Garapapag.Com
Konular   
   
Ana SayfaAna Sayfa  
    Ana Sayfa
Site Üyeleri  
    Gruplar
    SOHBET
    Uye Listesi
    Mesaj Kutum
    Profilim
    Bilgilerim
Site Güncel  
    FORUMLAR
    Radyo TÜRK
    Muzik indir
    Muzik Dinle & indir
    Oyunlar
    Anketler
    Slaytlar
    Sms Mesajlarý
    Isim ve Anlamlarý
    Varmýsýn Yokmusun
    Ataturk
    Padisahlar
    Gazeteler
    Nutuk
    Eglence
    Ruya
    Burclar
    Sivil Savunma
Yakýnda Gelecekler  
    RadyoIstekHatti
    Kose Yazilari
Site Istatistik  
    Statistics
    Top 10
    Ara
Dosyalar & Linkler  
    Dosyalar
    Web Links
    Destekleyenler
Yeniler  
    Yeniler
    Haber Öner
    Haber
    Bize Yazýn
    Kullanýcý Sözleþmesi
    Siteyi Tavsiye Et
    Site Haritasý
    Haber Arþivi
    Sss

 

Resim Yükle   
 
 

FIKRA DIYARI   
 
 

Fal   
   

 

Garapapag.Com Mail Al   
 
Ucretsiz mail @garapapag.com

 

TÜRK OYUN SÝTESÝ   
 
 


Ara Þu Sitede
Garapapag.Com Geliþmiþ Arama


 
En Son Konu Ve Cevaplar   Next 6 >>  
 Forum   Yazar   Cevap   Son Mesaj 
selam MerHaBa gulguzeli 6 Per Mar 11, 2010 3:18 pm
KARAPAPAKMURAT Son gönderilen mesajlar
abd kabul edilen Ermeni metni GÜNCEL garapapag 1 Pts Mar 08, 2010 9:15 pm
SILA Son gönderilen mesajlar
TEREKEME FREE photo hosting by Garapapag.Com SILA 2 Pts Mar 08, 2010 9:07 pm
SILA Son gönderilen mesajlar
Tarihteki Ýlk Terekeme Hükümdar BAYBARS FREE photo hosting by Garapapag.Com KARAPAPAKMURAT 5 Cum Mar 05, 2010 7:36 pm
garapapag Son gönderilen mesajlar
Alban Tarihi / Son Hunlar - Hazarlar - Ermeniler - Terekemel FREE photo hosting by Garapapag.Com KARAPAPAKMURAT 7 Cum Mar 05, 2010 1:06 pm
garapapag Son gönderilen mesajlar
folklor ekibi ! Duyurular ve Yardým garapapag 0 Çar Mar 03, 2010 3:20 pm
garapapag Son gönderilen mesajlar

Ýmam Caferinin Buyrugundan Alýntýlar

 
Yeni Baþlýk Gönder   Cevap Gönder   Yazdýrýlabilir Sayfa    UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa -> *Alevilik ve Kültürü*
« Önceki baþlýk :: Sonraki baþlýk »  
Yazar Mesaj
candost_06




Kayýt: Mar 31, 2008
Mesajlar: 133


Durum: BaðlýDeðil
MesajTarih: Per Haz 18, 2009 3:44 pm Mesaj konusu: Ýmam Caferinin Buyrugundan Alýntýlar Alýntýyla Cevap Gönder

Önsöz

Tasavvufun doðru bir eðitiminin verilebilmesi bir mürþid olmaksýzýn mümkün deðildir. Kýrsal hayatta bu sorunu geleneksel yöntemlerle çözen Alevilik þehirde de çözüm bulmak zorundadýr ve bulacaðýna inanýyoruz. Erenler tasavvufa iliþkin “Kal (söz) ve hal birliði” de derler. Söz kitaplardan da kýsmen öðrenilebilir. Dinleyerek de öðrenilir. Fakat “Hal” ancak bir “Mürþid-i Kâmil” izlenerek onunla muhabbet edilerek kavranabilir. Böyle bir diyalog içinde yazýlý belgelerin görünen (zahirî) anlamlarý derinlik kazanýr ve yavaþ yavaþ görünmeyen, gizli (batýnî) anlamlarý olgunlaþmaya baþlayan; idrak ve gönüllere açýlýr.[1]

Artýk musahipsiz, mürþidsiz Aleviler neredeyse diðerlerinden daha çoktur.[2]


KIRKLARIN CEMÝ

Riivayettir ki, Muhammed Miraca gidince yolda bir aslan gördü. Çýkarýp hatemi aðzýna verdi. Orada niþaný kaldý. Ondan revan oldu. Ýlimlerin en yükseðine eriþti. Dosta kavuþtu. Doksan bin kelâm söyledi. Otuz bini þeriat oldu. Tamamý yüzyirmidört bin kelâm oldu. Altmýþ bini Ali’de sýrroldu.[3]

Muhammed Miraç’tan gelirken Mina’da bir kubbe gördü. Kapýyý çaldý. Ýçeri vardý. Kýrklardan birisi, “Kimdir” diye sordu. Gaipten bir ses geldi: “Muhammed Nebi geldi” deyince Muhammed’e yer gösterdiler. Muhammed oturdu.

...

Muhammed bunlara dedi ki: “Sizin küçüðünüz kimdir ve ulunuz kimdir”.

Kýrklar dedi ki; “Bizim ulumuz küçüðümüz kýrktýr” deyip cevap verdiler.

Ol vakit Muhammed dedi ki “Ya hani sizin biriniz ne oldu” dedi.

Kýrklar dedi ki “seyidullah, gitti” dediler.

Kýrklar dedi ki; “Ya Muhammed ne çok sordun, dediler, Selman’ý da burada hazýr bil ya Muhammed” dediler.

Ol vakit, Muhammed bunlardan niþan istedi. Kýrklar dedi ki;” Kýrkýmýz birdir, birimiz kýrktýr” deyip hemen kýrklardan birisi kolunu kaldýrdý. Muhammed neþterle kesti. Kýrkýndan birer damla kan aktý.

Ve Selman geldi. Bir tane üzüm getirdi. Muhammed bir üzümü ezdi, þerbet eyledi. Kýrklar içti. Coþtular. Muhammed sema’a girdi. Sarýðý baþýndan düþtü. Kýrk pare oldu. Kýrklar kuþandýlar.[4]


PEYGAMBER ÝLE ALÝ’NÝN MÜSAHÝP OLMASI

Hazreti Resul buyurdu:

- Ýki adam birbirleriyle müsahip olmalý, dedi.

Hemen o an Muhammed , Þahý Merdan Ali ile müsahip ve kardeþ olup birliðin anlamýný gösterdiler.

...

Bazý sahabeler dediler ki: “Bak hem kýzýný verdi hem kardaþým,dedi”. Bazýlarý ikrarýný zayi edip dönek oldular. Sonra Ali âbâya hakaret ettiler. Binlerce lanet olsun Ali âbâ düþmanlarýna, denmiþtir.[5]

PÝRLÝK VE TALÝPLÝK

Zira ezelden hýrka ve meftul ve irþad ve tövbe ve pirlik ve seccade bunun cümlesi Þahý Merdan Ali’ye gelmiþtir. Þimdi sah evladý ve nesli olmayan kimseye pirlik etmek caiz deðildir. Evlad-ý Muhammed-Ali’den ola ki pirliði caiz ola. Ýlmi ile iþ yapa. Dört kapý, kýrk makamdan on iki erkândan , on yedi kemerbestten, üç sünnetten, yedi farzdan, bir þarttan, meþayihi kübra ilminden haberdar ola. Ve tarikat ile otura, dura ki hakikat ile yola vara ki pirliði caiz ola. Çünkü talip ve yol mürþidindir.[6]

Ve talip dahi öyle ola ki rehbere ve müsahibe kail ola ve dahi bir talip rehberinin ve müsahibinin nüfusun tutmasa ve buyurduðuna gitmese ol talip, talip olamaz, kalýp olur. Onlarýn ikrarý caiz ve kurbaný kabul deðildir. Yedi Tamunun kapýsý ol kimselere açýktýr. Ve Sekiz Uçmak kapýsý onlar için baðlýdýr.[7]

Ve Ýmam Cafer Sadýk Hazretleri bir kavilde, öyle buyurmuþtur ki, cemi yol ehli olan pir ve talip ola. Bir pir, talibi irþad eylemese ve talip de irþad olmasa o nasýl pir olur.[8]

Ve dahi talip de pirin sözüne kail olmadý, rehbere ve müsahibe kail olmadý ve teslimi rýza kapýsýnda olmadýlar, tarikatý, hakikâti hal bilmediler; yoldan erkândan dýþarý çýktýlar. Ol taliplerin ikrarlarý caiz olmaz. Ol kimseler tarikatte ve hakikatte dönek sayýlýr.[9]

Eðer, evladý Resule ikrar getirmeyip biat kýlmayan ve iradet getirmeyen, gerek pir, gerek talip her kim olursa olsun; yedikleri haram ve yuduklarý murdar, ikrarlarý caiz deðildir. Tacý delik, tarikatta dönek, yüzleri karadýr. Erkâna, tarikata ve hakikata sýðmazlar. Zira ki evladý Resulden reddolmuþlar ve hem onlar sermayesiz kalmýþlardýr.[10]

Evladý Resule biat kýldýðý zaman serçeþmeye ermiþ ola.[11]

PÝR OLAN NELER BÝLMELÝ

Ýmam Cafer Sadýk Hazretleri buyurur ki: Pir olan kimseler kamil olalar. Dört kapý nedir,bileler. Evvel þeriatý, ikinci tarikatý, üçüncü marifeti, dördüncü hakikâtý bilmek gerekir ki bunlar nereden geldi, neden hasýl oldu, aslý nedir, bunlarýn edebi nedir, udu nedir, hayasý nedir, erkâný nedir, tövbesi nedir, farzý nedir, sünneti nedir, nafilesi nedir ,iþlemesi nedir, bunlarý bile. [12]

Þimdi, pir olan kimselere gerekir ki þeriat gemisine gireler, tarikat denizinde yüzeler, marifet dalgýcý olup hakikat incisine eriþip çýkaralar. Onun üzere amel edeler ki onlarýn ikrarlarý caiz ola.[13]

TESLÝM-Ý RIZA

Ýmam Cafer Sadýk Hazretleri buyurur ki: Eðer pîr ve talip, onlara þöyle gerektir ki yoldan dönmeyeler, tarikatten ve hakikatten hergîz çýkmayalar. Ondan sonra dembedem rýza hasýl edeler. Ve rýzadan dönmeyeler.[14]

Ve bir dahi mürebbi ve müsahip onlar dahi öyle gerektir ki evliyanýn âyîn-i erkâný ve mürþidin sýr nefesi yerini ala.[15]

Müsahipler, pirler, halifeler ve talipler cümlesi Muhammed-Ali yoluna ikrar verip iradet getirenlerin birbirine dahi teslimleri olmasa ve yola teslim olmasalar ve erkâna teslim ve tarikata ve hakikate kail olmasalar , mürebbisini ve müsahibini hak bilmeseler onlar yezidi pelîd olurlar.[16]

Haram yiyen yeziddir. Ne erkâný ne yolu olur, sakýnasýnýz.[17]

MÜSAHÝPLÝKTE SADAKAT GEREKÝR

Müsahipler birbirine teslim olmalýdýr. Birbirine teslimi rýza kapýsýnda olmadý ve birbirine gönül vermedi ve birlik olmadýlar, hemen onlar zaruret birle müsahiptir.[18]

Dembedem , rýza kapýsýnda mürþidin ve meþayihin emrini tutalar ki ikrarlarý caiz ola.

Ve bir kavilde, dört kapýda bir kiþi dört müsahip bulsa caizdir. Amma pir birdir. Hizmet binbirdir. Yol birdir, erkân kadimdir. Zira, erkân ile meþayih olan erkânsýz dahi ne meþayihtir.

Eðer pir ve talip birbirleriyle müsahip oldular, birbirin buldular, ikrarý kadim oldular. Yoldan ve erkândan ve hakikatten ve pirden dembedem rýza kapýsýnda oldular. Öyle nur alâ nur oldular. Onlarýn ikrarlarý caizdir. Onlara rýza göstermek erkânî olur. Mürþidin sýr nefesi budur.[19]

ÝKÝ TALÝBÝ MUSAHÝP EYLEMEK

Önce cem erenleri gelecek, sonra delil uyanacak. Delil gülbengi verilecek. Mümin ve müslüm kenetlenip delile niyaza varacaklar. Sonra koyun içeriye gelecek. Kurbancý dar olacak. Koyun niþan gösterisiye kadar gezinecek.

Koyun bir miktar durup niþan göstermediði halde kurban sahipleri birlikte eþiðe ve saðýna ve soluna niyaz edip sürüne sürüne gelip dar olup hayýrlý alacaklar. Çünkü, mürüvvet kapýsý olur.

Bundan sonra , kurbancý koyunun sað kulaðýný sað gözünün üzerine kapatýp ve ön sað ayaðýný sað gözünün üzerine tutup bir miktar kýbleye taraf ayaklarýný mühürleyip mürþit yahut rehber tekbirleyecek. Sonra cem erenleri ol koyunun boynuzlarýna niyaza varacaklar.[20]

Kurbancý hayýr himmet deyip götürüp tekbir ederek, koyunu týðlayacak.

Bundan sonra, gerek mürþit gerek rehber “girdiðiniz hak kapýsý, durduðunuz Mansur dârý ne gördünüz ne eyvallah dersiniz” deyince onlar da “Allah eyvallah” diyecek. Bundan sonra gerek mürþit, gerek rehber “göz erenler gözü nicesiniz. Bu sûfîlerden dostu olan ayýbýný söylesin” deyince, bu sûfîlere , cem erenlerinden her kim þefaatçi çýkar ise, arkadaki bacý gidip onunla niyazlaþacak.

Þimdi malum oldu ki þeriat cünübü ihtilâm veya avrat ile cima etmekle olur. Tarikat cünübü pîrsizlik veya ikrarýna yalan çýkýp ahdini bozmaktýr. Ve maarifet cünübü nefsini bilmemektir. Hakikat cünübü kendi ayýplarýn örtüp baþka adamýn ayýbýný açýp aklý ile bildiðine , kalbi ile tanýdýðýna inanmamaktýr. On yedi erkânýn cünübü edepsizlik ve hayasýzlýktýr. Kýrk makamýn cünübü dört kapýnýn hizmetini terk edip rýzasýz kendi baþýna iþ etmektir. Ve müsahibin cünübü birbirine kin tutmaktýr ve musahibin evine hiyanet etmektir. Ve rehberin cünübü meþrebin gaybetin ve sýrrýn aþikâr etmektir. Ve Muhabbetin cünübü cevrü cefa, zulmü sitemkâr olmaktýr.

KÝM KÝM ÝLE MÜSAHÝP OLUR


Malum oldu ki her kiþi kendi akran ve emsali ile ve münasibiyle müsahip olmak erkândýr. Gayri kimse ile müsahip olmak erkân deðildir.

Mürþit , mürid ile müsahip olmak erkân deðildir. Mürþit altýndýr, mürit bakýrdýr. Þeyhler , derviþler ile müsahip olmak erkân deðildir. Þeyhler deryadýr, derviþler katredir.[21]

NÝYAZ
Üstadýn ve halifenin ve evlâdý al-ý Resulün sýr nefesleri böyledir ki, talip olan pîrlerin ve meþayihlerin adlarý geldikçe sûfî niyaz ede. Ama niyaz eylemek üç babdýr. Birinci: Ellerine. Ýkinci: Aðzýna. Üçüncü: Gözlerine yüz sürmektir. Ve mümünün möslümü pîr yanýnda oldukça çiðnilerine veya dizlerine niyaz etmek erkândýr.[22]

Ve bir dahi bakire kýzlara ve dul avratlara ki mücerettir, bunlara erkân deðildir. Ve bir dahi kimseye hem tarik çalmak , hem kurban almak, hem tarik akçasýný almak erkândýr. Zira, sûfiye bir erkân çalsa, günahý kebirden hâlâs olur. Ýkinci erkân çalsalar, günah-ý sagirden hâlâs olur. Kurban aldýkta belâdan ve kazadan emin olur. Niyaz aldýkta hak ile hak olur. [23]

--------------------------------------------------------------------------------


TARÝKAT YOLU

Ey talip, Hazreti Muhammed Mustafa sallalahu Taalâ aleyhi vesellem ve Hazreti Fatýma ve Ýmam Hasan ve Ýmam Hüseyin ve Oniki Ýmamýn ve serveri enbiyanýn rahý tarikatýn beyan edelim ki bu yolda bu erkânda rahý hak ola ve erkâný kadim ola.

Malûm olur ki, beþ kimse zikroldu. Biri Þahý Merdan Ali, biri Hazreti Fatýma, biri Ýmam Hasan, biri Ýmam Hüseyin, biri Ýmam Zeynel Abidin. Bunlarýn sözleridir. Evvel, hamuþluk (sessizlik) maarifetin beyan eder. Ýkinci, zehirnuþluk maarifetin beyan eder. Üçüncü bap, perdepuþluk (örtücü) maarifetin beyan eder. Dördüncü, sufîlik beyan eder.

Eðer sual etseler ki “kimin ferzendisin?” Cevap ver ki: “Birinci þeriat, ikinci tarikat, üçüncü maarifet, dördüncü sýrrý hakikat; yol bunlardýr diyesin. Mânâsý budur ki, bu dört âlemdir. Ýlmine amel etmek dünyada tama etmemektir. Tama ehli didar görmez.[24]

TAC
Eðer sual etseler ki “gökten kaç tac indi?” cevap ver ki ”yedi tac indi”. Evvel, Adem Safiyullah’a ak indi. Ýkinci, Nuh Nebi’ye ak indi. Üçüncü Halil Ýbrahim’e siyah indi. Dördüncü, Musa’ya sarý indi. Beþinci, Ýsa’ya gök indi. Altýncý, Hazreti Resul’e yeþil indi. Yedinci, Emirül Mümin’in Hazretlerine kýrmýzý indi [25]

Ama, Adem Peygamberin tacýnýn teregi dörttür. Çar anasýrda kitaptýr. Yani, ateþ, su, yel, topraktýr.[26]

Eðer sual etseler ki “ tacýn farzý nedir?” Sen de ki “Pirdir, pirin sohbetin tutmak ve pire hizmet etmektir. Ve tacýn sünneti pire itaat etmektir. Tacýn aslý istiðfar etmektir. Ve münasibiyle günahýna tövbe etmektir. Tacýn fer’i(kollarý, budaðý) cahille sohbetten ihtiraz eyleyip(sakýnmak) ve fahiþe avrattan kesilmektir.[27]

Eðer sual etseler ki “piþivasý ve rehnümasý nedir?” cevap ver ki: “Hakký tanýmaktýr”. Sual etseler ki “Tacýn batýný; yani içi nedir?” sen de ki “Hak nurudur.” Sual etseler ki “Tacýn zahiri nedir, yani dýþý.” Sen de ki “Ýmamýn velâyetidir.” Sual etseler ki “Tacýn kelimesi nedir?” cevap et ki: “Bir eliftir. Ýsmullahtýr, methi Ali Ýbn Ebu Talip Keremullahu veçh Hazretleridir.” Halife-i rehnümadýr. Evvel gelen kimselerin mezhebi þia anýn kýblesi idi. Yol,erkân bilmezler idi. Halife ve pir görmediler. Hemen bir imaret idi. Vahdet tacýnýn tertibi sonsuzdur. Sual etseler ki, “Tacýn esasý nedir?” de ki “Sýrdýr, zikri haktýr.” Sual etseler ki: “Tacýn rengi nedir?” “Kitap Ýmam Hüseyin Ýbn Ali’nin kitabýdýr.”[28]

YOLUN HÝZMETLERÝ

Sual : Pirlik kimden kaldý? Cevap: Hazreti Þahý Merdan Ali’den kaldý. Zira Cebrail’in piridir.[29]

Sual : Sâkîlik kimden kaldý? Cevap: Hazreti Ýmam Hüseyin’den kaldý ki sâkîi kevserdir. Sakalýk onun elindedir.

Sual: Çýrakcýlýk kimden kaldý? Cevap: Hazreti Selman Farisî’den kaldý. Zira heþt çerak onun elindedir.

Sual: Hâdimlik kimden kaldý? Cevap: Hazreti Resul’den kaldý.

Sual : Tarikçilik kimden kaldý? Cevap: Mikail Aleyhisselâmdan kaldý.

Sual: Ferraþlýk kimden kaldý? Cevap: Ýbrahim Halilullahtan kaldý.[30]

TARÝKATIN ONÝKÝ ÝÞLEÐÝ

Sual etseler ki, Tarikatýn icabý kaçtýr. Cevap ver ki: On ikidir. Birinci: Evvel kendi özün hassas etmektir. Ýkinci: Maarifet tohumun ekmektir. Üçüncü: Meþfuk beslemektir. Dördüncü: Rýza eteðin tutmaktýr. Beþinci: Hikmet sýfatýn sem etmektir. Altýncý: Özünü hizmet hürmetin saklamaktýr. Yedinci: Özünü hizmet hürmetin saklamaktýr. Sekizinci: Özünü sabýr eline vermektir. Dokuzuncu: Muhabbet kilesiyle ölçmektir. Onuncu: Takva deðirmeninde özün arýtmaktýr. Onbirinci: Su ile yuðurmaktýr. Onikinci: Ýradet tennurunda piþmek ve ihlâs sofrasýna girmek özün derviþlere ve fýkaralara sarfetmektir.[31]

TASDÝK VE TESLÝM
Lâ ilâhe illallah Muhammeden Resullullah diyenlere vaciptir ki, Aliyyün Veliyullah dahi diyeler. Emirül müminin Ali’nin hakkýnda denmiþtir.[32]

Sual – Tarikatte secde nedir?

Cevap – Tarikatte secde hemen teslim olmaktýr.

Sual – Mânâsý nedir?

Cevap – Baþýmý yoluna koydum, benim deðil senindir. Yani er hak meydanýdýr. Malûm oldu ki meydana gelen kiþi baþýný top eyleyip ustadýna al demektir. Ve hem dahi kendi özünü meydanda köle edip baþýndan ve canýndan geçmek gerektir. Öyle olmak, kendini tasdik ve teslim kýlmaktýr.[33]

Sual etseler ki, “Secdeyi havf için mi ettin, yahut, bir kimseden bir ey ummak için mi ettin?” deseler. Cevap ver ki: “ Burada havf yoktur ve burada Ademden bir þey umulmaz” diyesin.[34]

Ýmdi, bende-i melâlet din babýnda þeriat resulündür. Bu kadar ile amel getire. Zahire müslüman olmasa batýný sûfî olmaz. Çünkü þeriat kavli resulündür. Tarikat kavli Ali’nindir. Bir sûfîye gerektir ki kademini tarikate basa ki insaniyetliði belli ola. Çünkü Hak Taalâ buyurmuþtur ki “Ya Muhammed bu cihaný yarattým, insan için. Ve insaný yarattým, kendim için. Ýnsan demek Ya Muhammed iki âlemdir. Birisi âlemi kübradýr, birisi âlemi suðradýr ve biri âlemi ülvîdir, biri alemi süflîdir. Ve biri âlemi hayattýr ve biri âlemi memattýr”.[35]

BÜYÜK ÂLEM KÜÇÜK ÂLEM

Ýmdi, âlemi kübra âdemdir, âlemi suðra hayvandýr. Âlemi ulvî âdemdir, âlemi süflî hayvandýr. Ve bir dahi suretce âdem, siyretçe hayvandýr.[36]

Ýnsanda dört özellik vardýr: Birinci: Ýlimde hayvan. Ýkinci: Akýlda hayvan. Üçüncü: Fikirde hayvan. Dördüncü: Sohbette hayvan denir. Ýlimde hayvan olan kimse âlemi esfeldir. Akýlda hayvan olan sözünü bilmez. Fikirde hayvan olan sohbetini has iken ham eder. Sohbette hayvan olan sözünü yabana harç eder.[37]

Sual eyledim ki, yarabbi, sana yarayan nedir, ademe yâr olan. Birinci: Ýlim öðrenmek. Ýkinci:Yiðitlik vaktinde hak iþlerle meþgul olmaktýr.

Sual ettim ki, ya Resulullah , ol nasýl iþtir ki meþgul oluna ve âdem senin katýnda hürmetli ola, ya þah dedim. Cevap verdi ki:Her kiþi kendi hüneri halk yanýnda ve mürþidi kâmil yanýnda söylemektir,dedi.[38]

Sual ettim ki, ya Þah bir adam kendi dostundan kötü iþ görse, ondan ne ile dostluðu kesmeli. Hitap eyledi ki, üç þey ile kesilir. Birinci: Ol dosta ziyaret etmemektir. Ýkinci: Halin hatýrýn sormamaktýr. Üçüncü: Ol kimsenin katýnda haceti var ise istememektir.[39]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, pirlere nasýl þey hoþ gelir?

Hitap eyledi ki:

- Âyini erkânda ona bilicilik ve talibe doðru yol göstermek hoþ gelir.

Sual ettim ki:

- Nasýl þey acele gider?

Hitap eyledi ki, pirlerden bed nüfus ve bed ahlâk ve yalan dünyanýn faidesi için tama etmek hoþ deðildir. Ýmdi, dünya malý için þehvet gösterir, tazarru ve niyaz eder; ol kiþi, hasis kiþi olmuþ ola,dedi.[40]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, âdem gönlünü ne ile besler?

Cevap verdi ki:

- Didara muþtak olmakla besler, dedi.

Sual ettim ki:

- Ya Þah, âdem ne ile ruþen olur?

Hitap eyledi ki:

- Sözü þirin olmakla , dedi.[41]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, akýllardan hangisi yahþidir?

Cevap eyledi ki:

- Yaramaz kimseden yaramaz iþi saklamaktýr.[42]

Sual ettim ki:

- Ya Þah , hangi saatte ömrüm zayi olur?

Cevap eyledi ki:

- Bir kimsenin hakkýnda iyilik etmeyip gücün yettiði iþleri edersen ol saat ömrün zayi olur.[43]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, hangi buyruktur, hor tutmak olmaz?

Cevap eyledi ki:

- Hak Taalânýn ve Resulünün buyruðunu hor tutmak olmaz. Ýkinci: Akýl dânelarýn buyruðudur. Üçüncüsü: Pir buyruðudur. Dördüncüsü: Rehber buyruðu. Beþinci: Halife buyruðu. Altýncý: Mürþit buyruðu. Yedinci: Musahip buyruðu. Sekizinci: Âþina buyruðu. Dokuzuncu: Ustat buyruðu. Onuncu: Ata ana buyruðu. Onbirinci: Komþu buyruðu. Onikinci:Avrat erinin buyruðu hor tatmak erkân deðildir.[44]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, ne iþleyim ki, muhanete muhtaç olmayým?

Cevap eyledi ki:

- Az yemek, az uyumak, az söylemek muhanete muhtaç olmaz.[45]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, âdemin hangisi akýllýdýr?

Cevap eyledi ki:

- Az söyleyip, çok dinliyen ve çok bilen akýllýdýr.

Sual ettim ki:

- Ya Þah, fesat neden kopar?

Cevap eyledi ki:

- Cahilden kopar.

Sual ettim ki:

- Ya Þah, muhabbeti gideren nedir?

Cevap eyledi ki:

- Ýki kimseyi birbirine zemmeylemektir.

Sual ettim ki:

- Ya Þahým Ali, asýl niyaz nedir?

Cevap eyledi ki:

- Özünü turab etmektir.[46]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, kimdir ki, bütün cihan halký ona dosttur.

Cevap eyledi ki:

- Ülemayý gözlüyen ve yalan söylemiyen ve kimseleri incitmeyen âdem olur dedi.

Sual ettim ki:

- Ya Þah, ilim öðreneyim, miktarýný nice bileyim.

Cevap eyledi ki:

- Agâh deðil isen , agâh olursun. Ve eðer yoksul isen gani olursun. Eðer sohbet bilmez isen kelâm sahibi olursun.[47]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, hangi hastalýktýr, kiþi ilacýndan aciz kalýr.

Cevap eyledi ki:

- Akýl eksikliðidir.

Sual ettim ki:

- Ya Þah, hangi yüceliktir alçaklardan alçaktýr?

Cevap eyledim ki:

- Kibirliliktir.[48]

Sual ettim ki:

- Ya Þah, hangi yara ki asla iyileþmek yoktur?

Cevap eyledi ki:

- Mazlum olana hükmedip haksýz yere zulüm etmektir. Ona iyileþmek yoktur.[49]

--------------------------------------------------------------------------------


BESMELE

Ýmdi, malûmdur ki, bir kimse Bismillâhirahmânirrahim dese, þeyten aleyhün lâne ; þol ateþe karþý mum gibi erir.[50]

Ve dahi Hazreti Ali Keremullahu Veçhe Hazretlerinden rivayet olunur ki: Hak süphane ve taalâ hazretlerinin her ne kadar sýrrý ve esrarý var ise dört kitap içinde buyurdu. Birinci: Tevrat. Ýkinci: Zebur. Üçüncü: Ýnci. Dördüncü: Kuran-ý Azimüþþan’dýr. Bu dört kitap içindeki esrarýný Fatiha þerifte beyan eyledi. Ve Fatiha-i þerifte her ne ki esrarý var ise Bismillâhirahmânirrahim içinde koydu.

Ve Bismillâhirahmânirrahim içinde her ne kadar esrar sýrrý var ise Yasin-i Þerifte ve her ne ki Yasin-i Þerifte ne var ise ol (ba)nýn altýndaki noktada mânâsý beyandýr.[51]


Ýmdi, malûm oldu ki, Hak Taalâ Hazretlerinin iki adý vardýr. Birisi gizli ve birisi

aþikârdýr. Aþikâre adý Errahmanirrahim, gizli adý Hü’dür.[52]

Ve dahi nimet iki türlüdür. Biri gizli ve biri aþikâredir. Aþikâre nimet, mal nimeti ve mülk nimeti ve oðlan ve kýz gibidir. Gizli nimet: Þevki zevki terk edip Ali-Muhammed yoluna sarf etmektir. Ýman gibi ve maarifet gibidir. [53]

KARINDAÞ OLMAK

Ýmdi, malûm oldu ki, pir nazarýnda karýnda olmak ile, kýrk makamda kýrklar ile karýndaþ olur. Ve on yedi erkânýn edebini bilen ehli seyran olana arifi billâh ve barikullah derler.[54]

ÜÇ SÜNNET YEDÝ FARZ

Talibin boynunda Sûfîliðin hakkýnda üç sünneti vardýr. Birinci: Gönlünde, kin-kibir olmaya. Ýkinci: Kalbinde adâvet olmaya. Üçüncü: Turab ola.

Ve dahi Sûfîliðin yedi farzý vardýr:

Birinci budur ki: Mürebbisine düþe. Ýkinci: Musahip ola. Üçüncü: Tac uruna. Dördüncü: Sýrdar ola. Beþinci: Yâre yâr ola ve özü ulu ola. Altýncý: Beli berk ola. Yedinci: Hakla sohbet kýla.

Ve dahi Sûfîliðin bir þartý vardýr: Özünü meþayihe yetire.[55]

ONÝKÝ ERKÂN

Ýmam Cafer Hazretlerine talip olana erkân budur. Birinci: Kanaat ehli olmalý. Ýkinci: Sabýr ehli olmalý. Üçüncü: Hülku mülâyim olmalý. Dördüncü: Cömert olmalý. Beþinci: Gördüðünü görmedim demeli. Altýncý: Pirden rýzasýz iþ istememeli. Yedinci: Döðene ve söðene kul olmamalý. Sekizinci: Küfrü iman saymamalý. Dokuzuncu: Sað mürebbi. Onuncu: Sað musahip. Onbirinci: Sað sohbet. Onikinci: Sað aþina.[56]

Ondan sonra, selâmün aleyküm demek, þeriat ehline gelmiþtir. Aþk olsun demek , tarikat ehline gelmiþtir. Kuvvet olsun demek, maarifet ehline gelmiþtir. Hü demek hakikat ehline gelmiþtir. Ýmdi malûm oldu ki, sað birdir. Müþkil kýrktýr. Mânâsý nedir diye sual olursa, bir sûfî sað musahibinden ayrý düþse ve dahi bir vilâyete varsa ol sûfî kýrk köyde yahut kýrk yerde sohbet görse ol sohbet içinde birer müþkil musahibi tutmak erkâný kadimdir.[57]

Âdemden son peygambere gelinceye deðin yol erkân yok idi. Muhammed Mustafa ve Aliyyel Murtaza cümleye rahmet geldiler, dini zahir eylediler. Erkân koydular. Þeriat zahir oldu. Tarikat ve hakikat sýrrý oldu. Þeriat Muhammed’in oldu. Tarikat ve hakikat Ali’nin þanýna geldi.[58]

Ol talipler ki mürebbiye ve musahibe kail olmadýlar. Hakikate girmediler, yola ve erkâna sýðmadýlar onlar sürgündür. Aný ceme koymayýsýnýz.[59]

ALACA NUSHASINDAN

ÜÇ SÜNNET YEDÝ FARZ

Evvel farz budur ki; zahit dinini þeytandan nice sakýnýrsa ehli tarikat dahi yolunu dinini öyle sakýna.

Ýkinci farz budur ki; desti kudret makamýna iletmiþ ola. Yani candan geçe haktan dönmeye.

Üçüncü farz oldur ki; dünya kendine zerre kadar gelmeye.

Dördüncü farz oldur ki; halifeden tövbe ala.[60]

Pes, evvel sünnetten düþen talibi kendi gönlüne salasýz. Nice hizmet ederse kabul edesiz. Ýkinci sünnetten düþen talipten bir akçe tercüman alasýz. Üç akçe halifeye veresiz. Üçüncü sünnetten düþen talibe bir tarik uralar.[61]

Üçüncü farzdan düþen talibe; dokuz tarik uralar. Dokuz akçe tercüman alalar. Üç akçe halifeye vereler. On altý akça nezir vereler.[62]

RIZASIZLIK



Bir talip nefsini zaptetmese, rýzasýz lokmaya el sunsa veyahut kendi hatunun koyup gayri hatuna yelse cezasý doksandokuz tarik uralar.[63]

Ve bir sûfî bir sûfînin rýzasýn yoksa incitse. Ol yýktýðý yeri yapmayýnca onu mürþit, mürebbi, pir, rehber kabul etmeyeler. Eðer onlar dünya cifesine tamah edip kabul ederlerse sûfîler kabul etmeyeler.[64]

SÛFÃŽLÝK

Kuru dâvâ ile erkân olmaz.[65]

Ve dahi sûfîye üç kimseden kaçmak yezitliktir. Birinci, seyitlerden, ikinci, mürþitten, üçüncü halifeden. Zira bu üç kimse sahibi erkândýr.[66]

SOY ÝLE ÖÐÜNÜLMEZ

Bir âdem ölünce kabirde kimin oðlusun demezler. Ancak kimin ümmetisin ne amel iþledin deyü sual ederler.[67]

Ýmam Zeynel Abidin: “Kabre varýnca dedemi sual etmek hacet deðil. Kimin oðlusun deseler. Hazreti Ýmam Hüseyin oðluyum, desem ol bana yeterdi. Amma atamý, dedemi sual etmezler. Ancak amelden sual ederler. Ne bahtlý þol kula ki defterinde yanlýþ bulunmaya. Vay þol kula ki defterinde yanlýþ buluna.[68]

MUSAHÝP KAVLÝN BEYAN EDER

Bir adam musahip olsa, emsalin bula. Seyyid seyyid ile âlim âlim ileþeyh þeyh ile koca koca ile musahip olmak gerek. Âlim ile cahil musahip olmak erkân deðildir.

Ehli sanatlar ile avareler musahip olmak erkân deðildir. Zira avareler sirkedir. Ehli sanatlar baldýr.

Mürþitler talipleriyle musahip olmak erkân deðildir.zira mürþitler deryadýr; talipler katradýr.[69]

Ve hem ademin kuþaktan yukarýsý ülvi, aþaðýsý süflidir. Zira Hak Taalâ ülvidedir, süflide deðildir.[70]

Ve hem ademin kuþaktan yukarýsý boðazýna dek yedi kat göktür. Boðazýndan yukarýsý arþý alâdýr. Kuþaktan aþaðýsý yedi kat yerdir. Bir kimse bir adamýn boðazýndan yukarýya, aðýza, göze, yüze, saça, sakala, dine, imana küfretse mutlak kâfir olur.[71]

PÝRLÝK

Ahir zamanda gelen talipler, “pirin, rehberin günahýmý olur. Onlar ocak zadedirler, onlarýn küfrü iman olur” derler. Öyle deðil. Zira pir bir günah etse beþ günah yazýlýr. Talip bir günah etse bir günah yazýlýr.[72]

Ve dahi, bir pir avrat talak etse, yahut yezide kuþak çözse yahut lývata etse ebeden ebed bunlar günah-ý kebairdir. Bunlarý edenin derdine derman yoktur. Eðer pir ederse onun yüzüne bakýp misafir ederlerse ol bastýðý yerde kýrk sene kadar hayýr bereket olmaz. Yanýna varmýyalar. Uçarsa cazudur. Ýnanmayalar. Merdudu recimdir.[73]

Ve dahi bir talip biriyle küsülü olsa. Biri varsa gel bugün yola gidelim, barýþalým birbirimize hakkýmýzý helâl edelim, dese ol da barýþmasa, tekrar ede: “Gel bugün ölmeden evvel ölelim hesabýnýzý bunda görelim. Gel bunda pir divanýna varalým. Ne hakkýn var ise vereyim” dese, ol dahi: “Ben ne varýrým ne de barýþýrým var iþine git” dese üç kerre dýþarý çýkýp içeri girip böyle takrir eyleye. Eðer ol adam barýþmazsa, piri, yolu inkâr etmiþ olur. Ol beri gelip tarik altýndan geçip yola gitmek erkândýr.[74]

Ve dahi bir talibin kýzý kaçsa, doksan dokuz kuruþ alalar. Ve bir koç kurban ettireler. Her halde onikide ikisini, rehbere vereler, hakkýdýr.[75]

Ve dahi bir pirin ýlkýsý (ýrký) geçse ol talipler her kime özü yatarsa andan el tuta. Amma nesl-i Resul olmak gerek.[76]

Bir talibin piri ýrak olsa, eli ermese, ona vekâleten gayriden el tuta; görüle. Her kaç seneden sonra piri gelirse yine pirine ikrar iman etmek erkândýr. Zira atasýnýn pirini inkâr ederse, münkir olur. Dengeyi bozmuþ olur.[77]

Ve dahi, bir talibe tekkeniþinim, gel bana talip ol dese, onu azdýrmýþ olur. Amma pir olan kimse âlim olup kâmil ola. Eðer karadan bilmezse ilm-ü ledün ola. Ol da olmazsa, hayvan misüllüdür. Ýlm-i ledün oldýr ki, aklen düþüne, dünyayý, ahireti fark ede. Bir kâmil mürþit bulup irþad ola. Ondan sonra talibi göre. Zira bunda çok güçlük var. [78]

Pir olan kimseye lâyýktýr ki gecenin iki nýsfýndan sonra kalkýp kýbleya karþý oturup gün doðuncaya kadar Hakka niyaz ibadeti etmeli. Gör imdi ol pirin nefesi nice geçer.[79]

Ahir zaman dedeleri yiyip içip kuþluða deðin merkep gibi yatup demezler ki Kur’aný azimüþþan bizim dedemize indi. Bakalým ne buyurmuþ. Biz buraya niye geldik. Yarýn ne yüz ile varýrýz. Bu taliplerin sualini, bizden isterler; ne cevap veririm, demezse vay ol pirin haline, baþýna ne gele. Ustadýn sýrrý nefesi budur.[80]

DÖRT KAPININ CÜNUBUNU BEYAN EDER

Evvel þeriat cünubu: Ýhtilâm olup avrat ile cima etmekle olur. Tarikat cünubu: Pirsizliktir. Ýkrarýna yalan çýkýp ahdine vefa etmemektir. Maarifet cünubu: Nefsini bilmemektir. Hakikat cünubu: Kendi ayýbýn örtüp elin ayýbýný açmaktýr. Onyedi erkânýn cünubu edepsizliktir. Kýrk makamýn cünubu: Dört kapýnýn hizmetini terk edip rýzasýz kendi baþýna iþ etmektir. Musahibin cünubu: Musahibine kem bakýp kem söylemektir. Ve musahibin evine hainlik ile varmaktýr. Ve meþrebin cünubu: Gaybetin edip sýrrýn açýklamaktýr. Muhibbin cünubu: Cevr-i cefa, zülm-ü sitemkâr olmaktýr.[81]

Amma, þeriat cünubu, su ile temiz olur. Tarikat cünubu, pir elinden temzi olur. Maarifet cünubu, mürþit elinden temiz olur. Hakikat cünubu mürebbi elinden temiz olur. Musahip cünubu, kem huylarýna tövbe edip yaramaz amelin terk edip halife elinden temiz olur.[82]

--------------------------------------------------------------------------------


MUSAHÝB OLMANIN TARÝKÝNÝ BEYAN EDER

Bir kimse onbeþinden yirmisine varmayýnca dünya mülkünden bir þey satamaz. Yirmisine girmeden satarsa biatý sahih deðildir. Sonra geri almaða kadir olur. Bir talip musahip olsa sinni yirmi olmayýnca erkân deðildir.[83]

Ahir zamanda gelen talipler pirin rehberin günahý mý olur, onlar ocakzadedir, onlarýn küfrü iman olur, derler. Zira, pir bir günah etse beþ günah yazýlýr. Talip bir günah etse bir günah yazýlýr. Zira ummadýðýn yerden sana bir söz gelse, ona gayet incinirsin. Amma cahilden, düþmandan bir söz gelse cahil bilmez, düþman düþmanlýk etti dersin. Ocakzade tanrý dostlarý soyundandýr. Kendi makamýn bilmeyip, eðer hakký neyhini iþlerse Hak Taalâ onu nehyeder. Der ki: “Ey zalim, talip sana bakýp bir amel edecek iken sen kitapsýz oldun. Talip de sana bakýp azdý. Azdýran þeytandýr”. Sebebine hükmeder. Gel imdi bunlarýn hesabýný gör deyip tamuya ilka eder.[84]

Bir talip bir talip ile küsülü olsa. Biri varsa gel bugün yola gidelim, barýþalým birbirimizden hakkýmýzý helâl edelim, dese, ol da barýþmasa. Barýþmazsan gel bugün ölmeden evvel gel hesabýmýzý burada vereceðim. Gel pir divanýna varalým. Ne hakký salihin varsa vereyim dese. Ol da dese ki: Ben ne giderim ve ne barýþýrým, var iþine git, dese üç kere dýþarý çýkýp içeri girip böyle takrir eyleye. Eðer ol barýþmazsa ol adam, piri, yolu inkâr etmiþ olur. Gelip tarikten geçip yoluna gitmek erkândýr.[85]

Bir talibin baþýndan börüki düþse bir tavuk boðazlayýp kaldýra. Eðer pirin kisveti düþse bir koyun kurban ede. Eðer rehberin düþerse bir keçi kurban ede.[86]

Bir talibin kýzý kaçsa doksan dokuz kuruþ ve bir koç kurban edeler. Amma lâkin bir maslahatta rehberin on ikide ikini vereler. Onikide iki kuruþ rehberin hakkýdýr.[87]

Bir talip mürebbisinden ve musahibinden malýný men eylese münafýktýr. Hayýrlarý kabul olmaz. Bir talip beþ vakit namaz kýlsa, mürebbisi ve musahibi razý olmasa cennetten mahrumdur. Bir gün ve bir saat mürebbisi razý olsa Hak Taalâ otuz yýllýk günahýn affeder.[88]

1- Kendi rýzasiyle gelen bir tarik çalýnýr.

2- Kendi iradetiyle gelene 3 tarik çalýnýr.

3- Gözcü ile gelene 5 tarik çalýnýr.

4- Sohbetten kalana 12 tarik çalýnýr.

5- Sohbeti ceme düþene 40 tarik çalýnýr.

6- Zalim eli ve zalim dili deðene ve mali ve siyreti bozulana 70 tarik çalýnýr.

7- Mürþit ve mürebbi kaybedip sýr açana 99 tarik çalýnýr.[89]

Amma þeriat abdesti su ile olur. Tarikat abdesti pir elinden biat etmektir. Maarifet abdesti nefsini bilip rabbisini tanýmaktýr. Hakikat abdesti, öz kendi ayýplarýný görüp sairlerin ayýbýný örtmektir.[90]

Ammar Yaser, þahýn huzurunda geçip niyaz eyledi. Eyitti: Ya Þah, icazet olursa erenlere birkaç müþkilât arzedeyim.

Þah-ý velâyet:

- Arz eyle ya Ammar.

Ammar yerine niyaz edip, oturdu.

- Ya Þah, er menzilinde elsiz ve eteksizden el tutulmaz þöyle kim baðlanmýz. Çar darp erkân týraþ sofra çerað olmayandan hilâfet alýnmaz erkân-ý tarikat üzere bizden ve ustaddan alýnmayana el verilmez.

Þah buyurdu:

- Ya Ammar, müritlerim ve muhiplerim tevellâmý ve teberramý gözeteler. Haricilerle ihtilât etmeyeler. Elsizin ve eteksizin eðrisini doðrultmayalar. Ve ustad hakkýna riayet edeler. Ve ustaddan can dahi sakýnmayalar. Böyle itaat edip ustad gözü ile göreler. Ve tarikat ve erkâný evliyadan bir harf öðretenin önüne geçmeyeler. Kavlime itikat edeler. Harici elinden dolu içmeyeler. Yoldan ve haktan kaçmayalar. Ölü ve ihtiyar önüne geçmeyeler. Tarikte olaný ayýralar. Âlem bir, er bir, nur bir. Nefsin bilmeyen hayvandýr. Nefsin bilen insandýr. Men arefe nefsaehu fekad arefe rabbehu. Ele el Hakka. Ve hak dergahýnda çekilen katarýn piþivasýyým[91]

Hacý Bektaþ Veli’nin Sünniliðini, hatta Hanefi olduðunu Sünni Diyanet’in, Ýlahiyatýn saygýdeðer bilginleri(!) ve anlý-þanlý Türk-Ýslamcý yazar ve tarihçiler yýllardýr yineleyip duruyorlar. “Makalat”ý tersinden yorumlayarak, Ahmet Yesevi ve Yusuf Hemedani iliþkileri çerçevesine sokup Nakþibendilerin”amcazadesi” yaparak Hünkar”a bu iftirayý atmaktan geri kalmýyorlar. Bugün Þiiler kendilerinin Alevi olduðunu ileri sürerek, “Hacý Bektaþ’a Sünni bir tarikatçý” derken; tuhaf deðil mi, yýllar önce yetkin bir Þii Ýslam bilgini olan Abdülbaki Gölpýnarlý þunlarý yazýyordu:

“Hacý Bektaþ, bütün manasýyla batýni inanýþlarýn mürevvici (aydýnlatýcý, propagandasýný yapan) bir batýni dai’siydi. Bunu ‘Makalat’ açýkça gösterdiði gibi en eski kaynaklarýn Bektaþilik hakkýnda verdikleri malumat da teyid eder... Ortodoks Müslümanlýktan dýþarý gören saltanat ve medrese, bu zümreyi vakýftan da mahrum etmiþti.” (Abdülbaki Gölpýnarlý, Mevlana Celaleddin, 4.Basým, Ýstanbul-1985, s.239-40)

Hiç kuþkusuz Hacý Bektaþ Veli bir batýni, yani Alevidir; onun veliliði, yüceliði birkaç on milyonu aþan bir inanç topluluðu (Alevi-Bektaþiler) tarafýndan kutsanmasý, adý 750 yýldýr bu toplumun gönüllerinde olduðu kadar tapýnmalarýnda yaþamayý sürdürmüþ olmasý buna kanýt deðil midir?


2. Heterodoks Caferiliðin El Kitabý “Buyruk”


Safevi devletini kuran Anadolu Alevi Türkmen oymaklarý, o dönemin adlandýrmasýyla Kýzýlbaþ Türkmen oymaklarý askeri aristokrasisiydi. Yönetim heterodoks Ýslam grubunun, yani batýni inançlý Alevi-Kýzýlbaþlarýn elindeydi. Üstelik baþý Tebriz’de olan Kýzýlbaþ Safevi devletinin gövdesi Anadolu’daydý. Kuþkusuz bu nedenle Ýmam Cafer Buyruðu da heterodoks Caferilik gibi ayný siyasetin ürünüydü. Açýkçasý Kýzýlbaþ Caferiliðin el kitabýdýr Buyruk; diðer bir söylemle Caferi Mezhebinin Ortodoks Þiiliðe aykýrý olan olan heterodoks yüzünün, yani batýni inanç kurallarý (erkaný), tapýnma biçem ve uygulamalarýný içeren kitabýdýr. Ýþte Anadolu Alevi-Bektaþileri, bu kitabýn kapsamý ve içerdiði inanç, yaþam ve tapýnç kurallarý çerçevesinde Caferidir. 16.yüzyýldan 19.yüzyýla kadar, örneklediðimiz nefeslerinde Caferi ya da Ýmam Cafer mezhebine baðlý olduklarý söyleyen Alevi-Bektaþi ozanlarýnýn söylemlerini bu baðlamda deðerlendirmek gerekir (zorundayýz). Nefeslerin içerdiði batýni anlam ve yorumlamalarý hiçkimse görmezlikten gelemez. Ayrýca Kul Himmet ve özellikle Kul Nesimi’nin “mezheb” yerine “yol” sözcüðünü sýkça kullanmýþ olmasý da bir farklýlýk getirmiyor. Çünkü “yol, Muhammed-Ali yolu” olduðu kadar “Ýmam Cafer Sadýk yolu”dur da.

“Mürid Kur’an okunmasý, Evliya menkýbeleri ve Seyyid Nesimi’nin ilmi okunmasý, Pirin konuþmasý olmak üzere üç durumda itiraz edemez.Bu durumlarda itiraz ederse günahkar olur.”( “Buyruk”, Hazýrlayan: Fuad Bozkurt, Ýstanbul, 1982, s. 49)

Ýmam Cafer Buyruk metinleri hakkýnda Ortodoks(Caferi) Þiiler görüþlerini,
“Anadoluda yaygýn olarak bilinen (bu) eserin Ýmam Sadýk ile uzaktan yakýndan ilgisi yoktur. Bu tamamen Ýmamýn þöhretini kullanmak isteyen köylü kurnazý diyebileceðimiz zihniyetin ürünüdür” biçiminde ortaya konulmaktadýr.

Alevi-Bektaþilerin kutsal bildikleri ve içindeki erkaný (kurallarý) tapýnma törenleri olarak uyguladýklarý “Buyruk” metinlerinin, Þii ve Sünni yazar ve araþtýrmacýlarýnýn ýsrarla vurguladýklarý gibi, Ýmam Cafer Sadýk’la bir ilgisi yok mudur? Kuþkusuz, hepsinin doðrudan Ýmam’ýn sözleri ve buyruklarý olduðunu ýspatlayacak kanýtlara sahip deðiliz. Ama bu demek deðildir ki, Ýmam Cafer Sadýk ile ilgisi yoktur. Bazý Buyruk metinlerinin baþýnda “bu Buyruk tümüyle Ýmam Cafer Sadýk’ýn sözlerinden oluþur” yazýlý olmasý bir abartýysa da, doðrudan onun sözleri olduðu belirtilen yirmiden fazla paragraf bulunmasý ve kendisinden rivayet edilen çok sayýda ayet ve hadis geçmesi ve onlarýn batýni yorumlarý (tevil) asla gözardý edilemez. Aþaðýda Buyruk’un ne zaman hangi siyasal koþullarda, kimler tarafýndan hazýrlandýðý ve (batýni) kaynaklarý hakkýnda, daha önceki yaptýðýmýz çalýþmalar ve yeni araþtýrmalarýmýzla saptadýðýmýz bilgilerden bir özet verceðiz. ..

Aleviler arasýnda Menakýbname, Büyük Buyruk, Ýmam Cafer Buyruðu, Þeyh Safi Buyruðu, Fütüvvetname, Menankýb-ül Evliya vb.olarak bilinen Buyruk’un bilinen en eski nüshasý 1607-8 yýlýnda, Bisati adýnda bir kiþinin kopya edip, Menakýb-ül Esrar Behcet-ül Ahrar (Sýrlarýn öyküsü, özgür insanýn sevinci) adýyla düzenlediði yapýttýr. Ama daha eskisi ele geçmedi diye, Cahit Öztelli'nin, “Besati tarafýndan yazýlmýþ, sonralarý Þah Ýsmail'e maledilmiþtir” diye kesin yargýya varmasýnýn (ki bu yargýyý daha önce Abdülbaki Gölpýnarlý vermiþti) nedeni olamaz

Çeþitli adlar altýndaki Buyruk'larýn hiçbirinin de ilk kez Ýmam Cafer'in kendisi tarafýndan yazýlmýþ olduðu kabul edilemez. Özde elbetteki onun düþünce ve ilkelerinin Türkçe'de yansýmasýdýr. Ýmam Cafer Buyruðu, geleneksel-ama bir siyaset gereði- bir adlandýrma gibi kabul edilebilir. Ancak Anadolu'da Kýzýlbaþlýðýn yükselmesi ve asýl Þah Ýsmail ve onu yaratmýþ olan Kýzýlbaþ Türkmen çevrenin, Alevilik özyönetimini bütün Cem kurumlarýyla birlikte iktidara yönlendirme olan Kýzýlbaþ siyasetinin parçasý olduðu da gözden kaçmamalýdýr. Çok büyük bütünleþtirici iþlevi olmuþtur.

--------------------------------------------------------------------------------


Kuruluþundan beri bu Kurul Kýzýlbaþ Ýhtilali konseyi gibi çalýþýrken, bir yandan da siyaset üretiyordu; Halifeler Halifesinin Anadolu, Suriye, Azerbaycan, Ýran'da Horasan ve Kuzistan eyaletlerine gönderdiði halifeleri aracýlýðýyla Ortodoks Ýslam (Sünni ve Þii) dýþýndaki Oniki Ýmamcý Alevi-Bektaþi ve Ehli Hakçý, Hurufi ve özellikle Ýsmaililer gibi, Sünni yazarlarýn heretik (rafýzi) dedikleri heterodoks Ýslam topluluklarýyla iletiþim kurulmuþ siyaset ve bilgi alýþveriþi yapýyordu. Bir kere Alisoylu Safevi hanedanýnýn ve büyük Þeyh olarak Erdebil Dergahýnýn kurucusu Þeyh Safi'nin Sünni olmadýðý, çevresindeki Sünni hükümdarlara kendisini öyle gösterdiðine, Anadolu Alevi Türkmenlerine inandýrýlmasý gerekiyordu. Ayrýca Þah Hatayi'nin de birçok nefesinde övdüðü yücelttiði ve ona candan baðlýlýðýný söylediði Hacý Bektaþ Veli gibi, Þeyh Safi'nin de ermiþ velilerden olduðunu vurgulamak ve Erdebil'i çekim merkezi yapmaktý amaç. Bu baþarýlmýþtýr.

Ayrýca Þeyh Safi ile ustasý Gilanlý Þeyh Ýbrahim Zahidi arasýnda geçtiði anlatýlan iki keramet, Hacý Bektaþ Veli Menakýbnamesi’den(Vilayetname) aynen alýnmýþ ve bu kitapta Yunus Emre ile þeyhi Tapduk Emre ve Hacý Bektaþ ile Akçakoca arasýndaki olaylar biçim ve öz olarak sonuçlarýyla birlikte Þeyh Safi üzerinde yinelenmiþtir.

Büyük olasýlýkla, Ehl-i Ýhtisas kurulunun önemli üyesi “Halifeler Halifesi” baþkanlýðýnda (Belki Dede ve Abdal üçlüsünün) oluþturduðu bir komisyon, ilk Buyruk metnini hazýrladý ve sonra Kurul’dan geçirildi. Bu varsayýmý Kul Himmet’in bir þiirinde kullandýðý bir söyleme borçluyuz.

Þeyh Safi'nin Ýmam Cafer Sadýk'tan esinlendiðini ve Buyruðu'ndaki sözleri ondan aldýðýný ve hatta Ýmam Cafer'in mührünü taþýdýðýný þiirlerinde ifade eden Safevi soylu Dede Kul Himmet bu prapagandaya büyük katkýda bulunmuþtur:


Erdebil'den gelince Rum'a

Sözümüz bizim didardan gelir

Þeyh Safi Buyruðu'n eyledim kabul

Sözü onun daim Cafer'den gelir

...

Makalatýn ahiri cemalatýn zuhuru

Þeyh Safi'ye deðiptir Ýmam Cafer mühürü


Kul Himmet [9]73/1563 yýlýnda yazmýþ olduðu þiirde, “Ýmam Cafer Heyeti'' diye adlandýrdýðý, Kýzýlbaþ Safevi devleti yöneticileri eski “Ehl-i Ýhtisas” yüksek kurulunun “Halifeler Halifesi”nin baþkanlýðýndaki bir alt komisyon olmalýdýr.Þiirlerindeki Buyruk’a iliþkin bilgiler bize, sonralarý Kul Himmet'in heyette yer almýþ olabileceðini de düþündürüyor. Kul Himmet bu þiirinde, Þah vekili Þamlu Hüseyin Haný öldürtüp Ehli Ýhtisas’ý daðýtan ve Ýranlý ortodoks Þiilerin eline düþen Þah Tahmasb’ý(1524-1576) dolaylý olarak eleþtirmekte; asýl onlarýn(Ehl-i Ýhtisas Kurulu ve Ýmam Cafer heyetinin) söylediklerine kulak veriniz diye karþý propaganda yapmaktadýr. Ancak týpký Pir Sultan'ýn birçok þiirinde yaptýðý gibi, kapalý ve simgelerle vermektedir düþündüklerini:


Eðer candan sever isen sen beni

Eðlen uçup gitme der güle bülbül

Senin mekanýn benim kalbim evidir

Vücudum þehrine kona der bülbül

......

Ýmam Zeynel içti abu hayatý

Muhammed Bakýr'a ver saadeti

Dört kitapla Ýmam Cafer heyeti
Yetmiþ üçte mümin kula der bülbül (=73, hicri 973’ün kýsaltmasý, Ý.K.)

......

Kul Himmet dilinden güherler saçar

Geçer þu mahluðun eyyamý geçer
Mümin olanlara rahmetler saçar

Dünya baki deðil fena der bülbül
Baþa dön
Kullanýcý bilgilerini göster Kiþisel mesaj gönder
Mesajlarý göster:
Yeni Baþlýk Gönder  Cevap Gönder   Yazdýrýlabilir Sayfa UserNuke Mesaj Panosu Ana Sayfa ->  *Alevilik ve Kültürü* Zaman Sizin Bilgisayar Zamanýylan Ayarlandý
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsýnýz
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarýnýzý silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsýnýz
Bu foruma eklenti gönderemezsiniz
Bu forumdan eklenti indiremezsiniz




Powered by phpBB © 2001, 2006 phpBB Group

chromo Theme by effectica ©
Forums ©
Powered by Nuke Evolution theme designed by effectica.com

Spambot Killer
Site Map

[News Feed] [Forums Feed] [Downloads Feed] [Web Links Feed] [Validate robots.txt]


Türkçeye Çeviri Ve Destek UserNuke.Com --*--PHP-Nuke Copyright © 2006 by Francisco Burzi.
All logos, trademarks and posts in this site are property of their respective owners, all the rest © 2006 by the site owner.
Powered by Nuke-Evolution.

[ Sayfa Üretimi: 0.40 Saniye | Memory Usage: 8.79 MB ]

.