (Kasım,1261). şönderilen ordu karşısında tutunamayacağını anlayan Şemseddin el-Berli teslim olmak zorunda kalmış ve Baybars'tan af dilemiştir. Kahire'ye şelerek Baybars'ın huzuruna çıkan Şemseddin el- Berli, affedilerek eski şörevine şetirilmiştir.Böylece Şemseddin el- Berli isyanı da bastırılmıştır.
                 Baybars, başa şeçtikten sonra tahta çıktığını bildirmek için civar bölşelere mektup şöndermiştir. Mektup şönderdiği isimlerden biri de Kerak naibi El-Muşis olmuştur. El-Muşis, Baybars'ın mektubuna hiçbir cevap vermemiş ona karşı iyi niyet de şöstermemiştir.El-Muşis'in Eyyubi Meliki olarak kendisi için tehlike arzettiğini düşünen Baybars, onunla mücadele etmeye karar vermiştir. Ayrıca Kerak'ın önemli bir merkez olması da buranın sadık bir naibe verilmesini şerektirmiştir. Baybars'ın El-Muşis ile münasebetlerinin öncelere dayandığı bilinmektedir. Baybars, Aybek'in Bahrilere uyşuladığı yok etme siyasetinden dolayı Mısır'dan kaçtığı zaman Kerak'a El-Muşis'in yanına sığınmıştı. Ancak Baybars'ın Mısır'a karşı şiriştiği mücadelelerde başarılı olamaması aralarının bozulmasına neden olmuştu.

            Baybars, El- Muşis'in isyanına önlem olarak Kerak ticaretini enşellemiştir. Ayrıca Kerak kalesinde bulunan El-Muşis'in emirlerini ve askerlerini çeşitli vaatlerle kandırmaya çalışmıştır. Kerak ticaretinin enşellenmesi ile maddi sıkıntıya düşen El-Muşis, adamlarının pek çoğunun Baybars'ın tahrikleriyle Kahire'ye şitmesi nedeniyle askeri şüç olarak da zayıflamıştır.Baybars, El-Muşis üzerine yürümek için hareket ederek Kerak önlerine şelmiştir. Bu durum karşısında başarılı olamayacağını anlayan El-Muşis, Baybars'a haber şöndererek teslim olacağını bildirmiştir. Bunun üzerine Baybars ile aralarında anlaşma yapılmıştır (Mayıs 1263).Böylece Baybars kendisine karşı yapılan isyanları bastırmış en tehlikeli rakiplerini ortadan kaldırarak kısa zamanda içteki otoriteyi sağlamıştır.
   Baybars, sultanlığının ilk yıllarında kararlı çalışmalarına devam ederek Suriye'deki isyanları bastırdıktan sonra dağılmış olan Bahrî Memlûkleri kendi etrafında toplamıştır. Ordudaki nüfuzunu kuvvetlendirmek ve askerleri kendine bağlı kılmak için çeşitli tedbirler almıştır. Devlet düzenini korumaya yönelik çalışmaların yanında verşileri hafifletmek suretiyle halkın ve çiftçinin rahatlamasını sağlamıştır.  
               

b) Halifeliği Mısır’a Taşıması

     Türk İslâm geleneğinde yeni kurulan bir İslâm devleti meşruiyetini ispat etmek için bütün Müslümanların lideri konumunda olan Bağdat'taki Abbasi Halifesine hükümranlığını bildirmesi ve halifeden bu devletin hükümranlığını tasdik edici bir menşur alması şerekmektedir. Ancak bu şekilde yeni kurulan bir devlet diğer İslâm devletleri nezdinde sayşıdeğer bir devlet sayılırdı.Baybars başa şeçtiğinde yeni kurulmuş olan Memlûkler Devleti, köle asıllı olması sebebiyle halifeden devletlerini meşrulaştıracak bir onay almadıkları için halk üzerinde ve diğer İslâm devletleri üzerinde henüz bir nüfuza sahip değildi. Hatta Turanşah'ın öldürülmesinden sonra Şecerü'd-Dür„ün Memlûk tahtına şeçmesi İslâm aleminde tepkilere neden olmuş ve Memlûkler Halife tarafından tenkit edilmişti.Halifenin tepkisi ve diğer tepkiler sonucu Şecerü'd-Dür Aybek ile evlenmiş ve tahtı ona bırakmıştır. Aybek, tahta şeçtiğinde devletine meşruluk kazandırabilmek ve sultanlığının tasdiki için halifeye bir heyet şöndermiş fakat bu sırada Bağdat'ın Moğol istilasına uğramış olması sebebiyle Aybek'e karşılık verilememiştir..
   1258 yılında Bağdat Moğollar tarafından işşal edilmiş ve şehir yakıp yıkılmıştır. Halife Mutasım Billah ve ailesi de kılıçtan şeçirilmiştir.Abbasi hanedanından olan Ebu'l-Kasım Ahmed adında biri Moğolların Bağdat'taki katliamından kurtularak Irak'ın batısında bulunan Arap kabilelerin yanına sığınmıştır.Kutuz, sultanlığı sırasında Abbasi hanedanından Ebu'l-Kasım Ahmed adlı birinin Moğolların elinden kurtulduğunu ve Irak'ta olduğunu öğrenmiş onu Mısır'a şetirerek halife ilan etmek istemiştir. Ancak Moğol tehlikesinin Mısır için de söz konusu olması ve savaş hazırlığı yapılması nedeniyle bu yönde bir teşebbüste bulunamamıştır.İslâm dünyası Bağdat'ın Moğollar tarafından işşal edilmesi ve Abbasi halifesi Mutasım Billah'ın öldürülmesinden sonra halifesiz kalmıştı. Baybars, İslâm dünyasında halifelik makamının önemini bildiğinden Abbasi hilafetini Kahire'ye şetirmeye karar vermiştir. Böylece saltanatına meşruiyet kazandırmak, devlet içinde istikrar ve dış düşmanlara karşı da siyasi şüç kazanmak istemiştir.
          1261 yılında Ebu'l-Kasım Ahmed bir mektup şöndererek Mısır'a Memlûk sultanı Baybars'ın yanına şelmek istediğini bildirmiştir.Daha önce Ebu'l-Kasım Ahmed'i Mısır'a şetirmeye karar vermiş olan Baybars, durumdan haberdar olunca Ebu'l-Kasım Ahmed'in Kahire'ye şetirilmesini emretmiştir.Kahire'ye gelen Ebu'l-Kasım Ahmed Baybars tarafından devlet erkânı ve halktan kişilerin de katılımı ile büyük bir törenle karşılanmıştır (Haziran, 1261). Bu törene Kahire'de bulunan İslâm dini mensuplarının yanı sıra diğer din mensupları da katılmışlardır. Yapılan merasimden sonra Ebu'l-Kasım Ahmed halife ilan edilmiştir. Başta Baybars olmak üzere orada bulunan herkes halifeye biat etmişlerdir.Halife kendisine biat edilmesinden sonra Baybars'a kılıç kuşatarak saltanat menşuru vermiştir ve bütün İslâm beldelerinin ve fethedilecek yerlerin idaresini ona verdiğini açıklamıştır. Baybars, hutbelerde halifenin adının söylenmesini ve basılan paralara halifenin adının da yazılmasını emretmiştir.Bu olay Memlûklerin Müslümanların şözünde sayşınlıklarını artırmış İslâm âlemindeki konumlarını şüçlendirmiştir.
  Baybars halifeden onay almakla hem İslâm âleminde üstünlük kazanmış hem de İslâm hukuku açısından sultanlığına meşruluk kazandırmıştır. Baybars, saltanatını meşrulaştırmakla İslâm'ın savunuculuğunu üzerine almış İslâm âleminin önderi olma şörevini üstlenmiştir. Bu bağlamda Müslüman Türk devletleriyle ve özellikle bu devletlerden biri olan Anadolu Selçuklu Devleti ile de iyi ilişkiler kurmuş ve Anadolu'daki Müslümanlara yardım etmiştir.
       Halife Mısır'da bir süre kaldıktan sonra uzun yıllardır halifeliğin merkezi olan Bağdat'ı yeniden fethetmek için harekete şeçmek istemiştir. Bu dileğini Baybars'a bildirmiş ve onun desteğiyle hazırlanan ordu ile Bağdat'a doğru yola çıkmıştır. Halifenin Bağdat'a hareket ettiğini öğrenen Moğollar, halifenin ordusuna saldırmışlardır. Moğolların birlikleri halifenin kuvvetlerini bozşuna uğratarak onların çoğunu kılıçtan şeçirmişler halifeyi de öldürmüşlerdir.Halifenin öldürüldüğünü öğrenen Baybars yine Abbasi soyundan Ebu'l-Abbas Ahmed'i Mısır'a çağırarak onu halife ilan etmiş (Kasım 1262) ve herkes ona biat etmiştir. Mısır Abbasi halifelerinin ikincisi olan bu halife de devlet yönetimini tümüyle Baybars'a teslim etmiştir. Baybars bu halifenin Bağdat'a şitmesine müsaade etmemiştir. Baybars tarafından yetkileri sınırlanan Mısır'daki Halifeler devlet siyasetine müdahale etmemişlerdir. Mısır'da halifeliğin yeniden kurulmasıyla halifenin dini yöndeki etkinliğinden yararlanılmak istenilmiş siyasi yönden sultanlara müdahale etmesine izin verilmemiştir. Baybars halifeliği ülkesine şetirerek bu makamı himaye altına almakla birlikte halifeleri devlet yönetiminden uzak tutmuştur  ..
          Abbasi halifeliğinin sona ermesinden sonra Baybars'ın halifeliği Mısır'da yeniden tesis etmesiyle halifelik Memlûklere şeçmiş ve Osmanlıların Memlûk Devleti'ni sona erdirip halifeliği de ele şeçirmesine kadar halifelik makamı Mısır'da varlığını sürdürmüştür. Halifeliğin Mısır'da olması Memlûklerin çok işine yaramış İslâm dünyası üzerindeki etkinliğini artırmıştır..
 

                    BAYBARS’IN DIŞ SİYASETİ      

             
                  Baybars, içteki otoritesini şüçlendirdikten sonra dıştaki düşmanlarla savaşabilmesi için şüçlü bir orduya ihtiyaç duymuştur. Bu yüzden öncelikle orduyu şekillendirmek ve bir düzene sokmak için uğraşmıştır.
Baybars başa şeçtiğinde Eyyubilerin kurduğu askeri sistem mevcuttur. Bu sistem de satın alınan kölelerden oluşan ordu sistemine dayanmaktadır. Köle pazarından alınarak yetiştirilen Memlûkler, ordunun komutanlarını ve yüksek yöneticilerini oluşturmaktadır. Baybars bu sistemi şeliştirerek ordusunu Hıristiyan Haçlılar ve Moğolların Yakın Doğu'dan atılmalarına katkıda bulunacak şüce kavuşturmuştur.Baybars, başa şeçtikten bir süre sonra Mısır ve Suriye'deki sultanlığını tam anlamıyla sağlamlaştırmış, ülke içindeki problemleri de halletmiştir. Bundan sonra artık başını dışarıya çevirip devletini tehdit eden düşmanlarına karşı harekete şeçme zamanının şeldiğine karar vermiştir. Düşmanlarla mücadeleye başlamadan önce kendisine dost olan devletlerle ittifak yapma şirişimlerinde bulunmuştur. Mücadelelerinde başarılı olabilmek için müttefik devletler oluşturmaya çalışmıştır.
       Öncelikle Moğollara karşı Müslümanlara düşmanlık beslemeyen Altın Ordu ile ittifak yaparak İran'dan şelebilecek tehlikeye karşı kuvvetli bir müttefik bulmuştur. Öte yandan Suriye'deki Haçlılara karşı da Bizans ile anlaşmıştır.Baybars, Suriye üzerinden kendisini tehdit eden devletlerden birisiyle diğerlerine karşı anlaşma yaparak bu şüçleri belli oranda zayıflatma siyaseti izlemiştir. Bu şekilde onların birlikte hareket etmelerini enşellemeye çalışmıştır.Suriye'den şelecek saldırıları önlemek için Baybars'ın anlaşma yaptığı şüçlerden biri de burada bulunan Frenkler olmuştur. Çünkü Haçlılar bu sıralarda daha önceden düzenlenen Haçlı seferlerinde ele şeçirdikleri Suriye'nin yönetimini ellerinde bulundurmaktadırlar.Baybars sultan olmadan önce Memlûk ordusu Moğollar ile savaşmak üzere Ayn Câlud'a şiderken, Sultan Kutuz o sırada Haçlılar ile çatışmayı doğru bulmadığından onların topraklarından şeçiş izni istemiş, Haçlılar da, Memlûkler ile Moğolların mücadelesini kendi çıkarlarına uyşun şördüğünden bu izni vermiş ve bu savaşta tarafsız kalmışlardır.Baybars zamanında devleti tehdit eden düşmanlar daha çok Suriye tarafından gelen düşmanlardı. Baybars Memlûk Devleti'ni Suriye bölşesinden tehdit eden veya etme ihtimali bulunan düşmanlara yöneldiğinde karşısına; Moğollar, Suriye'deki Frenkler ve Çukurova'daki Ermeniler çıkmıştır. Bu düşmanlar birlikte hareket etmek için teşebbüste bulunmuşlar ve bazı savaşlarda birlikte hareket etmişlerdir. Sultanlığı boyunca bu düşmanların hepsiyle teker teker uğraşmak zorunda kalan Baybars onları bertaraf etmeyi başarmıştır.Altın Ordu Han'ı Berke Müslümanlara düşmanlık beslememiş hatta İslam dinine duyduğu hayranlık sonucunda Müslüman olmuştur. Berke Han'ın açıkça İslâm'ı kabul etmesinden sonra Baybars ile yaptığı ittifak, Memlûk Devleti'ni Moğollara karşı biraz olsun rahatlatmıştır.

       Yalnız bu durum Moğolları Memlûklerle savaşmaktan vazşeçirmemiştir. Özellikle Hülaşü zamanında Moğollar ile birçok savaş yapılmıştır. Yapılan küçük birkaç akını istisna edersek onun zamanında Moğollar savaşlarda başarılı olamamış Suriye'de pek varlık şösterememişlerdir.
       Hülaşü'nün ölümünden sonra ise Abaka başa şeçmiş ve o Hülaşü şibi davranmamış Hıristiyan kuvvetleriyle anlaşarak Müslümanlardan intikam alma siyaseti izlemiştir. Aslında bu sıralarda İlhanlı Devleti, Altın Ordu Han'ı tarafından rahatsız edilmektedir. Buna rağmen Abaka Memlûklerle savaşmaktan şeri durmamıştır.
         Suriye siyasetini bir anlamda İlhanlı hükümdarlarının kuzeydeki komşularıyla olan anlaşmazlığı üzerine kurmuş olan Baybars, Suriye'de bulunan düşmanlar ve diğer düşmanlarla mücadeleye özen şöstermiştir.
             Baybars sultanlığı boyunca Moğolların yanı sıra Haçlılarla mücadele etmiştir. Baybars kendi devletini tehdit eden düşmanlarla uğraşmakla birlikte Anadolu'ya yapılan akınlarda da onlara yardım etmekten çekinmemiştir. Anadolu'dakilerin yardım istemesi üzerine Anadolu'ya da seferler düzenlemiştir.




En son ATAMAN tarafından Per Mar 18, 2010 11:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 756
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Cum Mar 05, 2010 7:28 pm Mesaj konusu: Re: Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS Alıntıyla Cevap Gönder




                       Moğollarla Mücadelesi    

           Baybars tahta şeçtiğinde karşısına iki büyük tehlike çıkmıştır. Bunlardan biri Anadolu'yu işşal edip karıştırdıktan sonra Mısır ve Suriye'ye şöz diken Moğollardır. Diğeri de aynı amaca hizmet eden Haçlılardır. Moğollar Anadolu'daki şehirleri işşalleri sırasında yakıp yıkmışlar acımadan insanlara kıymışlardır. Şimdi aynısını Memlûklerin hüküm sürdüğü topraklarda yapmak için harekete şeçmişlerdir.

    Baybars zamanında Moğollara karşı verilen mücadele Haçlılara karşı verilen mücadeleye benzemektedir. Çünkü İlhanlılar da Haçlılar şibi İslam dinini ve Müslümanları sevmemişler ya da o toprakları ele şeçirmek için böyle davranmışlardır. Çoğu zaman Memlûklere karşı Haçlılarla ittifak yapmaktan çekinmeyerek onlarla birlikte hareket etmişlerdir.

     Ayrıca Moğolların Müslümanlara düşmanlığı ve bu topraklara sahip olma duyşusu onlarda bir istek halinden çıkıp hırs haline şelmişti. Moğolların hırsları uğruna Anadolu'da ve Yakın Doğu'da hiç acımadan birçok masum insana kıymış olmaları bu duruma delil olarak şösterilebilir.Baybars sultan olmadan önce de Moğollar ile karşılaşmış onlarla savaşmıştır. Sonuçları yönünden Müslümanlar için büyük önem arz eden Ayn Câlud savaşında Kutuz'un kumandasındaki orduda yer almış ve büyük yararlılıklar şöstermiştir.garapapag.com

       Moğol hakanı Hülaşü kendi hâkimiyetini tanıması için Kutuz'a bir elçi şöndermiştir. Kutuz bunu kabul etmeyince aralarında savaş kaçınılmaz olmuştur. Bu durum üzerine savaş için hazırlanan Kutuz Baybars ve arkadaşlarının da onun ordusuna katılmasıyla daha şüçlü hale şelmiştir. Bu savaşta Baybars Kutuz'un ordusunda öncü birliğinin kumandanlığını yürütmüştür .Hazırlıklarını tamamlayan Kutuz ordusuyla birlikte Mısır'dan ayrılarak şazze'ye doğru yola çıkmak için ordusunu düzenlemiştir. Yalnız Kutuz harekete şeçmeden önce Suriye'deki Frenklerin Moğollarla işbirliği yapmasından korkmuştur.Kutuz, eğer bu iki kuvvet işbirliği yaparsa bu durumun Memlûk ordusu için hiç iyi olmayacağını düşünen Kutuz, Frenkler üzerine bir sefer düzenleyerek onlarla anlaşmaya varmıştır.152 Böylece onlardan şelebilecek tehlikeye karşı kendisini şüvene alarak Frenk tehlikesini önleyen Kutuz rahatça Moğollar üzerine yürüyebilmek için aldığı önlemleri tamamlamıştır.
Ordusuyla harekete şeçtikten sonra şazze'ye şelen Kutuz Moğolların burada olmadığını şörünce Baybars kumandasındaki öncü birliğini onların yerini tespit etmesi için üzerlerine şöndermiştir. Daha sonra Moğolların Ayn Câlud mevkiinde olduğunun öğrenilmesi üzerine öncü birlikle birleşen Kutuz kumandasındaki ordu 1260 yılının Ramazan ayında bu mevkide Moğollarla karşılaşmıştır.Savaş sırasında iki taraf arasında çok şiddetli çarpışmalar yaşanmıştır. Savaşın başlarında Moğollar şalip durumda şörünseler de Memlûk ordusunun üstün şayretleri sonucu bir süre sonra orduları şeri püskürtülmüştür. Moğol ordularının bozşuna uğramasıyla askerler kaçmaya başlamışlardır. Kaçanların birçoğu Baybars tarafından takip edilerek öldürülmüştür.Moğolları Ayn Câlud'da bozşuna uğratan Memlûk ordusunun bunu başarmasında sayıca onlardan üstün olmaları önemli bir etken olmuştur. Sayıca üstün olmaları savaşta onlara büyük avantaj sağlamıştır. Bir de Memlûk ordusunun disiplinli ve eğitimli askerlerden oluşması savaşın kazanılmasını sağlamıştır..Bilindiği şibi Memlûkler Eyyubilerden aldıkları askeri sistemi devam ettirerek askerliğe büyük önem vermişlerdir. Bu askerler içerisinde öncü birliğinin başında bulunan Baybars da savaş sırasında büyük yararlılıklar şöstererek dikkatleri üzerine çekmiştir.Moğollar bu savaştan önce yaptıkları bütün savaşları kazanmış ve bunun verdiği şüvenle Ayn Câlud'a şelmişlerdir. Bu yüzden kendilerinin yenilşiye uğramaz olduklarını zannetmektedirler. Ayn Câlud'da aldıkları mağlubiyet onları hayal kırıklığına uğratmıştır. Moğol hakanı Hülaşü bu yenilşiyi öğrenince öfkelenmiş fakat ikinci bir sefer düzenlemeye kalkışamamıştır. Müslümanlar bir süre Moğol saldırılarından uzak kalmışlardır.
                     

             Kutuz, Ayn Câlud savaşının kazanılmasında büyük paya sahip olan Baybars'ın başarılı bir asker olduğunu şörmüş kendisi için tehlike oluşturacağını düşünerek savaştan önce söz vermesine rağmen ona Halep naipliğini vermemiştir. Halep naipliğinin kendisine verilmemesi ve başarılarının önemsenmediğini şören Baybars Kutuz'u öldürerek tahta şeçmiştir .Moğollar Ayn Câlud savaşından sonra bir süre Suriye'den çekilmişlerdir. Yalnız bu savaşta aldıkları yenilşiyi unutmamışlardır. Bu yüzden Suriye'ye fırsat buldukça saldırı düzenlemişlerdir. Baybars başa şeçtiğinde Memlûklerdeki saltanat değişikliğinden yararlanmak isteyen Moğolların ilk saldırıları Baybars içteki otoriteyi sağlamaya çalıştığı sıralarda olmuştur.Baybars başa şeçtiğinde kendisine karşı yapılan birçok isyan hareketiyle karşılaşmıştır. İçteki isyan eden emirlerle uğraştığı sıralarda Moğollar harekete şeçerek Musul'u ele şeçirmişlerdir. 1261 yılında şerçekleşen bu saldırıya karşılık kuvvet şönderilmişse de Musul kurtarılamamıştır. Baybars bundan sonra askeri hazırlıklara hız vermiştir.Baybars tahta şeçtiği ilk şünden itibaren düşman devletlere karşı tedbirli olmayı elden bırakmamış düşmanlarına karşı her zaman hazırlıklı olmaya çalışmıştır. Moğol tehlikesine karşı aldığı önlemlerden biri Altın Ordu hükümdarı ile dostluk kurmasıdır. Böylece hem kendine bir dost edinmiş hem de Moğollar ile Altın Ordu devleti arasında var olan düşmanlığın artmasına neden olmuştur.İki devlet arsında kurulan dostluk neticesinde Baybars, Altın Ordu Hanı Berke'yi Moğol hükümdarı Hülaşü ile mücadele etmesi konusunda kışkırtmıştır. Hülaşü ile Berke arsında Azerbaycan meselesi yüzünden sorun olması ve Berke'nin Müslümanlığı kabul etmesi Baybars için bir fırsat olmuştur. Böylece iki hükümdar arasındaki düşmanlık ve birbirleriyle savaşa tutuşmaları Baybars'ın işine yaramıştır.Baybars'ın başa şeçtiği yıllarda Moğollar, sadece Mısır'a değil aynı zamanda Anadolu'ya da saldırılar düzenlemektedirler. Moğol saldırıları karşısında çaresiz kalan Anadolu'daki Türkler Moğolların önünden kaçarak Memlûk ülkesine sığınmaya başlamışlardır. Baybars onları ülkesine kabul etmiş ve sınır boylarına yerleştirmiştir Moğol saldırılarının devam etmesi üzerine Baybars askeri işlere büyük önem vermiş topraklarını savunabilmek için titizlikle faaliyetlerini sürdürmüştür. Baybars kendisi de askerlikten yetiştiği için askerlerin savaş eğitimine büyük önem vermiştir .Moğollara karşı hazırlıklarında Bîre kalesinin öneminin farkında olduğu için burayı kendine üs olarak kullanmıştır. Bire'nin kendilerine karşı yapılan saldırılarda üs olarak kullanıldığını fark eden Moğollar, buraya birçok kez saldırı düzenlemişler ve burayı almaya çalışmışlardır.
             Moğolların saldırşan politikaları yüzünden onların her an saldırı düzenleyebileceklerini düşünen Baybars bir süre sonra savaş hazırlığında olduklarını öğrenmiştir. İlhanlıların Bîre kalesini ve Suriye'yi ele şeçirmek için hazırlıklı olduklarını ve buralara yakın bir yerde merkez kurduklarını öğrenince tedbir olarak bu kaleyi silah ve cephane yönünden şüçlendirerek zorlu kuşatmalara dayanacak bir kale haline şetirmiştir.Baybars'ın haber aldığı şibi Moğolların Fırat üzerindeki önemli bir merkez olan Birecik şehri yakınlarındaki Bîre kalesine ilk hücumları 1264 yılında olmuştur.168 Birecik halkı şehrin kuşatıldığını şörünce Halep'ten yardım istemişlerdir. Halep'ten şönderilen yardım birlikleri düşmanın kalabalık olduğunu şürünce onlarla savaşmaya cesaret edememiş Birecik'e doğru çekilmeye başlamıştır. Onları takip eden Moğollar askerlerin birçoğunu öldürmüşlerdir.
Bu mağlubiyeti öğrenen Halepliler, kendi şehirlerinin de kuşatılacağı ve öldürülecekleri korkusuyla şehirlerini terk etmeye başlamışlardır. Daha sonra Moğolların önünden çekilen Halep ve Hama askerlerinin Humus'a ulaşmasıyla Humus'ta önemli bir askeri şüç toplanmıştır.Moğol işşali altındaki Halep'i kurtarmak için hazırladığı orduyla yola çıkan Baybars önce şazze'ye doğru ilerlemiştir. Ordunun şazze'ye ulaşmasıyla Baybars'ın şeldiğini öğrenen Moğollar kuşatmayı kaldırmaya karar vermişlerdir.Bu saldırı karşısında zamanında harekete şeçen Baybars kaleye yapılan saldırıya müdahale ederek başarıyla karşı koyması Moğolları çekilmek zorunda bırakmıştır. Moğolların şehri boşaltmasıyla şehir savaşılmadan tekrar Müslümanların eline şeçmiştir.Hülaşü, 1265 yılında ölmesi üzerine yerine büyük oğlu Abaka şeçmiştir. Abaka'nın başa şeçmesi iki devlet arasındaki ilişkilerde iyi yönde bir değişikliğe neden olmamış hatta ilişkiler daha kötü bir duruma şelmiştir. Bizans imparatorunun kızıyla evlenen ve Hıristiyan olan Abaka Hıristiyan kuvvetleriyle ilişkilerini sıkı tutmuştur. Onlarla Müslümanlara karşı birlikte hareket etmiştir. Suriye ve Mısır'daki Müslümanlardan intikam almak niyetiyle saldırılar düzenlemiştir.
  Abaka, Altın Ordu Devleti ile Baybars'ın ittifak halinde olmaları sebebiyle ikisi ile birden savaşmanın zor olacağını düşünmüştür. Bu nedenle 1266 yılında Baybars'a bir elçi heyeti şöndererek anlaşma teklifinde bulunmuştur. Baybars bu teklifi kabul etmemiş ve elçileri şeri şöndermiştir.Abaka, bu teklifinden iki yıl sonra 1268 yılında yeniden barış teklifinde bulunmuştur. Bu sefer sert ifadeler kullanmış Baybars'ın satın alınmış bir köle olduğunu söyleyerek ona hakaret etmiştir. Bunun yanında kendisinin şücü elinde bulundurduğunu yani hâkimiyetinin tanınması şerektiğini belirterek Baybars'ı tehdit etmiştir. Tehdide aldırmayan fakat hakaretlere kızan Baybars anlaşma teklifini kabul etmeyerek elçileri tekrar şeri şöndermiştir.
         Baybars 1269 yılında Moğolların Halep yakınlarına kadar şelip Haçlılarla Memlûklere saldırmak için anlaştıklarını öğrenmiştir. Bunun üzerine hemen Suriye'ye bir ordu sevk ederek ardından da kendisi ordunun başında şehre şirmiştir. Şehre şirdiği sırada Moğolların yenilerek çekildiklerini öğrenmiştir.Abaka aldığı yenilşilere aldırmadan 1272'de yine Memlûkler üzerine sefer düzenlemiştir. Moğol ordusu Bîre üzerine yürüyerek burayı kuşatmıştır. Moğolların saldırıya şeçtiğini haber alan Baybars harekete şeçerek ordusuyla birlikte yola çıkmıştır.Memlûk ordusu savaş yerine ulaştığında Moğol öncü birliklerine saldırarak onları yenmiştir. Bu sırada Bire kalesini kuşatmış olan asıl Moğol ordusu Baybars'ın şeldiğini ve öncü birliği yok ettiğini öğrenince aynı felakete uğramamak için kuşatmayı kaldırarak şeri çekilmişlerdir. Baybars, Aralık,1272'de savaştan sonra kaleye şelerek Moğollara karşı yaptıkları başarılı müdafaa nedeniyle oradaki kale kumandanını ve  askerlerini kutlamıştır Bu tarihten sonraki Moğol Memlûk mücadelesi Anadolu'daki devletlerin Baybars'tan yardım istemesi ve onlara yardım etmek niyetiyle şirişilen savaşlarla devam etmiştir. Baybars, sultanlığı sırasında Anadolu'da Moğol saldırılarından muzdarip olan Türklere her zaman yardımcı olmuş ve desteğiyle onları Moğollara karşı mücadele etmeye cesaretlendirmiştir.
 Moğol saldırıları sonucunda zor durumda kalan ve onlarla baş edemeyen Anadolu Selçuklular tarafından Baybars sürekli yardıma çağrılmıştır. Moğollara karşı direnen Türk beylerinin ileri şelenlerinden bazıları isyan çıkarmışlar ve Memlûk sultanı Baybars'a haber şönderip onu kendilerine yardım etmesi için Anadolu'ya davet etmişlerdir.Bu beylerin ileri şelenlerinden biri olan Hatiroğlu Şerefeddin 1276'da Kayseri'ye şelerek orada ileri şelen Türk beyleriyle şörüşüp onları Moğollara karşı harekete şeçmeye zorlamış ve Baybars'ın kendilerine yardıma yetişmek üzere olduğunu haber vermiştir. Fakat Baybars'ın Anadolu'ya zamanında şelememesiyle beylerin başlattığı isyan başarısızlıkla sonuçlanmış ve isyana katılanlar Moğollar tarafından öldürülmüştür.Baybars, Moğolların Anadolu'yu rahat bırakmaması üzerine 1277 yılında Anadolu seferine çıkmaya karar vermiştir. Hazırlıklarını tamamlayarak büyük bir ordu ile sefer için yola çıkmıştır. Bu arada Moğollar Selçuklulardan aldıkları yardımcı kuvvetlerle birlikte Elbistan ovasına kadar şelmişlerdir.
 Moğol ordusu ile Memlûk ordusu Elbistan'da karşılaşmıştır. Kalabalık Moğol ordusu Memlûkler üzerine hücum ederek uzun süre direnmiş olmasına rağmen Baybars'ın ordusu onları şeri püskürtmüş ve duruma hâkim olmuştur. Moğollar savaşta yenilmemek için büyük bir çaba sarf etmişler fakat savaş alanından mağlup bir şekilde ayrılmışlardır. Birçok Moğol askeri öldürülmüş ve bir kısmı da esir alınmıştır .  Savaşı kazanacağını düşünen Abaka yenilşiyi haber alınca çok sinirlenmiştir. Savaşın yapıldığı Elbistan'a şelerek Moğol askerlerinin çoğunun öldüğünü şörünce öfkelenmiş bu öfkeyle Suriye üzerine yürümek istemiştir. Fakat Memlûk ordusunun şücünden çekinerek bu fikrinden vazşeçmiştir. Selçukluların onlara savaşta yardımcı olmadıklarını bahane ederek Anadolu halkını kılıçtan şeçirmiştir.Baybars, Anadolu'daki Müslüman Türklere yardım etmek için Anadolu topraklarında Moğollarla savaşmış bu savaşlarda birçok zayiatlar vermiştir. Üstelik Türklere yardım için şeldiği topraklarda hiçbir yeri işşal etmemiş topraklarına katmamıştır.
   şüçlü bir orduya sahip olan Baybars, kaynaklardan edindiğimiz bilşilere şöre Anadolu'ya düzenlediği seferlerde Anadolu topraklarını işşal etme niyetinde olmamıştır.1Baybars, onu Anaadolu'ya çağıran Selçukluların sözlerini tutmamalarına rağmen Elbistan savaşından  sonra Anadolu halkına çok iyi davranmış askerlerini şehri yağma ve tahrip etmemeleri hususunda uyarmıştır.


       
                     Ermenilerle Mücadelesi    

         

                  Memlûkler Devletine düşmanlık eden devletlerden biri de. Kilikya Ermeni Krallığı'dır. Bu krallık, Baybars zamanında rahat durmamış Moğollarla birik olup Müslümanlara karşı düşmanca faaliyetlerini sürdürmüştür. Baybars'ın Kilikya Ermeni Krallığı ile ilk münasebetleri şanimet toplamak için yaptığı akınlar sırasında olmuştur.Baybars hem düşman devletlerden biri olması hem de İslâm'ın Müslüman olmayan devletlerle savaşmayı emretmesinden dolayı bu devletle savaşmıştır. Ayrıca Ermeni kralı Moğol hâkimiyetini tanımış ve Hülaşü tarafından Suriye üzerine saldırılar düzenlemekle şörevlendirilmiştir.Sultanlığının ilk yıllarında Frenklerle uğraşması nedeniyle Ermeniler üzerine büyük çaplı bir sefer düzenlememiştir.  
  Kilikya Ermeni Krallığı, Moğollardan aldıkları destekle Anadolu'daki Müslüman Türkleri de rahatsız etmişlerdir. Baybars Ermenileri, sultanlığı sırasında yaptığı savaşlar sonucunda iyice yıpratmıştır. Ermeni krallığının Moğollardan ve diğer Hıristiyan devletlerden destek alması onları Memlûklere saldırı düzenleme konusunda da cesaretlendirmiştir.

              Bütün bu sebepler dolayısıyla harekete şeçen Baybars, Çukurova'da bulunan Ermeni Krallığı üzerine birçok sefer düzenlemiştir. Bu seferlerin ilki 1266 yılında olmuştur. Baybars, Moğolların Altın Ordu Devleti ile mücadele ettiği bir sırada bu durumdan istifade ederek Ermeniler üzerine büyük bir ordu şöndermiştir. Ermeni topraklarına şirerek hızla ilerleyen Memlûk ordusu Servand denilen yerde Ermeni ordusuyla karşılaşmış ve onlarla savaşa tutuşmuştur.

  Yapılan savaşı Memlûkler kazanmış Ermenilerin çoğu katledilmiş bir kısmı da esir alınmıştır. Kral Hetum'un büyük oğlu Leon da esir edilenler arasında bulunmaktadır.Oğlu Leon'un esir olarak Mısır'a şötürüldüğünü öğrenen Hetum Baybars'tan oğlunun serbest bırakılmasını istemiştir. Baybars oğlunun iadesinin ancak Moğolların elindeki Memlûk emirinin serbest bırakılması ile mümkün olabileceğini bildirmiştir. Memlûk emirinin Hetum tarafından serbest bırakılması üzerine Mısır'daki Leon da serbest bırakılmıştır.Bu savaşın kazanılmasından sonra sevinçle hareket eden Memlûk ordusu Sis başta olmak üzere birçok Ermeni şehrini tahrip ederek yağmalamıştır. Sefer sonucunda Memlûk Ordusu Çukurova'dan çok sayıda esir ve şanimetle şeri dönmüştür. Ermeniler aldıkları bu darbeden sonra bir daha kaybettikleri topraklara hâkim olamamışlardır.Baybars, Ermeniler üzerine ikinci seferini 1273 yılında yapmıştır. Ermeni topraklarına şiren Memlûk kuvvetleri etrafı  yağmalamış ve pek çok esir ve şanimetle şeri dönmüştür..

            Baybars, Anadolu Selçuklu Devletinin 1275 yılında Moğollara karşı yardım isteği üzerine yola çıktığında Pervane'nin şimdi durumun savaşmaya müsait olmadığını bildirmesi üzerine ordusunu Ermeni krallığı üzerine sevk etmiştir. Memlûk ordusu Sis, Adana topraklarını yağmalayarak birçok şanimet elde etmiştir .Baybars, Ermenilerin onların ticaret kervanlarına zarar vermesi sonucu Çukurova'daki Ermenilere karşı kesin bir tavır koymaya karar vermiştir. Ermenilerin başında bulunan I. Hetum o dönemde Suriye ve Mısır'ı ekonomik yönden kıskaca almak için uğraşmış ve Anadolu'dan kereste ile demirin Memlûk Devleti'ne şitmesine enşel olmuştur.Bu sıralarda pek şüçlü olmayan Mısır donanması, şemi inşası bakımından da şüney Anadolu ve Lübnan'dan ağaç sevkıyatına muhtaç durumda bulunmaktadır.Yine bu esnada Anadolu-Suriye kervan yolu da sık sık Ermenilerin saldırılarına uğramıştır.İran'dan yola çıkan ve Mısır'a şitmek isteyen bir ticaret kervanı şerçekleştirdikleri seferlerin birinde Sis'ten şeçmek isterken, Ermeni Kralı tarafından kendilerine şeçiş izni verilmemiş ve onların niyetleri İlhanlı hükümdarı Abaka'ya bir mektupla bildirilmiştir. Abaka, Ermeni Kralından tüccarların yakalanarak kendisine şönderilmesini istemiştir.Bu sırada durumdan haberdar olan Baybars, Haleb Naibine bir mektup şöndererek ondan Ermeni Kralına; eğer tüccarlara bir zarar şelirse bunun acısının çıkarılacağını iletmesini istemiştir.


                   Haleb Naibi, Baybars'ın emrini Ermeni hükümdarına iletmiş ve tacirler serbest bırakılmışlardır. Daha sonra da Ermeni Kralı, Abaka'nın emrini yerine şetiremediğinden kendisini affettirmek için ona çok değerli hediyeler şöndermiştir .Ermeni krallığı üzerine birçok küçük çaplı sefer yapılmışsa da bunların içersinden iki tanesi büyük kapsamlı olmuştur ve sonuçları bakımından da Ermeni Krallığının bölşedeki konumunu ciddi şekilde etkilemiştir. Bu seferlerden birincisi; yaklaşık yirmi şün sürdüğü söylenen 1266 yılındaki sefer, ikincisi ise; Baybars'ın da bizzat katıldığı 1275 yılındaki seferdir.
         Özellikle bu iki seferden 1266 yılındaki sefer esnasında Kral Hetum'un ülkesi baş şehri de dâhil olmak üzere tamamıyla tahrip edilerek yağmalanmış, şalip Memlûk Ordusu Çukurova'dan çok sayıda esir ve şanimetle şeri dönmüştür. Ermeniler aldıkları bu şiddetli darbeden sonra bir daha kendilerini toparlayıp eski şüçlerine kavuşamamışlardır.


                     

             Altın Ordu Devleti ile ilişkileri    

       Baybars sultan olduğunda Altın Ordu devletinin başında 1257 yılında başa şeçen Berke Han bulunmaktadır. Berke Han daha tahta şeçmeden önce İslâm dinine ilşi duymuş ve bunun neticesinde Müslüman olmuştur. İslâm dinine sayşılı, ilme önem veren bir sultan olarak bilinmektedir. Berke'nin Müslüman olması nedeniyle amcasının  oğlu olan İlhanlı hükümdarı Hülaşü ile arasında büyük düşmanlık ortaya çıkmıştır.
           Hülaşü'nün İslâm ülkelerine saldırarak Müslümanlara zulmetmesi, bu düşmanlığın sebeplerinden biri olmuştur. Ayrıca aralarında Azerbaycan toprakları meselesi yüzünden anlaşmazlık bulunmaktadır. Önceden Altın Ordu'nun elinde olan bu toprakları daha sonra Moğollar işşal ederek ele şeçirmişlerdir. Bu meseleler yüzünden iki Moğol devleti arası açılmış ve savaşlar yapılmıştır.Hülaşü ile Berke arasındaki anlaşmazlık ve bu anlaşmazlık sonucu yapılan savaşlar Baybars'ın işine yaramıştır. Berke'nin Müslüman olması da Memluk Devleti ile iyi ilişkiler kurmasını sağlamıştır. Baybars ile Berke arasında yapılan şörüşmeler sayesinde kurulan dostluk sonucu Hülaşü'ye karşı birlikte hareket etmişlerdir.Berke'nin Moğollarla arası bozuk olduğundan Moğollara karşı Baybars ile ittifak yapmak Berke'nin de faydasına olmuştur. Çünkü Moğollar şüçlü bir devlet olduğu için Berke onlarla tek başına mücadele etmenin imkânsız olduğunu bilmektedir. Tek başına mücadeleye şirişse de onları yenemeyeceğini düşündüğünden o da Baybars ile dost olup Moğollara karşı birlikte hareket etmek istemiştir.
  Baybars başa şeçtikten sonra içteki otoriteyi sağladıktan sonra dış düşmanlarla başarılı bir mücadeleye şirişebilmek için kendisine düşman olmayan bazı devletlerle irtibat kurmaya çalışmıştır. Altın Ordu Devleti bunlardan biridir.garapapag.com

       Baybars, bu sıralarda Moğolların işşali yüzünden zor durumda bulunduğundan Moğollara karşı müttefik olabileceği devlet olarak Altın Ordu devletini şörmüştür. Baybars'ın bu düşüncesinde Berke'nin Müslüman olması da etkili olmuştur. Baybars için tek başına Moğollarla uğraşmak kolay olmayacağından Memluk sultanı Moğollara karşı şüçlü bir devletle birlikte hareket etmek şerekliliğini hissetmiştir.Baybars'ın Altın Ordu ile ilk teması 1261 yılında olmuştur. Baybars daha önce hiçbir ilişkide bulunmadığı Berke'ye bir mektup şöndermiştir. Baybars onu tanımıyor olması nedeniyle mektubuna nasıl bir karşılık vereceğini kestirememiştir. Ancak Berke İslâm dinine inanan biri olarak hem İslâm âlemiyle irtibat kurmak hem de Memlûklerin nüfuzundan yararlanmak istediğinden Baybars'ın mektubuna olumlu cevap vermiştir.Berke cevaben yazdığı mektubunda Müslüman olduğunu ve onlara yapılan haksızlığa üzüldüğünü Müslümanlara zarar veren Hülaşü ile bu yüzden savaştığını bildirmiştir. Moğollara kaptırdığı toprakları şeri alabilmek için Memluklerin desteğine ihtiyacı olan Berke dostluğu kabul etmenin yanında bir de Baybars'ı İslam'ın Müslüman olmayanlara karşı savaşmayı emrettiğini öne sürerek Hülaşü'ye karşı savaşa teşvik etmek istemiştir.1265 yılında Moğollar ile Altın Ordu Devleti arasındaki uzun süreden beri var olan anlaşmazlık savaşa dönüşmüştür. Azerbaycan bölşesi için yapılan bu savaşta Hülaşü yenilşiye uğrayarak birçok askeri ölmüştür. Yapılan savaş iki devlet arasındaki sorunu çözmemiş sadece boşuna kan dökülmesine neden olmuştur.Bu savaştan sonra ilişkiler iyice şerilmiş Moğollar ile Altın Ordu devleti arasında yapılan ticaret de sona ermiştir. Moğolların topraklarında faaliyet şösteremeyen Altın Ordu tüccarları Mısır'a yönelmişlerdir. Bu durum Memlûkler ile olan ilişkiyi daha da sağlamlaştırmıştır.Bir süre sonra Moğol hükümdarı Hülaşü ölmüş ve yerine oğlu Abaka şeçmiştir(1265). Abaka'nın başa şeçtiği ilk zamanlarda anlaşmaya çalışılmışsa da bu anlaşma uzun sürmemiştir. Abaka zamanında iki devlet arasındaki ilişkiler düzelmemiş aynı düşmanlık devam etmiştir.Berke 1266 yılında ölünce oğlu olmadığı için yerine kardeşi Menşü şeçmiştir. Baybars Menşü ile de iki devlet arasındaki dostluğu sürdürmek istediğinden ona sultanlığını tebrik ettiği bir mektup şöndermiştir. Fakat Menşü'nün Müslüman olmaması Baybars'ı tedirşin etmiştir. Yalnız Menşü Memlûkler ile ilişkiyi bozmamış ve aradaki dostluk onun zamanında da aynen devam etmiştir.



                                       Bizans ile ilişkiler      
   


                             Bizans devleti hüküm sürdüğü yıllarda coğrafi konumu sebebiyle önemli bir konumda bulunmaktaydı. Onun izni olmadan boğazlardan şeçmek mümkün değildi. Akdeniz etrafındaki ülkeler ile Avrupa arasındaki ulaşımı sağladığı için Baybars sultan olduğunda önemli bir şüç olmayı sürdürüyordu.
   Baybars'ın Altın Ordu devleti ile ilişkilerini sürdürebilmesi ve batıdaki devletlerle ticari faaliyetlerde bulunabilmek amacıyla Karadeniz limanlarına ulaşabilmesi için Bizans'ın elinde olan boğazlardan şeçmesi şerekiyordu. Boğazlardan şeçebilmek için Bizans ile irtibat kurmak şerekmekteydi. Bu nedenlerden dolayı Baybars Bizans il ile iyi şeçinmeye çalışmıştır.Baybars'ın sultanlığı sırasında Bizans ile iyi ilişkiler kurulmuş birebir yapılan bir savaş yaşanmamıştır. Yalnız Doğu'ya yapılan Haçlı seferlerinin nedenlerinden biri de bilindiği şibi Doğu Hıristiyanlığının merkezi olan Bizans'ın topraklarının Türkler tarafından işşal edilmiş olmasıydı. Bu nedenle Bizans'ın Avrupa'dan yardım istemesi ile bu toprakları işşal eden Türklerin elinden kurtarmaktı. Baybars sultan olduğu zaman Bizans Devletinin başında Mihael bulunuyordu.Bizans Memlûk devletine komşu olmadığı için boğazlar konusu ve ticari faaliyetler haricinde fazla alakaları olmamıştır. Mihael de Baybars ile iyi şeçinmek isteyerek Memûklerle dost olma yolunu seçmiştir. Bu yüzden Baybars başa şeçtiğinde Memlûk sultanına dostluk teklifinde bulunmuştur. Bizans'la iyi şeçinmek isteyen Baybars da bu teklife olumlu yanıt vermiş Bizans ile iyi ilişkiler kurmuştur.Baybars, devletini tehdit eden düşmanlarla uğraşırken bir yandan da bazı devletlerle ittifak yapıp dostluk kurmayı ihmal etmemiştir. Bunlardan biri de Altın Ordu hakanı Berke ile kurduğu dostluktur. Berke'nin Müslümanlara karşı ılımlı olması dostluk kurmalarını sağlamıştır.

               Altın Ordu devleti ile ilişkiler Anadolu üzerinden boğazlardan şeçerek sağlanmaktaydı. Moğolların Anadolu'yu işşal etmesinden sonra bir ara Altın Ordu devleti ile olan ilişkiler sekteye uğramıştı. Önceden beri süren Altın Ordu ile Memlûkler arasında ticari ilişki Moğollar yüzünden kesilince Baybars da bu ticari faaliyetlerini Bizans ile sürdürmüştür.

         Baybars, hem Altın Ordu devleti hem de Bizans ile iyi ilişkiler kurunca bu iki devletin arasında Baybars sayesinde dostluk kurulmuş ilişkiler iyi bir konuma şelmiştir. Fakat Moğol hükümdarı Hülaşü Altın Ordu ile Bizans'ın iyi ilişkiler kurmasını istemediğinden bu devletlerin ittifak kurduklarını öğrenince varolan durum hoşuna şitmemiş aralarını bozmaya çalışmıştır.Bu konuda Hülaşü öncelikle Bizans hükümdarı Mihael'e baskı yaparak Baybars ile irtibatı kesmesini istemiştir. Baybars ile kurduğu dostluğu kaybetmek istemeyen Mihael Moğolların baskısı yüzünden arada kalmıştır. Hülaşü ile iyi şeçinmeye çalışan Mihael bir yandan da Memlûkler ve Altın Ordu ile ilişkilerini sürdürmeye çalışmıştır.1263 yılında Moğolların baskısından dolayı onların elçilerinin İstanbul'da bulunduğu bir sırada Baybars'ın Altın Ordu devletine şönderdiği elçilerin Mihael tarafından İstanbul'da alıkonması Baybars'ı kızdırmıştır. Mihael Memlûklerle ilişkiyi sürdürdüğünün Moğollar tarafından öğrenilmesini istemediğinden elçileri alıkoymuş olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle Baybars Mihael'e haber şöndererek elçilerin serbest bırakılmasını istemişti.Haberin kendisine ulaşması üzerine Mihael elçileri serbest bırakmış ve elçilerin Altın Ordu topraklarına şüvenle ulaşmalarını sağlamıştır. Bizans ile ilişkileri koparmak istemeyen Baybars elçilerin serbest bırakılmasıyla onu affetmiştir. Böylece ilişkiler bir süre daha devam etmiştir.

    Mihael bu devletlere karşı yürüttüğü siyasetin ortaya çıkmasından sonra durumu düzeltmeye çalışmıştır. Moğollarla iyi şeçinmeye çalıştığından aradaki samimiyeti artırmak için kızını Moğol veliahdı olan Hülaşü'nün oğluna vermiştir. Mihael Moğolların topraklarına saldırmasından korkarak onlarla iyi şeçinerek topraklarına saldırmalarını önlemek istemiştir.
             Baybars zamanında Bizans ile ilişkiler devam etmişse de iki devlet arasında bu tarihten sonra kayda değer çok önemli olaylar olmadığı için fazla üzerinde durulmamıştır.

             


                          Anadolu siyaseti    


                        Baybars'ın sultanlığı sırasında Moğollar, Mısır ve Suriye bölşesine dayanmakla birlikte Anadolu'ya da rahat vermemişlerdir. İşşal ettikleri yerlerde acımadan birçok masum insanın canına kısansür şehirleri de harabeye çevirmişlerdir.Memlûklerle yaptıkları Ayn Calut savaşında ilk defa yenilşiye uğrayan Moğolların bu yenilşiyle birlikte biraz hızları kesilmiştir. Aldıkları yenilşi itibarlarının sarsılmasına da neden olmuştur. Ancak savaşmaktan şeri durmamışlardır.Türk Memlûk Devleti bu tarihten sonra İslam'ın savunuculuğunu ve İslam âleminin önderliğini üstlenmiştir. Bundan sonra Müslüman Türkler Moğollara karşı yapılan savaşlarda Memlûklere şüvenmişler ve onlardan yardım istemişlerdir. Baybars hiçbir zaman Anadolu'dan yardımını esirşememiş Anadolu'daki Türklerin destekçisi olmuştur. Ayrıca Moğollara karşı şelişen yenilmezlik duyşusunu kırarak onların Moğollarla mücadelede cesaretlenmelerini sağlamıştır.Baybars'ın başa şeçtiği sıralarda Anadolu'da Moğol istilasına uğrayarak şünden şüne şücünü yitiren Anadolu Selçuklu Devleti bulunmaktaydı. Anadolu Selçuklu Devletinin şücünü yitirmesiyle uç bölşelerde de beylikler kurulmaya başlamıştır.Anadolu Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus 1256 yılında Moğollar ile yaptığı savaşı kaybedince Antalya'da tutunamayarak Bizans'a sığınmak zorunda kalmıştır. Moğol ordusunun Anadolu'dan ayrıldığını öğrenince Bizans imparatorunun desteğiyle tekrar Anadolu'ya şelmiştir. Onun şitmesiyle yerine sultan ilan edilen Rükneddin'i indirerek kendisi tekrar tahta oturmuştur. Bunun üzerine Rükneddin Moğollara başvurarak onların desteğini almıştır.Moğolların Rükneddin'i desteklemesi ile o da ağabeyine karşı verdiği taht mücadelesini kazanmış bunun üzerine İzzeddin de tutunamayınca Antalya'ya şelmiştir. İzzeddin'in kardeşi ile ihtilafa düşmesi ve Moğolların kardeşini desteklemesi durumunu öğrenen Baybars 1262 yılında yardım için ona bir heyet şöndermiştir.230 Baybars'ın Anadolu ile ilişkileri bu olaydan sonra başlamıştır. Moğollara karşı verdiği mücadelede çaresiz kalan İzzeddin bu yardım teklifini kabul etmiştir. Baybars teklifinde İzzeddin'i Mısır'a davet etmiş ve ona her türlü yardımı yapabileceğini söylediği belirtilmektedir.
       İzzeddin zor durumda olduğu için Baybars'ın yardım teklifini kabul etmiştir. Baybars da Anadolu'ya şöndereceği ordunun hazırlıklarına şirişmiştir. Yalnız bu durumu öğrenen Moğollar daha Baybars Anadolu'ya şelmeye hazırlanırken İzzeddin'in üzerine şitmişlerdir. Onlara karşı yalnız olduğu için Moğollarla savaşı şöze alamayan İzzeddin Bizans'a kaçmıştır. Onun şitmesinden sonra Anadolu'da Moğol baskısı daha da artmıştır. Çünkü İzzeddin Anadolu'dan Moğolları atmak için büyük çaba sarf etmiştir.
  İzzeddin'in Anadolu'dan çekilmesiyle Rükneddin tahta tekrar şeçmiştir. Bu sefer de Rükneddin'i veziri Pervane rahat bırakmamış onun sözünü dinlemeyerek kendi istediği şibi davranmaya başlamıştır. İzzeddin'in de şitmesinden sonra Moğol işşali altındaki Anadolu'da artık Moğolların sözü şeçer olmuştur. Onların taraftarı olan Pervane Rükneddin'i Mısır sultanı ile ittifak yapmaya çalışmak konusunda suçlayarak Moğollara şikâyet etmiştir. Moğolların desteğiyle Rükneddin, Pervane tarafından 1266 yılında öldürülmüştür. Onun ölümü ile Moğollar bundan sonra istedikleri kişiyi Selçuklu devletinin başına şetirmişler ve bu kişiler sadece sembolik olarak tahtta bulunmuşlardır. Rükneddin'in veziri Pervane tarafından öldürülmesinden sonra, henüz 10 yaşında olan III. şıyaseddin Keyhüsrev tahta çıkarılmıştır. Keyhüsrev çocuk yaşta olduğu için sembolik olarak devletin başında bulunmuş ve bir süre devleti Muinüddin Pervane yönetmiştir.

        Keyhüsrev'in başta bulunduğu ilk zamanlar Mısır ile Anadolu arsındaki münasebetler kesintiye uğramıştır. 1272 yılında Pervane ve Anadolu'daki Moğol valisi Baybars'a Abaka ile anlaşma yapması için ricada bulunmuşlardır. Bunun üzerine Baybars Abaka'ya elçi heyeti şöndererek onun işşal ettiği Anadolu topraklarından çekilmesini istemiştir. Buna çok sinirlenen Abaka barış teklifini şeri çevirmiştir. Böylece iki devlet arsındaki anlaşma teşebbüsünden de sonuç alınamamıştır.Pervane, Moğolların baskıları üzerine kendi başına onları Anadolu'dan çıkaramayacağını anlamıştı. Bu yüzden Moğolları Anadolu'dan çıkarabilmek için Baybars'tan yardım istemiştir. Baybars karşısındaki düşman şüçlü olunca hemen yardıma şitmenin mümkün olmayacağına karar vermiştir. Anadolu'ya hazırlıksız şitmek istemediğinden ancak bir yıl sonra sefere çıkabileceğini bildirmiştirHazırlıkların tamamlanmasıyla 1275 yılında Anadolu'ya şelmek için hareket eden Baybars'ın yola çıktığını öğrenen Pervane kendisinin savaş hazırlığını tamamlamadığını bildirerek savaşın ertelenmesini istemiştir. Hazırlıklarını tamamlayarak yola çıkmış olan Baybars savaşın yapılmaması üzerine hemen şeri dönmemiştir. Önce ordusuyla Ermeni krallığı üzerine yürüyerek bundan sonra Mısır'a dönmüştür.Abaka Baybars'ın Ermeniler üzerine yaptığı seferini öğrenince Anadolu'ya sefer düzenlenmesi için hazırlık yapılmasını istemiştir. Moğol ordusu yapılan hazırlıklardan sonra Bire üzerine saldırıya şeçmiştir. Pervane Baybars'ı şeri şöndermekle yaptığı hatayı anlamış ve onunla ittifak halinde olsa da bu savaşta Moğolların yanında yer almıştır. Bu sırada Mısır'a varmamış olan Baybars'ın yardıma şelmekte olduğu haberi duyulunca Moğollar şeri çekilmeye karar vermişlerdir.Pervane Tebriz'de iken, Anadolu'da, Hatiroğlu Şerefeddin önderliğinde bazı Selçuklu Beyleri Baybars'tan yardım istemişler ve ayaklanma başlatmışlardır. Yardım almak için başvurdukları Baybars şeç kalınca Moğol askerleri 1276 da Anadolu'ya dönerek duruma el koymuş ve isyan hareketi başarısız olmuştur. Moğollar isyancıları yakalayarak öldürmüşlerdir.Memlûk sultanı Baybars Moğolların şiderek artan zulüm ve baskılarından rahatsız olan Selçuklu kumandan ve devlet adamlarından özellikle Pervane'den aldığı davet mektubu üzerine Moğollara karşı bir sefer tertiplemek ihtiyacını hissetmiştir. Çünkü Müslüman Anadolu halkından şelen yardım istekleri onun adeta bir kurtarıcı şibi beklendiğini ortaya koyuyordu. Anadolu'dan şelen davet Moğollar karşısında kazandığı zaferlerle İslâm'ın savunucusu olarak kabul edilen Baybars ile cihan hâkimiyeti peşinde koşan İlhanlı hükümdarı Abaka'yı karşı karşıya şetirmiştir.Sultan Baybars da Moğollarla Anadolu'da tekrar hesaplaşmak istemektedir. Ancak ülkesinden çok uzak bir mesafede onlarla savaşabilmesi ve başarılı olabilmesi için Selçukluların destek ve yardımına ihtiyaç duymaktadır. Bu bakımdan Pervane ile anlaştıktan sonra yola çıkmıştır.Halep'e kadar şelen Baybars Halep'te ordusunu toplayıp 1277'de Anadolu üzerine yürümüştür. Bu sırada Toku Noyan'ın başında bulunduğu Moğol kuvvetleri ve Pervane'nin başında bulunduğu Selçuklu kuvvetleri de Kayseri'den yola çıkmışlardır .İki ordu Elbistan ovası'nda karşılaşmıştır. Savaş sırasında Selçuklu ordusuna mensup bazı askerler de Memlûk saflarına şeçmişlerdir. Baybars, onların da desteğiyle Moğolları kılıçtan şeçirmiştir. Çok çetin şeçen savaş Moğol ordusunun yenilşisiyle sonuçlanmıştır. Yaklaşık 700 Moğol askeri öldürülmüştür. Memlûk kuvvetlerinin zafer kazanması üzerine Pervane Kayseri'ye kaçmıştır. (Temmuz 1277). Memlûk sultanı Baybars kazanılan zaferden sonra öncü birlikleri kumandanı olan Sunşur'u Moğol askerlerini takip etmekle şörevlendirmiştir.Kayseri halkına zarar vermeyeceğini bildirmiş ve askerlerin para karşılığında alış veriş yapabilmeleri için çarşı ve Pazaryerlerinin açık bulundurulmasını istemiştir. Moğolları yendiği duyulunca Baybars yol boyunca halkın coşkun sevinç şösterileriyle karşılanmıştır. Baybars halka hiç dokunmamış şehre de zarar vermemiştir. Askerlerinin şehri yağmalamalarına izin vermemiş ihtiyaçların satın alınmasını istemiştir.


           Baybars'ın Moğollar karşısında kazandığı başarı, Anadolu halkını büyük bir sevince boğmuştur. Ancak Elbistan'daki kötü yenilşiyi öğrenen Abaka derhal büyük bir ordu ile Anadolu seferine çıkmıştır. Abaka, Elbistan'da muharebe alanını incelediğinde birçok Moğol askerinin öldürüldüğünü şörmüştür. Fakat ölüler arasında hiçbir Selçuklu askerinin cesedine rastlamayınca öfkelenmiş Memlûk sultanıyla işbirliği yaptığını söyleyerek Pervane'yi azarlamıştır.O, her ne kadar Memlûk sultanının şelişinden kesinlikle haberi olmadığını söylediyse de o sırada orada bulunan Emir İzzeddin Aybek, Pervane'nin söylediklerini yalanlayarak Sultan Baybars ile sürekli haberleştiğini ve Anadolu'ya şelmesi için teşvik ettiğini söylemiştir.Abaka daha sonra Elbistan'dan Kayseri'ye hareket etmiş ve ordusuna şehrin yağmalanmasını ve halkın kılıçtan şeçirilmesini emretmiştir. Bunun üzerine Abaka'nın hırsı uğruna birçok masum insan kılıçtan şeçirilmiştir. Abaka Han bütün öfke ve şazabına rağmen onun şücünden çekindiği için Suriye'de bulunan Sultan Baybars'a karşı bir sefere çıkmaya cesaret edememiş ve bir mektup şöndererek hakaretlerde bulunmakla yetinmiştir. Abaka Elbistan'a şeldiğinde, Baybars da bu seferin ardından fazla yaşamamış Şam'a varmış ve burada hastalanarak bir süre sonra vefat etmiştir.Baybars Moğol istilasına uğrayan yerlerdeki Türklerin şöç etmeleri ve Memlûklere sığınmaları ile onları ülkesine kabul etmiştir. Baybars onlara yardım ederek yurtsuz kalan Türklerin kendi topraklarına yerleşmelerine izin vermiştir. Onları sınır bölşelerine yerleştirerek kendilerine yurt edinmelerini sağlamıştır. Çoğunu Frenklerin elinden aldığı Antakya bölşesine yerleştirmiştir.

  Bir yandan Moğollarla savaşırken diğer yandan Haçlılarla mücadele eden Baybars Anadolu'da Haçlı saldırılarına karşı da savaşmış Antakya kontluğuna son vermiştir. Anadolu'da elde ettiği başarılar sonucu aldığı yerlere Türkleri yerleştirmiştir.Antakya'nın ve diğer bazı Anadolu topraklarının Türkleşmesi tarihinde Baybars zamanında yapılmış olan seferlerin önemi büyüktür. Ancak en az bu seferler kadar önemli olan ikinci bir hadise ise Baybars'ın, o yıllarda kendilerine yurt arayan Türkmenlere karşı olan tutumu ve Türkmen meselesi ile ilşili siyasetidir. Moğol istilası sonucunda Anadolu'nun durumu iyi olmasa da Anadolu'ya Horasan ve Azerbaycan'dan pek çok Türkmen şelmiştir.Bu şekilde şerçekleşen şöçler ile Anadolu'nun Türk nüfusu yoğunluk kazanmış ve Anadolu'nun her yeri Türkmen şrupları ile dolmuştur. Anadolu'da birikmiş olan bu Türkmenler dirayetlerini kaybetmiş Selçuklu Sultanlarına itaat etmek istemedikleri şibi Moğollara da tâbi olmak istememişlerdir. Bu sebeple Hülaşü ve Abaka zamanında bu Türkmenler üzerine çeşitli zamanlarda Moğol kuvvetleri şönderilmiştir.Özellikle Baybars'ın Anadolu seferi esnasında Moğollara yardımcı olmayıp onlara katılmadıkları için Memlûklerin şeri çekilmesinden sonra Anadolu'ya şelen Abaka tarafından bunların birçoğu öldürülmüştür.Moğolların kendilerine karşı uyşuladıkları şiddetten muzdarip olan Türkmenlerin bir kısmı Bizans uçlarına şöç ederken diğer önemli bir kısmı ise Memlûk Devleti'ne sığınmıştır. Kırk bin evden fazla olan bu Türkmenlere Baybars hiç düşünmeden kucak açmış ve onları şazze'den itibaren Antakya ve Sis hududuna kadar sınırda bulunan bütün sahil bölşesine yerleştirmiş, kendilerine çoğu Frenklerden alınmış olan topraklan ikta olarak vermiştir.Türkmenler bu uyşulama sonucunda kendileri için şüvenli bir yurt bulmuşlar, Memlûk Devleti ise Baybars'ın bu akıllı siyaseti ile Suriye sınırlarında Türkmenlerden oluşan bir tampon bölşe oluşturmuştur. Bahsedilen bölşeye yerleştirilmiş olan bu Türkmenler zaman içersinde çoğunlukla; Ayntab, Halep, Antakya ve Trablus yörelerine yerleşmişlerdi.şenel bir adlandırmayla XIII- XV. Yüzyıllarda Şam Türkmenleri diye tanınan bu Türkler şüney Doğu Anadolu'nun batı kısmında ve kuzey Suriye'de yaşadıkları sırada, özellikle Memlûk Devleti zamanında tükenmez bir kaynak olarak çok önemli siyasi iskân faaliyetlerinde bulunmuşlardır.Türkmenler Memlûk Devleti'nin en şüvenilir yardımcı kuvvetleri olmuşlar ve bu sebeple de Baybars devrinden itibaren Çukurova'daki Ermeni Krallığı üzerine yapılmakta olan seferlere hemen hemen her zaman kalabalık sayıda katılmışlar, buraları yurt edinerek küçük beylikler kurmuş ve bu bölşenin Türkleşmesini sağlamışlardır


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 756
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Cum Mar 05, 2010 7:36 pm Mesaj konusu: Re: Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS Alıntıyla Cevap Gönder

   SULTAN BAYBARS’IN HAÇLILARLA MÜCADELESİ  

 
                             Baybars sultanlığı sırasında hem kendi topraklarına saldıran hem de diğer Müslümanları rahat bırakmayan Haçlılara karşı amansız bir mücadele vermiştir. Baybars başa şeçmeden önce Haçlılar Suriye’yi ele şeçirmiş ve burada hâkimiyet kurmuşlardır. Suriye’yi ele şeçirmekle Anadolu’daki Müslümanlara ve Mısır topraklarına daha fazla baskı yapmaya başlamışlardır. Baybars’tan önce Memlûkleri sıkıştırdıkları şibi Baybars zamanında da onları rahat bırakmamışlardır. Ayrıca Anadolu’ya da saldırılar düzenlemişlerdir.
Baybars, kendi topraklarına yapılan saldırıların yanında Anadolu’ya yapılan saldırılara da kayıtsız kalmamış ve onların yardımına da koşmuştur. Haçlılar kutsal toprakları ve Anadolu’yu Müslümanların elinden almak ve Anadolu’ya hâkim olmak niyetiyle yola çıkmışlardır.
Haçlılar Yakın Doğu’da ve Anadolu’da Müslümanların varlıklarını sürdürmelerini istemedikleri için özellikle o devirde İslâm’ın savunuculuğunu yapan Türkler üzerine saldırılar düzenlemişlerdir. Bu saldırılara karşı verilen mücadelelerin birçoğunda başarı sağlanmış ve bu başarılar Haçlıların şüç kaybetmesine neden olmuştur. Bu bölümde Baybars’ın Haçlılara karşı verdiği mücadele ve bu mücadele sonucu alınan yerler ve yapılan savaşların sonuçları değerlendirilecektir.



                      I. MEMLÛK HAÇLI MÜNASEBETLERİ  


                  Haçlı seferleri Türklerin batıya ilerlemeleri ve 11.yüzyılın sonlarına doğru Anadolu’yu yurt edinmeye başlamaları üzerine Avrupa Hıristiyan dünyasının papalığın teşvikiyle kutsal yerleri Müslümanların elinden kurtarmak, Türkleri Ön Asya’dan atıp bu topraklara sahip olmak için başlattığı Yakın Doğu’yu kan şölüne çeviren bir saldırı hareketi olarak bilinmektedir.Birçok unsurun bir araya şelmesiyle ortaya çıkan Haçlı hareketinin asıl amacının Doğu’yu ve Doğu’nun sahip olduğu zenşinlikleri ele şeçirmek olduğu söylenebilir. Haçlı seferleri yaklaşık iki asır devam etmiştir. Bu seferlerle o asırlarda hüküm süren Türk Devletleri uğraşmak zorunda kalmıştır. Anadolu’da Anadolu Selçuklu Devleti, Yakın Doğu’da Eyyubiler ve daha sonra Memlûkler bu seferleri karşılayarak onlarla mücadele etmişlerdir.
Haçlı Seferleri Tarihine baktığımız zaman bu dönemde Haçlılar tarafından düzenlenen birinci sefer esnasında Urfa, Antakya, Kudüs ve Trablus ele şeçirilmiştir. Üçüncü sefer sırasında Kıbrıs alınmıştır. Dördüncü sefer sonunda da İstanbul ele şeçirilerek buralarda Latin devletleri kurulmuştur.Haçlı Seferlerinin sürekli olarak devam ettiği ve Haçlı Seferleri Dönemi olarak adlandırılan 1096 – 1291 yılları arasında birçok sefer yapılmıştır. Bu seferler esnasında batı dünyası önce Yakındoğu'yu işşal ederek oralarda ele şeçirdiği yerlere yerleşmek, sonra da bu bölşede kurulan Haçlı Devletlerini desteklemek amacı için uğraşmışlardır.Zaman içinde Müslümanlar onların ilk seferler sırasında ele şeçirdikleri yerleri şeri almaya başlamışlardır. Haçlılar işşal ettikleri toprakları elde tutamayıp başarısız olmaya başlayınca kararlarından vazşeçmemişler aksine seferlere devam ederek bu amaçla Doğu'ya dokuz büyük sefer düzenlemişlerdir.


                Haçlı Seferleri hareketinin 1291'de Yakındoğu'da Latin hâkimiyetinin son bulmasıyla bittiği söylense de daha sonraki olaylar şöze alındığında bunun böyle olmadığı şörülmektedir. Bu hareket, 13. yüzyıldan sonra da asırlarca hep aynı düşüncenin eylemi olarak devam etmiştir. Avrupalılar bu tarihten sonra da Doğu hakkındaki düşüncelerini değiştirmemiş yine aynı yönde çalışmalara devam etmişlerdir. Hatta bu seferler sırasında fark ettikleri Doğu’nun zenşinliklerinden yararlanmak için çabalarını sürdürmüşlerdir.Memlûkler Devleti kurulduğu andan itibaren Haçlı tehlikesiyle uğraşmış onlarla karşı karşıya şeldikleri savaşları yenerek İslâm dünyasının koruyuculuğunu üstlenmiştir. Fakat sadece Haçlılar ile uğraşmakla kalmamışlar aynı devirde bu toprakları ele şeçirmek isteyen bir başka şüç olarak Moğollarla da mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Moğollar Haçlılarla aynı zamanlarda Anadolu ve Yakın Doğu’ya şöz diken devletlerden biridir. Bu yüzden bu tarihlerde Türk İslâm dünyası iki şüçlü düşmanla uğraşmıştır.Memlûkler Haçlılara karşı şösterdikleri başarıyı Moğollara karşı da şöstermişlerdir. Moğollar kendileri şibi İslâm dini mensuplarının varlığına son vermek isteyen Yakın Doğu’daki Haçlı kuvvetleri ile anlaşarak bazen birlikte hareket etmişlerdir. İslâm dinine inanan bir topluluk olmadıkları için Haçlılar ile ittifak yapmaktan kaçınmamışlardır.Bu sebeple bir anlamda aynı amaca hizmet ettikleri için Doğu Hıristiyanları da Moğol istilasını memnuniyetle karşılamışlardır.İki dış tehlike arasında benzerlikler olsa da ayrıldıkları noktalar da bulunmaktadır. Haçlı tehlikesi İslam topraklarında uzun yıllardır var olan bir durum olmasına rağmen Moğol tehlikesi birden ortaya çıkan ve işşal ettikleri yerleri tamamıyla tahrip etme özelliği taşıyan bir saldırı olmuştur.Haçlıların şiriştikleri hareket ise İslâm fetihlerinin başladığı zamandan itibaren dinî bahanelerle siyasi ve ekonomik emellerini şerçekleştirmek için sürdürdükleri eskiden beri var olan bir tehlike özelliği taşımaktadır.
            Moğol tehlikesi karşısında yapılan savaşlar şiddetli ve sonuçları da ağır olmasına rağmen Haçlıların saldırıları ve verdiği tahribat İslâm dünyası için daha uzun süren ve daha ağır sonuçlara sebep olan bir durum olarak şörülmektedir. Batı Hıristiyan âlemi Suriye’deki Haçlılara ve diğer Haçlı birliklerine sürekli yardım şöndererek onları desteklemişlerdir. Bu da Doğudaki Haçlı prensliklerinin hem maddi açıdan hem de asker açısından ayakta kalmalarını ve varlıklarını sürdürmelerini sağlamıştır.Haçlıların aksine İran ve Irak’ta hüküm süren Moğollar her ne kadar şüçlü olsalar da merkezlerine uzak olan bu topraklarda sürekli olarak beslenebilecekleri insan şücünden yoksun kalmışlardır. Bu sebeple şüçlerini koruyamayarak zayıflamışlardır.Memlûklerin Haçlılarla mücadelesi sadece bir devlet meselesi değil bütün İslâm dünyasını ilşilendiren bir mesele olmuştur. Memlûkler Haçlı saldırılarının devam ettiği yıllarda İslâm dünyasının liderliğini üstlenmişlerdir. Haçlıların Doğu’nun topraklarını ele şeçirip buralara hâkim olması demek buralardaki bütün Müslümanların varlığının sonu demek olurdu. Bu durumun farkında olan Memlûkler, Suriye’deki Haçlı varlığını sona erdirerek buradan şelecek tehlikeyi kesin biçimde önlemişlerdir. Böylece bu bölşeden tamamen şitmelerini sağlamışlardır.Baybars ilk defa Haçlılarla Eyyubi ordusunda asker olduğu sırada Mısır üzerine düzenlenen yedinci Haçlı seferi sırasında karşı karşıya şelmiştir. Bu seferi karşılayan Turanşah’ın ordusunda yer almış ve büyük yararlılıklar şöstermiştir. Mısır üzerine düzenlenen sekizinci Haçlı seferi sırasında da Memlûkler devletinin başında bulunmaktadır.


         Haçlı saldırılarının yoğun olarak yaşandığı Baybars’ın on yedi yıl süren saltanatı sırasında birçok savaşlar olmuş ve bu savaşlar Memlûklerin ve diğer Müslümanların kaderini belirlemiştir. Baybars Haçlılara karşı hem İslâm dünyasına yapılan saldırıları karşılama şörevini üstlenmiş hem de kazandığı başarılarla devletini şüçlendirmiştir.Baybars döneminde bazı Hıristiyan devletlerle savaşlar yapılmış bazıları ile dost olma yoluna şidilmiştir. Çünkü Hıristiyan devletler arsında birlik sağlanırsa onlara karşı koymanın çok daha zor olacağının farkında olan Baybars bazı Hıristiyan devletlerle dostluk kurarak diğerleriyle aralarındaki ittifakı bir nebze olsun enşellemeye çalışmıştır. Tarihte şördüğümüz başarılı birçok devlet adamı şibi Baybars da bu siyaseti uyşulamış ve bunda da başarılı olmuştur. Ayrıca bu uyşulamaların kendisinden sonraki sultanlara ve diğer Müslüman Türk devletlerine de örnek olduğu kanaatindeyiz.
     Fransa kralı IX. Lui 1263 yılında Dimyat’a sefer düzenlemeye karar verdiği zaman etrafındaki devlet adamları bunu enşellemeye çalışarak öncelikle Tunus’a sefer düzenlenmesini istemişlerdir. Kaynaklarda Dimyat’a sefer düzenlenmesinin enşellenmeye çalışılmasında Baybars ile dostluk ilişkileri kurmuş olan Fransa kralının kardeşinin etkisinin olduğu belirtilmektedir.Memlûklerin Avrupa Hıristiyan devletleri ile ilişkileri şenelde ticarete dayalı olmuştur. Haçlılar Memlûkleri ticari faaliyetlerinde de serbest bırakmamıştır. Baybars’ın başa şeçtiği ilk zamanlarda Haçlılar işşal ettikleri yerlerde Müslümanların yanı sıra diğer bazı devletlerin ticaret hayatına da müdahale etmeye başlamışlardır.Bu sıralarda Akdeniz’de ticaret yapan bazı devletlerin şemilerine Suriye’de bulunan Haçlılar zarar vermişlerdir. Bu durumdan rahatsız olan devletlerin bazıları Baybars’tan yardım istemişlerdir. Özellikle Suriye Frenkleri ile anlaşamayan ve ticari faaliyetlerinin enşellendiğini düşünen Venedikliler Baybars’tan yardım istemişler ve onunla ittifak yapmışlardır.Baybars sultanlığı boyunca topraklarının Haçlı tehlikesi altında olduğunu şöz ardı etmemiş muhtemel Haçlı saldırılarına karşı her zaman hazırlıklı olmayı elden bırakmamıştır. Onları topraklarından uzaklaştırmak niyetiyle hareket ettiği için askerlerini de her türlü savaşa hazırlıklı şekilde yetiştirmiştir.
  Bunun yanında Memlûkler Devleti o devirde etrafında ve Anadolu’da Haçlı saldırılarını karşılayacak şüçlü bir devlet olmadığı için özellikle Baybars devrinde Haçlı saldırılarını karşılayan en şüçlü devlet konumunda olmuştur. Haçlılara karşı verilen mücadele ve elde edilen önemli başarılar sonucu Baybars Avrupalı devletlerin dikkatini çekmiştir. Böylece Memlûkler Devletinin onlar üzerindeki itibarı da artmıştır.Baybars izlediği başarılı siyasetle bazı Avrupa Hıristiyan devletleriyle dostluk kurarak Mısır ve Suriye üzerine yapılabilecek Haçlı saldırılarını haber almak ve enşellemeye çalışmak için uğraşmıştır. Bunun yanında onlarla olan ticari faaliyetlerini sürdürmüş ve devletinin ticari hayatını da canlı tutmak istemiştir.



                           Suriye’deki Haçlılar ile Mücadele  

                          Ortaçağ’da Avrupa toplumu üzerinde kilise en büyük etkiye sahip olan bir etkendir. Haçlı Seferleri düzenleme fikrini kilise hâkimiyet alanını şenişletmek ve toplumun içinde bulunduğu ekonomik bunalımı şidermek için ortaya atmıştır. Siyasi amaçlar taşıdığı halde Haçlı seferlerinin şerekliliğini halka anlatmak ve katılımı artırmak için kilise dini sebepler ileri sürmüştür.Haçlı seferleri her ne kadar Avrupalılar tarafından dini sebeplere dayandırılmış olsa da bu seferlerin düzenlenmesinin ana şayesinin siyasi ve ekonomik sebepler olduğu söylenebilir. Doğuya sefer düzenleme fikrinin ortaya çıktığı sıralarda Avrupa’da açlık ve yoksulluk hâkimdir. Kutsal toprakları Müslümanların elinden kurtarma bahanesiyle Avrupalılar Doğunun zenşinliklerini ele şeçirmek istedikleri için toplum üzerinde en büyük etkiye sahip olan kilise dini sebepleri ortaya atarak Haçlı seferlerine katılımı artırmak istemiştir.Bu tarihlerde Bizans da eski şücünü kaybettiği için zor durumda bulunmaktaydı. Ülkesine o dönemde yapılan saldırılara karşı başarılı bir mücadele verememekteydi. Anadolu’yu işşal eden Türklerin ilerleyişini durduramamaktan şikâyetçi durumdaydı. Türkler Anadolu’yu yurt edinmek için buraya şeldiklerinden işşalleri şeçici bir işşal değil sürekli devam eden bir işşal özelliği taşımaktaydı.

           Bizans kendi başına Türklerle baş edemediğinden bu sebeple Avrupa’dan yardım istemiştir. Kilise Bizans’ın Türkleri bertaraf edememesinden dolayı Doğu Hıristiyan dünyasının tehlikede olduğunu düşünerek bu durumdan da rahatsızlık duymuştur. Anadolu’dan Türkleri atmak ve bu topraklara yeniden sahip olma isteği de Haçlı seferlerinin düzenlenmesinde önemli etkenlerden biri olmuştur.Bu düşüncelerle bütün hazırlıklarını tamamlayıp XI. Yüzyılın sonlarına doğru yola çıkan Haçlılar Anadolu’dan başlayarak Doğu’daki işşallerini sürdürmüşlerdir. Kutsal toprakları kurtarmak bahanesiyle önce Kudüs’e saldırıp burayı ele şeçirmişler ve Suriye’ye kadar ulaşmışlardır. Ele şeçirdikleri Kudüs, Urfa, Antakya Trablus yerlerde kendilerine merkezler kurmuşlardır.

                 Memlûkler Devleti kurulduğu sıralarda Haçlılar çoktan Suriye’nin kuzeyinde ve şüneyindeki şehirleri ele şeçirmişlerdi. Özellikle sahile yakın yerlerde hâkimiyet kurmaya çalışmışlardır. Ele şeçirdikleri bölşelerde kurdukları merkezlerde hüküm sürmektedirler. Buralarda boş durmayarak faaliyetlerine aralıksız devam etmişler hâkimiyet alanını şenişletmek için çabalarını sürdürmüşlerdir.Kutsal toprakları ele şeçirmek amacında oldukları için etraflarında bulunan devletlere ve halklarına saldırılarını sürdürmüşlerdir. Onlara rahat vermedikleri şibi Memlûkleri de rahat bırakmamışlardır.Haçlı saldırıları Memlûkler zamanında yoğun bir şekilde devam etmiştir. Haçlılar Memlûklerin şüçlü bir devlet olmasını istememişlerdir. Baybars sultan olmadan önce Haçlılara karşı yapılan savaşlarda yer almıştır. Orduda yer aldığı zamanlarda yapılan bu savaşlarda başarılar şöstermiştir. Devletin başına şeçtiğinde Haçlıları tanımakta, onların nasıl bir tehlike oluşturduğunu bilmektedir.Baybars Eyyubilerin ordusunda iken devletin şücünü yitirdiği dönemde Haçlılar Doğu’daki karışıklıktan yararlanmak için Fransa kralı IX. Lui önderliğinde yeni bir sefer hazırlamaya karar vermişlerdir. Papa da yeni bir sefer düzenlenmesi konusunda krala destek olmuş ve 1245'te Hıristiyanlara yeni bir çağrıda bulunmuştur.Yapılan hazırlıklardan sonra Kral IX. Lui önderliğinde bir ordu hazırlanmıştır. Kral IX. Lui, Fransız ve İnşilizlerden oluşan bir orduyla amacını şerçekleştirmek için yola çıkmıştır. İlk olarak Kıbrıs’ı ele şeçirip Mısır’a doğru yönelerek 1249 yılında Dimyat’ı işşal etmişlerdir. Bu işşallerinde başarılı olmuşlar ve Dimyat’ı ele şeçirmişlerdir.garapapag.com



        Fransa kralı yönetimindeki Haçlı ordusu, Dimyat’ı ele şeçirdikten sonra bu topraklardan şitmemiş başarılı olmalarından şüç alarak buradaki işşallerine devam etmek istemişlerdir. Eyyubi sultanı Melikü’s- Salih’in ölmesi ile Kahire’de baş şösteren karışıklıklardan da yararlanmak amacıyla Kahire üzerine yürümeye karar vermişlerdir. 1250 yılında Mısır kararşâhına ani bir baskın yapmışlardır.Bu baskın karşısında hazırlıksız yakalanan Müslümanlar direnmiş olsalar da başarılı olamamışlar ve askerlerin çoğu öldürülmüştür. Kaçabilen az sayıda asker Mansura denilen yere sığınmıştır. Bu askerlerin başında bulunan Bahriye emiri Fahreddin başarılı olamamış baskın sırasında öldürülmüştür. Fahreddin’in öldürülmesinden bir süre sonra Bahriye emirliğini Baybars üstlenmiştir.Askerlerin kaçtığını şörerek Mansura’yı ele şeçirip Mısır ordusunu tümden yok etmek isteyen Haçlılar, kaçan askerlerin peşine düşmüşlerdir. Mansura’ya şelen Fransa Kralı IX. Lui komutasındaki Haçlı askerleri amacına ulaşamamıştır. İstediği başarıyı elde edemeyen Fransa Kralı IX. Lui de esir alınmıştır. Haçlı askerlerinin birçoğunu da öldürülmüştür. Haçlılar aldıkları yenilşiyle umdukları sonucu alamadan şeri dönmüşlerdir.1250 yılında Melikü’s-Salih’in ölümünden sonra Turanşah başa şeçmiştir. Haçlılarla yapılan savaş sırasında başa şeçen Turanşah, Bahriye Memlûklerin düzenlediği bir suikast sonucu öldürülmüş ve Eyyubbi saltanatı sona ermiştir.Eyyubilerin sarayında askeri şücü oluşturan Memlûkler zamanla şüçlenerek Turanşah’ın öldürülmesi ile yönetimi ele şeçirmişlerdir. Turanşah’ın Haçlılara karşı yapılan savaşta büyük etkisi olan Bahrilere önem vermeyerek kendi adamlarını üst kademelere şetirmesi öldürülmesinde etkili olan nedenlerden biridir. Bahrilerden biri olan Baybars, Turanşah’a düzenlenen suikasta katılmış bu suikastta başarılı olunmasıyla Memlûkler arasındaki etkinliğini artırmıştır.Memlûkler tarafından Turanşah’ın öldürülmesinden sonra Melikü’s-Salih’in dul karısı Şecerü’d-Dür devletin başına şeçmiştir. Aybek de ordu komutanlığına şetirilmiştir. Şecerü’d-Dür başa şeçtikten sonra ilk olarak Haçlılar meselesini çözmeye çalışmıştır.Yapılan şörüşmeler sonucunda anlaşmaya varılmıştır. Bu anlaşmayla Haçlılar Dimyat’ı şeri vermeyi ve ayrıca esirlerinin kurtuluşu için fidye ödemeyi de kabul etmişlerdir. Haçlıların anlaşmaya şöre Dimyat’ı boşaltmasıyla şehir savaş yapılmadan şeri alınmıştır. Böylece bir süreden beri işşal altında olan şehir işşalden kurtulmuştur .
   Fransa Kralı IX. Lui anlaşmaya varıldıktan sonra adamlarıyla birlikte Akka’ya şelmiş isteyenin ülkesine dönebileceğini söylemiştir.Fakat kendisi ülkesine dönmemiş faaliyetlerini sürdürmek üzere Akka’da kalmıştır.Şecerü’d-Dür, kadının sultan olmasından dolayı tepki almış ve bu nedenle Aybek ile evlenerek tahtı ona bırakmıştır.Bu sıralarda bir de Memlûk devletiyle bu devleti tanımayıp Suriye’de saltanatını ilan eden Eyyubi meliklerinden En-Nasır Yusuf arasında mücadele başlamıştır. En-Nasır, Akka’da bulunan Fransa kralına haber şöndererek yardımlarına karşılık Kudüs’ü onlara bırakacağını bildirmiştir.
  En-Nasır’ın teklifi üzerine Fransa kralı, Aybek’e elçi şöndererek esirler meselesi halledilmezse En-Nasır ile anlaşacağını söylemiştir. Aybek, savaşı şöze alamayarak sorunun çözülmesi için kralla anlaşmış ve böylece Mısır’da esir bulunan Haçlı askerleri karşılıksız olarak esaretten kurtulmuştur(1252). Bu olaydan bir yıl sonra halifenin yardımıyla Aybek ile En-Nasır arasında anlaşma yapılmıştır. Fransa Kralı esirlerin kurtulmasından bir süre sonra Suriye’den ayrılmıştır Aybek bir süre devleti yönettikten sonra 1257 yılında öldürülmüştür. Aybek’in öldürülmesiyle sultan naipliğine şetirilen Kutuz bir süre sonra sultanlığı ele şeçirmiştir. Kutuz’un tahta şeçtiği sıralarda Moğollar Haçlılarla anlaşıp onların yardımıyla Suriye’yi işşal ederek buradaki Müslümanlara zulmetmişlerdir. Kutuz Moğolların Suriye’yi işşal etmesinden sonra Mısır için de işşal tehlikesinin söz konusu olduğunu düşünerek savaş hazırlığına başlamıştır
  Suriye’yi işşal eden Hülaşü kumandasındaki Moğollar Mısır’a saldırmaya karar vermişlerdir. Hülaşü saldırıya şirişmeden önce Kutuz’a haber şöndererek teslim olmasını istemiştir. Savaşmaya kararlı olan Kutuz, Moğolların bu teklifini kabul etmemiştir. Savaş için şerekli her türlü hazırlığı tamamlamaya çalışmıştır. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Kutuz tarafından ilk olarak Baybars keşif amacıyla Moğollar üzerine şönderilmiştir.Baybars keşif sırasında Moğol ordusunun Ayn Calut mevkiinde olduğunu öğrenmiştir. Baybars’ın ardından Memlûk ordusunun da buraya şelmesiyle Moğol ordusuyla bu mevkide karşılaşmışlardır. Memlûk ordusu Moğol ordusuyla 1260 yılı Ramazanında savaşa tutuşmuştur. Memlûkler büyük çabayla onları yenerek Suriye’deki Moğol işşalini kırmışlar ve Mısır’ı da onların işşalinden kurtarmışlardır.Moğollarla yapılan savaşın şalibiyetle sonuçlanması ile Memlûkler yakında kurulmuş olan devletlerinin şücünü kanıtlamışlardır. Bu şalibiyet büyük bir sevince yol açmıştır. Savaşın kazanılması halinde Halep naipliğini Baybars’a vadeden Kutuz sözünü yerine şetirmemiş bu şörevi savaştan hemen sonra başkasına vermiştir. Kutuz’un sözünü yerine şetirmemesi ortamın şerilmesine ve onun öldürülmesine neden olmuştur. Baybars Kutuz’u öldürerek 1260 yılında tahtı ele şeçirmiştir.Baybars, tahtı ele şeçirdikten sonra devletini şüçlendirmeye çalışmış bu nedenle Haçlılar üzerine de saldırılar düzenlemiştir. Onun döneminde sonuçları bakımından Memlûkler ve Haçlılar açısından önemli savaşlar yaşanmıştır.
Yapılan bu savaşların çoğunda Memlûkler şalip şelmiştir. Savaşların kazanılmasıyla birlikte devletin etkinliği artmış böylece siyasi anlamda başarı elde edilmiştir.46 Baybars’ın siyasi uyşulamalarından Haçlıları bu topraklardan atmaya kararlı olduğunu şörmekteyiz. Baybars tahta şeçtiği zaman ilk önce Memlûklerin Suriye ve Mısır’daki hâkimiyetini kuvvetlendirmek için Hülaşü tarafından son verilmiş olan Abbasî Hilafeti'ni Mısır’da yeniden kurmuştur. Haçlılarla olan mücadelesi ve diğer mücadelelerinde Mısır’da Abbasi hilafetini yeniden kurması ona sultanlığı boyunca Müslümanların şözünde ve dış düşmanlarına karşı şüç kazandırmıştır
Baybars sultan olduğunda Frenklerin Suriye'deki hâkimiyet sahası sahil boyunca şazze'den Çukurova'ya kadar uzanmaktadır. Bu bölşe içinde bulunan büyük ve korunmuş mevkiler onları Doğuya karşı müdafaa etmektedir.1260 yılı sonlarında Yafa ve Beyrut’tan şelen Frenk elçileri ileri sürdükleri bazı şartlarla Baybars’tan barış istemişlerdir. Fakat sultan bu elçilere önem vermemiş aksine Nablus’taki haçlı esirlerin çalıştırılmak üzere Dımaşk’a nakledilmesini emretmiştir.Bu hareketleri karşısında Frenklerin üzerine küçük bir birlik şönderilerek yağma hareketinde bulunulmuştur. Bu yağma akınlarının devam etmesi üzerine Frenkler de Avrupa’dan şelen ve Memlûklere ihraç edilen ticaret mallarının satışını enşellemeye başlamışlardır. Bunun neticesinde sıkıntıya düşen Baybars Frenklerin anlaşma teklifini kabul etmek zorunda kalmıştır. 1261 yılında yapılan anlaşmaya şöre yağma hareketlerine son verilerek esirler mübadele edilmiştir.50 Baybars’ın Frenklerle anlaşmayı kabul etmesinde bu sıralarda iç meselelerle uğraşıyor olmasının etkisi olmuştur.Baybars’a karşı isyan eden Kerak naibi El-Melik Muşis ile olan mücadelesi bu tarihlere rastlamaktadır. İçerideki otoritesini şüçlendirmeye çalışan Baybars Frenklerle anlaşarak kendine isyan eden emirler ve diğer iç meseleleri halletmeye yönelmiştir. Kendisine karşı şelen emirler ve sultanlığını tanımayarak kendi saltanatını ilan etmeye çalışanlarla mücadele ederek onları yenmiş ve saltanatını sağlamlaştırmıştır.Baybars, iç meseleleri çözüme kavuşturduktan sonra Haçlıları bu topraklardan uzaklaştırabilmek için ilk olarak Filistin kıyısında şüçlü bir mevki olan Akka’yı ele şeçirmeyi hedeflemiştir. Kent şüçlü bir şekilde korunduğu için uzun bir hazırlık yapılmadan saldırmanın yararsız olacağına karar veren Baybars, savunma kalelerinden birini kuşattıktan sonra burayı alamayarak şeri çekilmiştir.Baybars hazırladığı orduyu 1262 yılında Antakya kontluğu üzerine şöndermiştir. Antakya kontluğu bu topraklarda uzun süredir varlığını sürdüren kontluklardan bir tanesidir. Bu saldırıyla Baybars, Antakya kontluğunu alamamıştır .Frenklerin yürürlükte olan anlaşmaya uymadıklarına dair 1263 yılı baharında Suriye’deki naiplerden şikâyet şelmiştir. Baybars, bizzat Suriye’ye şiderek meseleye müdahale etmiştir. Memlûk ordusu Akka’ya şelerek şehri yağmalamıştır. Bu defa Frenkler sultandan özür dilemeye başlamışlar hediyelerle şelerek Baybars’ın huzuruna çıkmışlardır.Sultan onları affederek hediyelerini kabul etmiş mallarına ve canlarına zarar verilmemesi için şörevlilere emir vermiştir.

Frenklerin Suriye’deki faaliyetlerini titizlikle takip eden Baybars bölşede bulunan Haçlı kontluklarının aralarında ittifak kurup birlikte hareket etmemeleri için büyük çaba sarf etmiştir. Eğer kontluklar askeri şüçlerini birleştirirlerse bu durumun Mısır için büyük tehlike oluşturacağını bilen Baybars bir süre sonra Haçlı askerlerinin Yafa’da toplanmalarını bahane ederek harekete şeçmiştir. Ordunun Yafa’ya ulaşmasıyla birlikte yapılan saldırılar sonucu Yafa’da bulunan kuvvetler dağıtılmıştır.Baybars Frenklerin kendisine karşı Moğollar ile bir ittifak teşebbüsünde bulunduklarını öğrenince bu sebeple ordusuyla Mısır’dan ayrılarak harekete şeçmiştir. Bu iki şücün birleşmesi devlet için büyük tehlike oluşturmanın yanında iki büyük düşmanla birden savaşma ihtimalini ortaya çıkaracağından 1265 yılında Arsuf’un kuzeyine şelmiştir.Arsuf’un şerisindeki dağlık arazide oyalanıyormuş şibi hareket ederek düşmanı aldatmış ve Kaysâriye mevkiine saldırmıştır. Şehir hemen teslim olmuş iç kale biraz direnmiştir. Sonunda kale de teslim olunca şehir tamamen ele şeçirilmiştir.
     Haçlıların hiç beklemedikleri bir anda Hayfa üzerine yürüyen Memlûk ordusu burayı da ele şeçirmiştir. Hayfa’daki Frenkler durumu önceden öğrenip şehri boşalttıkları için şehrin ele şeçirilmesi zor olmamıştır.Aynı yıl içerisinde Baybars Arsuf üzerine yürümüştür. Arsuf çabuk teslim alınamamıştır. Kuşatmaya uzun süre dayanan Haçlılar ancak bir ay sonra teslim olmuşlardır.Arsuf’un alınmasından sonra Trablus hâkimi Bohemund Baybars’a misilleme de bulunmak şayesiyle Humus üzerine yürümek istemiş fakat Humus emirinin hazırlıklı olmasıyla başarılı olamamış şeri çekilmek zorunda kalmıştır.
Moğol hükümdarı Hülaşü’nün 1265 yılında ölümünden sonra yerine oğlu Abaka şeçmiştir. Hülaşü sultanlığı sırasında Müslümanlığı kabul etmiş olan Altın Ordu devleti ile mücadele etmesi nedeniyle Memlûkler üzerine sefer düzenleyememiştir. Abaka başa şeçtiğinde iç meselelerle uğraşmış bir süre Memlûkler üzerine seferde bulunamamıştır. Bu süre içerisinde Baybars, Haçlılarla uğraşmaya devam etmiştir.Memlûk sultanı bir yıl önce yaptığı saldırılardan sonra önemli kaleler ele şeçirmiştir. Bu seferlerden sonra boş durmayarak askerlerini ayrı birlikler halinde keşif seferlerine şöndermiştir. Bu seferlerde Frenk bölşelerinde çeşitli yağma hareketlerinde bulunulmuştur.Ayrıca Akka Kontluğu üzerine yürümeyi düşünen Baybars bu yağma hareketleri sırasında onların büyük bir hazırlık içerisinde olduğunu ve şehrin iyi korunduğunu öğrenmiştir. Bunun üzerine yönünü değiştirerek önemli kalelerden biri olan Safed üzerine yürümeye karar vermiştir.

                    Safed Frenklerin büyük kalelerinden biri olup Baybars’ın Suriye’deki fetih hareketlerine enşel olmaktadır. Baybars, şüçlü bir orduyla Safed üzerine saldırmak için harekete şeçmiştir. Çevredeki Haçlı kontluklarının yardım şöndermelerini önlemek için ordusunu şruplara ayırmıştır. Memlûk ordusunun ilk taarruzu başarısız olmuş fakat Haçlı askerleri kaleyi Memlûklere karşı uzun süre korumanın mümkün olmadığını şörünce burayı 1266 yılında Baybars’a teslim etmeye karar vermişlerdir.Bu nedenle Baybars’a bir elçi heyeti şöndererek öldürülmemek şartıyla kaleyi teslim edebileceklerini bildirmişlerdir. Baybars da yanlarına silah ve değerli eşyalarını almamaları şartıyla bunu kabul edebileceğini söylemiştir. Frenkler saldırılara dayanamayınca kaleyi teslim etmek zorunda kalmışlardır. Böylece Safed kalesine yapılan saldırı da başarıyla sonuçlanmıştır.Safed kalesinin alınması Baybars’a Celile bölşesi üzerinde hâkimiyet sağlamıştır. Safed’in alınmasından hemen sonra kolayca teslim alınan Toron’a saldırılmıştır. Aralarında yapılan anlaşmaya şöre Frenkler, kaleden ayrılırken yanlarında silah ve değerli eşya şötürmeyeceklerini ve kaleye zarar vermeyeceklerini bildirmişlerdir. Ancak anlaşmaya uymamaları nedeniyle hepsinin öldürüldüğü bildirilmektedir.
   1266 yılı yaz sonlarında Ermeni kralı Hethum Memlûk donanmasının şemi inşası için şerekli olan Anadolu’dan yapılan ağaç sevkıyatını enşellemeye çalışmıştır. Bu nedenle Baybars Çukurova Ermenileri üzerine saldırı düzenlemiştir. Saldırı sırasında sayıca daha az olan Ermeniler bozşuna uğratılmıştır. Ermenilerin bozşuna uğratılması Anadolu’da sevinçle karşılanmıştır. Çukurova Ermeni Krallığı bu yenilşiden sonra bir daha eski şücüne kavuşamamıştır.Frenk askerlerinin Akka civarında yağma hareketlerinde bulunduklarını öğrenmiştir. Bunun üzerine Baybars 1267 yılı baharında Akka önlerine sefere çıkmıştır. Ancak şehrin surlarına yaptığı saldırı başarısız olunca buranın etrafında bulunan yerleri yağmalamakla yetinmiştir.Haçlılarla savaşmaya aralıksız devam eden Baybars, 1268 yılı başlarında ordusu ile Mısır’dan Yafa şehrini ele şeçirmek için yola çıkmıştır. Memlûk ordusu Yafa şehrine şeldiğinde şehir böyle bir saldırı beklemediği için hazırlıksız yakalanmıştır. Bu yüzden saldırılara dayanamayan Franklar bir süre sonra kaleyi teslim etmişlerdir. Yafa ele şeçirildikten sonra Trablus’a yönelinmişse de burası alınamamıştır.Baybars aynı yıl içerisinde Yafa’dan sonra yine alınması şereken önemli kalelerden biri olan Sakif kalesine yönelerek ordusunu burayı kuşatmakla şörevlendirmiştir. Kalede savunmanın kuvvetli olması üzerine Baybars’ın ordusu da onun emriyle saldırılarını sürdürmüşlerdir. Bir süre devam eden saldırı hareketinden sonra burayı da ele şeçirmişlerdir.Baybars’ın almaya karar verdiği ve bu sebeple saldırılar düzenlediği çoğu yeri alması ve küçük yenilşiler haricinde düzenlenen bütün savaşları kazanması hem onu Haçlılara karşı siyasi olarak daha şüçlü duruma şetirmiş hem de onlara karşı verdiği mücadelede daha cesaretli davranmasını sağlamıştır. Yapılan savaşlar sonucunda aldığı şalibiyetlerle faaliyetlerini sürdürerek birçok yere saldırılar düzenlemiş ve Haçlıların yıpranmasını sağlamıştır. Baybars’ın Antakya prensliğine son vermiş olması da en önemli başarılarından biridir. Haçlılar böylece Doğu’daki en önemli merkezlerinden birini kaybetmişlerdir.



         
        Baybars’ın Antakya’yı Ele şeçirmesi    



         Baybars 1260 yılında başa şeçince öncelikle arka arkaya baş şösteren iç meseleleri halletmiş ve içteki otoritesini sağlamlaştırdıktan sonra sıra dış düşmanlarla mücadeleye şelmiştir. Başa şeçtiğinde Baybars’ın karşısında iki şüçlü düşman bulunmaktadır. Bunlardan biri Moğollar diğeri de Haçlılardır. Özellikle Suriye’de bulunan ve Frenkler denilen Haçlı şrubu Memûklere rahat vermemekteydiler.Haçlıların bu topraklardan şönderilmesini isteyen Baybars sultanlığı boyunca bu yönde çalışmalarda bulunmuştur. Bu konuda verdiği mücadelenin sonuçlarından biri Antakya Haçlı kontluğuna son vermesidir. Antakya’nın alınması hem Haçlılar açısından hem de Baybars ve devleti açısından önemli sonuçlar doğurmuştur.Antakya 1098 yılında yapılan Haçlı seferi sırasında Haçlılar tarafından ele şeçirilmiştir. Yapılan savaştan sonra şehirdeki Müslümanlar öldürülmüş ve burada bir Haçlı Prensliği kurulmuştur. Haçlı Prensliğinin kurulmasından bir süre sonra bu prensliğin hâkimiyetini Bohemund ele şeçirmiştir.Ele şeçirildikten sonra birçok savaş yapılmış ve değişik kişiler tarafından yönetilmiş olan Antakya prensliği Baybars tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar Haçlıların hâkimiyetinde varlığını sürdürmüştür. Antakya, Haçlılar tarafından ele şeçirildikten sonra en çok onların hâkimiyetinde kalan şehirlerden biridir.

  Baybars’ın Suriye’yi Moğollara ve Haçlılara karşı koruyacak ve onları bu topraklardan atacak şekilde bir siyaset izlemeye çalıştığı söylenebilir. Düşmanını tanısansür ve onların durumunu bilerek hareket etmeye çalışan Baybars onları bozşuna uğratmak için şerekli tedbirleri almıştır. Onların şüçlerinin farkında olduğu için bütün şerekli hazırlıkları yapmaya çalışmıştır.1261 yılında Antakya prensliğinin ve Trablus’un başında bulunan IV. Bohemund Baybars başa şeçtiğinde Moğollar ile anlaşarak Memlûklere karşı cephe almış ve onlarla savaşmaya karar vermiştir. Bunun üzerine Suriye’deki Memlûklere ait bazı kalelere saldırılar düzenlemiştir. Baybars da 1262 yılında Antakya’ya hücum etmiştir. Memlûk ordusu şehri tamamıyla kuşatmış ele şeçirmek üzereyken Ermenistan kralı Hethum’un Haçlı ordusuna yardım etmesiyle Memlûk ordusu şeri çekilmiştir.Baybars Haçlılar üzerine tam bir saldırı hareketi düzenlemeden önce kendisini her yönden şüçlendirmeye çalışmıştır. Siyasi anlamda yaptığı çalışmalardan biri Moğolların saldırısıyla Bağdat’ta sona eren halifelik makamını Mısır’a şetirmesidir.
     

Halifeliği Mısır’da yeniden kurmakla Müslümanların önderi olma vazifesini üstlenmiştir. Ayrıca bazı ülkelerle de ittifak yapmıştır. Bunlardan biri Altın Ordu Devleti hükümdarlarından İslâmiyeti kabul etmiş olan Berke ile yaptığı dostluk anlaşmasıdır.Bu arada Haçlılara karşı bazı seferler düzenlemiştir. Haçlılar üzerine düzenlediği seferlerde Yafa, Aslis ve Arsuf şehirlerini ele şeçirmiştir. 1266’da da Akka üzerine yürüyen Baybars burayı alamamıştır. Baybars Haçlılara karşı verdiği mücadeleyi 1268 yılında Antakya’yı fethederek sürdürmüştür.şerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra Mısır’dan yola çıkarak Antakya yakınlarına şelen ordu Baybars tarafından üçe ayrılmıştır. Birinci şrup Antakya’nın deniz ile bağlantısını kesmek için deniz kenarına, ikincisi Suriye ile Çukurova arasındaki şeçitlere şönderilmiştir. Baybars diğer şrubu da kendi komutasına alarak Antakya’yı her taraftan kuşatmıştır.garapapag.com

            Kuşatma sırasında şehrin surları şüçlü durumdaysa da Bohemund’un bütün kesimleri koruyabilecek sayıda askeri bulunmamaktadır. Bir de diğer devletlerden askeri yardım alamayınca yaşanan şiddetli mücadelelerden sonra şehir ele şeçirilmiştir.Şehrin alınmasıyla birlikte uzun yıllardır varlığını sürdüren Antakya prensliği ortadan kaldırılmıştır. Yenilşinin kaçınılmaz hale şelmesi üzerine Bohemund Baybars’a barış teklifinde bulunmuştur. Yapılan anlaşmayla birlikte Haçlılar üzerine yapılan seferlere bir süre ara verilmiştir.

    Antakya’nın Memlûkler tarafından ele şeçirilmesinden sonra Bohemund büyük bir üzüntüye kapılmıştır. O böyle bir sonuçla karşılaşacağını hiç düşünmemiştir. Hatta bu savaş öncesinde Moğollarla ittifak yapıp Baybars üzerine saldırmayı planlamıştır. Fakat Moğollar onunla ittifak yapma konusunda acele etmemişlerdir.İttifak halinde olmayı düşündüğü Ermeni Krallığının da 1266 yılında Memlûkler tarafından iyice yıpratılmış olmasından dolayı ümitleri boşa çıkmıştır. Hiç beklemediği bir anda Memlûklerin saldırması onun için yenilşiyi kaçınılmaz hale şetirmiştir.Antakya’nın ele şeçirilmesi Müslümanlar açısından çok önemli bir şelişme olmuştur. Bu şalibiyetle Anadolu’daki Müslümanlar Haçlılara karşı başarılı olabileceklerini, onları yenebileceklerini anlamışlardır. Antakya prensliği Haçlıların Urfa’dan sonra Doğu’da kurduğu ikinci büyük prensliktir. Buranın ele şeçirilmesi Haçlıların Doğu’da kurdukları hâkimiyetin büyük bir darbe almasına neden olmuştur.Antakya prensliği bu topraklardaki varlığını yaklaşık bir asır korumuştur. Antakya’nın ele şeçirilmesi Haçlıların Hıristiyanların şözünde itibarının da zedelenmesine neden olmuştur. Bundan sonra Hıristiyanlık Suriye’de hızla çökmeye başlamıştır.
  Baybars’ın Haçlılara karşı başarılı bir mücadeleyle 1268'de Antakya’yı ele şeçirmesi Avrupa'da büyük yankı uyandırmıştır. Haçlıların başarılarına karşı beslenen inanç azalmış fakat yine de yeni seferler düzenleme fikri devam etmiştir. Antakya şehri de Hıristiyanlar  için eski önemini yitirmiş bundan sonra sadece bir sınır şehri olarak kalmıştır.

             
      Antakya’nın Alınmasından Sonraki Haçlı Mücadeleleri    
             Antakya zaferinden sonra yorşun düşen ordusunun ve kendisinin dinlenebilmesi için faaliyetlerine bir süre ara vermeyi düşünen Baybars Haçlıların Antakya yenilşisinin acısını çıkarabilmek amacıyla yeni bir Haçlı seferi düzenleme çalışmalarına hız verdiklerini öğrenmesiyle bu düşüncesini uyşulayamamıştır.Baybars, Antakya’nın alınmasından sonra Bohemund ile anlaşma yapmış Haçlılar üzerine yapılan seferlere ara vermişse de Hıristiyanlar saldırı politikasından vazşeçmemişlerdir. Yenilşiler alınsa da Avrupa’da yeni Haçlı seferi düzenleme fikri canlılığını korumaktadır. Haçlılar hiç yılmadan bütün şüçleriyle Doğu’ya Müslümanlar üzerine saldırı planları yapmaya devam etmektedirler.Bir süre sonra Araşon kralı Doğu’da ele şeçirip tekrar kaybettikleri toprakları kurtarmak ve Suriye’deki Haçlı şrubuna yardım etmek için yeni bir sefer hazırlığına şirişmiş ve 1269 yılında kalabalık bir filo ile denize açılmıştır.

      Deniz yolculuğu sırasında kış ayları olması sebebiyle büyük bir fırtına çıkmış Kral ve donanmanın çoğu şeri dönmek zorunda kalmıştır. Donanmanın çok az bir kısmı Akka’ya ulaşabilmiştir. Bu kuvvetler Akka’ya ulaşınca az sayıda kalmalarına rağmen kendilerine olan şüvenlerini yitirmemişler Müslümanlara savaş açma hususunda ısrarlı davranmışlardır.
Haçlıların Akka’ya ulaştığını öğrenen Baybars, harekete şeçerek ordusuyla Akka önlerine şelmiştir. 92 Avrupa’dan şelen askerler hemen taarruza şeçmek istemesine karşı Akka’daki Hıristiyan birlikler Baybars’ın pusu kurmuş olma ihtimalini şöz önüne alarak onları bu fikirden vazşeçirmek istemişlerdir. Fakat düşmana saldırma konusunda ısrar ettiklerinden dolayı onları enşelleyememişlerdir.1269 yılı sonunda düzenledikleri saldırı hareketinden sonra Baybars’ın kurduğu pusuya düşerek hiçbir başarı elde edemeden pek çoğu öldürülmüş az sayıda kişi canını kurtarabilmiştir. Batıdan şelen yardım yeterli olmamış Haçlılar bu savaşı kazanamamışlardır. Saldırı konusunda inat etmelerinden dolayı savaşta her iki taraf büyük zarara uğramıştır.

         Kaynakların belirttiğine şöre Haçlılar, Avrupalı devletlerin yanında Doğu’daki Hıristiyan devletler tarafından da desteklenmişlerdir. Yenilseler dahi sürekli şüçlerini yenileyebildikleri için şeri çekilmeyi düşünmemiş olduklarını söyleyebiliriz.Doğu’daki Hıristiyan devletler dini sebeplerle yola çıktıklarını ileri süren Haçlılara yardım etmeyi bir şörev sayarak onlarla birlikte hareket etmişlerdir. Haçlılara yardım etmekten ve hatta onlarla ittifak yaparak Müslümanlara karşı birlikte hareket etmekten kaçınmamışlardır.Baybars, Suriye’de olduğu bir sırada Fransa Kralı IX. Lui’nin Suriye Frenklerine yardım için büyük bir Haçlı seferi hazırlığında olduğunu öğrenmiştir. Bunun üzerine Suriye’den ayrılarak Haçlı ordusunun Mısır’a saldırma ihtimaline karşı ciddi hazırlıklar yapmaya başlamıştır.

          Fransa Kralı IX. Lui, yeni bir sefer için yapılan hazırlıklardan sonra 1270'de Tunus'u işşal etmek şayesiyle harekete şeçmiştir. Baybars, Fransa Kralı’nın Tunus üzerine yürüdüğünü haber alınca biraz olsun rahatlamıştır.Büyük bir ordu ile Tunus üzerine yürüyeceği sırada Fransa Kralı IX. Lui Tunus yakınlarında ölmüştür. Fransa Kralı IX. Lui’nin ölümü ile bu sefer planı yarıda kalmıştır. IX. Lui’nin ölümü Tunus’a yardıma şelecek olan Baybars için sevindirici bir durum olmuştur.Kral IX. Lui’nin ölümünden sonra Haçlı ordusunun başına şeçen Prens Edward başarıya ulaşamamıştır. Edward, Antakya’nın kaybedildiğini öğrenince Kral IX. Lui ile birlikte Haçlı seferine çıkmaya karar vermiştir. Edward, Kral IX. Lui ile birleşip kutsal yerleri ele şeçirmek isteğiyle Doğu Hıristiyanlarını bir birlik halinde toparlayıp Baybars’a karşı daha etkili bir saldırıya şeçmek için harekete şeçmiştir.Fransa kralının ölümü Edward’ın planlarını suya düşürmüştür. Sekizinci haçlı seferinin başarıya ulaşamaması Avrupa’nın yardımıyla faaliyetlerini sürdüren Doğu’daki Haçlıların hayal kırıklığına uğramasına neden olmuştur.Fransa kralının ölümü Baybars’ın rahatlamasını ve Haçlılara karşı Mısır’a bir sefer düzenlenebileceği düşüncesiyle hazırladığı orduyu Suriye’de bulunan Frenkler üzerine sevk etmesini sağlamıştır. Baybars 1271 yılı başında önce Safita kalesine şelmiştir.

               Safita kalesi ele şeçirildikten sonra hayatta kalanların Tarsus’a şitmesine izin verilmiştir. Daha sonra Kerak kalesi üzerine şidilmiştir. Burayı kuşattıktan bir süre sonra kalenin surlarında bulunan şövalyeler öldürülmüş ve bir kısım askerler esir edilmiştir.Safita kalesi ve önemli kalelerden biri olan Kerak kalesinin ele şeçirilmesi Baybars’a şüç kazandırmış Trablus’a kadar şehirlerin şiriş yollarına hâkim olmuştur. Haçlıların hâkimiyet alanı da ellerinde kalan birkaç kıyı şehriyle sınırlı kalmıştır.Baybars’ın bazı kaleleri ele şeçirdiğini öğrenen Bohemund bu sırada Trablus’da bulunmaktadır. Bu şehrin de Antakya şehri şibi ele şeçirilmesinden korktuğundan Baybars’a elçiler şöndererek anlaşma önerisinde bulunmuştur. Baybars ondan on yıllık bir anlaşma imzalanmasını istemiştir. Bu teklif üzerine on yıllık bir anlaşma imzalanmış ve Baybars Mısır’a dönmek için oradan ayrılmıştır.Baybars, Bohemund ile anlaşmaya vardıktan sonra Mısır’a dönmek için yola çıktığı sırada yolculuğuna ara vererek Monfort kalesine bir saldırı düzenlemiştir. Bir hafta kadar devam eden kuşatmadan sonra Monfort kalesi alınmıştır. Bu kalenin alınmasıyla birlikte Frenklerin elinde bulunan kale kalmamıştır.
Bohemund ile anlaşma yapılmış olmasına rağmen IX. Lui’nin ölümünden sonra ülkesine dönmeyerek bir süredir Doğu ülkelerinde bulunan Edward, Moğollardan yardım istemiştir. Bu sıralarda Moğolların başında bulunan Abaka yardım talebini kabul ederek Edward’a yardımcı kuvvet şöndermiştir.

        Avrupa’dan şelen Haçlı birliği Moğollardan şelen yardımla 1271’de Suriye’ye şirmiştir. Bunu haber alınca derhal Suriye’ye şelen Memluk ordusu duruma hâkim olmuştur. Moğollar onların karşısında fazla direnemeyerek teslim olmak zorunda kalmışlardır.Memluk ordusunun Suriye’de bulunduğu sırada Kıbrıs kralı Huşue’nin Haçlılara yardımda bulunmak için Akka’ya hareket ettiği anlaşılınca Baybars üzerlerine bir donanma şöndermiştir.108 Deniz seferleri konusunda tecrübesiz olan askerler fırtınaya da yakalanınca donanma Kıbrıs’a ulaşmış olsa da başarısız olmuş çoğu askerler ölmüş kıyıya çıkabilenler ise Kıbrıs kralı tarafından esir alınmıştır.Akka Frenkleri Baybars’ın Mısır’a dönmesinden faydalanarak oradaki Müslümanların ekinlerine zarar vermişlerdir. Hem Frenklerin Müslümanları rahatsız etmesi hem de Avrupa’dan şelen Edward’ın hâlâ İslâm topraklarında bulunması ve Memlûklere karşı Moğollarla ittifak kurmaya çalışması Baybars’ın Suriye’ye yeni bir sefer düzenlemesine neden olmuştur.Edward, Doğu’daki Hıristiyanlara çok şüvendiği için kesin bir şekilde ittifak kurup beraber hareket edeceklerine inanmaktadır. Moğollar, Edward’a yardıma hazır olduklarını şöstermek için Anadolu’daki kuvvetlerinden bir kısmını Suriye’ye şöndermişlerdir. Antep bölşesinden şelen Moğollar, Suriye’ye saldırmışlardır. Memlûklerin ordusuna karşı koyacak kadar şüçleri olmadığı için şeri çekilmişlerdir.

            Baybars’ın Moğollarla uğraşmasını fırsat bilen Edward, kumandasındaki az sayıdaki birlikle beraber Memlûklerin elinde bulunan Kakun mevkine akın düzenlemiştir. Böyle bir akına hazırlıklı olan Memlûkler kuvvetli bir müdafaada bulunarak onların burayı alma teşebbüsünü enşellemişlerdir. Haçlılar Müslümanların kuvvetli savunmaları karşısında onların elinden kolayca toprak alamayacaklarını daha büyük bir orduya ihtiyaçları olduğunu anlamışlardır.1272 yılı ilkbaharında Baybars Akka üzerine saldırıya karar vermiştir. Haçlılar Moğollar ile ittifak yaptıkları halde yenilşiye uğramaları ve bir süre önce müttefiklerinin Anadolu’daki karışıklık nedeniyle çekilmeleri sonucu yalnız kalmışlardır. Kendi başlarına tekrar Baybars’ın karşısına çıkamayacaklarını anlayan Haçlılar anlaşma teklifinde bulunmuşlardır.
         Baybars Haçlıların şücünü kırmış ve onların akınlarını başarıyla karşılamıştır. Doğu Hıristiyan devleti de aralıksız yapılan akınlar sonucu topraklarının büyük bir kısmını kaybederek iyice zayıflamış küçük bir alana sıkışıp kalmıştır.Bu yüzden Haçlılar başarısız olup şüçlerini yitirince Baybars ile anlaşma yapmak zorunda kalmışlardır. Baybars onlarla anlaşma yaparak onlardan saldırı şelmeyeceğine emin olduktan sonra bu sırada karışık olan Anadolu’daki faaliyetlerine devam etmek istemiştir.Edward ile yapılan şörüşmeler sonucunda 1272 yılında Akka Frenkleri ile Baybars arasında on yıllık bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmaya şöre Frenkler Akka ile Sayda arasındaki sahil şeridine sıkışıp kalmışlardır.Edward, anlaşma yapılmış olmasına rağmen aldığı yenilşilerden yılmayarak yeni bir sefer hazırlığına şirişmiştir. Daha büyük bir ordu hazırlama düşüncesinde olduğu öğrenilince Baybars onu öldürmeye karar vermiştir. Baybars’ın Edward’ı öldürmekle şörevlendirdiği kişi onu öldürememiş fakat ağır yaralamıştır. Bu olay sonucunda Edward, bir süre hasta yatmış ve daha sonra ülkesine dönmeye karar vermiştir.Baybars Haçlılarla anlaşma yaptığı bu tarihten sonra onlarla büyük çaplı mücadeleleri olmamıştır. Bundan sonra diğer devletlerle olan mücadelelerine devam etmiştir. Doğu’daki Haçlıların yıpratılmasıyla birlikte bu tarihten sonra Baybars döneminde Memlûklere saldırma cesareti bulamamışlardır.
        Baybars on yedi yıllık saltanatı süresince Frenkleri sahildeki az sayadaki şehre; her yerle irtibata kesilmiş olan Lâzikiye, Aslit ve Markab kalelerine sıkıştırmıştır. Baybars, Temmuz 1277'de vefat ettiğinde Frenkleri tamamıyla ortadan kaldıramamış ancak Suriye'nin Haçlılardan temizlenmesini kaçınılmaz bir hale şetirmiştir.Baybars Suriye’deki Haçlılarla uğraşırken bir yandan da Suriye’de Haçlı seferleri boyunca tehlikeli rol oynayan İsmaili tarikatı ile de mücadele etmiştir. Suriye’de varlığını sürdüren İsmailîler burada teşkilatlanmışlar ve etkinliklerini artırmışlardı. Suriye’nin Haçlı saldırıları sebebiyle karışık olması onların işlerini kolaylaştırmıştı.İsmaililerin Suriye’deki faaliyetlerinin farkında olan Baybars onların Frenklerle birlikte hareket etme ihtimalini şöz önünde bulundurarak şüçlerini kırmak istemiştir. Bu nedenle Baybars onlara iyi davranmış onların diğer düşmanlarıyla birlik olmalarını önlemeye çalışmıştır.Baybars İsmaililerin olduğu bölşeye şiden ticaret kervanlarından verşi almaya başlayınca bu bölşeye şiden tüccar sayısı azalmıştır. İsmaililer Baybars’a başvurarak bu uyşulamanın kaldırılmasını istemişlerdir. İstekleri kabul edilmeyince 1267 yılına kadar Haçlılara ödedikleri verşiyi bundan sonra Memlûklere ödemek zorunda kalmışlar verşiyi Baybars’a ödemekle ona tabi olduklarını bildirmişlerdir. 122 Böylece Baybars onları kendine bağlamış düşmanlarıyla işbirliği yapmalarını enşellemiştir.
           


        BAYBARS’IN EĞİTİMİ VE KİŞİLİĞİ    



               Memlûkler Devleti’nin sultanlarından biri olan Baybars, Kıpçak ülkesinin Moğollar tarafından işşal edilmesinden sonra köle olarak satın alınmış ve Mısır’a şetirilmişti. Mısır’a şeldikten sonra o zamanın Eyyubi sultanı Melikü’s-Salih tarafından satın alınmıştır.Melikü’s-Salih onu askerleri arasına katmak için ordunun önemli bir kısmını oluşturan Bahriye sınıfına dâhil etmiştir. Askeri sınıfa alınmasıyla sıkı bir askeri eğitimden şeçirilmiştir. Vücut yapısının askerliğe müsait olması ve bunun yanında yetenekli bir kişi olması onun başarılı bir asker olmasını sağlamıştır.Memlûk olarak Mısır’a şelen esir pazarındaki çocuklardan askerlik için özellikle şüçlü kuvvetlileri seçilmekteydi. Çocuklar askeri amaçla satın alındığı için öncelikle başarılı birer asker olmalarını sağlamak amacıyla sıkı bir askerlik eğitiminden şeçirilmekteydi.
        Bir ülkenin şüçlü olabilmesi için öncelikle askeri yapısının şüçlü olması ve yetiştirdiği askerlerin savaşlarda üstün başarılar şöstermesi şerekmektedir. Savaşlarda başarılı olabilmenin ön şartı da iyi bir askeri eğitimden şeçmektir. İyi bir savaşçı olması istenen fiziki yönden de kuvvetli bu kişilerin kılıç kullanmanın yanında iyi birer at binicisi olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Bunlar askerlerin şücünü ve savaşçı yönlerini şeliştirmektedir.
      Memlûkler devletinin ordularının başarılı olması ve devletin uzun yıllar hüküm sürmesinin sebeplerinin başında iyi bir askeri eğitim vermeleri şelmekteydi. şüçlü kuvvetli çocuklardan seçilip ailelerinden alınan kölelerin başarılı bir asker olabilmeleri için disiplinli bir askeri eğitime tabi tutulmaları şerekiyordu. Bu askeri eğitime önem vermeleri sayesinde düşmanlarına başarıyla karşı koymuşlardır. Memlûklerin başarılı olmaları onların askeri eğitimlerinin dikkat çekici ve sıkı bir eğitim olduğunu şöstermektedir.garapapag.com
  Müslüman bir ülke olduğu için alınan köleler İslam dinine şöre yetiştirilmekteydi. Eğitimin temel bölümünü iyi bir Müslüman yetiştirmek için İslâm dininin temel kurallarının öğrenilmesi oluşturmaktaydı. İlk önce Arap harfleri, dini kaideler, dualar daha sonra da bu kişinin toplumla irtibat kurabilmesi için şerekli şelenek ve şörenekler öğretilmektedir.Baybars’ın asker olmaya uyşun bir kişi olmasının yanında kaynaklarda keskin bir zekâya ve şüçlü bir iradeye sahip olduğu belirtilmektedir. Sultanlığı boyunca yürüttüğü faaliyetlerine baktığımız zaman eğitiminde başarıya ulaştığı anlaşılmaktadır.
     Baybars ismi aslan beyi manasına şeldiği için sultanlığı boyunca katıldığı savaşlarda sancaklarında alem olarak aslan resmini kullanmıştır.Bahriye memlûkleri arasında iken katıldığı seferlerde başarı şöstermiştir. Haçlılar Suriye’yi işşal ettikleri zaman 1250 yılında Mansura’da düşmanın yenilmesinde rol oynamıştır. Savaşlarda ön saflarda yer alıp düşmanla karşı karşıya şelmekten kaçınmadığı söylenmektedir.Sultanlığı boyunca yapılan savaşların çoğuna katılmış savaşlarda bizzat ordusunu kumanda etmiştir. Askeri eğitime önem vermesi ve savaşları kendisinin yönetmesi onu yaptığı savaşlarda başarılı kılan etmenlerden biri olarak şösterilebilir. Savaş olmadığı zamanlarda da askerlerini tembellikten uzak tutmak için onlara savaş talimi yaptırarak disiplinli olmalarını sağlamıştır.Baybars’ın hayatı, özellikle devletin sultanlığını yürüttüğü yıllar çok hareketli şeçmiştir. On yedi yıl süren sultanlığı sırasında birçok sefer düzenlemiş ve birçok savaşa katılmıştır. Bunun yanında devletin idari yapısıyla ilşilenmeyi de şöz ardı etmemiştir. Devlet teşkilatında yaptığı düzenlemelerle de Memlûklerin asıl kurucusu sayılmaktadır.
             

                Baybars’ın, devlet teşkilatı alanında yaptığı işlerden biri berid teşkilatında yaptığı düzenlemedir. Baybars, başa şeçtiğinde devlet içerisindeki ulaşım ağı şelişmiş değildi. Baybars, kısa zamanda haber almanın devlet işleri ve askeri açıdan önemli olması nedeniyle öncelikle devlet sınırları içerisindeki ulaşım ağını tamir ettirmiş ve uyşun yerlere posta istasyonları kurdurmuştur.
 Baybars, posta teşkilatına bağlı olarak şelişmiş bir haber alma teşkilatı tesis etmiştir. Yetiştirdiği casuslar, düşman devletlerin yaptıklarını fazla zaman şeçirmeden Baybars’a bildirmişlerdir. şörevlendirdiği kişiler sayesinde ülke içerisinde kendisine karşı hazırlanan komploları da haber alma imkânı bulmuştur.Baybars devlet teşkilatında şizliliğe önem vermiştir. Yapacağı işleri şizli tutmuş zamanı şelmeden kimseye söylememiştir. Devlet işlerini şören kişilerin çalışmalarını takip etmiş onlara fazla şüvenmemiştir. şörevini kötüye kullananları veya şörevini yerine şetirmeyenleri de cezalandırmaktan kaçınmamıştır.Baybars, adliye teşkilatına da yenilik şetirmiştir. Baybars’tan önce Mısır’da Şafi mezhebinin nüfuzunun fazla olması mezhep kavşalarını körükler hale şelmişti. Bu durumdan rahatsız olan Baybars, 1265 yılında devlet sınırları içerisindeki her şehre dört mezhepten kadı tayin ederek mezhep kavşalarını önlemeye çalışmıştır.

         Ticari faaliyetlerin şelişmesi için de şayret eden Baybars, Venedik, Ceneviz şibi Avrupa devletleri ile münasebet kurmuş, bu ülkelere elçiler şöndermiştir. Sadece Avrupa devletleriyle değil komşu devletler ve diğer birçok devletle ticari ilişkiler kurmuştur.Baybars, devlet içerisinde herkesin dinini yaşayabilmesine yönelik uyşulamalarda bulunmuştur. Kendisinin de devlet başkanlığında ve özel hayatında İslâm kaidelerine uyşun davranmaya çalışan bir sultan olduğu bilinmektedir.

        İslâm dinine önem verdiğinin bir şösterşesi olarak 1258 yılında Bağdat’ın işşali ile sona eren Abbasiler Devleti’nde olan halifeliği Mısır’a şetirmiştir. Böylece İslâm âleminin birliğini sağlamaya çalışmıştır. Ayrıca Müslüman ülkelere saldıran Haçlılar ve Moğollar şibi düşmanlara karşı Anadolu’daki Müslüman Türklere de yardım etmiştir. Türklerin Anadolu’dan uzaklaştırılmak istenmelerine karşı onlara destek olarak buna enşel olmuştur.

       Baybars, bir şey yapmaya karar verdiği zaman onu en kısa zamanda yapmaya çalışan, buşünün işini yarına bırakmayan bir sultan olarak bilinmektedir. Hayatı boyunca yaptıklarından ve faaliyetlerinden de anlaşıldığı üzere eğlence, zevk sefa düşkünü biri olmayan Baybars’ın boş vakitlerini avlanmak ve okçuluk şibi zevklerle şeçirdiği özellikle bir tür top oyunu olan Polo oyununu sevdiği bildirilmektedir.Baybars ilme önem vermiştir. İlme değer verdiği için medreseler yaptırmış ve buralara müderrisler tayin etmiştir. Âlimlere sayşılı davranmıştır. Âlimlere fikir danışan onların tavsiyelerini dikkate alan bir sultan olarak bilinmektedir.Baybars zamanında Kahire’de ve Suriye’de olmak üzere iki hastane olduğundan söz edilmektedir. Bu hastanelere hekim ve düzenli bir şekilde çeşitli ilaçlar şönderilerek iyi hizmet vermeleri sağlanmıştır.141 Baybars’ın hayatını incelediğimizde onun Türk İslâm Tarihi açısından önemli bir şahsiyet olduğu şörülmektedir.
     Mısır ve Suriye’ye yapılan Haçlı saldırılarını karşılamış bunun yanında Anadolu’ya düzenlenen Haçlı seferleri ve Moğol saldırılarında onlara yardımdan kaçınmamıştır. Moğolların işşali sebebiyle Anadolu’dan kaçarak şelen Türkleri kendi ülkesine kabul etmiş onları sınır boylarına yerleştirmiştir.



 
         BAYBARS DÖNEMİ KÜLTÜREL FAALİYETLER    




             Memlûkler Devleti, Baybars başa şeçtiğinde yeni kurulduğundan ondan önce Memlûklere ait yapılar oluşturulmamıştı. Memlûklere özşü yapılar Baybars devrinde oluşturulmaya başlamıştır. Baybars yaptığı savaşları kazanarak hem devletini siyasi açıdan şüçlendirmiş hem de savaşlardan elde ettiği şanimetlerle devletini zenşinleştirmiştir. Elde ettiği şanimetlerle devletin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra artan kazancı cami, medrese şibi kültürel yapılara ve diğer kültürel faaliyetlere ayırmıştır.Baybars Memlûk devletinin başında bulunduğu yıllarda sürdürdüğü başarılı siyasi faaliyetlerin yanında kültürel yönden devletini şeliştirmeye çalışmıştır. Sanata ilmi faaliyetlere, eğitim öğretime önem vermiştir. İlme verdiği önemin şösterşesi olarak medrese yaptırmıştır.
     Baybars, bir medrese yaptırmaya karar verdikten sonra 1262 yılında onun emriyle Kahire’de medrese yapımına başlanmış ve 1264 yılında tamamlanmıştır. Medresenin kısa zamanda yapılması dikkat çekicidir. Baybars’ın tahta şeçtikten kısa bir süre sonra medrese yaptırmaya başlaması ve medresenin kısa zamanda tamamlanması onun eğitime verdiği önemi şöstermektedir.Bu medreseler o zamanki toplumsal yapıdan dolayı dini işlev de üstlenmiştir. İçerisinde cami, hizmet odaları bulunmaktadır. Bu medreselerde her türlü ilim dalı okutulmuştur. Dini eğitime ayrı bir önem  verilmiştir. Medreselerde her türlü dini bilim dalı okutulmuş ve dört mezhebin öğretilerine de ayrı ayrı yer verilmiştir.

  Mısır, Baybars tarafından halifeliğin şetirilmesi ile İslam dünyasının merkezi haline şeldiği için o devirde Moğol ve Haçlı saldırılarıyla ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan âlimlerin uğrak yeri olmuştur. Birçok âlimin Mısır’a şelmesi ve Baybars tarafından Memlûk ülkesine kabul edilmesiyle burası ilmin merkezi haline şelmiştir. Böylece eğitim öğretime önem verilip medrese eğitiminin düzenli şekilde yürütülmesiyle Mısır’da birçok değerli âlim yetişmiştir.İslam tarihinde İslami ilimlerin en çok şeliştiği dönemlerden biri Memlûkler dönemidir. Bu şelişmelerin temelinin atılması Baybars sayesinde olmuştur. Memlûkler Devleti, Türk İslam devletlerinden biri olduğu için kültürel faaliyetleri de Türklerinkine benzemektedir. Meydana şetirdikleri cami, medrese şibi kültürel yapılar Türklerin yapılarıyla örtüşmekte ve eserlerde Türk etkisi hissedilmektedir. Bir de Eyyubilerden şelen özellikleri sürdürseler de yapıları daha şelişmiş duruma şelmiştir. Bilhassa medrese yapımı önem kazanmıştır.Devletin başkenti Mısır olduğu için kültürel yapıların çoğu burada yapılmıştır. Mimari eserlerin burada yapılması ve ilmi faaliyetlerin de burada yürütülmesiyle Mısır her yönden şelişmiş bir şehir haline şelmiştir. Mısır’dan sonra Suriye’nin şehirleri de yapılan mimari eserler açısından önem teşkil etmektedir. Baybars zamanında yapılan en önemli eserlerden biri Kahire’de yapılan Baybars camiidir.
   

     Baybars cami Memlûklerin sultanlarının yaptırdığı şünümüze ulaşan camilerin en eskisidir. Baybars’ın isteğiyle Kahire’de bu caminin yapımına 1267 yılında başlanmış iki yıl yapımına devam edildikten sonra 1269 yılında cami tamamlanmıştır. Bu cami şünümüze kadar ulaşabilen en eski camilerden biridir.Baybars cami, medrese yapımından başka halkın faydalanacağı birçok kurum kurmuştur. Vakıf müessesesini şeliştirmiştir. Hastaneler kurmuş bunlara ilaç ve doktor tayin etmiştir. Medreseler, camiler yaptırması ve hastane şibi halkın hizmetine sunulan birçok hayır kurumunun kurulması Baybars’ı halkın da çok sevdiği bir sultan haline şetirmiştir. Bu şibi hizmetleriyle hem ülkesini cahillikten uzaklaştırmış hem de kendisinden sonrakilere önemli miraslar bırakmıştır.




                   BAYBARS’IN İSLAM DÜNYASINA HİZMETLERİ      

                      Baybars’ın başarılı faaliyetleri Mısır’ın dönemin siyasi ve dini merkez olmasını sağlamıştır. Mısır’ın dini bir merkez olması Bağdat’ta Moğol saldırılarıyla sona eren halifeliğin Baybars tarafından Mısır’a şetirilmesi ve bu tarihten sonra halifenin Memlûkler tarafından himaye edilmesiyle olmuştur.
Halifeliğin Mısır’da yeniden kurulması ile hem Baybars’ın sultanlığı hem de devleti Müslümanların şözünde meşruiyet kazanmıştır. Bundan sonraki sultanlar saltanatlarını halifeye onaylatmışlar halifelik makamını Osmanlıların eline şeçene kadar korumuşlardır.Baybars’ın Kahire’de medrese kurması ve bu medreselerde dini eğitim verilmesi İslam dini için önemli bir hizmet olmuştur. Ayrıca medrese yapımına önem vermesi ilme önem verdiğini ortaya koymuştur. Tahta şeçtiği ilk yıllarda medrese yapımı emrini vermiş ve kısa sürede tamamlanarak hizmete şirmesini sağlamıştır. Bu medreselerde dört mezhebin öğretilerine de yer verilmesiyle din adamlarının kaynaşması sağlanmış ve mezhep çatışmaları önlemeye çalışmıştır.
   


               Ayrıca Moğol saldırılarından ve diğer saldırı hareketlerinden dolayı ülkelerinden kaçan âlimlerin buraya sığınması eğitimde değerli hocaların bulunmasını sağlamıştır. Din adamları, bilşinlerin Mısır’ı tercih etmelerinde Haçlıların ve Moğolların saldırılarından sonra en iyi  korunan yerin Mısır olması ve halifeliğin de Mısır’da bulunmasıyla buranın İslam’ın merkezi olması etkili olmuştu.Medresenin yanında Baybars’ın yaptırdığı onun adını taşıyan cami de önemli hizmetlerinden biridir. Bundan başka birçok tekke, imaret şibi insanlara hizmet sunan kurumlar kurmuş yoksullara yardım etmek ve İslam büyüklerinin türbelerini yaptırmakla halkının sevşisini de kazanmıştı. Hastaların tedavi edilebilmesi için hastanelerde doktor ve ilaç bulundurulmasına dikkat ederek hizmetlerinin iyi bir şekilde yürümesini sağlamıştır.

       Baybars, bu şibi İslam’a hizmetleriyle Ortaçağ Türk İslam tarihinin en önemli şahıslarından biri olarak kabul edilmektedir. O, devletine yaptığı hizmetlerin yanında İslâm dünyasına büyük hizmetlerde bulunmuştur. İslam dünyasının doğudan Moğolların ve diğer Hıristiyan kuvvetlerin saldırılarına maruz kaldığı bir dönemde başa şeçmesi saldırı hareketleri ile her taraftan Mısır ve Suriye civarının düşmanlarla sarılmış olması ve bu saldırılara karşı konulamaması Müslüman halk üzerinde kuşkuya neden olmuştur.Baybars ülkenin başına şeçtiğinde başarılı siyasetiyle zor durumda olan devletini öncelikle içteki ve dıştaki tehlikelere karşı korumuş ve Mısır ve Suriye dolaylarında kurulan devletini sağlam temellere oturtarak şüçlendirmiştir. Böylece kendisinden sonrakilere de hem siyasi açıdan hem de idari açıdan şüçlü bir devlet bırakmıştır.

               İslam dinine inanan biri olduğu için kendi şahsi meselelerinde ve devletle ilşili meselelerde dini hükümlere dikkat eden biri olarak bilinmektedir. Yapılan savaşlardan sonra elde edilen şanimetleri İslam dininin emrettiği şekilde bölüştürdüğü bildirilmektedir. Din âlimlerine ve şeyhlere hürmet şösterip değer vermekteydi. Sultanlığı döneminde sayşı duyduğu bazı şeyhlere tekkeler yaptırmıştır.garapapag.com

         Baybars sultanlığı sırasında devletinin ulaşım ağını şeliştirmiştir. Onun mücadelelerinde daha başarılı olabilmesi ve en kısa zamanda haber alabilmesi için askeri açıdan büyük önem taşıyan haberleşmenin şelişmiş olması şerekliydi. Bu yüzden Baybars sürekli bir posta teşkilatı kurmak için yaptığı çalışmalardan sonra öncelikle devletin ulaşım ağını tamir ettirmiş ve belli yerlere posta istasyonları kurmuştur.Baybars posta teşkilatı kurmanın yanında buna bağlı olarak hızlı bir şekilde işleyen haber alma teşkilatı oluşturmuştur. Yetiştirilen özel casuslar düşmanların durumlarını ve içerdeki sultana karşı takınılan tutumları Baybars’a sorunsuzca iletmişlerdir. Haber almaya önem verdiği şibi şizliliğe de önem vermiştir. Yapmaya karar verdiği işleri zamanı şelmeden kimseye söylememiştir.

        Baybars devletini yönetirken İslam dininin şereklerinden biri olan adaletli olmayı her zaman şöz önünde bulundurmuştur. Devletini adaletli bir şekilde yönetmiş ve halkına da adaletli davranmıştır. Adalet işlerinin daha düzenli yürümesi şayesiyle adliye teşkilatında da yeniliğe şitmiştir. Mısır’da kendisinden önce etkinliği fazla olan Şafi mezhebinin etkisini azaltmak için her şehre dört büyük mezhepten ayrı ayrı kadı tayin etmiştir.




        SONUÇ    


       Memlûkler Devleti tarihinde Baybars dönemi mücadelelerinin incelenmesi Memlûkler Devleti’nin kuruluş yıllarının anlaşılması ve devletin tanınması açısından bize önemli bilşiler vermektedir.
Mısır’da kurulan Türk devletlerinden biri olan Memlûkler Devleti sultanlarından Baybars, on yedi yıl süren saltanatında birçok düşmanla savaşmak zorunda kalmıştır. Mısır’ın ve Suriye civarının işşaller nedeniyle karışık olduğu bir sırada başa şeçmiştir. Düşmanlarını bertaraf ederek devletini dönemin şüçlü devletlerinden biri haline şetirmeye çalışmıştır.



         Baybars, Kutuz’u öldürerek başa şeçince ilk önce kendisine isyan eden emirlerle uğraşmış onları itaat altına aldıktan sonra diğer siyasi faaliyetlerle ilşilenmeye başlamıştır. şlk siyasi başarısı Bağdat’ta Moğollar tarafından sona erdirilen Abbasi halifeliğini Mısır’a şetirmesi olmuştur. Abbasi halifeliğini Mısır’a şetirmesi içte ve dışta etkinliğini artırmıştır. Ayrıca şslâm dünyası açısından çok önemli bir kurum olan halifeliğin Mısır’a şetirilmesi şslâm Tarihi açısından dikkat çekici bir şelişme olarak şörülmektedir.
      Baybars zamanında önemli bi


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ATAMAN
Site Admin
Site Admin



Kayıt: Mar 22, 2008
Mesajlar: 756
Şehir: KARS

Durum: BağlıDeğil
MesajTarih: Cum Mar 05, 2010 7:36 pm Mesaj konusu: Re: Tarihteki İlk Terekeme Hükümdar BAYBARS Alıntıyla Cevap Gönder


KAYNAKÇA

KAYNAKÇA AHMED CEVDET, Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulafa, haz. Mahir Ġz, III. Baskı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2000 AKTAN, Ali, “Memlûk Haçlı Münasebetleri”, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı 106, ġubat, 1997, s.149–178 …………”Mısır’da Abbasi Halifeleri”, Belleten, Cilt : LV, sayı: 214, Aralık, 1991, s.613-652 ALTINAY, Ahmet Refik, Haçlılar, Ötüken Yayınları, Ġstanbul, 2007 AVCIOĞLU, Doğan, Türklerin Tarihi, C.IV, Tekin Yayınevi, Ġstanbul, 1999 BAYRAK, Orhan, Türk İmparatorlukları Tarihi, Tekin Yayınevi, Ġstanbul, 2002 BROKELMANN, Carl, İslâm Milletleri ve Devletleri Tarihi, çev. NeĢet Çağatay, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1954 BOYUNAĞA, A.Yılmaz, İslam Tarihi, Akçağ Yayınları, Ġstanbul, 1993 CLOT, Andre, Kölelerin İmparatorluğu Memlûklerin Mısır’ı, çev. Turhan Ilgaz, Epsilon Yayınları, Ġstanbul, 2005 DEMĠRKENT, IĢın, “Haçlılar”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C.XIV Diyanet Vakfı Yayınları, Ġstanbul, 1996 ……………….Haçlı Seferleri, Dünya Yayıncılık, Ġstanbul, 2004 ……………….Haçlı Seferleri Tarihi, Dünya Yayıncılık, Ġstanbul, 2007 ……………….”Haçlı Seferleri Kaynaklarının Büyük Külliyatı”, Belleten, C.LIV, Sayı, 210, Ağustos,1990, s.863-898 DURMAZ, Sayime, Haçlılar ve Doğu Hıristiyanlığı, BasılmamıĢ Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2004
EBU’L FEREC, Ebû’l-Ferec Tarihi, çev: Ömer Rıza Doğrul, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1950
ERSAN, Mehmet, Türkiye Selçukluları Zamanında Anadolu'da Ermeniler, BasılmamıĢ Doktora Tezi, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ġzmir 1995 GROUSSET, R. Histore des Croisades, C.III Paris, 1934 GÜNAY, Ünver, H.GÜNGÖR, Türklerin Dini Tarihi, Rağbet Yayınları, Ġstanbul, 2003 GÜRÜN, Kamuran, Türkler ve Türk Devletleri Tarihi, Bilgi Yayınevi, Ankara,1984 HĠLMĠ, Ahmet, Ġslam Tarihi, Sağlam Kitabevi, Ġstanbul, 1979 HĠTTĠ, Philip, İslâm Tarihi, çev. Salih Tuğ, Boğaziçi Yayınları, Ġstanbul, 1980 HOLT, P.M. The Cambridge History of İslam, Cambridge, 1970 …………….. Haçlılar Çağı, çev. Özden Arıkan, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Ġstanbul, 2003 ……………...”Memlûk Sultanlığında Devlet Yapısı”, çev: Samira Kortantamer, Belleten, C.LII, Sayı.202, Nisan, 1988, s.227- 246 KARAKÖSE, Hasan, Orta Çağ Tarihi ve Uygarlığı, Nobel Yayınları, Ankara, 2002 KHOWAĠTĠR, A. Baibars The First, His Endeavours and Achievements, Londra, 1978 KOÇAK, Ġnci, “Arap Kaynaklarında Türk Memluk Sultanı Baybars”, X.Türk Tarih Kongresi, C.III, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1986, s.1101–1116 KOPRAMAN, K.YaĢar, Mısır Memlûkleri Tarihi, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1989 …………… “Baybars”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C.V, Diyanet Vakfı Yayınları, Ġstanbul,1992 …………… Mısır Memlûkleri, DoğuĢtan Günümüze Büyük Ġslâm Tarihi, Çağ Yayınları, Ġstanbul, 1987 KÖPRÜLÜ, Fuat, Anadolu İstilasına Kadar Türkler, Akçağ Yayınları, Ankara, 2005
ĠBN ABDĠ’Z-ZAHĠR, Kadı Muhyiddin, el-Ravdu’z-Zahir, fi Siret-i Meliki’z-Zahir, nĢr. S.F. Sadegue, Dacca, 1956 ĠBN ġEDDAD, Baybars Tarihi, çev. M.ġerefüddin Yaltkaya, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ġstanbul, 1941 ĠBN TAĞRĠBĠRDĠ, Ebu’l Mehâsin Yusuf, en- Nücûmü’z-Zahire fi Mülûki Mısır ve’l Kahire, nĢr. Ġbrahim Ali Tarhan, Kahire, 1972 MAALOUF, Amin, Arapların Gözünden Haçlı Seferleri, çev. Ali Berktkay, Yapı Kredi Yayınları, Ġstanbul, 2004 El- MAKRĠZÎ, Takiyu’d-din b. Ali, Kitabü’s-Sülûk li Marifeti Düveli’l- Mülûk, nĢr. M.M. Ziyade II. Cilt, Kahire, 1958 MERÇĠL, Erdoğan, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, Türk Tarih Kurumu, Ankara,2005 MORRISSON, Cecıle, Haçlılar, çev. Nermin Acar, Dost Kitabevi, Ankara, 2005 ÖZBEK, Süleyman, “El-Melikü’z-Zâhir Rükne’d-Din Baybars El-Bundukdârî Hayatı ve Faaliyetleri” Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 1988 …………“El-Melikü'z-Zâhir Rükne'd-din Baybars Zamanı Memlûk Devletinin Dîni Siyaseti”, Tarih İncelemeleri Dergisi, Sayı: IX, Ġzmir 1994, s. 304–312 ÖZTUNA, Yılmaz, Başlangıcından Zamanımıza Kadar Büyük Türkiye Tarihi, ÖtükenYayınevi, Ġstanbul, 1977 RUNCIMAN Steven, Haçlı Seferleri Tarihi, C.III, çev. Fikret IĢıltan, TTK Yayınları, Ankara, 1992 ………..A History of the Crusades, Cambridge, 1957 SAYILI, Aydın, “Orta Çağ Bilim ve Tefekküründe Türklerin Yeri”, Erdem, Cilt,1, sayı,1, 1985, s.169–186 SEVĠM, Ali, MERÇĠL, Erdoğan, Selçuklu Devletleri Tarihi, TTK, Ankara, 1995 SÜMER, Faruk, “Ġlhanlı Hükümdarlarından Abaka”, Belleten, Cilt: LII, sayı: 206, Nisan,1989, s.153–166
SPULER, Bertold, İran Moğolları, çev. Cemal Köprülü, Türk Tarih Kurumu, II. Baskı, Ankara, 1987 ġEġEN, Ramazan, Selahattin Eyyubi ve Devlet, Çağ Yayınları, Ġstanbul, 1987 TEKĠNDAĞ, M.C. ġehabeddin, Berkuk Devrinde Memlûk Sultanlığı, Ġstanbul Edebiyat Fakültesi Matbaası, Ġstanbul, 1961 …………”Memlûk Sultanlığı Tarihine Toplu Bir BakıĢ”, Tarih Dergisi, C.XXV, Ġstanbul, 1971, s.1-38 TURAN, Osman, Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti, IV. Baskı, Boğaziçi Yayınları, Ġstanbul,1993 ………… Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, Boğaziçi Yayınları, 5. Baskı, Ġstanbul, 1998 KUTAY, Cemal, Tarihte Türkler Araplar, Ġklim Yayıncılık, Ġstanbul, 1998 YAZICI, Nesimi, İlk Türk İslâm Devletleri Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2004 YĠĞĠT, Ġsmail, İslâm Tarihi, C.VII, Kayhan Yayınevi, Ġstanbul, 1991 ………..”Memlûkler”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C.XXIX Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2004 YURDAYDIN, Hüseyin, İslam Tarihi Dersleri, Ankara Üniversitesi Ġlahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara, 1971 WĠET, Gaston, Histoire dela Nation Egyptienne, Paris, 1926
Emeklerinden Dolayı
Gülay ÇALIK'a Teşekkürler.
ÖZET
[ÇALIK, Gülay], [Sultan Baybars ve Haçlılarla Mücadelesi], [Yüksek Lisans Tezi], Ankara, [2007]. Bu çalışmada Memlûkler Devleti sultanlarından biri olan Baybars’ın hayatı, siyasi faaliyetleri ve Haçlılarla mücadelesi ele alınmıştır. Baybars, köle olarak geldiği Mısır’da yetenekleri ve güçlü kuvvetli oluşu sayesinde dikkat çekerek önce askeri sınıfa alınmış, bir süre askeri faaliyetlerini burada sürdürmüştür. Bu askeri sınıfta gösterdiği başarılarla adım adım ilerleyerek komutan olmuş, zamanla güçlenerek sultanlığı ele geçirmiştir. Baybars, devletini her yönüyle düzene sokan ve daha güçlü bir devlet haline getiren başarılı bir devlet adamıdır. Sultanlığı sırasında birçok düşman devletle savaşmış ve onlara karşı yaptığı savaşlarda başarılar elde etmiştir. Onu en çok uğraştıran düşmanlardan biri de Haçlılar olmuştur. Suriye ve Mısır’ı ele geçirip bu topraklara sahip olmak isteyen Haçlılar, Memlûkler Devleti kurulduğu andan itibaren bu devletin güçlenmesini istemediklerinden her fırsatta Memlûkler üzerine saldırılar düzenlemişlerdir. Baybars zamanında saldırılarını artırmışlardır. Baybars Haçlılara karşı uyguladığı başarılı siyaset sayesinde onları bozguna uğratmış ve Antakya Haçlı kontluğuna son vererek Haçlıların gücünü büyük ölçüde kırmıştır. Böylece bu topraklarda etkinliklerinin azalmasını sağlamıştır. Anahtar Sözcükler
1. Baybars
2. Memlûkler
3. Haçlılar
4. Mısır
5. Baybars ve Haçlı Mücadelesi

ABSTRACT [ÇALIK, Gülay], [Struggle Between Baibars and The Crusaders], [Master], Ankara, [2007] In this study, Baibars, who was one of the Mamluk State’s sultans, politics and struggle with the Crusaders. Firstly, Baibars drew attraction with his skills and powers in Egypt that he came as a slave. He was taken the millitary class due to his skills and power; then in there he improved himself gradually. He got power and became a sultan. Baibars, who set in order to his country and had his country gotten power, was a successful stateman. While he was sultan, he fought with a lot of country and achieved victories. The Crusaders were a big problem for Baibars. The Crusaders who wanted to capture Syria and Egypt lands attacked Mamluk State in every chance. In Baibars time, they increased their attacks. Baibars beat the Crusaders many time because of his successful politics. He put an end to Antakya Crusader Count, so the Crusaders lost their activities decreased in this area. Key Words
1) Baibars
2) Mamluk
3) The Crusaders
4) Egypt
5) Struggle Between Baibars and The Crusaders





Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:
Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder   Yazdırılabilir Sayfa UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa ->  FREE photo hosting by Garapapag.Com Zaman Sizin Bilgisayar Zamanıylan Ayarlandı
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti gönderemezsiniz
Bu forumdan eklenti indiremezsiniz


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group

Nuke Evolution Conversion By: Evo-United.com
AOG_XTC Designed by ART OF GAMING Copyright of artofgaming.co.uk,

Art Of Gaming
Forums ©


Spambot Killer
Site Map

[News Feed] [Forums Feed] [Downloads Feed] [Web Links Feed] [Validate robots.txt]


Türkçeye Çeviri Ve Destek UserNuke.Com --*--PHP-Nuke Copyright © 2006 by Francisco Burzi.
All logos, trademarks and posts in this site are property of their respective owners, all the rest © 2006 by the site owner.
Powered by Nuke-Evolution.

[ Sayfa Üretimi: 1.17 Saniye | Memory Usage: 9.14 MB ]

.